GÜNDEM
  • 08-04-2022

    Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi’nde sanatseverlerle buluşan “İcra ve Zarafet” sergisi kapsamında, küratör Derya Yücel, sanatçı Eda Gecikmez ve Necla Rüzgar’ın katılımıyla 17 Nisan Pazar günü saat 13:00’te bir söyleşi gerçekleştirilecek.

    Küratörlüğünü Derya Yücel’in üstlendiği “İcra ve Zarafet” başlıklı sergi Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi’nde izleyiciyle buluşuyor. Sergi, 20 güncel sanatçının farklı medyumlardaki üretimleri ile Erimtan Müzesi’nin Roma, Urartu, Hitit ve Bizans dönemlerine ait arkeoloji koleksiyonu arasında bağlamsal bir ilişki kurmayı amaçlıyor. Sergi gelenek-güncel, sofistike ve gündelik, bireysel ve kamusal, sanat ve hayat gibi ayrımların ötesinde, düşüncenin ve icranın, sanat ve zanaatin birbirlerine bulaştıkları o zarif yaratıcı alana odaklanıyor. Sanatın zanaat, sanatçının zanaatçı, estetiğin işlev üzerindeki zaferi olarak yazılmış bir sanat tarihinin günümüzdeki anlamını sorgulayan sergi, sanatın toplumsal, politik, estetik ve eleştirel bağlamda çok yönlü düşünsel anlatımı ile ortaya çıkardığı formlar arasındaki yaratıcı ilişkiyi ele alıyor.

    “İcra ve Zarafet” sergisini 17 Temmuz tarihine kadar pazartesi hariç her gün 10:00 - 18:00 saatleri arasında Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi’nde ziyaret edebilirsiniz. 17 Nisan Pazar günü saat 13:00’te ücretsiz olarak gerçekleştirilecek etkinlik için ise 12:30’dan itibaren müzeye giriş yapabilirsiniz.

    ​Adres: Kale Mah. Gözcü Sok. No:10 Altındağ/Ankara

    0
    0
    1716
  • 08-04-2022

    Wendy Meddour'ın bireysel farklılıklarımızla böbürlenmenin yersizliğine vurgu yapan, herkesin bir yönüyle sıradan olduğuna dikkat çeken ve kibri yeren kitabı Sıradan Bir Geko, Ümit Mutlu’nun çevirisiyle Uçanbalık’tan çıktı.

    Carmen Saldaña'nın resimlediği Sıradan Bir Geko, 5 yaş ve üzeri tüm okurlarını tropikal renklerin hüküm sürdüğü bir yağmur ormanına götürüyor ve dünyadaki en müthiş hayvanlara örnek gösterilebilecek kamuflaj ustalarıyla tanıştırıyor. Farklılıkların ayrıştırıcı değil birleştirici gücüne değinen kitap ayrıca sevmek ve sevilmek kavramlarını kendini özel hissetme durumu ile ilişkilendirerek ele alıyor.

    Piko'ya göre, özel bir canlı olmak zor iş. Ama elden ne gelir! Bazen, kamufle olmayı o kadar iyi başarıyor ki, kendisine bir ödül vermeleri gerektiğini bile düşünüyor. Hatta belki de ona artık ''Yağmur Ormanının Kralı, Kamufle Ustası Piko'' demeliler!

    ''Vrrak!'' dedi bir anda, kütükte oturan bir şey.
    Fıtı fıtı diye kanat çırparak uçup geçti gökyüzünden bambaşka bir şey.
    Ama gariptir ki Piko hiçbirini fark etmedi!
    Yoksa Piko, ormandaki en iyi kamufle olan hayvan değil mi? 

    0
    0
    2252
  • 07-04-2022

    Yönetmen Mahmut Fazıl Coşkun’un yönettiği, Bulut Reyhanoğlu ve Vanessa Medini Arslan’ın hem kreatif hem ana yapımcılığını üstlendiği Türkiye’nin ilk çağdaş sanat belgeseli olma özelliğini taşıyan Crossroads, 41. İstanbul Film Festivali’nin Ulusal Belgesel Yarışması kapsamında prömiyerini yapacak.

    Crossroads; Gülay Semercioğlu, Seçkin Pirim, Candaş Şişman ve Sinan Logie’nin, Doğu ve Batı kültürlerini harmanladıkları üretim pratiklerine ışık tutuyor. Belgesel, Türk çağdaş sanatının ve sanatçısının dünya çapındaki bilinirliğini artırmayı hedefliyor.

