
Judith Butler’ın toplumsal çatışmalarda şiddete ve şiddetsizliğe başvurmanın siyasi ve etik boyutlarını tartıştığı kitabı Şiddetsizliğin Gücü - Etik-Politik Bir Düğüm, Başar Ertür’ün çevirisiyle Metis Yayınları tarafından yayımlandı.
Butler; şiddetsizlikten yana tavır alıyor ve meşru şiddet tekelini elinde tutan aktör olarak devletin şiddet tanımındaki muğlaklığı kendi amaçları doğrultusunda nasıl kullanabildiğini gösterirken, bir yandan da şiddetsizliği savunmak için yeni bir tasavvur geliştiriyor ve şiddetsizliği toplumsal eşitliğin bir gereği olarak temellendiriyor. Şiddetin özsavunma olarak meşrulaştırılmasında sorunlu bulduğu sınırı, kimin “öz”, yani “biz” olarak tanımlanageldiğini ve bu sınır var olduğu sürece şiddeti özsavunmayla gerekçelendirmenin nasıl bir dışlama, dolayısıyla eşitsizlik yarattığını tartışıyor. Yine eşitlik açısından, bütün yaşamların aynı derecede önemli addedilmesi için insanlar daha hayattayken “yası tutulabilirliğin” nasıl pay edildiğini düşünmeye çağırıyor. Klasik sözleşmeciliğin temelinde yatan bireyciliğin eleştirisiyle birlikte, Butler şiddetsizliği karşılıklı bağımlılığın kaçınılmazlığına dayandırıyor.
“Şiddetsizlik savunusu, siyasal yelpazenin her kesiminden şüpheci tepkilerle karşılaşıyor. Solda, radikal toplumsal ve iktisadi dönüşümün ancak şiddetle mümkün olduğunu iddia edenler olduğu gibi, daha ılımlı bir yaklaşımla, bu tür değişimi sağlayabilmek için şiddetin elde bulundurmamız gereken taktiklerden biri olduğunu söyleyenler de var. Şiddetsizliği, ya da şiddetin araçsal veya stratejik kullanımını savunan argümanlar ileri sürmek mümkün, ama bunların kamusal olarak tartışılabilmesi için öncelikle neyin şiddet neyin şiddetsizlik teşkil ettiği konusunda genel bir uzlaşmanın var olması gerekir. Şiddetsizliği savunanların karşılaştığı en büyük zorluklardan biri “şiddet” ve “şiddetsizlik”in tartışmalı terimler olması. Örneğin kimileri yaralayıcı söz edimlerini “şiddet” olarak adlandırırken, kimileri ise dilin açıktan tehdit durumları hariç hiçbir zaman tam anlamıyla “şedit” addedilemeyeceğini iddia ediyor.” (Kitaptan)
Caz dünyasının önemli isimlerinden Jane Monheit, geçtiğimiz yıl yayımladığı Come What May isimli son albümünün turnesi kapsamında, 4 Şubat Cuma akşamı CRR konser salonunda müzikseverlerle buluşacak.
Jane Monheit, uzun bir aradan sonra bu konserle İstanbul’da yeniden sahne alacak. Frank Sinatra ve Sarah Vaughan gibi efsanevi caz vokallerinin sahip olduğu dramatik yaratıcılığa sahip ender isimlerden biri olan sanatçı, seslendirdiği parçalarla dinleyenleri cazın büyülü dünyasına taşıyacak. Monheit’e sahnede Michael Kanan (klavye), Neal Miner (bas) ve Rick Montalbano (davul) eşlik edecek. Konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Jane Monheit 20 yaşındayken, 1998 Thelonious Monk Enstitüsü’nün vokal yarışmasında, Teri Thornton’un ardında ikinci oldu. Kısa bir süre sonra Monheit, Kenny Barron, Ron Carter ve Lewis Nash’in yer aldığı Never Never Land isimli ilk albümünü çıkardı. Caz Gazetecileri Derneği tarafından En İyi Çıkış Yapan Albüm olarak seçilen Never Never Land albümü, bir yıldan fazla bir süre Billboard Jazz listesinde kaldı. Sanatçı yıllar içinde Terence Blanchard, Tom Harrell, Freddy Cole, Mark O'Connor, David Benoit ve Ivan Lins gibi pek çok sanatçının albümlerinde de yer aldı.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen İstanbul Tasarım Bienali’nin, Ortak Kültür Mirası: Türkiye ve AB Arasında Koruma ve Diyalog-II (CCH-II) Hibe Programı desteğiyle ve Karlsruhe Sanat ve Tasarım Üniversitesi (Staatliche Hochschule für Gestaltung Karlsruhe [HfG]) ortaklığında hayata geçirdiği konuk tasarımcı programı Camekân, 31 Ocak - 28 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilecek.
