
Kloster x Suma Beach Alaçatı ortaklığında gerçekleştirilen SOUNDPARK 2022, 26, 27 ve 28 Ağustos tarihlerinde Beatgate sunumuyla müzikseverlerle buluşacak.
Üç gün boyunca müziğin 60 saatlik bir maratonda devam edeceği etkinlik kapsamında tam 60 sanatçı, Kloster x Suma Beach, Ojo ve Rakish’in kendi ruhlarına uygun şekilde oluşturulmuş, yürüme mesafesindeki sahnelerde konser verecek. Etkinliğin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Etkinliğin katılımcıları; HVOB (Live-Club set), Township Rebellion, Aksak, Barış K., Boral Kibil, Deniz Kabu, Discolog, Evren Ulusoy, Gunes Ergun, Macit, Mehmet Özbek, Tangun, Turker[Live], U.f.u.k, Volkan Gündüz, Akf, Ali Efe Dinç, Atakan Uysal, Aykut, Aytaç Kart, Bartu, Beken, Bozok, Caferoğlu, Gülnihal, Cengiz Can, Cihangir Çınar, Damla Tek, Doğukan Ünal, Doruk Guralp, Efe Sercek, Emir Ertekin, Emre Şenol, Ezgi Hocaoğlu, Feyza Emir, Gökberk, Katy Rise, Liska, Mathilda, Maya Aziz, Mayakan, Mert Güleç, Merve Baykal, Monnarsh, Nautic, NoFe, Ögem Yılmaz - Ongun Tütüncü & Anıl Bütün, Onur, Ozan Yazgan, Semih Akay, Serenay Alkan, Tim, Tolga Duyan, Ugr, Vuku, Xender, Ymir, Zoe Dona.
EKAV / Eğitim, Kültür ve Araştırma Vakfı, 14 Nisan’da hayatını kaybeden Balkan Naci İslimyeli’yi özel bir seçki ile doğum günü olan 20 Eylül’de Ekavart Gallery’de anacak.
20 Eylül - 8 Ekim tarihleri arasında izleyiciyle buluşacak olan “Geçerken” sergisi adını sanatçının ardından veda mısraları gibi okunan aynı başlıklı şiirinden alıyor. Küratörlüğünü Erkan Doğanay’ın üstlendiği, sanatçının çeşitli dönemlerinden yapıtlarının yer aldığı sergide ayrıca daha önce sanatçının hiçbir sergisinde görülmemiş eserleri de bulunuyor. Sergi kapsamında sanatçıyı yakından tanıyan dostlarının katılacağı panel ve söyleşiler düzenlenecek, Keman Virtüözü Cihat Aşkın’ın Balkan Naci İslimyeli’ye ithaf ettiği besteler Cihat Aşkın tarafından icra edilecek.
Balkan Naci İslimyeli’nin eserlerinden oluşan “Geçerken” başlıklı sergiyi 20 Eylül - 8 Ekim tarihleri arasında Ekavart Gallery’de ziyaret edebilirsiniz.
Künye:
1. Balkan Naci İslimyeli / Kızıl Orman / 100x70 cm / Alüminyum üzerine Karışık Teknik / Mix Media on Aluminium /2017
2. Balkan Naci İslimyeli / Takip / 100x70 cm / Alüminyum üzerine Karışık Teknik / Mix Media on Aluminium /2017
3. Balkan Naci İslimyeli / Ressamın Günlüğü 1 / Diary of the Artist 2 / 85x60 cm / Tuval üzerine Karışık Teknik / Mix Media on Canvas /1992
4. Balkan Naci İslimyeli / Sufi / 150x200 cm Tuval üzerine Karışık Teknik / Mix Media on Canvas /2009
Norveçli progresif black metal grubu Borknagar, Duality ve Vera Müzik organizasyonu ile 25 Ağustos Perşembe akşamı Zorlu PSM’de konser verecek.
1995 yılında kurulan Borknagar, kuruluşundan bu yana kadrosunda Dimmu Borgir, Ulver, Enslaved, Gorgoroth, Immortal, Arcturus, Leprous, Vintersorg gibi önemli gruplardan müzisyenleri barındırdı. Bugüne kadar 11 albüm çıkaran grup, son albümü True North’la da özgün sound’unu ve tarzını korumayı başardı.
