GÜNDEM
  • 17-05-2022

    Murathan Mungan’ın düzyazılarını bir araya getiren kitapların sonuncusu Evrak Çantası, Metis Yayınları tarafından yayımlandı.

    Kurgu ve kitaplaştırma mantığıyla özellikle Güne SöylediklerimHayat Atölyesi ve Tuğla ile süreklilik gösteren Evrak Çantası, 11 yazıyı bir araya getiren beş “göz”den oluşuyor.

    ​“Deneme kitaplarımın her biri kendinden öncekiler ve kendinden sonrakiler arasında, yazı yaşamım boyunca yöneldiğim farklı ilgi alanları, ardına takıldığım temalar, söz almak istediğim konular, kişisel meraklarım konusunda iç bağlantılarla çatılmış bir süreklilik oluşturarak bir yazar olarak düşünce dünyama ilişkin bir profili bütünlüyor.” – Murathan Mungan

    0
    0
    110
  • 17-05-2022

    Bu yıl 51’inci kez düzenlenen Orhan Kemal Roman Armağanı ödülü, Burhan Sönmez’in Taş ve Gölge isimli romanına verildi.

    Nazım K. Öğütçü, M. Nuri Gültekin, Çimen G. Erkol, Tahir Şilkan, Seray Şahiner, Gürsel Korat ve Mazlum Vesek’ten oluşan Orhan Kemal Roman Armağanı Seçici Kurulu, Taş ve Gölge’yi 82 seçkin eserin arasından seçti.

    Seçici Kurul açıklamasında; “Farklı coğrafyaları birleştirdiği, göçü, hafızanın farklı çelişkilerini, yaşam mücadelesini çok yönlü ve güçlü bir kurguyla, canlı karakterler ve etkili metaforlar yaratarak ele aldığı, Türkiye’nin toplumsal arka planıyla başarılı bir şekilde anlattığı için 2022 yılı, 51.Orhan Kemal Roman Armağanı’na değer görmüştür” ifadelerine yer verdi.

    ​Burhan Sönmez’e ödülü 2 Haziran Perşembe günü Orhan Kemal Kütüphanesi-Konferans Salonu’nda düzenlenecek törende takdim edilecek.

    Fotoğraf: ©Nazlı Erdemirel

    0
    0
    1799
  • 17-05-2022

    Punk rock’ı roman kültürüyle buluşturan Gogol Bordello, Yüzdeyüz Müzik katkıları, Vera Müzik ve URU organizasyonuyla 2 Temmuz Cumartesi akşamı KüçükÇiftlik Park’ta konser verecek.

    Gogol Bordello, alışılmadık müziği ve sergilediği sahne şovuyla 2 Temmuz’da İstanbul’da müzikseverlerle buluşacak. Grubun beyni Eugene Hütz, Gogol Bordello için “Roman Punk Kabaresi” tanımlaması yaparak dünyanın dört bir yanındaki herkesin bu müziğin ritmine kapılacağını söylüyor. Avrupa’da birkaç ülke gördükten sonra New York’a bir göçmen olarak giden Eugene Hütz, 1999’da Gogol Bordello’yu kurdu ve Doğu Avrupalı diğer göçmenlerle özgün müziğini oluşturdu. Kurulduğu günden beri dinleyicilerini postmodern estetiğin dışına çıkmak için cesaretlendiren grup, roman punk müziğinde yeni kombinasyonlar oluşturarak kendi tarzını yarattı. Sanatın tüm alanlarını kullanan Eugene Hütz punk geleneği üzerine inşa ettiği kabare şovunu, dünyanın dört bir yanında eğlenceye ihtiyaç duyan herkese sunmak için turlara çıkıyor, farkındalık projeleriyle Gogol Bordello’nun vizyonunu ortaya koyuyor.

    ​2 Temmuz Cumartesi akşamı KüçükÇiftlik Park’ta gerçekleşecek Gogol Bordello konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    2618
  • 17-05-2022

    Collect Gallery, Marcus Graf’ın küratörlüğünde “Check-in” başlıklı ilk sergisi ile 17 Mayıs’ta (bugün) kapılarını açıyor.