Genç tasarımcıların disiplinlerarası ve bölgeler ötesi iş birlikleri geliştirmelerini hedefleyen Camekân programı kapsamında Türkiye’nin İstanbul dışındaki şehirlerinden ve Avrupa’dan, üniversite öğrencisi ya da yeni mezun sekiz genç tasarımcı, 31 Ocak - 28 Şubat tarihleri arasında, İstanbul’da bir araya gelecek. Program Türkiye’nin önde gelen hat ve cilt sanatçılarından Prof. Emin Barın’ın uzun yıllar atölye ve ciltevi olarak kullandığı Barın Han’da gerçekleştirilecek. Ekim 2021’de yapılan açık çağrı sonucu Camekân’a katılacak sekiz genç tasarımcı, Yılmaz Şahser, Kusay Tatlı, Elif Sarıgüzmen, Hanieh Fatouraee, Jannik Lang, Clemens Lauer, Pia Matthes ve Kathrin Rüll olarak seçildi.
İKSV, katılımcıların seyahat ve konaklama masraflarını karşılayacak, araştırma ve üretim süreçlerini kolaylaştıracak, ihtiyaç duyabilecekleri ilişkileri, malzemeleri, çalışma alanını ve desteği sağlayacak. Program ayrıca dördü Türkiye’den, dördü Avrupa’dan olmak üzere, sekiz mentor/eğitmen/uzmanı da İstanbul’da bir araya getirecek.
Camekân, mentorların genç tasarımcılarla bir araya gelecekleri, farklı uygulamaların deneneceği, karşılıklı tartışmaya ve öğrenmeye dayanan, özgün üretimlere ev sahipliği yapacak yeni bir öğrenme platformu olmayı amaçlıyor. Program tasarım, mimari ve çağdaş sanat alanlarında çalışan küratör ve Karlsruhe Sanat ve Tasarım Üniversitesi [HfG] Rektörü Jan Boelen ve FIELDS ortağı ve Bahçeşehir Üniversitesi öğretim görevlisi, tasarımcı Mevce Çıracı’nın danışmanlığında ve mentorluğunda düzenleniyor. Camekân’ın diğer altı mentoru; tasarımcı ve tasarım eğitmeni Ayşenaz Toker; sanatçı, Nohlab ve NOS’un kurucularından Candaş Şişman; tasarımcı ve öğretim görevlisi Meriç Kara; sanatçı, sinemacı ve HfG öğretim görevlisi Mustafa Emin Büyükcoşkun; konsept geliştiricisi, sanat yöneticisi ve sanat araştırmacısı Norina Quinte ile tasarımcı Katharina Wall, küratör Jules van den Langenberg ve stratejist Willem Schenk’ten oluşan Ornamenta 2024 küratöryel ekibi olacak.
Camekân’da ayrıca program mentorları halka açık, toplam sekiz ücretsiz açık ders verecek. Dersler, kimi zaman bir konuşma, kimi zaman da İstanbul’da belirli bir rotada yapılacak yürüyüşler ya da mekân ziyaretleri şeklinde düzenlenecek. Şubat ayı boyunca devam edecek derslere rezervasyon yaptırarak katılabilirsiniz. Camekân programı hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Nilüfer Belediyesi, 2013 yılından bu yana sürdüğü “Yılın Yazarı Etkinlikleri”nde 2022 yılını Sait Faik Abasıyanık’a armağan etti.
2022 yılını, yazarlık yürüyüşüne Bursa Erkek Lisesi’nde başlayan, iki roman, bir şiir kitabı ve çok sayıda hikâyeyi ardında bırakan Sait Faik Abasıyanık’a adayan Nilüfer Belediyesi, etkinlikleri 28 Ocak günü gerçekleşen basın toplantısında başlattı. Basın toplantısına Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem, Proje Danışmanı Yalçın Armağan, yazarın kitaplarının telif haklarını bağışladığı Darüşşafaka Cemiyeti’nden Darüşşafaka Yönetim Kurulu Üyesi Serpil Tunçer, Darüşşafaka Dış Kültür Tarih Komisyon Üyesi ve aynı zamanda Sait Faik Hikaye Armağanı Jüri Üyesi Beşir Özmen, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Zafer Yıldız ile Nilüfer Belediyesi Kütüphane Müdürü Şafak Pala katıldı.
