
.artSümer, “SENKRON ‘Eş Zamanlı Video Sergileri’” kapsamında Volkan Aslan’ın “Yeterince Yer Vardı Fakat Su Yoktu” başlıklı galerideki ilk kişisel sergisini 30 Nisan’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor. Ayrıca .artSümer Erdal Duman’ın “Bu İşte Bir Terslik Var” başlıklı kişisel sergisine de 17 Mayıs - 2 Ağustos tarihleri arasında ev sahipliği yapacak.
Volkan Aslan’ın yedi videosunun yer aldığı “Yeterince Yer Vardı Fakat Su Yoktu” sergisi, ateş metaforunu merkezine alarak, gündelik hayatın içine sızmış şiddet formlarının özneler üzerinde bıraktığı etkileri anlatıyor. Sergideki döngüsel videoların her birinde, izleyici sanatçının önceki işlerinden aşina olduğu kırık porselen bibloların inceden inceye yandığına şahit oluyor. Figürinlerin üzerinde yanan ateş; bu kez imha eden, parçalayan, yıkıcı bir öğeden çok süregiden sinsi bir atalet duygusunun altını çiziyor.
Erdal Duman’ın daha önceki sergilerinde olduğu gibi dünya düzeninin işleyişinden, Orta Doğu coğrafyasından ve Kuzey Doğu Avrupa’nın çalkantılı gündeminden etkilenirken, “terslik” olarak tanımladığı tuhaflıklar üzerinden yola çıkarak gidişatın akıl almaz çarpıklığına dikkat çekiyor. Hakikat sonrası çağda toplum tarafından doğru ve gerçek olarak kabul edilen değerler, sanatçıya göre sorgulanması gereken birer problematiktir. Gösterilenler ve yaşananlar arasında bir farklılık olduğunu ve bu farklılığın bir “terslik” olduğunu öne süren sanatçı, bir tarafta insanlığın yaşama arzusuyla aldığı pandemi önlemleri, geliştirilen teknolojiler ve ilaçları, bir yandan da yok etme arzusuyla gerçekleşen kavgalar, savaşlar ve bombaları kastederek içinde bulunduğumuz bu durumun ne kadar sürdürülebilir olduğuna odaklanıyor.
Volkan Aslan’ın “Yeterince Yer Vardı Fakat Su Yoktu” başlıklı sergisini 30 Nisan’a kadar, Erdal Duman’ın “Bu İşte Bir Terslik Var” başlıklı sergisini 17 Mayıs - 2 Ağustos tarihleri arasında .artSümer’de görebilirsiniz.
Künye:
1. Erdal Duman, “Bu İşte Bir Terslik Var” Sergisi
2. Volkan Aslan, Serenity, 2022 color HD video, endless loop
3. Volkan Aslan, Today, 2022 color HD video, endless loop
4. Volkan Aslan, The Day After, 2022 color HD video, endless loop
5. Volkan Aslan, Thoughts, 2022 color HD video, endless loop
Çeşitli edebiyat yayınlarda yayımlanan öyküleriyle tanınan Önder Şit’in bilinenin yeni bir soluğu değil, kendi yolunu açan öykülerinden oluşan yeni kitabı Dünyanın En Güzel, Holden Kitap’tan çıktı.
Önder Şit’in sözcükleri oyuncul ve değişken, öykülerle birlikte dil farklı biçimlerde eğilip bükülüyor. Öykülerle okurlar Önder Şit Sokağı’nda yürüyüşe çıkıyor, bir uçtan diğer uca keyifli bir seyir. Sokak köpekleri nereye veya kime ait olduklarını bilerek kaşınıyorlar, harfler dökülüyor. Köpeklerden dökülenler hemen avareleri oluşturuyor, onların hikâyeleri kahvenin camından okunabilir ki kahvenin camından daha neler okunabilir, yansıttıkları ve öte taraftan gösterdikleri. İbo Dayı’da kokoreç, arsanın duvarında sohbet, sokağın sonu gözükmüyor. İnsanlarla tanışıyoruz, geleceği şimdi kılanlarının yanında geçmişi peşinde sürükleyenler. Olağandışı ve güzel, son adımın hüznünü yaşıyoruz ama neyse ki okunacak daha çok öykü var.
