
Bağımsız sahnenin başarılı isimlerinden In Hoodies, Mind Shifter’ın Paracausal Conflicts isimli üç şarkılık yeni EP’sine konuk oldu.
Daha önce de iş birliklerine imza atan ikilinin yeni şarkısı “Stone Cold”, iyileşme ihtiyacındaki dünyaya dair bir anlatı kuruyor. Mind Shifter’ın karanlık elektronikleri ile In Hoodies’in etkileyici sözleri ve vokalinin bir araya geldiği şarkı, dinleyiciye hüznün içindeki umut ışığını hissettirmeyi amaçlıyor.
Kuantum mekaniğinde nedenselliğe aykırı olan durumları ifade eden “paracausality” kavramından ilham alan, Cava Grande’nin de konuk olduğu EP, bildiğimiz anlamdaki dünyanın sona erdiği bir çürüme ve dağılmanın altını çiziyor. Bu dağılma, tüm karanlığının içinde başka türlü dünyalara dair ihtimallerin kalp atışlarını da barındırıyor.
Orhan Yılmaz’ın prodüktörlüğünü üstlendiği Paracausal Conflicts’in mix ve mastering’i Memet İncili imzası taşıyor. EP’nin kapağı ve canvas görselleri Ozan Atalay’a ait.
Mind Shifter’ın yeni EP’si Paracausal Conflicts’i buradan dinleyebilirsiniz.
Dirimart, Shirin Neshat’ın son dönem eserlerinden oluşan “Land of Dreams” başlıklı kişisel sergisini 9 Nisan - 22 Mayıs tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor.
“Land of Dreams” sergisine eşzamanlı olarak, Shirin Neshat’ın aynı ismi taşıyan üçüncü uzun metrajı da 41. İstanbul Film Festivali kapsamında üç farklı sinema salonunda gösterime girecek. Yaşamını ve çalışmalarını New York’ta sürdüren İran doğumlu sanatçının pratiği, insanın varoluşunu etkileyen dini ve siyasal güç kavramlarına odaklanıyor.
Sanatçı 70’lerde radikal İslam’ın yükselişine ve İran İslam devrimine şahit olur. 90’lardan beri Amerika’da sürgün hayatı yaşayan İranlı bir kadın olan sanatçı, İslam’a karşı feminizm gibi bazı baskın anlatılara nüans getirme arzusu geliştirir. Neshat, Land of Dreams başlıklı son çalışmasında, kariyerinde ilk kez misafiri olduğu ülke olan Amerika’yı merkeze alarak Trump yönetimi altında beyaz üstünlüğünün ve göçmenlere yönelik tehdidin bireysel yaşamları nasıl parçaladığını belgeliyor. Sanatçının 111 portre fotoğrafına eşlik eden çift kanallı video yerleştirmesi ve uzun metrajlı film, çağdaş Amerika’nın portresini çizerken izleyiciye çok disiplinli, yoğun bir deneyim sunuyor.
Shirin Neshat’ın Land of Dreams isimli üçüncü uzun metrajında Sheila Vand, Matt Dillon, William Moseley ve Isabella Rossellini rol alıyor. İlk kez 78. Venedik Film Festivali’nde gösterilen film, 41. Uluslararası İstanbul Film Festivali kapsamında İstanbul’da izleyiciyle buluşacak. Filmin gösterim tarihlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Shirin Neshat’ın “Land of Dreams” başlıklı kişisel sergini 9 Nisan - 22 Mayıs tarihleri arasında Dirimart’ta ziyaret edebilirsiniz.