Toplantının açılış konuşmasını yapan Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem, “2022 yılını da Türk edebiyatında hikâye denildiğinde ilk akla gelen isimlerden biri olan Sait Faik’e armağan ediyoruz. Bilindiği gibi Sait Faik, bu kentte geçmişi olan bir isim. Bursa Erkek Lisesi’nde okuyan Sait Faik, eserlerinde çevreci kimliğiyle de ön plana çıkan ve doğanın geleceğinden duyduğu endişeyi sık sık dile getiren bir yazar. Bizler de aynı zamanda İklim Yılı ilan ettiğimiz 2022 yılında Nilüfer’de Sait Faik’in kelimelerinden örülü bir dünyayı yakından tanımaya çalışacağız” diye konuştu. Yıl boyunca toplumun farklı kesimleriyle okuma etkinlikleri, atölyeler, sergi, film gösterimi, söyleşi gibi etkinlikler organize ederek okurları Sait Faik edebiyatıyla buluşturacaklarını ifade eden Başkan Erdem, Yılın Yazarı etkinlikleri kapsamında bugüne kadar 620’yi aşkın etkinlik yaparak, 100 bini aşkın okura ulaştıklarını, 82 bin adet de kitap dağıttıklarını söyledi. Erdem, bu yıl da herkesi Sait Faik edebiyatıyla buluşmaya ve etkinliklere katılmaya davet etti.
Nilüfer Belediyesi’nin yılın yazarı etkinlikleri ile kenti, edebiyatın merkezi hâline getirdiğini ifade eden 2022 Yılın Yazarı Sait Faik projesinin danışmanı Yalçın Armağan da “Bu yıl Nilüfer’de yılın yazarı olarak Sait Faik Abasıyanık isminin seçilmesinde en anlamlı noktalardan birisi de Sait Faik’in yazı hayatına Bursa’da başlamış olması ve yaklaşık 100 yıl sonra O’nu Bursa’da anacak olmamızdır. Sait Faik, estetik bağlamda Türkiye’de modern hikayenin kurucusu olarak, tarzı ile kendisinden sonraki Türk hikayecilerini çok etkiledi. O, ayrıca edebiyatı bir etik mesele haline de getirerek daha adil ve güzel bir dünyanın peşine düştü. Aslında bu yıl özellikle Sait Faik isminin seçilmesinin nedenlerinden biri de Nilüfer Belediyesi’nin İklim Yılı teması. Çünkü Sait Faik aynı zamanda 1950’lerde sadece Türkiye değil, dünya çapında çevre hareketlerinde öncü isimlerinden” dedi.
Mabel Matiz, bu yıl yayımlanması planlanan yeni albümünden ilk teklisi “Hanfendi”yi Pose Records etiketiyle müzikseverlerle buluşturdu.
Sözü ve müziği Mabel Matiz’e, aranjmanı Adi Rotem’e ait olan “Hanfendi”, yoğun 80’ler retro synth’leri ve güncel ritmiyle etkileyici bir sound örneğini dinleyiciye sunuyor. Mabel Matiz “en iyimser şarkılarımdan” dediği bu yeni şarkısında gündelik, ikili konuşmalara yer veriyor. Şarkının artwork çalışması ise Maria Jesus Contreras’a ait. Şarkı ile eş zamanlı olarak yayımlanan video klibin yönetmenliğini Melih Kun, sanat yönetmenliği ve styling’ini Anıl Can yaptı.
Mabel Matiz’in “Hanfendi” isimli yeni şarkısının klibini buradan izleyebilirsiniz.
Kadıköy Belediyesi’nin yeni kültür sanat mekânı Alan Kadıköy, “XX. Yüzyılın 20 Modern Türk Sanatçısı 2021” sergisi kapsamında 4-12 yaş aralığındaki çocuklar için düzenlediği atölyelerine 27 Şubat 2022 tarihine kadar devam ediyor.
Yasemin Uygur tarafından verilen atölyeler, sergide yer alan sanatçıların eserlerinden yola çıkılarak farklı temalar üzerinden tasarlanarak çocuklara, sergiyi interaktif bir şekilde deneyimleme fırsatı tanıyor.
Alan Kadıköy’de 27 Şubat 2022 tarihine kadar devam eden, kontenjan ile sınırlı ve ücretsiz gerçekleşecek atölyelere katılım için rezervasyon kadikoy.bel.tr adresinden yapılabilir.