Önder Şit, Ankara’da doğdu. Lisans eğitimini Türk Dili ve Edebiyatı; yüksek lisans eğitimini öğretmen eğitimi alanında tamamladı. Şu an özel bir lisede Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni, Bilgi Kuramı/TOK öğretmeni ve IB DP Koordinatörü olarak görev yapmaktadır. Öyküleri; Varlık, Sözcükler, Kitap-lık, Öykü Gazetesi, Yeni E, Peyniraltı Edebiyatı vb. dergilerde yayımlandı. 2016 yılında Adana Sarıçam Belediyesince düzenlenen Portakal Çiçeği Edebiyat Ödülleri’nde öykü dalında birincilik kazandı.
İstanbul Modern Sinema’nın bir yönetmenin kariyeri boyunca etkilendiği, ilham aldığı ya da sevdiği filmlerden oluşan “Yönetmenin Seçimi” programının ikinci konuğu Emre Erdoğdu olacak. Erdoğdu’nun sinemacılık hikâyesini besleyen beş filmin yer aldığı seçki, 20 - 30 Nisan tarihleri arasında çevrim içi ve ücretsiz olarak sinemaseverlerle buluşacak.
İstanbul Modern Sinema’nın Türk Tuborg A.Ş.’nin katkılarıyla hazırladığı nisan programına Emre Erdoğdu konuk oluyor. İlk filmi Kar’dan sonra ikinci uzun metrajı Beni Sevenler Listesi ile 40. İstanbul Film Festivali’nde Altın Lale ödülünün sahibi olan Erdoğdu’nun seçkisinde Sophie Fiennes’in Karşınızda Grace Jones, Jim Jarmusch’un Cennetten de Garip, Michael Haneke’ninn Piyanist, Aleksey Balabanov’un Kargo 200 ve Şerif Gören’in Beyoğlu’nun Arka Yakası filmleri yer alıyor. Filmleri 20 - 30 Nisan tarihleri arasında buradan çevrim içi ve ücretsiz olarak izleyebilirsiniz.
“Yönetmenin Seçimi: Emre Erdoğdu” Programı
Cennetten De Garip, 1984, Jim Jarmusch (20 - 22 Nisan)
Piyanist, 2001, Michael Haneke (22 - 24 Nisan)
Beyoğlu’nun Arka Yakası, 1986, Şerif Gören (24 - 26 Nisan)
Kargo 200, 2007, Aleksey Balabanov (26 - 28 Nisan)
Karşınızda Grace Jones, 2017, Sophie Fiennes (28 - 30 Nisan)
BE Contemporary, “SENKRON ‘Eş Zamanlı Video Sergileri’” kapsamında Genco Gülan’ın “Dans Alarmı ve Tek Geçişli Bilet” başlıklı sergisine 30 Nisan’a kadar ev sahipliği yapıyor.
“Dans Alarmı ve Tek Geçişli Bilet” sergisinde dijital sanat, heykel, resim ve performans medyumlarıyla “fikir sanatı” olarak adlandırdığı kavramsal çağdaş sanat alanında eserler üreten Genco Gülan’ın yakın dönem video sanatı çalışmalarından iki örneği yer alıyor.
Hızla gelişen mobil kültürde çağdaş kulak çınlamamıza sanatçılardan bir yanıt olan Dans Alarmı, telefon zili seslerine ve dijital melodilere günlük hayatımızda neredeyse her yerde ve her zaman maruz kalıyor oluşumuzdan yola çıkıyor. Videoda performans sanatçısı Damla Durman iPhone marka bir telefonun farklı zil seslerini beden hareketleriyle yanıtlıyor. Damla Durman, on yedi farklı zil sesinin her biri için, otuz saniye süresince dans ediyor. Dans Alarmı videosu galerinin fiziksel mekânındaki tek kanallı video gösteriminin yanı sıra telefonlardan da deneyimlenebiliyor. Video, akıllı telefonlarda kendini izlenebilir kılarak, eleştirdiği aralıksız bildirim ve arama seslerine bir es veriyor, video sanatının dijitalliğini kullanarak buraya sanatı yerleştiriyor ve cihazların sağladığı mobil erişim kolaylığıyla sanatın erişilebilirliğine katkıda bulunuyor.