Künye:
1. Herbie Nelson, Land of Dreams serisinden 2019, C-print baskı, mürekkep ve akrilik, 119,4 x 79,5 cm
2. Isaac Silva, Land of Dreams serisinden 2019, C-print baskı ve akrilik, 154,4 x 101,6 cm
3. Jenasis Greer, Land of Dreams serisinden 2019, C-print baskı, mürekkep ve akrilik, 182,9 x 121,9 cm
4. Manuel Martinez, Land of Dreams serisinden 2019, C-print baskı, mürekkep ve akrilik, 182,9 x 121.9 cm
5. Magali & Phoenix, Land of Dreams serisinden 2019, C-print baskı, mürekkep ve akrilik, 154,4 x 101,6 cm
İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) Kültür Politikaları Çalışmaları kapsamında hazırladığı “Kültür-Sanat Dünyasında Toplumsal Cinsiyet: Tartışmalı Konular, Yapısal Sorunlar, Çözüm Önerileri” başlıklı, Türkiye'de yaratıcı sektörlerin nasıl daha eşit, adil ve kapsayıcı hâle gelebileceğini ele alan 10'uncu raporu yayımlandı.
Rapor, İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Itır Erhart tarafından kaleme alındı. Rapor; kamu kurumları, sendikalar ve meslek örgütleri, sanat okulları, yapım şirketleri ve sivil toplum kuruluşları gibi pek çok paydaşın sorunların çözümüne katkı vermesi için somut öneriler de sunuyor. Kültür-sanat dünyasında toplumsal cinsiyet eşitliğini konu alan bu araştırmada, dünyanın en büyük metropolleri arasında sayılan İstanbul’un her köşesine yayılmış olan çok dinamik, çok değişkenli ve çok paydaşlı kültür-sanat evreninin temsili bir fotoğrafını en etkin şekilde çekmek amaçlandı. Araştırma, İstanbul’daki kültür-sanat sektörü içinde, en çok istihdam sağlanan üç disiplin olan tiyatro, sinema ve müzik ekseninde hazırlandı.
“Kültür-Sanat Dünyasında Toplumsal Cinsiyet: Tartışmalı Konular, Yapısal Sorunlar, Çözüm Önerileri” başlıklı raporu buradan okuyabilirsiniz.
Fotoğraf Künye:
1. 22. İstanbul Tiyatro Festivali - PIXEL, Fotoğraf: Ali Güler
2. Kültür Politikaları Çalışmaları 10. Rapor: Kültür-Sanat Dünyasında Toplumsal Cinsiyet: Tartışmalı Konular, Yapısal Sorunlar, Çözüm Önerileri
3. Prof. Dr. Itır Erhart
4. Özlem Ece / Kültür Politikaları Çalışmaları, Fotoğraf: Muhsin Akgün
Zorlu PSM, “Dinle, hisset, keşfet! PSM’de Caz ile dünyan değişsin!” mottosuyla cazın usta isimlerini mayıs ayından itibaren müzikseverlerle buluşturacak.
Zorlu PSM, caz konsepti “PSM’de Caz” ile müziğin her türüne olan sıra dışı yaklaşımıyla müzikseverlere eşsiz deneyimler sunmayı amaçlıyor. 4 Mayıs’ta İsveçli star Lisa Ekdahl, 10 Mayıs’ta Grammy ödüllü caz-füzyon grubu Yellowjackets, 13 Mayıs’ta “Erol Evgin Caz Söylüyor” konseptiyle Türk pop müziğinin önemli isimlerinden Erol Evgin, 20 Mayıs’ta kırk yılı aşkın müzikal deneyimiyle cazın yaşayan efsanelerinden Anouar Brahem, 20 Mayıs’ta caz ve funk melodilerini harmanladığı eşsiz performansıyla trompet ustası Sefi Zisling, 21 Mayıs’ta sadece üretimlerinin yanı sıra kimliği ve güçlü duruşuyla da uluslararası arenada büyük bir saygınlık elde eden Liraz, 26 Mayıs’ta caz ve funk’ı geleneksel Etiyopyalı halk melodileriyle harmanlayan Mulatu Astatke, 27 Mayıs’ta önceden hazırlanmış elektronik seslerle doğaçlama performansı harmanlayan virtüöz davulcu Jojo Mayer’in projesi NERVE, 9 Haziran’da tanınmış caz sanatçıları ve Barok müziğin önemli yorumcuları ile PSM'de Caz’a özel içeriğiyle JazzAntique Zorlu PSM’nin sahnelerinde dinleyiciyle buluşacak.
