GÜNDEM
  • 08-09-2022

    Cemil Kavukçu’nun doğanın ihtiyaç duyduğu acil yardımı okurlarına hatırlattığı yeni romanı Siyah Rüya Taşı, Çağla Yiğit’in resimleriyle Can Çocuk’tan çıktı.

    9 yaş ve üzeri okurlara hitap eden bu romanında Kavukçu, kendi yok ediciliğini görmeyen, görmekten kaçınan insana ilişkin umudu çocuklarda, onların farkındalığında ve duyarlılığında buluyor.

    Her şey Emre'nin sıradan bir okul günü, gizemli bir adama yardım etmesiyle başladı. Bu yardımına karşılık bir taşla ödüllendirilen Emre, rüyalarında istediği yere seyahat edebiliyordu artık. Ancak taş, Emre'yi götürdüğü rüyalarda bambaşka bir gerçeği gözler önüne seriyordu. Rüyalarında mekânlar değişiyor ama her şey aynı konuya bağlanıyordu. Çözüm üretilmezse, hepimizi etkileyecek, hayati bir konuya…

    “Emre daha fazla dayanamamış taşı almıştı. Tahmin ettiğinden daha hafifti ve avucunda yavaş yavaş parlamaya başlamıştı.

    Yaşlı adam, 'Onu artık çantana koy ve iyi koru,' demişti.

    Emre bir anda yaptığından pişmanlık duymuştu. 'Ama ben annemle babamdan bir şey gizleyemem,' demişti, 'bu hiç doğru değil.'

    Tam taşı geri vermeye hazırlanırken, yaşlı adam gülümsemişti. 'Sen gerçekten iyi bir çocukmuşsun,' demişti, 'bu taşı fazlasıyla hak ediyorsun. Annenle babana da bu sırrı söyleyeceğin gün gelecek. Ama kısa bir süre beklemen gerekecek. Zamanı gelince taş onu sana bildirecek. Beni kırmadığın için teşekkür ederim.”

    0
    0
    1415
  • 07-09-2022

    Nâzım Hikmet’in hayatını anlatan biyografik müzikal Ben Nazım’ın dünya prömiyeri İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla halka açık olarak 20 Eylül Salı akşamı Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda gerçekleştirilecek.

    Zülfü Livaneli şarkılarıyla, Mehmet Balkan rejisi ve koreografisiyle, Rengim Gökmen müzik direktörlüğü ve şefliğinde, Duende Global prodüksiyonu olarak sahneye konan Ben Nazım müzikalinin başrolünde Engin Hepileri yer alıyor. Müzikalde Hepileri’ye dansçılar, solistler, senfoni ve rock orkestralardan oluşan yaklaşık 100 kişilik bir ekip eşlik ediyor. Dünya standartlarında bir hikâye anlatıcılığıyla Türkiye’ye yeni bir müzikal anlayışı getirme hedefiyle yola çıkan Ben Nazım müzikali, 1970’ten bu yana Nâzım Hikmet şiirlerini besteleyen usta sanatçı Zülfü Livaneli’nin tüm dünyada yorumlanmış şarkılarından oluşuyor. Müzik direktörlüğünü ve 40 kişilik Symphonista Orkestrası’nın şefliğini Rengim Gökmen’in üstlendiği müzikalin rejisi ve koreografisi Mehmet Balkan’ın, metinleri Şirin Aktemur’un, müzik düzenlemeleri ise Tolga Taviş’in imzasını taşıyor.

    Müzikalde Nâzım Hikmet’e Engin Hepileri, Vera rolüne İlke Kodal, Piraye rolüne Deniz Alp ve Münevver rolüne Petek Çetintemel hayat veriyor. RockA grubu ve solistler Görkem Ezgi Yıldırım (soprano), Sibel Gürsoy (vokal), Zeynep Halvaşi (mezzo soprano), Petra Nachtmanova (vokal, bağlama), Serkan Taylan (tenor), Mehmet Yılmaz (bas bariton) ve Teyfik Rodos’un (bas) sesleriyle mozaik bir anlatı oluşturdukları gösteride Duende Global Çağdaş Dans Topluluğu ise büyüleyici danslarıyla yer alıyor. Ben Nazım müzikalinde Nâzım Hikmet rolünü Engin Hepileri ve Hakan Özgömeç dönüşümlü olarak canlandıracak.