“XX. Yüzyılın 20 Modern Türk Sanatçısı 2021” Sergisi Atölye Programı
2 Şubat 2022
Ömer Uluç ve Çizgiler (11:00-11:45, 4-6 Yaş)
Şakir Paşa Ailesi Fahrelnisa ve Nejad (12:00-12:45, 6-8 Yaş)
Burhan Doğançay ve Enstalasyon (13:00-13:45, 8-12 Yaş)
4 Şubat 2022
Müzik ve Mubin Orhon (11:00-11:45, 4-6 Yaş)
Soyut ve Modern Sanat (12:00-12:45, 6-8 Yaş)
Fikret Mualla ve Renkleri (13:00-13:45, 8-12 Yaş)
5 Şubat 2022
Müzik ve Mubin Orhon (11:00-11:45, 4-6 Yaş)
Şakir Paşa Ailesi Fahrelnisa ve Nejad (12:00-12:45, 6-8 Yaş)
6 Şubat 2022
Kubizm ve Ferruh Başağa (11:00-11:45, 4-6 Yaş)
Grafiti ve Burhan Doğançay (12:00-12:45, 8-12 Yaş)
13 Şubat 2022
Müzik ve Mubin Orhon (11:00-11:45, 4-6 Yaş)
Soyut ve Modern Sanat (12:00-12:45, 6-8 Yaş)
Burhan Doğançay ve Enstalasyon (13:00-13:45, 8-12 Yaş)
20 Şubat 2022
Ömer Uluç ve Çizgiler (11:00-11:45, 4-6 Yaş)
Kubizm ve Ferruh Başağa (12:00-12:45, 6-8 Yaş)
Fikret Mualla ve Renkleri (13:00-13:45, 8-12 Yaş)
27 Şubat 2022
Müzik ve Mubin Orhon (11:00-11:45, 4-6 Yaş)
Şakir Paşa Ailesi Fahrelnisa ve Nejad (12:00-12:45, 6-8 Yaş)
Grafiti ve Burhan Doğançay (13:00-13:45, 8-12 Yaş)
Japon mimarlık ofisi Kengo Kuma and Associates’in (KKAA) imzasını taşıyan Odunpazarı Modern Müze binası, ARTnews’un “Son 100 Yılın En İyi 25 Müze Binası” listesinde yer aldı.
Odunpazarı Modern Müze, sanat dünyasının en prestijli yayınları arasında yer alan ARTnews’un hazırladığı listede “Son 100 Yılın En İyi 25 Müze Binası” arasında gösterildi. “Bir müzeyi muhteşem yapan nedir?” sorusuyla yola çıkan ARTnews’un listesinde, mekânlarda sergilenen eserler kadar, mimari tasarımının da değerli bir sanat eserine dönüştüğü ve hatta bulunduğu yerin kültürel yapısını değiştiren müze binaları bulunuyor. Listede OMM binası haricinde Fransa’dan Centre Pompidou ve Louvre, İspanya’dan Guggenheim Bilbao, İtalya’dan MAXXI gibi dünyanın önde gelen müzeleri yer alıyor.
2019 yılında Eskişehir’de açılan OMM, Türkiye genelinde, kültürel gelişimin artırılmasını ve gençlerin sanatsal birikiminin güçlenmesini hedefleyerek tasarladığı sergi ve etkinlik programlarını açıldığı günden bu yana sanatseverlerle buluşturmaya devam ediyor. OMM Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülü, Avrupa Müzecilik Ödülleri ve İngiltere’de düzenlenen Museum and Heritage Awards dahil olmak üzere ulusal ve uluslararası pek çok ödül kazandı. OMM açılışından bu yana 250 bini aşkın ziyaretçi ağırladı.
OMM’da geçtiğimiz ay açılan 31 sanatçının eserlerinden oluşan “Maziye Bakma Mevzu Derin” başlıklı karma sergi 31 Mayıs tarihine kadar sanatseverlerle buluşuyor. OMM’un tüm katlarına yayılan sergi, toplumsal normlara dayanan alışkanlıklara ve “öteki”yi tanımlama biçimlerine odaklanırken tabu, özgürlük ve ifade alanları gibi kavramları sosyal düzen ve bu düzenin ritüelleri üzerinden sorguluyor.
Künye: OMM by Kengo Kuma and Associates. Fotoğraf ©NAARO.