    Türk görsel sanatının dünyada tanınan dört önemli ismini bir araya getiren bu belgesel, sanatçıların özgün estetik dünyalarını ve sanat yolculuklarını, gündelik hayatları ve şehirle kurdukları ilişki üzerinden anlatıyor. Geçmişi, geleceği, kaosu, kültürü, kenti ve farklı sanat disiplinlerini buluşturan kozmopolit şehir İstanbul’daki atölyelerinden çıkan eserler şehrin büyüleyici sokaklarından dünyanın önemli sanat galerine ve müzelerine uzanıyor. Crossroads, dört sanatçının sanatsal dönüşümlerini de kayıt altına alıyor. Tıpkı İstanbul’un dönüşümü gibi…

    Crossroads’un ilk gösterimi, 15 Nisan Cuma akşamı 19.00’da Beyoğlu Sineması’nda gerçekleşecek. İkinci gösterim ise 18 Nisan Pazartesi saat 11.00’de Sinematek/Sinemaevi’nde olacak.

    0
    0
    3285
  • 07-04-2022

    New York’ta yaşayan Macar asıllı sanatçı Susan Silas’ın üç videosundan oluşan “Evcilleşmemiş / Untamed” sergisi 15 Nisan - 30 Nisan 2022 tarihleri arasında “Senkron Eş Zamanlı Video Sergileri” kapsamında KOLİ Art Space’de izleyiciyle buluşacak.

    Silas, tam adıyla “Evcilleşmemiş / Untamed: Mitolojik Soruların Silas’ın Bedeninde Yeniden Sorulduğu Bir Karşılaşma” sergisinde yer alan üç videoda Leda and the SwanAging Venus ve Sleeping Aphrodite mitolojilerdeki sürekli yaşanan karmaşıklığı ve bunun Batı kültürü ile etkileşimini yansıtıyor.

    Leda; Pompeii’deki ayakta kalan mozaiklerde, antik heykellerde, Michelangelo’nun resimlerinde ve 20.yy fotoğraflarında ortaya çıkıyor. Tahammül ettiği hayvansallığın yasadışı bir tasviri mi? Ya da güzelliğiyle Troya Savaşı’na neden olan Helen'in annesi olduğu için mi? Zeus bir kuğu kılığına bürünüp Leda’yı baştan çıkarıp tecavüz etmeye çalışır. Neden bir tanrı yerine kuğu kılığına girip Leda’yı baştan çıkarıp tecavüz etmenin daha kolay olduğu hiçbir zaman açıklanmıyor. Leda and the Swan, derine dalmak için bir kadın (ve yaşlanan bedeni) öne sürüyor, fakat kuğu tamamıyla bencil ve narsist bir şekilde tüylerini yalıyor. Hangi aktörün av hangisinin avcı olduğunu belirsizleştiren bir sahne yaratıyor.

    Aging Venus işinde Venüs’ü yaşlanan bir kadın bedeni temsili olarak öne sürmek ne anlama gelir? Medyada fazlasıyla yayımlanan çıplak kadın imgesine rağmen, aralarında yaşlanan kadınlara rastlamak çok nadirdir. Hermaphroditus, Hermes ve Afrodit’in oğludur. Hermaphroditus peri olan Salmacis’in kendisi ile yakınlaşmak istemesini reddetmesi üzerine, Salmacis bedenlerini birleştirmek için Zeus’un peşine düşer. Louvre ve Uffizi müzelerinde sergilenen Uyuyan Afrodit’in mermer heykelleri bu birleşmiş iki bedeni temsil eder. Şaşkınlık, güzellik ve gücü tasvir eden bir bedendir. Heykel, yalnızca zevk içerisinde birleşen aşıkların deneyimlerine değil, aynı zamanda yeni doğmuş bir bebeğe ona daha isimlendirilmeden önce bile atanan erkek ve kadın sınırlarına meydan okuyarak, bedenin cinsiyette akışkan olarak yeniden çerçevelenmesini anlatıyor. Sleeping Aphrodite videosu; heykeldeki bükümlü duruşu benimseyerek, bedeninin sınırlarına karşı bir başkaldırıdır.

    ​“Evcilleşmemiş / Untamed” sergisi 15 Nisan ile 30 Nisan 2022 tarihleri arasında; Pazar, Pazartesi ve Salı günleri hariç 13:00 - 18:00 saatleri arası gezilebilir.

    0
    0
    2068
  • 07-04-2022

    Başak Daşman’ın oyunculuğun kendine has gözlem gücünü yazı dünyasına aktardığı on öyküden oluşan yeni kitabı Gördüm Çiçeği, İthaki Yayınları’ndan çıktı.