    İstanbul sanat dünyasına yeni bir soluk getirmeyi amaçlayan Bulgar kökenli Collect Gallery, son yıllarda çapı genişleyen sanat dünyası ve genç koleksiyoner çevresi içinde alışılmışın dışında sınırları zorlayan yenilikçi bir anlayış ile yabancı ve yerli sanatçılarla kendine bir yol çiziyor. Küratörlüğünü Marcus Graf’ın üstlendiği “Check-in” sergisiyle açılan Collect Gallery, geleneksel bir serginin form ve konseptini İstanbul’un değişken yapısıyla yorumluyor. Her hafta galerinin ana mekânında bir sanatçının kişisel sergisiyle başlayarak, “Check-in” karma sergisinin bir sonraki sanatçısının eserleri galerinin ikinci katında, “Check-out”ta sırasını bekliyor olacak. Bu mekânsal dönüşüm sergi süresince devam edecek. Galerinin Bulgar sanatçılarıyla geçmişini temsil eden sergi, Georgi Georgiev / Jorrras, Martian Tabakov, Kalina Dimitrova ve Sevda Semer’in eserlerinden oluşuyor.

    “Check-in” başlıklı sergiyi 27 Haziran tarihine kadar Collect Gallery’nin Tophane’deki mekânında ziyaret edebilirsiniz.

    ​Adres: Hacımimi Mah. Karabaş Cad. No: 2B Beyoğlu

    ​Künye: Georgi Georgiev / Jorrras 

    0
    0
    1830
  • 17-05-2022

    Barış Bıçakçı ve Tufan Taştan’ın kaleme aldığı, arkasında “bir” film ve hikâyeyi anlatan “iki” senaryo bırakan Sen Ben Lenin: Bir Hikâye, İki Senaryo, Bir Film, İthaki Yayınları’ndan çıktı.

    İki senaryodan birincisi koşullar yüzünden çekilememiş, ikincisi koşullara rağmen çekilmiş. Türkiye’de sinema yapmanın zorluklarını bir tarafa bırakacak olursak, bu iki senaryo, bir hikâyeyi iki farklı biçimde anlatma denemesi olarak da görülebilir. Aynı hikâyeden yola çıkan ama karakterleri, mekanları, zamanı ve olay örgüsünü farklı biçimlerde kurmaya çalışan iki farklı senaryo.

    “Bir
    Tek kurtuluş umudu turizm olan bir sahil kasabasına dalgalar günün birinde ülkenin başbakanı yerine ahşap bir Lenin heykeli getirir. Annesiyle birlikte iki kişilik bir dünyada yaşayan fotoğrafçı Fikret, kasabaya yeni atanan idealist öğretmen İdil, dinlediği bir masala inanan Ümit, bir çay bahçesi açmak isteyen balıkçı Aziz ve daha yüksek mevkiler peşinde koşan belediye başkanı Deniz, Lenin heykeli etrafında kendi hikâyelerini yeniden kurmaya girişirler. Acaba Lenin mi kasabayı yoksa kasaba mı Lenin’i değiştirecektir?

    İki
    Kurtuluşu turizmde arayan bir sahil kasabasına günün birinde dalgalar ahşap bir Lenin heykeli getirir. Heykel, turistlerin ilgisini çeker düşüncesiyle belediye tarafından meydana dikilir, haber ülke gündemine yerleşir. Başbakan ve beraberindeki Rus heyetinin katılımıyla yapılacak açılıştan hemen önce Lenin heykeli çalınır. Lenin’i bulmak için Ankara’dan özel olarak görevlendirilen tecrübeli bıçkın komiser Erol’un ve ayrıntıların titiz dinleyicisi genç komiser Ufuk’un sadece on iki saatleri vardır. Boş bir sandalye, kayıp bir çocuk, rengârenk çaputlar... Heykelin çalındığı geceye dair deliller kasabanın geçmişine uzanan bir yol açarken, polislerin “Neredesin Lenin?” sorusuna kasabalılar beklenmedik bir cevap verir.”

    0
    0
    1935
  • 16-05-2022

    Özdemir Erdoğan’ın “Aç Kapıyı Gir İçeri” isimli unutulmaz şarkısının orijinal kaydı Amerikalı sanatçılar Wiz Khalifa, Big K.R.I.T., ve Girl Talk’un Full Court Press isimli ortak albümlerinde yer alan “How The Story Goes” şarkısında sample olarak kullanıldı.

