GÜNDEM
  • 05-10-2022

    Çağla Cabaoğlu Gallery, Fulya Asyalı’nın “Yaldızlı Viran / Gilded Ruin” başlıklı kişisel sergisi 22 Ekim tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.

    “Yaldızlı Viran” sergisi, politik ve çevresel felaketlerin yaydığı karamsarlığa ve hayatımızın janr resmini çevreleyen türlü dramatik sahnelere karşı, öfkeden ziyade direniş ve dönüşüm hissiyatıyla çevrelenmiş bir ruh hâlini yansıtıyor. Mevcut koşulların griliğinde kontrast yaratan yaldızlı detaylar, gelip geçiciliğin ve yıkımın içinde dahi lirik ve ilahi olanın kalıcılığını vurguluyor.

    Ruhundaki tek göz odanın sessiz ve kırılgan özgürlüğünü, maddi dünyanın yaygarasından özenle sakınarak simyacının rolüne bürünen Asyalı, Charles Baudelaire’in Kötülük Çiçekleri kitabının son sözünde dediği gibi, çamuru altına çeviriyor.

    “Altın, erguvan, safir giyimli melekler,

    Sizler tanık olun görevimi tam yaptığıma

    Yetkin bir kimyacı gibi, kutsal bir ruh gibi,

    Her şeyin özünü çıkardım çünkü,

    Sen çamurunu verdin, ben Altın’a çevirdim onu.”

    Fulya Asyalı’nın “Yaldızlı Viran / Gilded Ruin” başlıklı kişisel sergisini 22 Ekim’e kadar pazar ve pazartesi günleri hariç her gün 11:00 - 19:00 saatleri arasında Çağla Cabaoğlu Gallery’de ziyaret edebilirsiniz.

    ​Adres: Zafer Sokak, No: 11-13 Tarihi Manuel Apartmanı D:10, 34371, Nişantaşı-Şişli/ İstanbul

    0
    0
    1860
  • 05-10-2022

    Kalyon Kültür’ün dijital sanatın en önemli temalarından biri olan doğa ve sanat ilişkisine odaklanan sergi serisinin ikinci ayağı “İnsan Eli Değmiş”, 17 Aralık’a kadar Nişantaşı Taş Konak’ta sanatseverlerle buluşuyor.

    Küratörlüğünü Ceren ve Irmak Arkman’ın üstlendiği “İnsan Eli Değmiş” başlıklı karma sergi, 17. İstanbul Bienali’ne paralel olarak gerçekleştiriliyor. Dijital sanat alanının öncü isimlerinin bir araya geldiği “Flora” sergisinin ardından, küratörler serinin ikinci sergisinde günümüzün en önemli problemlerinden biri olan iklim krizine dikkat çekerek insanların doğa üzerindeki etkilerine odaklanıyor. Nişantaşı Taş Konak’ın iki katına yayılan sergide; Evan Roth, Félix Luque & Iñigo Bilbao, François Quévillon, Kevin Cooley, Persijn Broersen & Margit Lukács, Sabrina Ratté ve Volkan Kızıltunç’un eserleri yer alıyor.

    İnsanların teknolojiyle olan ilişkilerini araştırırken, yapay zekanın gelişimi gibi güncel konulara da değinen İspanyol sanatçı Félix Luque, biriken otomobil enkazlarını geleceğe yönelik arkeolojik kalıntılar olarak gösterdiği JunkYard III (Araba Mezarlığı III) başlıklı 20 dakikalık video yerleştirmesi ile sergide yer alıyor. Kanadalı sanatçı François Quévillon, sergide yer alan video yerleştirmesi Pyroclastic Trails (Volkanik İzler) ile Mexico City’nin güneyinde bulunan Sierra de Santa Catarina’nın sönmüş yanardağlarındaki madencilik faaliyetlerinin etkisi üzerine yapılan araştırmalara dikkat çekiyor.