    Daşman, kitabın sözdiziminde de, imla tercihlerinde de, adı gibi özgün ve kimi zaman da aykırı. Gördüm Çiçeği içinde bulunduğumuz evrende ya da bir başkasında, tek başına ya da arkadaşlarla, monoton bir gün daha ya da yaşanacak sıkı bir macera.

    “Kedilerin sık sık gördüğü, sizinse hiç görmediğiniz bir çiçek: Gördüm Çiçeği. Henüz onunla tanışmadınız ama gözlerinizin önünden yavaş yavaş, damla damla geçmesi yakındır.”

    “Gözümün önünde ağzına kadar pembe Gördüm Çiçeği yapraklarıyla dolu dev bir kule canlandı. Hemen arka sokakta. Kule kendini kendine sıkıştırıyor, sıkıştırıyor, sıkıştırıyor ve gövdesinin altındaki minik musluğundan birkaç damla yağ süzülüp yavaş yavaş damlıyor. Altına şişe koymayı unutuyorlar. Olamaz! Oradan geçen kediler ağızlarını şapırdatarak içiyorlar o bin bir emekle, onca çiçekten çıkan yağı. Kediler ondan böyle. Bu kadar başına buyruk.

    Hep bir bildikleri varmış gibi dolanmaları bundan belki de. Adi kediler.
    Hırsızlık düpedüz, hem de güpegündüz! Kaç para bu! Ayıptır be! Kaç para bu! Hakikaten kaç para bu?”


    Fotoğraf: ©Nazlı Erdemirel​

    0
    0
    1927
  • 07-04-2022

    Ceylan Özgün Özçelik’in ortak teması kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet olan ve farklı formlarda farklı öyküler anlatan üçlemesinin ikinci filmi Cadı Üçlemesi 15+ Cezaevinden Mektuplar, dünya prömiyerini 41. İstanbul Film Festivali’nin Ulusal Belgesel Yarışması kapsamında gerçekleştirecek.

    Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddete dair farklı biçimlerde, zamansız ve mekânsız şifa hikâyeleri anlatan Cadı Üçlemesi projesi, bir belgesel ile biri kısa biri uzun iki kurmaca filmden oluşuyor. AB Temel Haklar Ajansı’nın 2014 tarihli araştırmasının sonuçlarına göre her üç kadından birinin 15 yaşından itibaren fiziksel ve/veya cinsel şiddete maruz kalmasından yola çıkılarak isimlendirilen projenin ikinci filmi Cadı Üçlemesi 15+, kendilerine şiddet uygulayan kocalarını öldürmüş iki kadının hikâyesine odaklanıyor. Belgeselde Hare Sürel ve Gülçin Kültür Şahin, kendilerine şiddet uygulayan kocalarını öldüren iki kadın Aylin ve Havva’nın mektuplarına sesleriyle hayat veriyor. Aylin ve Havva evlerini, sevgiyi, öfkeyi, çocukluklarını, çocuklarını, düşlerini ve kâbuslarını paylaşıyor. Aylin ve Havva’nın mektuplara döktükleri duyguları aktarırken gerilimden deneysele türler arasında dolaşan film, şiddetin zaman ve mekân tanımayan döngüsünde iki kadının “suçlu” bulunmasını sorguluyor.

    Önem Günal, Aybüke Pusat, Fadile Paksoy, Elif Yakarçelik, Emre Boncuk, Ceren Moray, Cemre Ebüzziya, İrem Sak, Ece Dizdar, Belçim Bilgin, Billur Arıkan, Gülhan Düzgün, Damla Sönmez, Canan Ergüder, Burcu Biricik, Hazal Kaya, Selen Şenay ve Hasibe Eren’in desteklediği belgeselin yapımcılığını Armağan Lale üstleniyor. Yeni Film Fonu Prodüksiyon Desteği, Kültür Bakanlığı Belgesel Yapım Desteği ve Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı Desteği kazanan Cadı Üçlemesi 15+, 2020 yılında Antalya Film Forum’da Belgesel Work in Progress Ödülü’nü kazandı.

    ​8 - 19 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek 41. İstanbul Film Festivali’nin Ulusal Belgesel Yarışması kapsamında, 15 Nisan saat 19.00’da Sinematek/Sinemaevi’nde prömiyer yapacak belgesel, 18 Nisan saat 16.00’da Beyoğlu Sineması’nda da izleyiciyle buluşacak. Filmada yapımı Cadı Üçlemesi 15+ Cezaevinden Mektuplar’ın fragmanını buradan izleyebilirsiniz.