    ​İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla halka açık olarak gerçekleştirilecek Ben Nazım prömiyerinin ücretsiz davetiyelerine 13 Eylül tarihinden itibaren Radar İstanbul uygulaması üzerinden ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    7844
  • 07-09-2022

    Çağdaş fotoğraf sanatının önemli temsilcilerinden biri olan Christina Dimitriadis’in fotoğraf sergisi “Island Hoping”, Begüm Güney’in küratörlüğünde 9 Eylül - 16 Ekim tarihleri arasında Akaretler No: 55 binasında sanatseverlerle buluşacak.

    Christina Dimitriadis, Türkiye’de ilk kez sanatseverlerle buluşacak olan “Island Hoping” sergisinde yaşam ortamlarını kendi merceğinden inceliyor. Hem mekânsal hem de zamansal geçişlere odaklanan seri; hareketli-değişken odak noktalarını insanın sınırları, kimliği ve hafızası üzerinden ele alıyor. Türkiye-Yunanistan sınırları arasında insan varlığından yoksun 30 adacığın yer aldığı sergide sanatçı tarihsel ve politik geçmişi karmaşık coğrafi varlıklar olarak adaları Akdeniz’in sessiz imgelerine ve heykellerine dönüştürüyor.

    Christina Dimitriadis’in “Island Hoping” başlıklı fotoğraf sergisi; Bilgili Sanat projesi olarak, Difo Art baskı ve prodüksiyon, Doku Medical sponsorluğunda, sanatçının 2022 bahar ayında konuk sanatçı programına davet edildiği Gate 27 desteğiyle sergilenecek.

    Serginin küratörü Begüm Güney sergi hakkında şunları söylüyor: “Dimitriadis’in 2015-2018 yılları arasında ürettiği bu fotoğraf serisi, Ege ve Akdeniz’de tarihi boyunca politik olmaktan sıyrılamamış bu bölgede var olan adaların, canlı olmalarına dair bir gönderme yapıyor. Bu dünyaya ait kaya anıtları, çok kimlikli salt bir bağımsızlık anıtı. Sanatçının estetik yaklaşımında detaycı fakat fotografik süslemelerden-uzak yapıda kurguladığı dili, renk dengesi ile incelikli bir pentür algısı yaratırken aslında fiziksel bir varlık olarak kayanın sahip olduğu biçimden uzaklaşarak soyutlaşıyor. İnsandan ve insanın yarattığı tüm kaotik duygulardan arındırılmış bu adalar küratöryel kurgusuyla da sınırsız bir ufuk çizgisinde buluşturularak adeta mitleşiyor.”

    ​Christina Dimitriadis’in “Island Hoping” başlıklı fotoğraf sergisini 9 Eylül - 16 Ekim tarihleri arasında Akaretler No: 55 binasında ziyaret edebilirsiniz.

    0
    0
    2105
  • 07-09-2022

    İthaki Yayınları’nın desteğiyle Sanat Kritik’in ev sahipliğinde gerçekleşen, Suat Derviş’in hayat hikâyesinden yola çıkarak yaşamı boyunca kaleme aldığı bütün üretimleri konu alan “Ben Yazar Suat Derviş’im” sergisi 30 Eylül’e kadar sanatseverlerle buluşuyor.

    Beyoğlu’nda, Avrupa Pasajı’nın birinci katında gerçekleşen, aynı zamanda Sanat Kritik’in kendi mekânındaki ilk sergi olan “Ben Yazar Suat Derviş’im” Suat Derviş’in izinde, Serdar Soydan tarafından yıllardır süregiden araştırmalara dayanarak Seval Şahin’in desteğiyle hazırlandı ve küratörlüğünü Eda Yiğit üstlendi.