2022 Altın Küre’de En İyi Yabancı Dilde Film ödülünün sahibi olan, 2022 Oscar Ödülleri Kısa Listesi’ne giren, Ryusuke Hamaguchi imzalı Drive My Car, 28 Ocak’tan itibaren (bugün) Başka Sinema’da izleyicilerle buluşuyor.
2021 Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı kazanan The Wheel of Fortune And Fantasy’nin yönetmeni Ryusuke Hamaguchi’nin yeni filmi Drive My Car, bir Haruki Murakami hikâyesinden sinemaya uyarlandı. Hidetoshi Nishijima, Toko Miura ve Masaki Okada’nın oyuncu kadrosunda yer aldığı film dünya prömiyerini Cannes Film Festivali’nde yaptı ve En İyi Senaryo ödülünü kazandı.
“Kaybettiği eşinin yasını tutan başarılı yönetmen Yusuke Kafuku, Çehov’un Vanya Dayı oyununu sahneye koymak üzere Hiroşima’da bir festivale çağırılır. Festival kendisine 20 yaşında bir kadın şoför tahsis eder; Kafuku, hiç beklemediği bir şekilde, gizemli şoförüyle yalnızlık, kayıplar ve yasla bezeli, sırların karşılıklı olarak açıklandığı bir dizi yolculuğa çıkar.”
Sanatın aslen insan doğasını daha iyi anlamak için bir araç olabileceğini savunan Drive My Car filminin fragmanını buradan izleyebilirsiniz.
Evin Sanat Galerisi, İstanbul Okan Üniversitesi Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi’nin her yıl düzenlediği “Paslaşmalar” başlıklı sergi serisinin yedincisine 3 - 26 Şubat tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor.
“Paslaşmalar VII / Forum” sergisinde; İstanbul Okan Üniversitesi Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi’nden Batu Bozoğlu, Eda Çekil, Merve Ertufan, Mürteza Fidan, N. Kurucu Koçanoğlu, Alper Mazman, Dilek Tina Winchester ve Gizem Yücelen’in yanı sıra Evin Sanat Galerisi’nden; Setenay Alpsoy, Ahmet Elhan, Kader Genç, Işık Güner, Hakan Gürsoytrak, Temür Köran, Zulal’ın eserleri yer alıyor. Çeşitliliğe ve farklı seslere vurgu yapan sergi “Forum” başlığı altında gerçekleşiyor.
Sanatçıların birlikte üretimler yaptığı ya da üretimleriyle birbirlerine karşılık verdiği “Paslaşmalar” serisi, bu sene farklı üretim biçimleri ve farklı yaklaşımlarla üretilmiş birbirinden bağımsız eserleri “Forum” başlığı altında buluşturuyor.
“Paslaşmalar VII / Forum” başlıklı karma sergi 3 - 26 Şubat tarihleri arasında Evin Sanat Galerisi’nde ziyaret edilebilir.
Nurinisa Eroğlu’nun hazırlayıp ve sunduğu “Harf’ten ve Nota’dan” dizisinde 30 Ocak akşamı Yapı Kredi Kültür Sanat – Loca’da Nâzım Hikmet’in şiirleri ve mektuplarında yankılanan şarkıların izinin sürüleceği “Nâzım Hikmet İçin 120. Yaş Konseri” gerçekleşecek.
Eserleri YKY tarafından okurla buluşturulan Nâzım Hikmet’in 120. doğum yıldönümü, onun klasik müziğimize olan sevgisinden yola çıkılarak, bir konserle kutlanacak. Solist Güzin Değişmez’e, tanburda Birol Yayla, kemençede Lütfiye Özer, kanunda Taner Sayacıoğlu eşlik edecek.
30 Ocak akşamı saat 17.00’de Yapı Kredi Kültür Sanat – Loca’da gerçekleşecek “Nâzım Hikmet İçin 120. Yaş Konseri”nin biletlerini buradan alabilirsiniz. Etkinliğe girişte HES kodu ya da aşı kartı gösterilmesi ve etkinlik süresince maske takılması zorunlu olacak. Kapılar etkinlik başlamadan yarım saat önce açılacak ve öğrencilerin indirimli biletleriyle birlikte öğrenci belgesi göstermeleri zorunlu olacak.
“Karıcığım, bir şarkı vardır: ‘Gün batar, kuşlar döner, dönmez bu yolda beklenen!” Ben hep bu şarkıyı söyler oldum.” - 15.04.1940, Çankırı Hapishanesi, “Piraye’ye Mektuplar”dan