“PSM’de Caz” kapsamında gerçekleştirilecek konserlerin biletlerine passo üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kale Tasarım ve Sanat Merkezi’nin desteğiyle hayata geçirilen, Zuhal Demirarslan’ın yapımcılığını üstlendiği ve hazırlayıp sunduğu, seramik sanatçısı Alev Ebüzziya’nın 60 yıllık sanat hayatını anlatan belgesel, 9 Nisan saat 18:15’de NTV’de yayımlanacak.
Seramikten aldığı güç ve ilhamla bu sene 65. yılını kutlayan Kale grubu, Füreya Koral’ın hayatını anlatan Benim Sanatım belgeselinin ardından Koral’ın öğrencisi Alev Ebüzziya’nın 60 yıllık sanat yolculuğuna odaklanıyor. Belgesel usta sanatçı Alev Ebüzziya’nın köklü ve ilham veren sanat hayatını ele alıyor. Eserlerinde mükemmelin değil, titreşimin peşinde olduğunu belirten sanatçı, çekimleri Paris’te gerçekleştirilen belgeselde, atölyesini merkeze alarak üretim sürecini ve sanat yolculuğunun hikâyesini anlatıyor.
Türk basın tarihine ışık tutan köklü bir ailenin üyesi olan Ebüzziya, binlerce yıldan beri var olan çanak formuna kendi üslubu ile yeni bir soluk getirdi. Dünyanın farklı yerlerindeki müzelerde yaptığı ikonik çanakları sergilenen sanatçının eserleri ayrıca Danimarka ve İngiltere’deki kraliyet koleksiyonları ile Japonya İmparatorluk Sarayı’nda da yer alıyor. 1987’den bu yana çalışmalarını Paris’te sürdüren sanatçı, dünyanın dört bir yanında sergiler açtı, Danimarka ve Fransa’dan şövalyelik nişanı ile ödüllendirildi, 2021 yılında Türkiye Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük ödülüne layık görüldü.
Alev Ebüzziya belgeseli NTV’de ilk kez 9 Nisan saat 18:15’de, tekrarı ise Pazar saat 11:15’de yayımlanacak.
İsveç tiyatrosunun yükselen yıldızı İran asıllı yazar Athena Farrokhzad’ın kaleme aldığı, Yeşim Özsoy’un yönettiği, Şenay Gürler ve Özgün Çoban’ın başrolleri paylaştığı Medea’ya Göre Ahlak, 9 Nisan Cumartesi akşamı saat 21.00’de DasDas Atölye’de ilk kez seyircisiyle buluşacak.
Şenay Gürler'in Medea’yı canlandırdığı oyunda, Özgün Çoban "Ahlak" kavramını bir karakter olarak seyirci karşısına çıkaracak. Medea ve Ahlak arasında bazen yüksek gerilimli bazen mizah dolu gerilim, oyun boyunca enerjisi yüksek ve hararetli bir seyir oluşturacak.
Galata Perform’un yeni oyunu Medea’ya Göre Ahlak, İsveç İstanbul Başkonsolosluğu ve İsveç Sanat Konseyi desteğiyle seyirciyle buluşacak.
9 Nisan Cumartesi akşamı 21.00’da DasDas Atölye’de prömiyer yapacak Medea’ya Göre Ahlak, 15 Nisan Cuma 21.00’da DasDas Atölye’de, 20 Nisan Çarşamba 20.30’da BAU Pera Sahne’de, 21 Nisan Perşembe 20.30’da Oyun Atölyesi’nde, 11 Mayıs Çarşamba 20.30’da Kültüral Performing Arts’ta ve 12 Mayıs Perşembe 20:30’da Fişekhane’de sahnelenecek.