Grubun vokalisti ICS Vortex’in Dimmu Borgir müziğini uzun süre başta bir boyuta taşıyan epik vokalleri ve grubun “dengesiz mükemmelliği” 25 Ağustos Perşembe akşamı Zorlu PSM %100 Studio’da deneyimlenebilecek. Konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Yönetmen Cem Kaya’nın bu yıl düzenlenen 72. Berlinale’de, Panorama bölümünde Seyirci Ödülü’nü kazanan Aşk, Mark ve Ölüm filminin Türkiye haklarını MUBI aldı.
Alman televizyon arşivlerinden müzisyen röportajları, haber kesitleri ve fotoğraflar içeren Aşk, Mark ve Ölüm, 1960’larda Türkiye’den Almanya’ya yaşanan işçi göçünün daha önce hiç görülmemiş, hiçbir yerde yayınlanmamış arşiv kayıtlarıyla müzikal tarihini çıkarıyor. 23 Eylül Cuma gününden itibaren Başka Sinema dağıtımı ile izleyiciyle buluşacak olan belgesel, önümüzdeki aylarda MUBI Türkiye’de gösterime girecek.
Aidiyet ve kimlik konularını sorgularken izleyicilere dönem hakkında farklı bakış açıları sunan Aşk, Mark ve Ölüm, 1960’lar Almanyası’nın eğlence kültürünü ve sosyo-ekonomik iklimini Türkiye’den gelen sanatçılar aracılığıyla eğlenceli bir üslupla anlatıyor. Belgeselde Köln Bülbülü olarak bilinen Yüksel Özkasap, geçtiğimiz yıllarda vefat eden Berlinli sanatçı Hatay Engin, 1981’de Almanya’ya siyasi sürgün olarak gelen ve kurduğu Die Kanaken adlı grupla Almanca albüm yaparak konserler veren Cem Karaca, Aşık Metin Türköz ve bağlama virtüözü İsmet Topçu gibi birçok sanatçı yer alıyor.
Almanya’da yaşayan Türklerin yaşamlarını, çektikleri zorlukları ve eğlence alışkanlıklarını anlatan Aşk, Mark ve Ölüm, aynı zamanda Türkiye’den göç etmiş Kürt, Ermeni, Yezidi ve Rumların da müzik kültürünü içeren kapsayıcı bir müzik belgeseli olma niteliği taşıyor.
Yaralanabilir ve kırılgan hâllerden doğan yeni olasılıkları hem keşfeden hem de irdeleyen sanatçıların işlerinden oluşan iki aşamalı bir serginin ilki olan “Senin de yaran, Rosa” 15 Eylül - 30 Ekim tarihleri arasında Kurtuluş Rum İlköğretim Okulu’nda sanatseverlerle buluşacak.
Pelin Uran küratörlüğünde düzenlenen sergide Gregory Whitehead, Gordon Hall, Jang Minseung, Johanna Hedva (kitap), Lata Mani ve Nicolas Grandi, Adelita Husni-Bey, Amal Kenawy, Alev Ersan, Gamze Hakverdi, Özgür Demirci yer alıyor. İkinci aşama ise bir kitaptan oluşuyor. Sergide yer alan sanatçıların yazı pratiklerinden yola çıkarak Minerva Projects iş birliği ile yayıma hazırlanan kitabın görsel tasarımını Ali Cindoruk üstleniyor. New York menşeeli Minerva Projects, Ofset Matbaa tarafından basılacak kitabın dağıtımını da yapacak. Sergide yer alan yabancı sanatçıların tümü Türkiye’de ilk kez izleyici karşısına çıkacak.
“Senin de yaran, Rosa” sergisini 15 Eylül - 30 Ekim tarihleri arasında Kurtuluş Rum İlköğretim Okulu’nda ziyaret edebilirsiniz.
