
Performanslarında deneysel folk-rock ve caz ekseninde dolanan bunun yanında Doğu elementlerini de aynı eksende harmanlayarak hareket eden müzik grubu KAM, Kuz isimli EP’sinin son teklisi “Kanute”yi Gülbaba Records etiketiyle müzikseverlerle buluşturdu.
Grubun kendi ev stüdyolarında kaydettikleri Kuz EP’sini tamamlayan “Kanute”, karanlıktan aydınlığa açılan bir hikâyeyi anlatıyor. Şarkı karanlıktan aydınlığa çıkma serüvenini trompet ve klavyenin iç içe geçen sesleriyle birlikte basla davulun salınımını kullanarak dinleyiciye sunuyor.
KAM’ın son teklisi “Kanute”yi buradan dinleyebilirsiniz.
“Kanute” Künye:
Besteci: Can Ömer Uygan
Aranjör: Can Ömer Uygan, Samad Kamalı Aknoun Azad, Şansal Aktaş, Cihan Kahvecioğlu
Prodüktör: KAM
Kayıt-Miks-Mastering: Cansun Küçüktürk
Trompet: Can Ömer Uygan
E-Piyano & Synthesizer: Samad Kamal Aknoun Azad
Bas: Şansal Aktaş
Davul: Cihan Kahvecioğlu
Çağdaş sanat galerisi Bosfor, “Dağ” başlıklı karma sergi ile kapılarını açtı. Burcu Erden, Mithat Şen, Erman Özbaşaran, Olgu Ülkenciler, Ahmet Çerkez, Yasha Butler, Ahmet Elhan ve Ilgın Seymen’in eserlerinin yer aldığı sergi 30 Nisan’a kadar sanatseverlerle buluşuyor.
“Dağ, süratle göz önünde canlandırılabilen dev kütlesi, sağlam, sert, aşınmaz imajıyla insan-doğa ilişkisindeki başat formlardan biri. Yeryüzünün büyük ölçekli rölyefi, kara parçalarının dörtte biri ve dünyanın taşıyıcı kolonları olan dağlar, hava akımını ayarlaması, faunası ile bir hava filtresi oluşturması, şiddetli kasırgaları ve sarsıntıları önleyerek yeryüzüne bir denge vermesi bakımından gördüğümüzden ötede işlevlere sahip.
Dağ, form olarak güçlü çağrışımlara açıldığı gibi sakinliği, kapsayıcılığı ve durağanlığı ile meditatif bir varlık. Kutsal metinlerde sıkça rastladığımız, peygamberlerin ve kahramanların sığınma ve olgunlaşma durağı olan dağ, mitolojinin, sanatın ve edebiyatın temel motiflerinden biri. Gökyüzüne yakınlığı ile kutsal güç kaynağı olarak işaret edilen dağ, zorlu yaşam koşulları ve hayatta kalma sınavlarının ev sahibi. Adeta doğal bir tapınak olan dağlar, inancın, insanın kendisiyle baş başa kalma haliyle sınandığı bir olgunluk aşamasını simgeliyor.”A
çılış sergisi “Dağ” ile izleyiciyi bu güçlü imgeye yeniden bakmaya davet eden Galeri Bosfor, sanat eserinin ve sanatçının taşıyıcı kolon olduğu bir galeri sistemi üzerine kurulduğunu vurguluyor.
Heykel, rölyef, seramik obje, hazır nesne, fotoğraf ve resim gibi farklı medyumlarından işlerin yer aldığı “Dağ” başlıklı karma sergiyi, 30 Nisan’a kadar pazar ve pazartesi hariç her gün 11:00 - 19:00 saatleri arasında Galeri Bosfor’un Juma Karaköy’deki mekânında ziyaret edebilirsiniz.