GODO’ya seyahat hikâyesi olan Tek Geçişli Bilet videosunda balodan çıkmış gibi görünen, Bayan Kırmızı ve Bayan Mavi adlı iki kadın ellerindeki turuncu şişme nesneyle boş bir şehirde yollarını bulmaya çalışıyor. Görüntülere eşlik eden sakin piyano sesi ve hareketlerdeki ritim diyalogsuz videoya siyah beyaz bir film etkisi yaratıyor. Filmin dinamik sonucu, izleyiciyi seyrettikleri üzerinde bir süre daha düşünmeye davet ediyor.
Genco Gülan’ın “Dans Alarmı ve Tek Geçişli Bilet” başlıklı sergisini 30 Nisan’a BE Contemporary’de ziyaret edebilirsiniz.
Marcus Graf ve Ali Güney’in editörlüğünde hazırlanan, eleştirel inceleme noktasında geri kalan sanat ve kültür yönetimi literatüründe önemli bir boşluğu doldurmayı amaçlayan Kültür. Sanat. Yönetim./ Sanat ve Kültür Yönetimi için Çağdaş Teoriler ve Uygulamalar başlıklı çalışma Ketebe Yayınları’ndan çıktı.
Kültür. Sanat. Yönetim., galeriler, müzeler ve tiyatrolar gibi sanat kurumları için çalışan veya sanat ve kültür bağlamında akademik araştırmalar yürüten uzmanları bir araya getiriyor.
Her bölümü farklı bir sanat ve kültür yönetimi hakkında fikir veren kitapta; Gökçe Dervişoğlu Okandan, Ebru Yetişkin, Rıdvan Gölcük, Murat Balkara, Mahir Namur, Aylin Seçkin, Ayşe H. Köksal, Ceren Güneröz, Mustafa Kaya, Eda Göknar, Bige Örer, Bengü Gün, Melike Bayık, Suzan Duygu Bedir Erişti, Hatice Utkan Özden, S. Nazlı Ustaoğlu Koyun, Burak Erhan Güngörmüş, Rumeysa Kiger, Uraz Kaspar, Şevket Cem Onat’ın kaleme aldığı metinler yer alıyor.
Sanat ve kültür yönetimiyle ilgili teorik meseleleri tartışan ve uygulama alanlarını tanıtan çalışmanın ilk bölümünde kültür endüstrisi, kültür siyaseti, kültür ekonomisi ve üniversitede sanat ve kültür yönetimi eğitimi hakkında metinler yer alıyor.
Doçent Dr. Gökçe Dervişoğlu, yaratıcı girişimciliğin mevcut durumunu değerlendirirken, Prof. Dr. Suzan D. Erişti dijital görsel kültürünün karakterini analiz ediyor. Doç. Dr. Ebru Yetişkin Doğrusöz dijital medya ve sanat yönetimi arasındaki bağlantıyı açığa çıkarırken, kültürel diplomasi Rıdvan Gölcük’ün metninde geniş bir şekilde anlatılıyor. Murat Balkara, İstanbul’un Yeldeğirmeni bölgesindeki soylulaştırma sürecini analiz ederken, metninde sanat ve kültürün kent üzerindeki etkisinin altını çiziyor. Prof. Dr. Aylin Seçkin kültür ekonomisinin mevcut durumunu açıklarken Dr. Öğretim Görevlisi Ş. Cem Onat, üniversitede sanat ve kültür yönetimi eğitiminin durumunu tartışıyor.