    Sergi kapsamında sanatçılar tarafından Suat Derviş ekseninde geliştirilen yeni ve daha önce sergilenen yapıtlar bir araya geldi. Emin Çelik, Suat Derviş’e özel olarak bu sergi için ürettiği bir enstalasyon çalışmasıyla, Derya Ülker yazarın kitaplarından alıntıları kullanarak gerçekleştirdiği cama yazılama ve çizimleriyle, Zilberman Gallery’nin izniyle Eşref Yıldırım’ın tuval üzerine yağlıboya ve ip kullanarak 2018 yılında ürettiği bir Suat Derviş portresi sergi boyunca ziyaretçilerle buluşuyor. Resmin ve yazının ortak ve temel aracı olduğunu düşünerek kara kalem ve mürekkebi kullanan Figen Aydıntaşbaş ise ürettiği desenler ile sergide yer alıyor. Söz konusu bu desenler, sanatçının 2007 yılında Mavi Kum kitapçısında “Yazarın Resmi” başlıklı sergiyle ilk kez izleyicilerin karşısına çıkmış, Suat Derviş’i konu alan çok az sayıda sanat üretiminden biri olma niteliği taşıyor. Sergiye Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı katkı sundu. Serginin grafik tasarımına Ece Eldek emek verdi. Orhan Cem Çetin ise sergiyi fotoğrafladı.

    “Ben Yazar Suat Derviş’im” sergisini 30 Eylül’e kadar pazar günü hariç hafta içi 11:00 – 19:00 saatleri arasında Beyoğlu’nda, Avrupa Pasajı’nın birinci katında izleyebilirsiniz.

    Adres: Sanat Kritik / Meşrutiyet Cad. Avrupa Pasajı Kat:1 Beyoğlu/ İstanbul

    0
    0
    4117
  • 07-09-2022

    50. yaşını kutlayan İKSV’nin hayata geçirdiği İstanbul Tiyatro Festivali, bu yıl Işıl Kasapoğlu küratörlüğünde 25 Ekim - 26 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilecek. 26. edisyonunda programı yeni bir küratörlük yapısıyla şekillendirilen İstanbul Tiyatro Festivali, Türkiye’den ve yurt dışından yeni oyunlardan yenilikçi ve ufuk açıcı performanslara, toplam 24 tiyatro, performans ve dans gösterisini izleyicilerle bir araya getirecek.

    İzleyiciye “Tiyatro Yerli Yerinde” sloganıyla seslenen 26. İstanbul Tiyatro Festivali bu seneki programıyla yerelden evrensele, geçmişten geleceğe köprüler kuran, farklı disiplinleri buluşturan, klasiklere özgün ve çağdaş yorumlar sunan, genç kuşak sanatçıları teşvik ederken usta isimlere saygı duruşunda bulunuyor. Festival kapsamında Türkiye’den 15 yeni oyun ilk defa izleyicilerle buluşacak. Programda festival için özel olarak tasarlanıp sahnelenecek iki gösteri de bulunuyor. Fransa, İngiltere, İspanya, İtalya ve Yunanistan’dan altı yapım sahnelerde, üç yapım ise perdede izleyicilerle buluşacak. Festival kapsamında izleyiciler günümüz tiyatrosuna damgasını vuran yönetmen ve koreografların eserlerini izleme fırsatı bulacaklar.

    Molière’in doğumunun 400. yılı hem yurt dışından hem ülkemizden yapımlarla kutlayacak olan festivalde bir sinema dehası Pasolini’nin 100. doğum yılı da özel bir gösterimle anılacak. Tiyatronun iki ustası Haldun Taner ve Ferhan Şensoy’a da saygı duruşunda bulunacak festival programında pek çok önemli ismin yazdığı, yönettiği, oynadığı 24 tiyatro, performans ve dans gösterisi yer alıyor. 

    Festival programında yer alan gösterimler 25 Ekim - 26 Kasım tarihleri arasında İstanbul’un iki yakasında; Alan Kadıköy, Atlas 1948 Sineması, Caddebostan Kültür Merkezi, Cemal Reşit Rey Konser Salonu, ENKA Oditoryumu, Galatasaray Lisesi, İMÇ, İş Kuleleri Salonu, Kanyon, Maximum UNIQ Hall, Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi ve Meydan Sahne, Salon İKSV, Ses Tiyatrosu, Süreyya Operası, Şehir Hatları Vapuru ve Zorlu PSM olmak üzere 18 farklı mekânda gerçekleştirilecek.