Tülin Kozikoğlu’nun iletişim, iş birliği, problem çözme ve zor durumlarla baş etme gibi sosyal beceriler kavramları etrafında toplanan “Kafacanlar” serisinin yeni kitabı Tabii ki Ben Kazanacağım, Murat Kalkavan’ın resimleriyle Doğan Çocuk’tan çıktı.
Tabii ki Ben Kazanacağım, rekabet konusuna odaklanıyor. Kitabın kahramanı Alpcan katıldığı yarışmalarda hep birinci olmak istiyor ama bu konuda pek başarılı değil. Çünkü Alpcan'ın en iyi olduğu konu sinek yakalamak ve ne yazık ki sinek yakalamanın yarışması yapılmıyor. Peki Alpcan bir yarışmada birinci olma zevkini nasıl tadacak?
Rekabet çok erken yaşlarda tanıştığımız bir kavram. Hayatımıza daha okul öncesi dönemde giriyor. Bu kitapta rekabetin kendini başkalarıyla karşılaştırmak anlamına gelmediği eğlenceli bir dille anlatılıyor. Bazen gerçekten de önemli olanın "kazanmak" değil "katılmak" olduğunu, kaybetmenin olağanlığını, hatırlatıyor.
Serinin her kitabında olduğu gibi bu kitabın sonundaki sürpriz sayfada da okuma kültürü konularından bazılarına yer veriliyor. "Kahramanın yolculuğu", "metin kurgusu", "okuma eylemi" gibi konulara değinilen son bölümde Alpcan eninde sonunda bir ödül almanın sevincini yaşıyor.
The Irish Spirit ana sponsorluğunda, 3dots tarafından düzenlenen Jam’s Session Festival, 10 Eylül’de İstanbul’da ilk kez Maximum Uniq Açıkhava’da müzikseverleri bir araya getirecek.
Jam’s Session Festival’de İngiltere’nin yenilikçi genç davulcusu Yussef Dayes, sahne enerjisiyle herkesi büyüleyen Noga Erez, akustik enstrümanlarını elektronik ritimlerle bir araya getiren Hamburg merkezli tekno bando takımı MEUTE, renkli parçalarıyla festival sahnesine Glasgow’dan misafir olacak olan şarkıcı, söz yazarı ve flütist Alex Amor ve farklı müzik türlerini bir araya getirerek kendine özgü evrenini dinleyicileriyle paylaşan M.I.L.K. sahne alacak.
10 Eylül’de Maximum Uniq Açıkhava’da gerçekleşecek olan Jam’s Session Festival’in avantajlı dönem biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Adres: Huzur Mh., Uniq İstanbul, Maslak Ayazağa Cd. No:4, 34485 Sarıyer/İstanbul
Yaşamın kendisini tuval üzerine yansıtırken renkleri ve çizgileri hükmünde tutmayı seven Barış Köksal ile bilinçaltında saklı tuttuğu slogan ve imgeleri eserleri ile yüzeye çıkaran Cansu Dinç’in birlikte gerçekleştirdiği bir performans serisi olan “TANTANA” Galeri 8+1 ve La Mer Beach Bodrum’un iş birliğiyle sanatseverlerle buluşuyor.
İç mimar Barış Köksal, duygusal bir ön bilgi niteliğinde renklerin ve hislerin mekânın bir parçası hâline dönüş hikâyelerini yazıyor. Mimarlık pratiğinden gelen Cansu Dinç ise eserlerinin mekân ve insan üzerindeki muhtemel etkilerine dair kurgular inşa edip, bu etkileşimlerden besleniyor. İki sanatçı sekiz farklı eserin hikâyesini baştan sona, Galeri 8+1 ve La Mer Beach Bodrum’un iş birliğiyle izleyicileri ile buluşturuyor. Eserlerin sergiye evrilme sürecinin de izleneceği bu performans serisi 8+1 yani toplamda dokuz eserin tamamlanışı ile Başak Çankırı’nın ev sahipliğinde küratörlüğünü Koray Arman’ın yaptığı ve 2022 Eylül’ü boyunca sürecek “TANTANA”lı bir sergiye dönüşecek. Eylül Kalıpçı’nın koordinatörlüğünde 3 Eylül’de La Mer Beach Bodrum’da gerçekleştirilecek sergi açılışında şef Onur Köksal’ın konuklara sürprizleri olacak.