Kitabın ikinci bölümü ise proje yönetimi ve kurumsal sanat yönetimi bağlamında çalışma alanlarını tanıtarak sanat ve kültür yönetimi pratiği hakkında fikir veriyor. Bu bölümde sanat ve kültürde proje yönetiminin önemli konuları ve stratejileri, sanat kurumu işletmeciliğinin temel sorunları, müze yönetimi alanının ana hatları, galeri yönetimi, koleksiyonerler için koleksiyon yönetimi ve sanat danışmanlığı ile küratörlük çalışmalarının güncel teoriler ve uygulamaları hakkında birbirinden farklı ve dikkat çekici metinler yer alıyor.
Kültür. Sanat. Yönetim.’de müzik endüstrisinde yönetim ve tiyatro yönetimi de tanıtılıyor. Kitabın sonunda ise sanat yazarlığı, sanat yayını ve podcast alanları sanat yazarları, editörler ve içerik oluşturucular tarafından analiz ediliyor.
Gözde Oktaş ve Serkan Serter’den oluşan synth pop ikilisi GOSS, “Gitmek İçin Çok Erken” isimli yeni teklilerini Gülbaba Records etiketiyle yayımladı.
Kalbini açmak ile yara almamak için kaçmak arasında kalan bir insanın duygusal ikilemini anlatan “Gitmek İçin Çok Erken” şarkısının söz ve müziği GOSS’a ait. Değişen duygu durumlarını anlatan iniş ve çıkışlara, dikkat çekici synth ve piyano melodileri ile duygusal gitarlar eşlik ediyor. Şarkının prodüksiyon, kayıt, mix ve mastering’i İstanbul A2 Stüdyoları’nda Aras Tüysüz tarafından yapıldı. Fotoğraflar ise Saygın Ayyıldız ve Barış Yoldaş imzası taşıyor.
GOSS, ilk konserini 26 Nisan tarihinde BLIND’da verecek.
GOSS’un yeni teklisi “Gitmek İçin Çok Erken”i buradan dinleyebilirsiniz.
Performistanbul, “SENKRON ‘Eş Zamanlı Video Sergileri’” kapsamında “Seçkiler: performistanbul.data/izle” başlıklı sergiyi 14 Mayıs’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Bugüne kadar çeşitli medyumlar ve teknikler aracılığı ile kayıt altına alınan performansların yer aldığı bir seçkiden oluşan “Seçkiler: performistanbul.data/izle”, performans sanatının belgeleme türlerini ve bu türler arasındaki ilişkiyi ele alıyor. Sergi, canlı performansların kurgulu, kurgusuz video kayıtlarına ve seyircisiz olarak sadece kamera için gerçekleştirilen performans videolarına odaklanan üç ana başlık altında izleyiciye sunuluyor.
“Kamera İçin Performans” başlığında Dila Yumurtacı Ouroboros (2020), Leman Sevda Darıcıoğlu Merhaba ben Leman, Türkiye’den bir kadın sanatçıyım (2017) ve Selin Kocagöncü Gülümse (2017); “Performans Dokümantasyonu” başlığında AslieMk Beton (2016), Batu Bozoğlu Döngü (2017) ve Ekin Bernay Annem ile Ben (2016); “Performans Videosu” başlığında ise Ebru Sargın L. Hoşçakal Merhaba (2016), İ. Ata Doğruel Tevâzu (2018), Gülhatun Yıldırım Yıkımın Büyüsü (2019) ve Özlem Ünlü Tape (2018) videoları yer alıyor.
“Seçkiler: performistanbul.data/izle” başlıklı sergiyi 14 Mayıs’a kadar 11:00 - 18:00 saatleri arasında Performistanbul Canlı Sanat Araştırma Alanı’nında (PCSAA) ziyaret edebilirisiniz. Ayrıca seçilen performanslara ait fiziksel kalıntıları da gösterimlerle eş zamanlı olarak Performistanbul’un canlı sanat koleksiyon seçkileri katında görebilirsiniz.