    Festival, Molière’in en sevilen oyunlarından biri olan Kibarlık Budalası’nın çağdaş bir uyarlamasıyla başlayacak. ZenneÇekmeceler ve Bergen filmleriyle tanınan yönetmen ikilisi M.Caner Alper ve Mehmet Binay sinema perdesinde yarattıkları dünyaları bu kez de sahneye taşıyorlar. Kibarlık Budalası Remix, Molière’in 17. yüzyıl Fransa’sında el değiştiren zenginliği ve gücü hicvettiği oyununu popülerlik çabası ve şöhret peşinde koşma temaları üzerinden günümüze uyarlıyor. Oyun, Tekfen Holding’in yüksek katkıda bulunan gösteri sponsorluğunda, 25 ve 26 Ekim’de Maximum UNIQ Hall’da sahnelenecek.

    26. İstanbul Tiyatro Festivali programında; festivali açılışını yapacak olan Kibarlık Budalası Remix, Akram Khan’ın nisan ayında prömiyerini yapan gösterisi Akram Khan Topluluğu: Orman Kitabı, Zülfü Livaneli’nin kaleme aldığı ilk tiyatro oyunu olan Duvar, Kartaca Kraliçesi Dido eserlerinden ilham alınarak kurgulanan tek kişilik performans Dido, Ben Duke imzalı Juliet ve Romeo, ünlü sirk topluluğu Les Colporteurs’un gösterisi Toyo!, Bizet’nin Carmen’ine atıfla yarattığı yepyeni projesi Habanera Makamı, Alessandro Baricco’nun çağdaş bir yaklaşımla kısaltarak yeniden kaleme aldığı İlyada, Ortaoyuncular’ın Ferhan Şensoy’un vefatından sonra sahnelere döndüğü müzikli güldürü Şahları da Vururlar, Aliye Ummanel’in yazıp yönettiği oyun Kapalı, Molière maratonu kapsamında perdeden gösterimleriyle Tartuffe veya İkiyüzlülükKibarlık Budalası ve Hastalık Hastası, Emre Koyuncuoğlu’nun yazıp yönettiği Medea’ya İnce Ayar, İstanbul Şehir Tiyatroları’nın Molière’in 400. doğum yılı vesilesiyle uzun yıllar sonra yeniden sahneleyeceği Tartuffe, ENKA Sanat’ın Ortak Yapım projesi kapsamında yapımını üstlendiği Nuh’un Gemisini Aramak, Okan Bayülgen’in yazıp yönettiği ve başrolünü üstlendiği Richard, İspanyol kukla ustası Javier Aranda el kuklasının sınırlarını zorlayarak ona yepyeni boyutlar kattığı bol ödüllü gösterisi Yaşam, Ali Eyidoğan’ın Haldun Taner’in oyunlarından, hikâyelerinden ve gazete yazılarından derleyip sahneye uyarladığı Yaşasın Demokrasi, Pier Paolo Pasolini’nin benzersiz dünyasını dansla yorumlayan Pasolini: Gizli Yangınlar, oyun metni toplumsal cinsiyet araştırmalarına dayanarak yazılan Bir Tatlı Kaşığı Çamur, Euripides Laskaridis’in her detayında sürprizler, heyecan ve şefkat barındıran oyunu Titanlar, Hakan Gerçek’in III. Richard’a hayat verdiği oyun III Richard: Niçin Yaptım, İstanbul’un değişen kültürünü, seslerini, insanlarını, gündelik yaşamını şiirsel zeminle iç içe ve kontrast hâlinde sunan performans serisi İstanbul Mon Amour yer alıyor.

    ​26. İstanbul Tiyatro Festivali’nin biletleri, İKSV Lale Kart üyeleri için 12 Eylül Pazartesi 10.30’da başlayacak indirimli ön satış döneminin ardından 16 Eylül Cuma günü saat 10.30’da Passo üzerinden satışa çıkacak. Festivalin programı hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    2750
  • 07-09-2022

    Bu yıl altıncısı düzenlenecek olan BASE, 16 şehirdeki 27 üniversiteden yeni mezun 73 sanatçı adayının farklı disiplinlerde 83 eserini 28 Eylül - 2 Ekim tarihleri arasında Akaretler Sıraevler’de sanatseverlerle buluşturacak.