    0
    0
    3314
  • 07-04-2022

    SALT Araştırma, Türkiye’de telefon kullanımının yaygınlaşmasının verilerini oluşturan 453 belge ve fotoğrafın yer aldığı “Posta, Telgraf ve Telefon Şirketleri Arşivi” koleksiyonunu archives.saltresearch.org’da ücretsiz olarak erişime açtı.

    SALT Araştırma’nın “Kent, Toplum ve Ekonomi Arşivi” 19. yüzyıldan bugüne Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti’nden birey hikâyeleriyle toplum yaşamı ve yapılı çevreye ilişkin bilgileri içeriyor. Bu coğrafyanın çok kültürlü yapısını ve son iki yüzyıldaki dönüşümleri ayrıntılı inceleyen koleksiyona yeni eklenen “Posta, Telgraf ve Telefon Şirketleri Arşivi”nde, Dersaadet Telefon Anonim Şirketi ile İzmir ve Civarı Telefon Şirketi’ne dair kayıtlar yer alıyor. Osmanlı İmparatorluğu’nda telefon satan şirketleri, kullanıcıları, çalışanları ve telefonun günlük hayattaki yerini ayrıntı olarak anlatan bu belgeler, SALT Araştırma’da 1914-1982 yıllarını kapsayan telefon rehberleri ve diğer basılı yayınlarla tamamlanarak Türkiye’de telefon kullanımının yaygınlaşmasının verilerini oluşturuyor.

    SALT Araştırma, 2011 yılında kurulduğundan bu yana bilgiyi kamuyla paylaşıyor ve koleksiyonlarını her daim geliştiriyor. SALT Araştırma’nın SALT Galata’daki mekânında 100.000’den fazla basılı kaynağı bir araya getiren yayın koleksiyonu yer alıyor. 1.900.000’in üzerinde belgeyi içeren “Sanat”, “Mimarlık ve Tasarım” ile “Kent, Toplum ve Ekonomi” dijital koleksiyonları ise archives.saltresearch.org adresinde ücretsiz olarak erişime sunuluyor.

    Künye:
    1. İstanbul Telefon Türk Anonim Şirketi'nin Tahtakale'deki santral binası, SALT Araştırma, “Posta, Telgraf ve Telefon Şirketleri Arşivi”
    2. Bilinmeyen telefon numaraları servisi, SALT Araştırma, “Posta, Telgraf ve Telefon Şirketleri Arşivi”
    ​3. Helios Müesseseleri’nde satılan Tartu marka telefonların fiyat listesi, SALT Araştırma, “Posta, Telgraf ve Telefon Şirketleri Arşivi”

    0
    0
    3757
  • 07-04-2022

    Ayfer Tunç ve Murat Gülsoy, “Diyaloglar” başlıklı söyleşi serisinde 8 Nisan akşamı İsviçreli yazar Fleur Jaeggy’nin Disiplinli Güzel Günler romanını konuşacak.

    İtalyanca yazan Fleur Jaeggy’nin ilk baskısını 1989’da yapan I beati anni del castigo adlı romanı, Mart 2019’da Şemsa Gezgin’in çevirisiyle ve Disiplinli Güzel Günler başlığıyla Can Yayınları tarafından yayımlandı.

    “Savaş sonrasının İsviçre’sinde geçen bu tekinsiz romanın başlangıç cümlesi alabildiğine basit ve saftır: “On dört yaşındayken Appenzell’de bir okulda yatılı öğrenciydim.” Gelgelelim söz konusu ortam basitlik ve saflıktan oldukça uzaktır. Kaba ve bilgiç bir karaktere sahip olan anlatıcı merhametsiz ve soğuk bakış açısıyla okuldaki tutsaklık hayatını gözler önüne serer. Çok geçmeden, görünüşte mükemmel bir kız olan yeni öğrenci, Frédérique’e gönlünü kaptırır ve onu baştan çıkarmak için elinden geleni yapar. Ancak daha sonraları, kendine bağladığı bu kıza karşı hiç de cömert davranmayacaktır. Anlatıcının kendi entrikalarını; günlük ilişkilere sızan tahakkümün, kontrol ile deliliğin doğası konusunu uzun uzun irdelemesiyle romana ürkütücü, ele gelmez bir atmosfer hâkim olur.” (Kitabın Arka Kapak Yazısı)

    Ayfer Tunç ve Murat Gülsoy’un roman hakkındaki söyleşisi 8 Nisan Cuma günü saat 20:00’de, Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi’nin YouTube kanalında ilk gösterimini yapacak.

    0
    0
    2423
  • 06-04-2022

    Barış Demirel, Echo ve Tomer Katz, Salon’u bir hafta boyunca stüdyo olarak kullanarak yeni şarkılar üretip, bir jam session ile 9 Nisan akşamı dinleyici karşısına çıkacaklar.