Adres: Juma Karaköy Mumhane Cad. No:50 Kat:3 34425 Beyoğlu İstanbul
Modern Çin edebiyatının öncü yazarlarından Yan Lianke’nin Çin’deki yaşamın gerçekliği ile Çin rüyasının güneşli iyimserliği arasındaki tezatı ortaya koyan romanı Güneşin Öldüğü Gün, Erdem Kurtuldu’nun çevirisiyle İthaki Yayınları’ndan çıktı.
Güneşin Öldüğü Gün’de, Başkan Xi Jinping tarafından desteklenen “Çin rüyası” gerçekliğin kaosu ve karanlığıyla acımasızca sınanıyor.
“Haziran ayının başlarında dağların derinliklerindeki bir kasabada, on dört yaşındaki Li Niannian bir gariplik fark ediyor. Kasabanın sakinleri çöken geceyle uykuya dalacaklarına sokaklara çıkıyor, tarlalara gidiyor. Her yeri insanlar sarıyor.
Li Niannian şaşkın şaşkın izlerken insanların rüyada gezindiklerini, sanki güneş batmamış gibi günlük işlerine devam ettiklerini fark ediyor. Çok geçmeden daha fazla insan rüyaya daldıkça gecenin karanlığında kıyamet kopuyor, en derindeki arzular bu vesileyle gün yüzüne çıkıyor. Yüzünü göstermeyen lütufkâr güneşi yeniden doğmaya ikna etmek ve kasabayı kurtarmak ise giderek daha garip ve rahatsız edici bir kâbusun ortasında kalan Li Niannian ve babasına düşüyor.”
Köln merkezli besteci ve multienstrümantalist sanatçı Ozan Tekin, 27 Mayıs’ta Gülbaba Records etiketiyle yayımlayacağı ikinci stüdyo albümü Anarya’dan “Ode to Being Idle” adlı teklisini dinleyicileriyle paylaştı.
Tekin’in Köln’den Adana’ya giden İstanbul’da bir süre konaklayan geriye doğru bir göç hikâyesi anlattığı “Anarya” projesi üç parçadan oluşuyor. Anarya I ile Köln’de başlayan yolculuk, geçtiğimiz mart ayında Anarya II EP’si ile İstanbul’da devam etti. Proje Anarya albümü ile tamamlanıyor. 14 parçadan oluşacak bu albümün her şarkısının hikâyesi yaşadığı üç farklı şehirdeki anılarından oluşuyor.
"Ode to Being Idle"; müzisyenin, geriye baktıkça çocuk olmanın meşru tembelliğini ve kaygısızlığını daha çok anladığı içinden çocukluğuna bakabildiği bir pencere gibi. Ozan Tekin, müziğinde bunu bir yetişkin olarak çok güzel ve imkansız buluşunu yansıtmakta.
“Anarya” projesinin ilham kaynağı, Tekin’in tesadüf eseri karşısına çıkan, 65 yaşındaki “bir ayağı çukurda” bir duvar piyanosu. Son günlerini yaşayan bu piyanonun kendine has sesinden çok etkilenen sanatçı, uzun yıllardır yazmakta olduğu piyano kompozisyonlarını onunla kaydetmek üzere işe koyuluyor. Ve projesini hayata döndürmeyi başardığı bu duvar piyanosuyla kaydetmeyi başarıyor.
Ozan Tekin’den yeni teklisi “Ode to Being Idle”ı buradan dinleyebilirsiniz.
Ozan Tekin'in fotoğrafı: © Lucie Ella
KENDİ Koleksiyonu, "SENKRON 'Eş Zamanlı Video Sergileri'” kapsamında sanatçı Çağıl Harmandar’ın animasyon işlerinden oluşan “Bir Sabah” başlıklı sergisini 30 Nisan’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
“Bir Sabah” sergisinde Japonya’da üretime devam eden Çağıl Harmandar’ın KENDİ Koleksiyonu’nda yer alan eserlerinin yanı sıra Türkiye’de ilk kez gösterilecek animasyon işi de yer alıyor. Bedeni merkeze alan bu işlerde hissedilen duygular, vücut parçalarının şekil değiştirmeleriyle ifade ediliyor. Animasyonlarda, adı konulamayan duygular, vücut metaforlarıyla sunuluyor. Sergi, izleyicinin gerçekle rüyanın karıştığı bu uyku hâlinden kesitleri izlerken, gündelik hislerine uzaktan bakabilmesini sağlamayı amaçlıyor.