    T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle, Bilgili Sanat iş birliği ve Akaretler Sıraevler ev sahipliğinde, Jumbo ana sponsorluğunda, Kale Tasarım ve Sanat Merkezi (KTSM) ve TEB Özel Bankacılık eş sponsorluğunda gerçekleşen BASE; altı yıldır genç sanatçıların yaratıcılığını ve üretme motivasyonunu desteklemek, yeni mezun sanatçılarla sanat alanında faaliyet gösteren farklı aktörler, uzmanlar ve kurumlar arasındaki ilişkileri güçlendirmek, iletişim, diyaloğu ve ortak çalışma pratiğini teşvik ederek özgün bireysellik ile toplumsal karşılaşma için ortak bir alan yaratıyor. BASE, yeni mezun sanatçı adaylarının dünyaya ve sanata yönelik geliştirdikleri bakış açılarını, yaratıcılık kanallarının zenginliği ya da sınırlarını, sanat üretiminde ele alınan güncel kavram ve içerikleri, kullandıkları form, mecra ve araçların olanaklarını, ne tür sorunlarla uğraştıkları ya da uğraşmadıkları ve Türkiye’deki akademik eğitimin niteliğini gözler önüne seriyor.

    Bu yıl mezun olan genç sanatçı adaylarının, olguları, ilişkileri, yaşam biçimleri ve bireysel deneyimleri nasıl aktardıklarını ve üretim araçlarının çeşitliliğini izleyiciye sunacak olan BASE 2022, bu yıl 79 üniversiteden 1200 başvuru aldı. Bu yılın teması ise “İz ve İletişim” olarak belirlendi.

    BASE’in bu yılki seçici kurulunda Ayça Telgeren, Ayda Elgiz Güreli, Baha Toygar, Berat Işık, Derya Yücel, Erdal Duman, Erinç Seymen, Farah Aksoy, Fulya Çetin, Haldun Dostoğlu, Işıl Eğrikavuk, Melis Terzioğlu ve Sinem Yörük yer aldı.


    BASE’in küratörü Derya Yücel, bu yılın teması olan “İz ve İletişim”i şu sözlerle anlatıyor: “Sanat, kültürel angajmanlar içerisinde etkin bir iletişim diline sahiptir. Sanat, fiziksel, düşünsel, duygusal, zihinsel ve sosyal mesafeleri birbirine yakınlaştırabilir. Sanat, yeni duyumlar yaratan ve yeni öznellikler ortaya çıkaran deneyim biçimleri olarak dünyaya dair izler bırakır. Sanat üretmek ise bireyin kendine özgürlüğü, düşünsel ve yaşamsal perspektifinden izleri nasıl aktardığı, kavramsal seçimleri ile onu algılama, anlamlandırma yöntemlerinin, üretim diline yönelik teknik donanımı ve becerilerinin bütünsel bir sonucudur. Dolayısıyla sanat üretmek, bireyin kendi zamanını kaydetme biçiminin yön verdiği yaratıcı bir iletişimin somut formudur. Sanatçılar, değişen dünya karşısında etkiler ve duygulanımlar üretirken aynı zamanda dünyayı görme ve dünyada eylemde bulunma biçimlerimizi dönüştürme potansiyeli olan bir iz ve iletişim dili yaratırlar…”

    BASE 2022, 28 Eylül - 2 Ekim tarihleri arasında her gün 11:00 - 19:00 saatleri arasında Akaretler Sıraevler’de ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek.

    0
    0
    2137
  • 07-09-2022

    Moderatörlüğünü şair ve akademisyen Cenk Gündoğdu’nun üstlendiği, her perşembe İstanbul Kitapçısı Kadıköy’de bir şairin konuk edildiği “Yazda Şiir Buluşmaları” etkinliğinin 8 Eylül’deki konuğu Tarık Günersel olacak.

    8 Eylül Perşembe saat 19.00’da İstanbul Kitapçısı’nın Kadıköy şubesinin terasında gerçekleşecek buluşmada Günersel söyleşinin yanı sıra şiirler okuyacak.