Künye
Yazan: Athena Farrokhzad
Yöneten: Yeşim Özsoy
Çeviren: Ali Arda
Oyuncular: Şenay Gürler, Özgün Çoban
Dramaturji: Ferdi Çetin
Koreografi: Tuğçe Ulugün Tuna
Işık Tasarımı: Ayşe Sedef Ayter
Dekor ve Kostüm Tasarımı: Melis Hafızoğlu
Müzik Tasarım: Gökçe Uygun
Uygulayıcı Yapımcı: Nezih Cihan Aksoy
Reji Asistanı: Ezginur Köycü
Teknik Koordinasyon: Umut Rışvanlı
Fotoğraflar: Noyan Ayturan
Afiş Tasarım: Burçak Beşlioğlu
Teaser Video: Özgürcan Uzunyaşa
Coşkun Aşar’ın dünya tarihine iz bırakan sayısız olayı, yüzlerce antik kent ve arkeolojik kalıntıyı fotoğraflayan efsanevi fotoğrafçı Josef Koudelka’nın Ruins (Kalıntılar) adlı çalışmasının Türkiye ayağını belgeleyen filmi Koudelka – Aynı Nehirden Geçmek, Türkiye prömiyerini 41. İstanbul Film Festivali’nde yapacak.
Belgesel fotoğraf çalışmaları ve filmleriyle tanınan ödüllü fotoğrafçı Coşkun Aşar, efsanevi Magnum fotoğrafçısı dünyaca ünlü Josef Koudelka ile altı yıl boyunca Ege ve Akdeniz bölgelerinde her yıl ortalama altı bin kilometre kat ettikleri ve toplamda 11 şehir, 60’a yakın antik kenti ziyaret ettikleri seyahatini bu belgesele taşıdı. Bu yıl, 8-19 Nisan tarihleri arasında düzenlenen 41. İstanbul Film Festivali’nde prömiyerini yapacak olan filmin kurgusu Ayhan Hacıfazlıoğlu’na ait.
Coşkun Aşar, Koudelka’yla birlikte Ege ve Akdeniz bölgelerinde her yıl ortalama 6 bin kilometre yol kat ederek Koudelka’yı bu seyahatler sırasında filme aldı. Koudelka’nın 2008’de Pera Müzesi’nde açılan retrospektifi için geldiği İstanbul’da tanışan ikili, ilk yolculuklarına 2011’de çıktı. Çekimleri altı yıla yayılan, inatçılığı ve mükemmeliyetçiliğiyle ünlü efsanevi fotoğrafçının adımlarını bir gölge gibi takip eden Aşar, yolculukların son bulmasının ardından 130 saatlik görüntü ve 30 saati aşan söyleşiyi kayıt altına almıştı. 2018 ve 2019’da Koudelka’nın rotasını takip eden Aşar ve Hacıfazlıoğlu, ek sahneler, yeni görüntüler ve yeni sesler ile filmin çekim sürecini tamamladı.
Bu belgesel, yıkımın estetiğini zamanın izleriyle birleştirirken, antik kalıntıların eşsiz tarihi Koudelka’nın panoramik fotoğraflarında nasıl kusursuz imgelere dönüştüğünü gözler önüne seriyor.
Koudelka – Aynı Nehirden Geçmek; 41. İstanbul Film Festivali Ulusal Belgesel yarışması kapsamında 14 Nisan Perşembe 16.00’da Kadıköy Sinematek ve 16 Nisan Cumartesi 16.00’da Beyoğlu Sineması’nda sinemaseverlerle buluşacak.
Seval Şener’in “Acil Toplanma Yerinden Manzaralar” başlıklı kişisel sergisi 8 Nisan - 5 Haziran tarihleri arasında Goethe Institut Ankara’da sanatseverlerle buluşacak.