Çağıl Harmandar’ın “Bir Sabah” başlıklı sergisini 30 Nisan’a kadar pazar ve pazartesi hariç her gün 11:00 - 17:00 saatleri arasında KENDİ’de görebilirsiniz.
Adres: Meşrutiyet Caddesi Cordova Apartmanı 64/5 Tepebaşı İstanbul
Künye: Çağıl Harmandar, Stretch(Bir Sabah) 2D animasyon, 2017
Finlandiya'nın ödüllü yazarı Vuokko Hurme'nin kaleme aldığı fantastik “Tepetaklak” serisinin ilk kitabı Dönüşüm 1, Susanna Iivanainen resimleriyle Nil Deniz Çidanlı’nın çevirisiyle Can Çocuk’tan çıktı.
Lenna Anderssen hayatının ilk sekiz yılını Kardum'da, tersine dönmüş bir dünyada geçirmiştir. Eskiden gökyüzünün olduğu yerde artık toprak vardır. Ayaklarının altında, asıl toprağın olması gereken yerde ise uçsuz bucaksız bir boşluk. Dönüşüm adı verilen olay her şeyi kökten değiştirmiştir. Ama insanlar bu tepetaklak dünyada yaşamanın yolunu bir şekilde bulmuşlardır. Lenna ve ailesinin hayatı, Kardum'daki içme suyu tükenmeye başlayıncaya dek aslında gayet heyecan verici ve rahattır. Peki ama kaynaklar tükenmeye yüz tutarken hayatlarında neler değişecektir? Geleceklerini, gökyüzünde olması muhtemel başka bir dünyada aramaya cesaret edebilecekler midir?
“Babama göre otoparktaki en önemli şey, tüm hayatları bir çırpıda değişmiş olsa bile kendilerinden başkalarını önemseyen, birbirine yardım eden sıradan insanların olmasıydı.
Bu insanlar böyle bir değişimin ortasında nasıl davranacaklarını anlamışlardı. 'En önemli şey, başkalarına yardım etmek için elinden gelen her şeyi yapmaktır, ancak bu şekilde insanlığımızı unutmayız,' derdi babam sık sık. 'Ancak o zaman hayatta kalabiliriz.'”
Contemporary Istanbul’un, Akbank ana partnerliğinde Türkiye’deki çağdaş sanata odaklanan yeni sanat fuarı “CI Bloom”, 10 - 11 Mayıs tarihlerinde ön izleme ve 12 - 15 Mayıs tarihleri arasında genel ziyaretçiye açık olarak Tersane İstanbul’da gerçekleşecek.
“CI Bloom”, İstanbul’daki sanat profesyonellerinden oluşan seçici kurul tarafından davet edilen çağdaş sanat galerilerini, sanatçıları ve sanatseverleri festival havasında bir araya getirecek. Türkiye’den 23 çağdaş sanat galerisinin yer aldığı “CI Bloom”, 10 - 11 Mayıs’taki ön izleme günlerinin ardından, 12 - 15 Mayıs’ta Haliç’in kıyısında yer alan Tersane İstanbul’da sanatseverlerle buluşacak.
“CI Bloom”un seçici kurulunda Adnan Yerebakan (Sanatorium), Doğa Öktem ve Tankut Aykut (Öktem Aykut), Moiz Zilberman (Zilberman Gallery), Oktay Duran (Art On Istanbul), Suela Cennet (The Pill) ve Yeşim Turanlı (Pi Artworks) yer aldı.