    “Tatil ve sıcakla kendine çağıran yaz; diğer yandan bir durma, düşünme, bakma, gözden geçirme halidir. İşte geçip gitmekte olan yazda şairlerimizden şiirler dinleyerek duralım ve zamanı şiirlerle hatırlayacağımız bir yaz yapalım istedik. Çünkü yaz; aşk, umut, gelecek, güzellik ve yaşama sevinci dolu şiirlerle bize durmadan kendini hatırlatır.” diyerek yola çıkılan buluşmalar yeni isimlerle devam edecek.

    ​Katılımın herkese açık ve ücretsiz olacağı “Yazda Şiir Buluşmaları”nın ayrıntılarına buradan ulaşabilirsiniz.

    ​Tarık Günersel'in fotoğrafı: ©Nazlı Erdemirel

    0
    0
    2843
  • 06-09-2022

    OMM - Odunpazarı Modern Müze, açılışının üçüncü yıl dönümü kapsamında yerli ve yabancı 38 sanatçının eserlerinden oluşan “Yas ve Haz” başlıklı karma sergiyi 7 Eylül itibariyle sanatseverlerle buluşturacak.

    İnsan olmaya dair mutluluk, beğeni, üzüntü, öfke, korku, şaşkınlık, iğrenme, küçümseme ve utanç gibi duygularla birlikte aynı bedende yas ve haz gibi çelişkili hâlleri de eşzamanlı olarak mümkün kılan tüm mekanizmalara odaklanan “Yas ve Haz” sergisinde resimden fotoğrafa, heykelden video ve yerleştirmeye kadar uzanan çeşitli disiplinlerde üretilmiş eserler yer alıyor. İnsanın çağdaş bedeninin sınırlarını ve inceliklerini, geçmişten günümüze ait olduğu karmaşık ilişkilerdeki rolünü ve etik - sosyal parametrelerini ele alan sergi, toplumun değişen değer ve normlarını beden üzerinden araştırıyor.

    Sergide; Ali İbrahim Öcal, Alpin Arda Bağcık, Annemarie Busschers, Asger Carlsen, Ayça Telgeren, Begüm Yamanlar, Bill Viola, Bruce Nauman, CANAN, Catherine Opie, Cindy Sherman, Elif Uras, Erdoğan Zümrütoğlu, Erwin Wurm, filip custic, Francesco Albano, Hicham Benohoud, Iiu Susiraja, İ. Ata Doğruel, İnci Eviner, John Coplans, Julian Opie, Lea Colombo, Mamali Shafahi, Mustafa Ata, Onur Mansız, Ömer Uluç, Pınar Yolaçan, Robert Mapplethorpe, Saelia Aparicio, Shadi Ghadirian, Sibel Horada, Theo Triantafyllidis, Universal Everything, Vito Acconci, Willi Dorner, Yüksel Arslan ve Zhang Huan’ın eserleri yer alıyor.

    İ. Ata Doğruel’in Işık Kaynağı başlıklı performansı 17 Kasım - 7 Aralık tarihleri arasında, Bill Viola’nın Sal başlıklı eseri ise 22 Aralık’tan itibaren OMM’da sanatseverlerle buluşacak.

    ​“Yas ve Haz” başlıklı karma sergiyi 7 Eylül 2022 - 30 Temmuz 2023 tarihleri arasında Eskişehir’de yer alan OMM’da ziyaret edebilirsiniz.

    Künye:
    1. İnci Eviner, Marie - Louise O’Murphy'nin Neşesi, 2012, Tuval üzeri akrilik ve serigrafi, 159 x 203 cm, Erol Tabanca Koleksiyonu
    2. Ayça Telgeren, Baharın Son Günü, 2019, 30 x 110 x 66 cm, Beton, 3 + 2 AP, Sanatçı ve Galerist’in izniyle
    3-4. Asger Carlsen, İsimsiz serisi, 2011, Pigment baskı, 76 x 58,42 cm (Her biri), 5 + 2 AP, İdil Tabanca Koleksiyonu
    5. Francesco Albano, Yumru #2, 2013, Balmumu, polyester, reçine, 175 x 33 x 33 cm, Sanatçı ve Öktem Aykut Galeri’nin izniyle
    6. Filip Custic, x=y=z, 2019, Silikon, ahşap, cam, saç, fresnel merceği, 66 x 58 x 38 cm, Eşsiz + 1 AP, Sanatçı ve ONKAOS’un izniyle