Küratörlüğünü Onur Çimen’in üstlendiği sergi, 2013 protestoları sırasında, göstericiler için önemli bir nokta hâline gelen Goethe Enstitüsü-Ankara’nın bulunduğu geçitten yola çıkarak, bir araya gelmenin toplumsal anlamına dair estetik yaklaşımlar sunuyor. Seval Şener sergide protestonun nasıl bir aciliyet olabileceği, farklılıklarına rağmen bir araya getirdiği toplulukları, bir sahne olarak eylem alanı gibi konulara odaklanıyor. Pratiğinde, resimde ve heykelde yüzey, derinlik, perspektif, geleneksel-geometrik motif ve bezeme gibi kavramlar üzerine yoğunlaşan sanatçı, Goethe Enstitüsü’nde mekâna özgü bir bütün oluşturarak, bir arada bulunma ve toplumsal karşılaşmaları bu kavramlardan yola çıkarak geliştirdiği teknikler aracılığıyla inceliyor. Sanat tarihinden eserlerin düzenlendiği ve gündelik hayat sembollerinin farklı imgelere dönüştürüldüğü sergide, toplumsal hafıza ışığında farklı sanat tarihçelerinin ve metotlarının iç içe geçtiği, birbirine müdahale ettiği, katmanlarına ayrıldığı ve yeniden birbirine eklemlendiği tasavvurlar sunuluyor.
Seval Şener’in “Acil Toplanma Yerinden Manzaralar” başlıklı kişisel sergisi 8 Nisan - 5 Haziran tarihleri arasında Goethe Institut Ankara’da ziyaret edebilirsiniz.
Institut français Türkiye’nin nitelikli edebiyat çevirilerini desteklemek ve çevirmenlik mesleğine hak ettiği değeri vermek amacıyla 2021 yılında başlattığı Fransızca Çeviri Ödülleri’nin 2022 edisyonu için başvuru süreci başladı.
Başkanlığını INALCO Türkçe Kürsüsü Başkanı ve Actes Sud Yayınevi Koleksiyon Müdürü Timour Muhidine’in yaptığı Institut français Türkiye Çeviri Ödülleri Seçici Kurulu; Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Doç. Dr Lâle Özcan, Hacettepe Üniversitesi Çeviri Bölümü Başkanı Doç. Dr. Zeynep Oral, Galatasaray Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve çevirmen Dr. Şilan Karadağ ve editör çevirmen Ayça Sezen’den oluşuyor.
Beşeri ve Sosyal Bilimler ve Deneme dalında 1 Ocak 2020 – 30 Mart 2022 tarihleri arasında yayımlanmış çeviri eserlerin katılabileceği Institut français Çeviri ödülleri Genel ve Teşvik adı altında iki ayrı kategoride verilecek. Genel kategori ödülü 30.000 TL, jürinin önerisi ile verilebilecek olan Genç Çevirmen Teşvik Ödülü tutarı ise 15.000 TL olarak belirlendi. Başvurular, 29 Nisan 2022 saat 17.00’ye kadar yapılabilecek. Institut français Türkiye 2022 Çeviri Ödülleri hakkında detaylı bilgi ve başvuru için buraya tıklayınız.
Institut français Çeviri Ödülleri’nin 2021 edisyonunda Mahir Güven’in Grand Frère adlı romanını, Ağabey başlığıyla Türkçeleştiren Ebru Erbaş büyük ödüle, Genç Çevirmen Teşvik Ödülü’ne Yunus Çetin ve Onur Ödülü’ne ise geçtiğimiz şubat ayında 79 yaşında yaşamını yitiren Aysel Bora layık görülmüştü.
Institut français Türkiye tarafından Fransızca Çeviri Ödülleri vesilesi ile yayımlanan manifesto ise şu şekilde:
"Bir kitabın ortaya çıkma sürecinde çevirmenlerin katkısı esastır.
Institut français Türkiye için diller birer Evliya Çelebi gibidir, onlar da seyahat ederler!