“CI Bloom” katılımcı çağdaş sanat galerileri ise Ambidexter, İstanbul; Anna Laudel, İstanbul, Dusseldorf; Art On Istanbul; artSümer, İstanbul; Bozlu Art Project İstanbul; Büro Sarigedik, İstanbul; C.A.M. Galeri, İstanbul; Dirimart, İstanbul; Ferda Art Platform, İstanbul; Galeri 77, İstanbul; MERKÜR, İstanbul; Galeri Siyah Beyaz, İstanbul, Ankara; Galerist, İstanbul; Martch Art Project, İstanbul; Öktem Aykut, İstanbul; Pg Art Gallery, İstanbul; Pi Artworks, İstanbul, Londra; Piramid Sanat, İstanbul; Sanatorium, İstanbul; The Pill, İstanbul; Vision Art Platform, İstanbul; x-ist, İstanbul; Zilberman Gallery, İstanbul, Berlin oldu.
Contemporary Istanbul tarafından düzenlenen “CI Bloom”, Akbank ana partnerliğinde, Tersane Istanbul ve Türk Hava Yolları’nın desteği ile BMW ve LG partnerliğinde gerçekleştirilecek.
10-15 Mayıs tarihleri arasında Tersane İstanbul’da gerçekleşecek “CI Bloom”u ziyaret etmek için buradan bilet satın alabilirsiniz. Fuara dair ayrıntılı bilgiye ise buradan ulaşabilirsiniz.
Contemporary Istanbul Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli basın toplantısında şunları söyledi: “Belirsizlik ile dolu iki yılın ardından sanat dünyası ‘CI Bloom’ ile yeniden baharı karşılamaya hazırlanıyor. Contemporary Istanbul’un pandemi kaynaklı seyahat kısıtlamaları arasında gerçekleştirilen son iki edisyonu, Türkiye’deki sanat pazarının iki fuara ev sahipliği yapacak kadar güçlendiğini kanıtladı. Türkiye’deki sanat pazarı büyüyor, gelişiyor ve çeşitleniyor. Bizim için son iki edisyondur genç koleksiyoncuların katılımlarındaki heyecan çağdaş sanata olan ilginin her geçen gün arttığının da bir göstergesi oldu.”
Akbank Yönetim Kurulu ve Contemporary İstanbul Danışma Üst Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer şöyle söyledi: “Akbank olarak ilk günden beri desteklediğimiz Contemporary İstanbul, sadece ülkemizde değil tüm dünyada büyük ilgi yaratmaya devam ediyor. Baharın gelişiyle İstanbul’da çağdaş sanata odaklanan yeni bir sanat fuarının doğuyor olması hepimizi çok heyecanlandırıyor. Bu yıl ilk kez yapılacak ve 23 çağdaş sanat galerisini buluşturacak olan ‘CI Bloom’un sanatseverlere farklı bir sanat deneyimi yaşatacağına inanıyorum. Çağdaş sanata olan ilginin artıyor olmasından ve Akbank olarak bunda bizim de katkımız bulunmasından büyük memnuniyet duyuyorum. Contemporary İstanbul’la birlikte ülkemiz ve İstanbul’umuzun yurt dışında da doğru ve iyi temsil edilmesini sürdüreceğiz.”
Akbank Marka ve İletişim Başkanı Beril Alakoç ise şunları söyledi: “Akbank olarak ana partnerliğini üstlendiğimiz ‘CI Bloom’la da çağdaş sanatın en iyi örneklerini sanatseverlerle buluşturmayı hedefliyoruz. Akbank Sanat da Arte Povera sanat akımının öncülerinden olan, resim ve heykeli harmanladığı eserleriyle bilinen Jannis Kounellis’in İstanbul’a özgü bir yapıt olarak tasarladığı ve İstanbul’da ürettiği yapıtı Topkapı’yı Hasan Bülent Kahraman’ın küratörlüğünde sergiliyor.”