    0
    0
    3554
  • 06-09-2022

    Selcen Ergun’un yönetmenliğini üstlendiği ve senaryosunu Yeşim Aslan’la beraber kaleme aldığı ilk uzun metrajlı filmi Kar ve Ayı’nın festival afişi yayımlandı.

    Dünya prömiyerini 47. Toronto Uluslararası Film Festivali’nin Discovery Bölümü’nde yapacak olan Kar ve Ayı, bu sene Türkiye’den Toronto’ya seçilen tek yapım oldu. Psikolojik gerilim ögeleri barındıran filmin Türkiye prömiyeri ise 59. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda gerçekleşecek. Başrollerinde Merve Dizdar ve Saygın Soysal’ın yer aldığı filmde onlara Asiye Dinçsoy, Erkan Bektaş, Derya Pınar Ak, Onur Gürçay ve Muttalip Müjdeci eşlik ediyor. Film, doğa koşullarının hüküm sürdüğü karla kaplı uzak bir kasabaya mecburi hizmet için atanan genç bir hemşirenin kendini erk ilişkilerinin ve sır ortaklıklarının ortasında bulmasını ve bilmediği bir dünyanın içinde şüpheyle yüzleşmesini konu alıyor.

    ​Türkiye, Almanya ve Sırbistan ortak yapımı olan Kar ve Ayı’nın çekimleri 2020 yılında Artvin’in Şavşat bölgesinde kış döneminde gerçekleştirildi. Florent Herry’nin görüntü yönetmenliğini üstlendiği filmin kurgusu Çiçek Kahraman tarafından gerçekleştirildi, filmin müzikleri ise Erdem Helvacıoğlu’na ait. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Eurimages, Medienboard Berlin-Brandenburg, Hamburg Schleswig-Holstein ve Sırbistan Film Merkezi tarafından desteklenen Kar ve Ayı, Nefes Films ve Albino Zebra Film yapımcılığında, Riva Film, Set Sail Films, TRT, Intercam Upgrade, Ezgi Mola, Boş İşler Yapım ve Set Pozitif Filmcilik ortaklığında gerçekleşti.

    0
    0
    2376
  • 06-09-2022

    Kate Kirkpatrick’in Simone de Beauvoir’ın yaşamının ve çalışmalarının radikal ve yeni kanıtlara dayalı bir okumasını sunduğu biyografisi Beauvoir Olmak - Bir Yaşam, Deniz Soysal’ın çevirisiyle Ayrıntı Yayınları’ndan çıktı.

    “Kirkpatrick, Beauvoir’ın feminizmle olan karşıt ilişkisine hatırı sayılır derecede yer veriyor ve buradaki tartışma oldukça zengin. Kirkpatrick’in biyografisinin en güçlü olduğu yer, Beauvoir’ın etik taahhütlerinin sağlamlığını netleştirmek ve göstermek ve de bunların savaştan sonra siyasi taahhütlere nasıl dönüştürüldüğünü açıklamak.” —The Guardian

    “Bu güçlü, önemli kitap Simone de Beauvoir’ın yaşamının ve çalışmasının radikal ve yeni, kanıtlara dayalı bir okumasını sunuyor. Beauvoir’a hem yaşamı boyunca hem de o zamandan beri yöneltilen olağanüstü küçümseme ve cinsiyetçi eleştiri selini ortaya çıkarıyor ve onu Jean-Paul Sartre’ın gölgesinden kurtararak kendi ışığına kavuşturuyor. Bu akıldan çıkmayan, bilimsel ve ilgi çekici biyografi okuyucunun zihninde uzun süre dolaşmaya devam ediyor.” —Suzannah Lipscomb, Tarih Profesörü, Roehampton Üniversitesi

    0
    0
    2738
DAHA FAZLA
Geldanlage