    Kanadalı sanatçı Sabrina Ratté’nin, uzaktan görülen manzaralar içinde orantısız derecede büyük boyutlarda yeniden anlamlandırılan terk edilmiş arabalar ve bilgisayar ekranları gibi nesneleri görüntüleyerek oluşturduğu video kolajı Objets-Monde (Obje Dünyası), kıyamet hissi ile nostalji, değerli nesne ile atık ve idealize edilmiş doğa ile insan izlerinin silinmez varlığı arasında bir gerginlik yaratıyor. Durağan ve hareketli görüntüler arasında işler üreten sanatçı Volkan Kızıltunç, Burdur çevresinde yer alan mermer ocaklarının drone ile çekilen görüntülerin yer aldığı üç ekranlı Beyaz Kaleler yerleştirmesi ile sergide izleyiciyle buluşuyor.

    Sanatçılar Persijn Broersen & Margit Lukács, klasik Western filmlerinden günümüz savaş filmlerine uzanan Hollywood film kültürü kesitlerinden oluşan manzaraların hızlı bir montajıyla hazırladıkları After Eden (Cennetten Sonra) filmiyle sergide yer alıyor. Kevin Cooley, Fallen Water (Akan Su) adlı video yerleştirmesinde Niagara Escarpment olarak bilinen jeolojik oluşum boyunca Ontario Gölü'ne doğru akan yerel şelaleleri ve su yollarını keşfederek dikkatleri kötüye gitmekte olan küresel tatlı su krizine çekiyor. Evan Roth’un Kalyon Kültür’ün duvarında sıralanan Landscapes (Manzaralar) başlıklı eseri ise, kızıl ötesi çekimler ile internet kablolarında veri taşıyan kızıl ötesi ışıklara gönderme yaparken, insan eli değmemiş gibi görünen ücra manzaraların altından geçen internet hatlarının varlığına dikkat çekerek, dijital dünyanın fizikselliğini vurguluyor.

    “İnsan Eli Değmiş” başlıklı karma sergiyi 17 Aralık tarihine kadar Nişantaşı Taş Konak Kalyon Kültür binasında ziyaret edebilirsiniz.

    Adres: Meşrutiyet Mah., Rumeli Cad., Taş Konak 6B Şişli/İstanbul

    Künye:
    1. Sabrina Ratte, Objects-Monde Ecran, Interactive Installation / İnteraktif Yerleştirme, 177 x 118cm, 2022
    2. François Quévillon, Pyroclastic Trails, Video, 2019
    3. Felix Luque, JunkYard III, 5031x3201 px
    4. Volkan Kızıltunç, White Castles / Beyaz Kaleler

    0
    0
    1820
  • 05-10-2022

    Manga yayıncısı ve ilk mangaevi Senpai, Tony Valente’nin Radiant serisinin ilk iki kitabı ile yayın hayatına başladı.

    Epsilon Yayınevi’nin manga markası olarak tasarladığı Senpai Mangaevi mangaseverlerin raflarının başköşesinde yer edinmeyi amaçlıyor. Okurları, Nemesis adındaki canavarlarla dolu bir dünyaya ve onları yenmek için her şeyi yapmaya hazır genç bir çocuğun maceralarına sürükleyen Radiant serisinin diğer kitapları da ilerleyen aylarda Senpai logosuyla raflarda yerini alacak.

    “Nemesis’ler gökyüzünden düşen ve dokundukları herkesi öldüren varlıklardır. Nadiren hayatta kalan insanlara “enfekte”ler adı verilir ve bu kişilerde çeşitli fiziksel rahatsızlıklar ortaya çıkar. Bununla beraber, büyülü bir enerjiyi yani Fantasia’yı kullanma becerisi kazanırlar.