    ​Özdemir Erdoğan’ın “Aç Kapıyı Gir İçeri” şarkısı ilk kez 1974 yılında 45’lik plak olarak yayımlandı. Yüksek tempolu ve zamansız bir rap albümü olan Full Court Press, 10 şarkıdan oluşuyor. Albümde yer alan “How The Story Goes” şarkısında Özdemir Erdoğan’ın onayıyla ve izniyle “Aç Kapıyı Gir İçeri” şarkısı sample olarak kullanıldı. “How The Story Goes” şarkısını buradan dinleyebilirsiniz.

    0
    0
    6372
  • 16-05-2022

    ART & TECH for GOOD SUMMIT 2022 kapsamında 15 Mayıs Pazar günü 60 konuşmacının katılımıyla “Toplumsal Fayda Günü” paneli düzenlendi.

    goodspaces; sanat, teknoloji ve sürdürülebilirlik dönüşümünü her ayrıntısıyla odağına alan ART & TECH for GOOD SUMMIT 2022’nin son gününde, Levent Erden’in moderatörlüğünde bilim, teknoloji, eğitim, çevre, kültür, sanat faaliyetleri sürdüren sivil toplum örgütlerinin ve “iyilik”te buluşan markaların katılımıyla ESA Espor Arena’da bir panel gerçekleştirdi. Bu panelde Mehmet Göçmen, Tolga Tatari, Cengiz Ultav, Faik Uyanık, Şahika Ercümen, Ahmet Akın, Emrah İnce, Barış Güleç, Yunus Emre Boyacıoğlu, Aygen Savaş Alkan, Fügen Toksü, Emine Erdem, Serpil Veral, Feyyaz Ünal, Aslı Pasinli, Mehmet Gülez, Verda Özer, Zehra Öney, Avukat Dr. Çiğdem Ayözger Öngün, Ahu Altuğ, Ebru Dildar Edin, Ayça Kaya, Emine Erdem, Ufuk Tarhan, Şirin Sever, Sertaç Ersayın, Arhan Kayar, Ayşenur Aydın, Şule Yücebıyık, Selen Kocabaş, Buket Çelebiöven, Murat Yeşildere, Senem Başyurt, Dr. Zeynep Berna Erdiller Yatmaz, Duygu Yaşar Adiloğlu, Fatoş Karahasan, Birce Akalay, Neşet Dereli, Tülye Sekendiz, Ebru Baybara Demir, Özlem Cankurtaran, Görgün Taner, Yeşim Gürer Oymak, Gülden Yılmaz, Adalet Budak Akbaş, Mülkiye Aydın, Elif Ergu Demiral, Gökmen Sözen, Maksut Aşkar, Dilara Koçak, Elif Boyner, Evrim Hizaler, Dila Dildar, Kübra Dağtekin, Zeynep Dilruba Taşdemir, Oğuz Ergen, Resul Hüseyinzade, Hayri Dağlı, Dinçer Güner ve Prof. Dr. Itır Erhart konuşmacı olarak yer aldı. Sürdürülebilirliği odağına alan birçok marka stantlarıyla ziyaretçilerle buluştu.

    UNDP Türkiye Sudaki Yaşam Savunucusu Şahika Ercümen, “Sudaki Yaşamdan Hepimiz Sorumluyuz” adlı oturumunda şunları söyledi: “Dalış yapmıyorsanız yüzeyde gördüğünüz atıklar tüm atıkların sadece yüzde 15’i. Asıl kalan kısmı denizin orta kısmı ve derinliklerinde. Bunu görmek gerçekten çok can acıtıcı. Deniz canlıları bu atıklarla, plastikle yaşıyor. Bunun bize bir de mikro plastik olarak geri döndüğünü biliyor muydunuz örneğin? Yapılan araştırmalar gösteriyor ki biz soluduğumuz havadan, içtiğimiz sudan, yediklerimizden her hafta vücudumuza neredeyse bir kredi kartı boyutunda mikro plastik alıyoruz. İnsan yaşamayan bir kıtada bile mikro plastik atıklara rastlanabiliyor. Bu artık tüm dünyanın sorunu.”

    WWF Türkiye Genel Müdürü Aslı Pasinli, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Geri Dönüşüm İşçileri Pilot Projesi’ne değindi ve sosyal sorumluluğu teknolojiyle buluşturarak kâğıt toplayıcıların destekleneceğini hem ekonominin hem de geri dönüşüm ve sürdürülebilirliğin gelişmesine katkı sağlanacağını belirtti.