    Barış Demirel, Echo ve Tomer Katz bu ilk buluşmalarında hip-hop ağırlıklı, kültürlerarası ve özgün melodileri bir araya getirecekler.

    Barış Demirel; alternatif sahnenin başarılı trompet sanatçılarından, şarkıcı ve şarkı yazarı Demirel, “Barıştık Mı?” projesiyle 2011’de karışımıza çıktı. 2015’de yayımladığı ilk albümü T.E.A.R’ı, 2018’de FAIL PLAY ve 2021’de ilk solo albümü Mutluluklar izledi. Mutluluklar’ı sayısız prodüksiyonda birlikte yer aldığı hip-hop prodüktörü Da Poet ile kaydetti. Bu albümü Kadebostany ve Deniz Tekin düetleri ve remix’leriyle renklendirdi. Demirel, yakın zaman önce 2022’de yayımlayacağı yeni albümün müjdesini verdi.

    Echo; İsrail’in son zamanlarda en çok aranan kadın rapçilerinden biri. Tıpkı Barış Demirel gibi ortak bir projeyle, Echo & Tito’yla müzik hayatına atıldı ve İbranice hip-hop parçalarıyla dolu ilk solo albümünü 2021’de çıkardı.

    Tomer Katz, delta blues, caz ve gospel gelenekleriyle büyüyen ve müziğinde bu türlerle samimi bir ilişki kuran İsrailli bir şarkı yazarı, prodüktör ve kültürel pastiş ustası. D Fine Us adlı grubuyla yakaladığı soul ve R&B ağırlıklı müziğiyle son iki yıldır sahneleri dolaşıyor, yeni albümleri Safe to Disconnect’i duyurmanın mutluluğunu yaşıyor. "Dissmesd" isimli popüler İsrail ulusal tv programının soundtrack müziğini üretiyorlar, "Oh My Life" isimli şarkıları yerel ve dünya çapındaki birçok çalma listesinde yer alarak en başarılı şarkılardan biri oldu. Şu an 2. sezon üzerinde çalışmaya devam ediyorlar ve birçok sürpriz de yolda.

    “Salon Sessions: Barış Demirel, Echo, Tomer Katz” 9 Nisan 2022 Cumartesi akşamı Salon İKSV’de dinleyicilerle buluşacak. Konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1920
  • 06-04-2022

    Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nde, Sabancı Holding’in katkılarıyla devam eden “Şehzade’nin Sıra Dışı Dünyası: Abdülmecid Efendi” sergisine Şehzade’nin 1920-1921 yılında resmettiği bilinmeyen Şehsuvâr Başkadınefendi tablosu eklendi.

    1 Mayıs’ta sona erecek “Şehzade’nin Sıra Dışı Dünyası: Abdülmecid Efendi” sergisine Şahzede’nin bilinmeyen bir tablosu eklendi. Tablo ilk kez bu sergi sayesinde izleyiciyle buluştu.

    SSM Müdürü Dr. Nazan Ölçer “Osmanlı’nın son veliahdı ve son halifesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin de seçtiği ilk ve tek halife olan Abdülmecid Efendi’nin sanatını kapsamlı bir bakış açısıyla ele alan sergimize gösterilen yoğun ilginin mutluluğunu yaşarken, bize ulaşan sürpriz bir tabloyu da sergimize dahil etmenin heyecanı içindeyiz. Şehzade’nin, eşi Şehsuvâr Hanım’ı resmettiği ve özel bir koleksiyondan sergiye dahil olan tuval üzerine yağlıboya portre ilk kez sergileniyor.

    Sergimiz açıldığından bu yana Abdülmecid Efendi ile ilgili müzemizde gerçekleştirdiğimiz etkinliklerle Abdülmecid Efendi’yi her yönüyle tanıtmaya özen gösterdik. Sevinerek gördük ki yaptığımız bu sergi başka kurumların da ilgisi çekti ve pek çok yan etkinliğin yapılmasına vesile oldu. Sergimizin son ayına girerken tüm sanatseverleri, ressamlığının yanı sıra edebiyat ve müzikle de ilgilenen bu sıra dışı Şehzade’yi daha yakından tanımak üzere müzemize bekliyoruz” dedi.

    ​“Şehzade’nin Sıra Dışı Dünyası: Abdülmecid Efendi” sergisi 1 Mayıs 2022 Pazar gününe kadar pazartesi hariç 10.00 – 18.00, cumartesi 10.00 – 20.00 saatleri arasında SSM’de Galeri -2’de ziyaret edilebiliyor. 

    0
    0
    2108
DAHA FAZLA
Geldanlage