Künye:
1. BüroSarıgedik, Vahap Avşar, GÖKKUBBE
2. Dirimart, Sarkis, L’intérieur avec arc-en-ciel, 2022
3. Galeri77, Vav Hakobyan, Untitled, 2022, Oil On Canvas, 130x150cm
4. Sanatorium, Erol Eskici, Gardener, 2021
5. Ambidexter, Alp Erdem Öz, Caudillo, 2020
6. Pi Artworks, Özer Toraman, The Landscape of a Portrait
7. Martch Art Project, Bence Magyarlaki, Uranians Assemblage No.1
8. Zilberman, Fatoş İrwen, Gün Lekesi, 2019
Kalyon Kültür, 28 Mayıs’a kadar sanatseverlerle buluşan “Flora” başlıklı dijital sanat sergisine paralel olarak düzenlediği etkinlik programına devam ediyor. Ayrıca Kalyon Kültür, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında PACE Çocuk Sanat Merkezi ile gün boyu sürecek etkinlikleri çocuklarla buluşturuyor.
Kalyon Kültür, 23 Nisan’da PACE Çocuk Sanat Merkezi ile renkli, eğlenceli ve yaratıcı atölyeler düzenliyor. PACE Çocuk Sanat Merkezi’nin gerçekleştireceği program kapsamında yer alan Küçültme Işınlı Takı ve Anahtarlık Atölyesi’nde kocaman bir resim minik bir kolye, anahtarlık veya çanta süsü olacak. Pixel Heykeller Atölyesi’nde rengârenk boncuklar çocukların hayalleri ile bir araya gelerek pixel heykellere dönüşecek. “İleri Dönüşüm” Oyuncak Heykeller Atölyesi çocuklara ileri dönüşümün ne olduğunu öğretirken aynı zamanda farklı malzemelerle hayallerindeki heykeli yapmalarına fırsatı veriyor. Mini Mozaik Atölyesi hem eğlenceli hem de kullanışlı objelerin yapıldığı bir alan sunacak. Mozaik Heykeller Atölyesi ise çocuklara “ekleyerek heykel” yapma yöntemini öğretecek.
27 Nisan Çarşamba günü saat 18.00’de etkileşim ve ses tasarımcısı Alp Tuğan, Kalyon Kültür’de “Blokzincir ve NFT Marketleri Üzerinde Dinamik Jeneratif Sanat Eserlerinin Geleceği” üzerine konuşacak. Tuğan konuşmasında kod tabanlı jeneratif sanat (generative art) eserlerinin farklı Blokzincir veri tabanları üzerinde uzun vadeli sürdürülebilirliğini sosyo-teknolojik teoriler ışığında tartışmaya açıyor. Ücretsiz ve rezervasyonlu gerçekleşecek konuşmanın temel başlıkları arasında Blokzincir’in kendisinden önce gelen Torrent teknolojisi ile bağlantısı, kripto-sanat, sürdürülebilir NFT (cleanNFT, greenNFT) ve “dinamik” olarak sınıflandırdığı kod tabanlı sanat eserleri bulunuyor.
Caz kültürüne dair planlanan etkinlik dizisini ilki “Dünya Caz Günü Kutlaması Serzenişi” başlığı altında besteci ve müzikolog Prof. Dr. H. Alper Maral ile yapılacak. Cazın çoğulcu, özgürlükçü, varoluşsal kimliğine odaklanan etkinlik 30 Nisan Dünya Caz Günü’nde saat 17.00’de Kalyon Kültür’de gerçekleştirilecek. Ücretsiz ve rezervasyonlu olarak düzenlenecek konuşma kolektif bir bütünde bireysel duruşun değerine; yazılı kurallar içinde yaratılan seçeneklerin, doğaçlama çözümlerin, “başka yollar”ın önemine işaret ediyor.
Ceren ve Irmak Arkman küratörlüğünde düzenlenen “Flora” sergisi Anna Ridler, Clement Valla, François Quévillon, Mat Collishaw, Mustafa Hulusi, Pascual Sisto, Quayola, Ryoichi Kurokawa ve Sabrina Ratté’nin işlerinden oluşuyor. İnsanların sanat çerçevesinde doğayı nasıl yorumladığına odaklanan sergi, bitki tasvirleri özelinde dijital sanatçıların doğaya getirdiği yenilikçi ve değişik yorumlara eğiliyor.