Biyolog Merlin Sheldrake'in mantarların dünyaya ve yaşama bakışımızı nasıl değiştireceğini anlattığı, şimdiden doğa bilim klasiklerine giren eseri Saklı Dünya – Mantarlar Yaşamı, Zihnimizi ve Geleceğimizi Nasıl Değiştirir?, Şiirsel Taş’ın çevirisi ve Jilber Barutçiyan’ın katkılarıyla Domingo Yayınevi’nden çıktı.
2021 Kraliyet Akademisi Bilim Kitabı Ödülü’nü kazanan Saklı Dünya, neredeyse bütün canlı sistemleri destekleyen mantarların yaşamlarına büyüleyici bir yolculuğa çıkarıyor. “Wood Wide Web” denen ağlar sayesinde bitkileri birbirine bağladıklarının keşfedilmesiyle ekosistemleri anlama biçimimizi, beyinleri olmadığı halde problem çözebildiklerinin anlaşılmasıyla da geleneksel “zekâ” tanımlarını değiştiren mantarların, gerek yaşadığımız gezegeni gerekse zihin ve davranışlarımızı anlamanın anahtarı olduğunu gösteriyor.
Sheldrake; kitabının sayfaları arasında mantar yetiştirecek ve sonrasında bu mantarları kızartıp bir nevi "kendi cümlelerini yiyecek" kadar ya da müzisyen kardeşiyle mantarlara yerleştirdiği elektrotlardan elde ettiği frekanslar vasıtasıyla kitaba özel bir beste yapacak kadar mantarlara tutkulu.
“Ne bitki ne de hayvanlar. Yerde, havada, vücudumuzda yaşıyorlar. Kimisi mikroskobik boyutlarda, kimisi şimdiye dek kaydedilmiş en büyük organizma. Karasal yaşam, bu canlıların kayaları parçalamasıyla başladı. Ekmek, alkol ve bazı ilaçları bahşederek insanlık tarihini şekillendirdiler. Uzayda yaşayabilecek ya da nükleer radyasyonun ortasında serpilebilecek kadar dayanıklı, davranış manipülasyonuyla bazı hayvanları felakete sürükleyebilecek kadar becerikli, atmosferin içeriğini –ve belki de geleceğimizi– değiştirebilecek kadar kudretliler.”
https://www.youtube.com/watch?v=JJfDaIVl-tE
ISTANBUL CONCEPT’in bu sene 4’üncüsü gerçekleştirdiği yıl sonu seçkisi “Ar(t)chive” 3 Eylül’e kadar uzatıldı.
ISTANBUL CONCEPT’in her yıl ağustos ayında tüm sene boyunca çalıştıkları sanatçıların en iyi eserleri ile düzenlediği yıl sonu seçkisi “Ar(t)chive”, Türkiye’den ve dünyadan 30 sanatçının eserlerinden oluşuyor. Galeri kurucusu ve küratör Işık Gençoğlu tarafından oluşturulan seçkide; Su Alara Acerol, Olga Alexopoulou, Martin R. Baeyens, Hariton Bekiaris, Banu Birecikligil, Yağızhan Çalışkan, Saygın Dura, Andrea Georgiadis, Işıl Gönen, Nihal Gündüz, Ersin Gürtel, Burak Karavit, Turgut Mutlugöz, Eyüp Öz, Semra Özümerzifon, Elena Papadimitriou, Tayfun Pirselimoğlu, Maria Roza, Belit Sak, George Saltaferos, Coşkun Sami, Gazi Sansoy, Yonca Saraçoğlu, Fatih Şimşek, Şerif Sümer, Ümit Ünal, Burcu Urgut, Özcan Uzkur, İpek Yeğinsü ve Katerina Zacharopoulou eserleriyle yer alıyor.
“Ar(t)chive: IV” yıl sonu seçkisini 3 Eylül’e kadar pazar ve pazartesi hariç her gün ISTANBUL CONCEPT’te ziyaret edebilirsiniz.