Künye:
1. 2016, Ebru Sargın L., Hoşçakal-Merhaba, Küratör: Simge Burhanoğlu, Space Debris, İstanbul Fotoğraf: Gülbin Eriş
2. 2019, Gülhatun Yıldırım, Yıkımın Büyüsü, Performans Odası: Üst Üste kapsamında, Küratör: Performistanbul, Elgiz Müzesi iş birliğiyle, Elgiz Müzesi, İstanbul Fotoğraf: Gülbin Eriş
3. 2016, Ekin Bernay, Annem ile Ben, Küratör: Simge Burhanoğlu, Yer İstanbul, İstanbul Performans kalıntısı; saç Fotoğraf: Gülbin Eriş
4. 2017, Batu Bozoğlu, Döngü, Dokümantasyon videosu, 2’, Sanatorium, İstanbul
Altı yıllık bir aradan sonra bu yıl 21’incisi düzenlenen Roxy %100 Müzik Günleri’ne Türkiye’nin dört bir yanından 339 genç müzik grubu başvurdu.
Teoman, Aylin Aslım, Ceylan Ertem, Hayko Cepkin, Gece, Kurban, Melis Danismend, Replikas, Nekropsi, Gevende, Pickpocket gibi birçok ünlü ve önemli ismi müzikseverlerle tanıştıran Roxy %100 Müzik Günleri bu yıl rekor sayıda başvuru aldı. Finallerde kazanan ve dereceye kalan gruplar, çeşitli para ödülleri dışında, stüdyo kaydı, klip, müzik aleti, festivallerde çalma gibi destekler kazanacaklar.
Bu yılki katılımın şehirlere göre dağılımı şu şekilde oldu: Adana (4), Ağrı (1), Ankara (41), Antalya (10), Aydın (8), Balıkesir (3), Berlin (1), Bursa (11), Çanakkale (9), Denizli (4), Diyarbakır (1), Edirne (1), Erzurum (1), Eskişehir (13), Gaziantep (2), Gümüşhane (1), Hatay (2), İstanbul (144), İzmir (41), Kars (1), Kayseri (2), Kırklareli (2), Kocaeli (3), Köln (1), Konya (3), Kütahya (1), Malatya (1), Manisa (4), Mersin (3), Muğla (4), Nevşehir (1), Ordu (2), Sakarya (2), Samsun (2), Sinop (1), Sivas (1), Tekirdağ (1), Tokat (1), Trabzon (1), Van (1), Yalova (2), Zonguldak (1)
Genç müzisyenlerin kendi besteleriyle katıldıkları 21. Roxy %100 Müzik Günleri’nin finalleri 10-11-12 Mayıs, ödül töreni ise 13 Mayıs’ta Roxy’de yapılacak.
MUBI, yönetmen Martin Scorsese’nin kurucusu olduğu The Film Foundation ile “World Cinema Project” başlıklı restore filmler projesi kapsamında 19 filmi yenilenmiş kopyalarla sinemaseverlerle buluşturuyor.
“Martin Scorsese Sunar: World Cinema Project” başlıklı özel seçkide Muna Moto (Jean-Pierre Dikongué-Pipa, 1975), Pixote: A Lei do Mais Fraco (Héctor Babenco, 1980), Shatranj-e baad (Mohammad Reza Aslani, 1976) , Limite (Mário Peixoto, 1931), Hanyo (Kim Ki-Young, 1960), Hudutların Kanunu (Lüfti Ö. Akad, 1966), Soleil O (Med Hondo, 1967), Titash Ekti Nadir Naam (Ritwik Ghatak, 1973), Mest (Ermek Shinarbaev, 1989), Sayat Nova (Sergei Parajanov, 1969), Trances (Ahmed El Maanouni, 1981), La Femme Au Couteau (Timité Bassori, 1969), Maynila: Sa mga kuko ng liwanag (Lino Brocka, 1975), Insiang (Lino Brocka, 1976), Susuz Yaz (Metin Erksan, 1963), Lewat Djam Malam (Usmar Ismail, 1954), Dokfa nai meuman (Apichatpong Weerasethakul, 2000), La noire de... (Ousmane Sembène, 1966) ve Borom sarret (Ousmane Sembène, 1963) gibi filmler yer alıyor.