    Birce Akalay “Cesaret İyileştirir” başlıklı panelde şunları söyledi: “Her arenada, her alanda iyiliğe ihtiyaç duyar olduk. Her yerde iyiliğin peşinden koşmak derdini, endişesini, kaygısını güdüyoruz. Bunun sebebi bence dünyadaki terazinin kantarının şaşmış olması. Çünkü gerçekten kötü bir zamandan geçiyoruz. İyiliğin daha da farkında olan insanlar tarafından peşine düşüldüğü, izinin arandığı bir zamanda olduğumuzu düşünüyorum. Teknoloji de bu bağlamda iyiliği hızlı paylaşmak için doğru bir araç ama yüz yüze olmak, hissetmek de atlanmamalı.”

    Borusan Otomotiv, İş Sanat, d.ream, Özyeğin Üniversitesi, Turkcell’in co-sponsorluğunda düzenlenen ART & TECH for GOOD SUMMIT 2022’nin diğer sponsorları ve destekçileri arasında; Pernod Ricard Türkiye, Fuudy, 42 Maslak, Microsoft Türkiye, ESA Espor Arena, Webrazzi, Onedio, Artful Living, Aposto!, #tarih’te bugün, Adel Kalemcilik, NFT Kafası, Babylons.io, dba, Koton, Sephora, Nude, McDonald’s Türkiye, Her Yerde Co., Kiss FM, Next Akademi, Artopol Art Gallery, Türk Lezzet Müzesi, A46 Organizasyon, Effect BCW, Aksa Jeneratör bulunuyor.

    0
    0
    1705
  • 16-05-2022

    Nilüfer Belediyesi, 27 sanatçının çalışmalarından oluşan “Yukarı Bak, Sınırlı Coğrafyanın Yıldızlı Ufukları” başlıklı sergiyi 31 Temmuz’a kadar Nilüfer ilçesinde yer alan altı farklı mekânda sanatseverlerle buluşturuyor.

    Küratörlüğünü Yekhan Pınarlıgil’in üstlendiği sergi, politik konulara umut dolu, pozitif bir perspektiften yaklaşıyor. Altı mekânın her birinin kendi içinde bir sergi olarak kurgulandığı “Yukarı Bak, Sınırlı Coğrafyanın Yıldızlı Ufukları”, şehrin kültürel kimliği, tarihi, dönüşümü ve geleceği ile diyaloğa geçen lokasyonlarda mekân ve sanat arasında güçlü ilişkiler kuruyor. “Ne zaman boyun eğmeyi bırakır, neden, nasıl yukarı bakarız?” düşüncesinden yola çıkan seçki, söylemin getirdiği çağrışım noktalarına odaklanıyor. Hayat ve sanatın kesişiminde yer alan, hiciv, kahkaha, dans, ritim, unutmak, ironi ve renkler bu seçkideki çalışmaların merkezini oluşturuyor. Diğer bir taraftan bedeni merkeze alan sergi “bedenin özgür olmadığı yerde zihin de özgür olamaz” fikrinden yola çıkıyor. İnsan bedeninin yanı sıra hayvan bedenini de ele alan sergi, atfettiğimiz klişe sembollerden kurtarıp bambaşka formlara dönüştürüyor.

    Punk’tan ilham alan Pancar Deposu, “Haz, Işıltı ve Kahkaha” başlığı altında Anne-Charlotte Finel, Ateş Alpar, Berat Işık, Berk Kır, Eda Soylu, Erinç Seymen, Ghazel, Gözde İlkin, Güneş Terkol, Merve Morkoç, Şafak Şule Kemancı, Vahit Tuna ve Bihter Yasemin Adalı’nın işlerini izleyicinin beğenisine sunuyor.

    Fatoş İrwen, Gözde İlkin, Güneş Terkol ve Şafak Şule Kemancı’nın çalışmaları “İnce Elemek Sık Dokumak” başlığı altında Gölyazı Kültürevi’nde sanatseverlerle buluşuyor. Sanatçıların hafiflikle eleştirmek üzerine üretimleri, kültürler arası etkileşim ve iletişim için önemli bir sembol olan, restore edilerek kültürevine dönüşen kilisede izleyici karşısına çıkıyor.