    ​Seth, biraz ahmak ancak çok iyi niyetli bir büyücü çırağıdır. Onu daha çocukken yanına alan büyücü Alma ile Pompo Tepeleri’nde yaşar. Biraz enfeksiyonu biraz da ahmaklığı yüzünden herkes tarafından terk edilmiştir. En büyük hedefi, Nemesis’lerin yuvası ve geldiği yer olan Radiant’ın nerede olduğunu keşfedip onu yok etmektir. Artemis Enstitüsü adına çalışan iki büyücü arkadaşı Doc ve Mélie ile çıktığı yolculukta yaşadığı adacıktan ayrılan Seth, Radiant hakkında daha fazla bilgi toplamaya çalışır. Ancak kanunsuz büyücüleri tutuklamayı misyon edinen Engizisyon üyeleri peşlerindedir…”

    0
    0
    1781
  • 04-10-2022

    Kundura Sinema’nın sinema tarihinden unutulmaz filmleri restore edilmiş kopyalarıyla sinemaseverlerle buluşturan Restore Klasikler programı, 007 James Bond’un 60. yaşına özel olarak hazırlanan “60 Yaşında: Bond, James Bond” adlı seçki ile devam ediyor.

    Casus kitapları yazarı Ian Fleming tarafından 1953’te bir roman kahramanı olarak yaratılan James Bond’un Albert R. Broccoli ile Harry Saltzman’ın yapımcılığında beyazperdeye taşınan ve 1962 yılında Dr. No ile başlayıp 25 film ile sinema tarihinin en uzun soluklu projesine dönüşen yolculuğu “60 Yaşında: Bond, James Bond” seçkisi ile ekim ve aralık aylarında Beykoz Kundura’da sinemaseverlerle buluşacak. Serinin ilk 11 filminin MGM Stüdyoları’nca restore edilmiş kopyaları bu seçki ile Türkiye’de ilk kez izleyici karşısına çıkacak.

    8 Ekim’de Dr. No (1962) filmi ile başlayacak gösterimler, Türkiye’de çekilen ilk Bond filmi de olan ve Kapalıçarşı, Sultanahmet, Yerebatan Sarnıcı ve Ayasofya gibi birçok yere uğrayarak 60’ların İstanbul’unda heyecanlı bir tura çıkaracak From Russia with Love / Rusya’dan Sevgilerle (1963) ile devam edecek. Connery’nin Bond’u canlandırdığı Goldfinger / Altınparmak (1964), Thunderball / Yıldırım Harekâtı (1965), You Only Live Twice / İnsan İki Kere Yaşar (1967) ve Diamonds Are Forever / Ölümsüz Elmaslar (1971) filmleri de seçki kapsamında izleyicilerle buluşacak.

    Connery’den Bond rolünü devralan George Lazenby’nin oynadığı On Her Majesty's Secret Service / Kraliçenin Hizmetinde’nin (1969) de yer aldığı seçkinin son bölümünde, Bond aktörlerinden Roger Moore’un başrolünde olduğu Live And Let Die / Yaşamak İçin Öldür (1973), The Man With The Golden Gun / Altın Tabancalı Adam (1974), The Spy Who Loved Me / Beni Seven Casus (1977) ve Moonraker / Ay Harekâtı (1979) filmleri gösterilecek.

    ​“60 Yaşında: Bond, James Bond” seçkisinde yer alan filmlerin biletlerini buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1985
  • 04-10-2022

    Dirimart, Christopher Page’in “Müzenin Sönümlenen Işığı” başlıklı galerideki ilk kişisel sergisini 30 Ekim tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.

    Işıkla veya yokluğuyla oynayan resimlerden oluşan sergide, Christopher Page’in en yakın tarihli gölgelerinin yanı sıra üç ayrı serisinden eserleri izleyici karşısına çıkıyor. Sanatçının iki boyutu üç boyuta taşıdığı sihirli değneği galeri mekânına dokunuyor, mekân resimlerin işleyişinin bir yansıması hâline geliyor. Sergi, aynı anda “mise-en-abyme” olan bir “mise-en-scène”dir. Sergide izleyici kendini galerinin ana mekânında soyut bir müzede buluyor. Mekânda kırmızıya boyalı olan duvarlarda (ki bir zamanlar İngiltere ve dünyanın başka yerlerinde müze duvarları bu renge boyanırdı), aslında resimlerin resimleri olan resimler asılı. Müzenin kendisi ve pencereleri de gerçek galerinin duvarlarına doğrudan yapılmış bir resim hâline geliyor. Yani galeri aslında gerçek bir galerinin içindeki, hayali resimlerin gerçek resimleriyle donatılmış hayali bir galeri olarak izleyici karşısına çıkıyor.