Martin Scorsese, MUBI ile gerçekleştirdiği iş birliği hakkında şunları söyledi: “Restore edilen bu 19 film MUBI platformunda sinemaseverlerle buluşacağı için çok mutluyum. 30 yılı aşkın süredir, The Film Foundation olarak filmleri korumayı, restore etmeyi ve dünyanın her yerinden, sinema tarihinin tüm dönem ve türlerinden filmleri izleyicilerle buluşturmayı hedefledik ve bugüne kadar 925 filmi izleyicilerle buluşturduk. Sinema tarihine değer vererek dünyanın her yerinden izleyicilerle filmler aracılığı ile buluşmayı amaçlayan MUBI ile aynı misyonu taşıyoruz ve bu doğrultuda ‘World Cinema Project’ için en doğru partnerin MUBI olduğuna inanıyorum.”
11 Nisan’da MUBI kataloğundaki yerini alan MUBI x The Film Foundation’s World Cinema Project seçkisine buradan ulaşabilirsiniz.
Bu yıl “Çimenin Vaadi” konseptiyle, Yeni Delhi’de yaşayan bağımsız küratör, teorisyen ve yazar Adwait Singh küratörlüğünde 20 Mayıs - 20 Haziran tarihleri arasında düzenlenecek 5. Mardin Bienali’nin sanatçıları belirlendi.
12. yaşını kutlayan bienal, Döne Otyam ve Hakan Irmak’ın direktörlüğünde Mardin Sinema Derneği’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek. “Çimenin Vaadi” başlığını taşıyan 5. Mardin Bienali, bir sosyal ekoloji ihtimalini keşfe çıkıyor. Armağan ekonomileri kavramına atıfta bulunan bienal, bu uğurda radikal deneyimlerin peşine düşüyor. Bienal Danimarka’dan Kazakistan’a, Bulgaristan’dan Güney Afrika’ya, Haiti’den İsviçre’ye ve ABD’ye kadar 21 ülkeden sanatçıların katılımıyla gerçekleşiyor.
5. Mardin Bienali’nde Abdessamad El Montassir (Fas), Asunción Molinos (Kıbrıs/İspanya), Bouba Touré ve Raphaël Grisey (Fransa, Almanya, Norveç), Dina Amro (Ürdün, Filistin), Jonas Staal (Hollanda), Kamen Stoyanov (Bulgaristan), Karan Shrestha (Nepal, Hindistan), Kathyayini Dash (Hindistan, Güney Afrika), Marwa Arsanios (ABD, Lübnan), Nandita Kumar (Yeni Zelanda, Hindistan), Neda Saeedi (İran, Almanya), Rakhi Peswani (Hindistan), Ritu Sarin ve Tenzing Sonam (Tibet, Hindistan), Mikhail Karikis (Yunanistan, İngiltere), Sasha Huber (Haiti, Finlandiya), Uriel Orlow (İsviçre), Sibel Horada (Türkiye), Deniz Üster (İngiltere), Burcu Yağcıoğlu (Türkiye), Lara Ögel (Türkiye), Merve Ünsal (Türkiye), Ömer Pekin (Türkiye), Server Demirtaş (Türkiye), Gülsün Karamustafa (Türkiye), Almagul Menlibayeva (Kazakistan), Zahra Malkani (Pakistan), İpek Hamzaoğlu (Türkiye, Avusturya), Fatoş İrwen (Türkiye), Jiten Thukral ve Sumir Tagra (Hindistan), Bhagwati Prasad (Hindistan), E.B. Itso (Danimarka), Selma Gürbüz’ün (Türkiye) yapıtları yer alıyor.
Küratör Adwait Singh konsept hakkında şunları söyledi: “Çimenin teşvike ihtiyaç duymayan, zapt edilemeyen doğası, kozmopolit kaygılarımı ifade edebilmeme olanak sağlayan büyük bir metafor. Çimenin iyileştirici olduğuna inandığım o anarşikliği, kendini her seferinde yeniden üreten o yılmazlığı, bana, bize, yeryüzünün yaralarının yeşil bir örtüyle sarılma ihtimalini düşündürecek.”
20 Mayıs - 20 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek 5. Mardin Bienali hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.