Çevirmenler ise, kültürleri buluşturup aralarında kalıcı bağlar kurulmasını sağlayan her şeyin -sözcüklerin ve eğretilemelerin- peşine düşen, yeri doldurulamaz aktarıcılardır. İyi bir çeviri okumak, yazarı kendi dilinde okuyormuş hissini uyandırır. Edebi çevirmen, yeteneğini başkalarının hizmetine sunarak eserde kendisini görünmez kılsa bile, aslında bir sanatçıdır. O basit bir teknisyen değildir, yılların deneyimine ve eğitimine dayanarak karmaşık düşünceleri yorumlayan ve öteki dilde eşdeğer bir üslup yaratabilen kişidir.
Çevirmen, kendi kültürüne olduğu kadar yazarın kültürüne de hâkim olmalıdır, bu onun mesleğinin doğası, hatta asaletidir. Çevirmenlerin işlevi çoğu kez azımsanır, sektördeki aktörler tarafından nadiren öne çıkarılır ve değerinin karşılığını maddi açıdan da pek bulamaz. Institut français Türkiye bir “Fransızca Çeviri Ödülü” yaratarak çevirmenlerin bu rolünü takdir eder ve yanlarında yer aldığını beyan eder. Sezar'ın hakkını Sezar’a verme zamanı gelmiştir! Başka bir deyişle, ezelden beri kültür ve edebiyatın bizi bu derece mutlu edecek şekilde daldan dala konmasını sağlayan kadın ve erkek çevirmenlerin, yani bu edebiyatçıların emeğini yerli yerine oturtarak artık haklarını vermeliyiz."
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, tiyatro sanatçısı Gülriz Sururi’nin değerli bağışlarıyla hayata geçirilen Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatro Teşvik Ödülü’nü bu yıl Fiziksel Tiyatro Araştırmaları, Kadıköy Boa Sahne ve Tiyatro Hemhâl paylaştı.
Üretimleriyle ve yenilikçi yaklaşımlarıyla tiyatromuzun gelişimine katkıda bulunan tiyatro topluluklarına veya kişilere armağan edilen ödülün, İKSV Genel Müdürü Görgün Taner’in başkanlık ettiği; çevirmen ve tiyatro eleştirmeni Seçkin Selvi, oyuncu Selçuk Yöntem, oyuncu ve eğitmen Tilbe Saran ve oyuncu, senarist ve girişimci Mert Fırat’tan oluşan seçici kurulu, bu yıl yedi topluluğa, proje başvurusunda bulunması için çağrı yapmıştı.
Seçici kurul bu projeler arasından, Fiziksel Tiyatro Araştırmaları’nın Haberci; Kadıköy Boa Sahne’nin Fırtına ve Tiyatro Hemhâl’in Berci Kristin Çöp Masalları isimli oyunlarını destekleme kararı aldı. 220 bin TL değerindeki Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatro Teşvik Ödülü, bu üç topluluk arasında paylaştırıldı.
İKSV, çağdaş tiyatromuzun gelişiminde büyük katkıları bulunan iki usta ismin anısına verilen Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatro Teşvik Ödülü aracılığıyla, genç tiyatro topluluklarını ve sahne sanatları alanında üretim yapan genç sanatçıları destekleyerek, Türkiye’de bu alanda yeni ve nitelikli yapımların gerçekleşmesini teşvik etmeyi amaçlıyor. İlk kez 2018’de, tiyatro sanatçısı Gülriz Sururi’nin değerli bağışlarıyla hayata geçirilen Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatro Teşvik Ödülü, 2018’de Altkat Sanat Tiyatrosu ve Altıdan Sonra Tiyatro; 2019’da Tiyatro D22, Bam İstanbul ve Tiyatro BeReZe toplulukları arasında, yeni prodüksiyonlarını desteklemek amacıyla paylaştırılmıştı. 2020 ve 2021 yılına ait toplam ödül tutarı ise İstanbul'un kültür-sanat hayatına katkı sağlayan 14 tiyatro sahnesine, COVID-19 salgınının neden olduğu zor koşulları atlatmalarına bir katkı olarak, karşılıksız şekilde sunulmuştu.