    Balat Kültürevi, “Özgürlük Köşenin Hemen Arkasında” başlığı altında CANAN, Dan Perjovschi, Emilia Kabakov & İlya Kabakov, Fatoş İrwen, Henning Christiansen, İnci Eviner, Merve Morkoç, Rebecca Horn ve Vahit Tuna’nın işlerine ev sahipliği yapıyor. Seçkide özgürlüğün ancak içeriden dışarıya doğru olabileceği ve bilinçaltının açığa çıkmasıyla ilgilenen eserler bir araya geliyor.

    Misi’de yer alan Fotoğraf Müzesi’nde Marguerite Bornhauser’in fotoğraflarından oluşan kapsamlı bir seçki “Siyah Yandığında” başlığı altında sanatseverlerle buluşuyor. Misi’deki Edebiyat Müzesi’nde izleyici karşısına çıkan “Türkiye’nin Yeraltı Suları: Fanzin Edebiyatı” başlıklı sergi, Onur Sarıkaya küratörlüğünde, 1960’lardan bu yana Türkiye’de fanzine odaklanıyor.

    ​Son olarak Nâzım Hikmet Kültürevi, “Doğa Tarihi Müzesi” serisiyle Tayfun Serttaş, “Efsunlu Dünya Hayal Değil, Üstündeyiz” sergisiyle CANAN ve Extramücadele’nin kapsamlı seçkilerini izleyicinin beğenisine sunuyor. İnsan ve hayvan arasındaki ilişki, masallar ve eleştirel yaklaşım ile üç sanatçının üretimi üzerinden mekâna yayılıyor.

    Künye:
    1. Merve Morkoç, Living Sculptures, C-Print Baskı, 30x40 cm, 2021
    2. Vahit Tuna, Kurum, Heykel, 2017
    ​3. Gözde İlkin, Krallık, Kumaş üzerine dikiş ve resim, 78x118 cm, 2016

    0
    0
    2550
  • 16-05-2022

    Murat Çelik’in noksan ve natamam yaşamları anlattığı öykülerinden oluşan yeni kitabı Kışın Herkes Dürüsttür, Everest Yayınları’ndan çıktı.

    Eve Dönmeyen Hayvan ile 2020 Yunus Nadi Öykü Ödülü’nü kazanan Çelik’in bu kitabında kendi sınırını ihlale teşebbüs ettiği, cinsini, cinselliğini, benliğini, yerini sınadığı anda öyküye yakalanmış kimseler, aynı sahnede paylarına düşen oyunu oynuyor, birbirlerini zorluyor, oldukları ve olmadıklarıyla anlaşılmaz kılıyor ve tanımlıyorlar.

    Kışın Herkes Dürüsttür; eksik bir organı unutur gibi, değil; eksik bir organı hatırlar gibi... Sesi önceleyen aykırı sözdizimiyle kurulmuş bir evrende, sözcelerini saklayanların, sustuklarıyla var olanların hikâyelerini anlatıyor.

    “Gelip beni bulacaksın. Hem ben yapmam öyle şeyler. Yapmam yapmam. Sen ne dersen onu yaparım. Yaranı dikerim. Bahçeyi sularım. Köpeğimi bahçeye bağlarız. Senin de köpeğin olur. Yavrular ileride. Severiz. Koruruz. Kalplerimiz vardır bizim. Onları da koruruz. Beni bulacaksın. Kavuşunca körelir her şey. Unuttuğumuz yemyeşiller çoğalır. Gözümüze gözümüze sarkar. Biz yaşatanı oluruz ellerimizle. Kimsenin sevmediği yerler birbirini sevenler için yok olmaz.”

    0
    0
    1610
  • 16-05-2022

    Lübnan asıllı Fransız trompet virtüözü İbrahim Maalouf, 29 Haziran’da Pozitif ve Pasión Turca iş birliğiyle Parkorman’da müzikseverlerle buluşacak.

    2000’lerin başında pop, caz ve dünya müzik sahnelerinin önemli isimleri arasına giren İbrahim Maalouf, birçok tekli ve albüm yayımladı. Sting, Salif Keita, Amadou & Mariam, Lhasa de Sela gibi pek çok önemli isimle aynı sahneyi paylaşan sanatçı, 2007’den bugüne kadar yayımladığı 15 albümde prodüktör, besteci ve aranjör rollerini de üstlendi. İbrahim Maalouf bu konserde Capacity to Love isimli 16. albümünün turnesi kapsamında yeni parçalarını da dinleyicilerin beğenisine sunacak.

    ​29 Haziran’da Parkorman’da gerçekleşecek konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    2054
DAHA FAZLA
Geldanlage