Kalyon Kültür’ün hayata geçirdiği “Flora”, dijital sanatın çok yakın durduğu doğa teması etrafında düzenlenecek sergi serisinin ilk ayağını oluşturuyor. Serinin bir sonraki etkinliği olan “İnsan Eli Değmiş” (Touched by Mankind) başlıklı sergi 17. İstanbul Bienali’ne paralel olarak eylül ayında gerçekleştirilecek. Sergi, günümüzün en önemli problemlerinden biri olan iklim krizine dikkat çeken ve insanların doğa üzerindeki etkilerine odaklanıyor.
Künye:
1. Sabrina Ratté, Floralia, Kalyon Kültür, "Flora" Sergisi Fotoğraf: Orhan Cem Çetin, 2022
2-3. Pace Çocuk Atölyesi
Yavuz Ekinci’nin ne pahasına olursa olsun hayatta iz bırakmak için savaşanların hikâyelerine, babalarla oğulların ve kardeşlerin mücadelelerine odaklandığı son romanı Belki de Dünyanın Sonundayım, Everest Yayınları’ndan çıktı.
2005 yılında Haldun Taner Öykü Ödülü’nü, 2007 yılında Yunus Nadi Öykü Ödülü’nü kazanan Yavuz Ekinci bu romanında kurgu bir hanedanın coğrafyasında, taht için karşı karşıya gelen babalarla oğulların-kardeşlerle kardeşlerin mücadelesine odaklanırken evrensel bir temanın, "iktidar mücadelesi"nin izini sürüyor.
Belki de Dünyanın Sonundayım; güven ve iktidar ekseninde, insanlık tarihi kadar eski bir sorunun izini sürüyor: Dünyayı dize getiren o zalim, zamanı da yenebilir mi?
Türkiye’nin ilk ve tek erişilebilir film festivali olan Engelsiz Filmler Festivali kapsamında bu yıl ikinci kez düzenlenecek Kısa Film Yarışması için başvurular başladı.
Herkesin sinemaya eşit koşullarda erişimini sağlamak amacıyla yola çıkan Engelsiz Filmler Festivali, 10. kez 17 - 23 Ekim tarihleri arasında erişilebilir ve çevrim içi olarak gerçekleştirilecek. Festival kapsamında gerçekleştirilen Kısa Film Yarışması, kısa film türünün gelişimine katkıda bulunarak, kısa film severler ile bu türde projeler ortaya koyan yönetmenleri bir araya getirmek ve onlara daha geniş bir ifade alanı açmayı hedefliyor. Geçtiğimiz yıl festivale eklenen yarışmada bu yıl da kısa filmlerin sanatsal gücü seyirciler, genç yönetmenler ve sinema profesyonelleri arasındaki diyalogla bütünleştirilip yeni bakış açıları beyazperdeye yansıtılacak.
Yarışmaya tema kısıtlaması bulunmaksızın, kurmaca ve animasyon türünde, süresi 20 dakikayı aşmayan, 2021 ve 2022 yapımı ulusal ve uluslararası kısa filmler 14 Temmuz’a kadar başvurabilecek. Finale kalarak festival programında yer alacak filmler 2 Ağustos’ta duyurulacak. Finale kalan filmleri değerlendiren jüri üyeleri En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Senaryo ödüllerini, izleyiciler ise verdikleri oylarla Seyirci Özel Ödülü’nün sahibini belirleyecek. Bu yıl farklı olarak yarışmada ilk kez para ödülü de verilecek. En İyi Yönetmen ve En İyi Senaryo ödülünü kazananlara 500 USD, En İyi Film ödülünü kazanana ise 1000 USD verilecek.
10. Engelsiz Filmler Festivali ve Kısa Film Yarışması hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.