    “Müzenin Sönümlenen Işığı” sergisi aslında resim, imgeler ve yapıntı şeyler üzerine çok katmanlı bir meditasyon olma niteliği taşıyor. Page’in aynalarındaki parıltı, gerçek yansıtıcı bir yüzeyden kaynaklı olmaktan ziyade Photoshop’tan çıkmış etkileri anıştırır; gölgeler ise atölyedeki gerçek ışıktan kaynaklı değildir de sanatçı tarafından bilgisayar yardımıyla yaratılmıştır. Başka bir deyişle, sanatçının yapıtı bizim deneyimlerimiz üzerine, günümüz dünyasının dolaylı olarak nasıl hissedildiği üzerine düşünümlerdir. Kendimizi böylesine kavranamaz, böylesine gerçekdışı bir dünyada nasıl konumlandırabiliriz? Ve illüzyonlardan toptan vazgeçemiyorsak, en azından daha iyilerini nasıl hayal edebiliriz? Ön cephelerimizin ötesinde uzanan dünya her geçen gün daha çalkantılı hâle gelirken işte bu yakıcı soru orada bizi beklemektedir.

    Christopher Page’in “Müzenin Sönümlenen Işığı” başlıklı kişisel sergisini 30 Ekim tarihine kadar Dirimart’ta ziyaret edebilirsiniz.

    Künye:
    1. Late Afternoon, 2022 Tuval üzerine yağlı boya, oil on canvas 150 x 170 cm
    ​2. Specular Image, 2022 Şekillendirilmiş tuval üzerine yağlı boya, oil on shaped canvas 85 x 85 cm

    0
    0
    1366
  • 04-10-2022

    İlk kitabı Kötü Kalpli Bordo’yu 2012 yılında yayımlayan Selen Barın’ın postmodern dünyamızın "anlam"a dair arzularını ve korkularını yansıttığı şiirlerinden oluşan yeni kitabı Opak Bayırlar Bahçesi, Artshop Yayıncılık aracılığıyla okurla buluştu.

    Barın'ın şiirleri, fotokapana yakalanan anlık birer imgeye benzetilebilir. Bu bakımdan Japon haikularını da andırırlar. Fakat fotokapanda ya da Japon haikularında bu imge esasen dış dünyadan gelirken, Barın'ın şiirlerinde içsel bir imgeyle karşılaşır okur. Bu imgeler gerçekçi ve salt görsel ya da duyusal imgeler değildir; dilin kendisi, sesleri, heceleri, yankıları, oyunları da imgenin parçasıdır. Dilin, imgenin içine onu hem kuran hem de bozan bir akışkan olarak karışması, imgeyi gözle odaklanması güç ama görsel/dışsal imgelere göre çok daha indirgenemez, bitimsiz kılar. Dilin ve imgenin birbirini kurduğu ve kırdığı bu şiir, postmodern dünyamızın "anlam"a dair arzularını ve korkularını yansıtır.

    Selen Barın; 1986 yılında doğdu. Fen Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu ve iki sene süreyle Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde yaşadı. İlk kitabı Kötü Kalpli Bordo, 2012'de yayımlandı. Royal Holloway University of London'da İngiliz Edebiyatı Victorian Literature, Art and Culture üzerine master çalışmasını yaptı. Edebiyat ve fotoğrafla ilgilenen Barın’ın sanatın çeşitli alanlarında çalışmaları bulunuyor.

    “Gece

    Issızlığa ithafen kırbaçlanıyordu gece,
    Solungaçlarımdan tuttu,
    İtinayla pataklandı birileri
    Bakire kedi bağırdı
    Zindanında atmosferin.” (Opak Bayırlar Bahçesi’nden)

    0
    0
    3855
  • 04-10-2022

    Bu yıl 24. kez verilecek Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri’nin adayları açıklandı. Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri İcra Kurulu Başkanı Salih Başağa, Jüri Başkanı Prof. Dr. Merih Tangün ve Haldun Dormen’in ev sahipliğinde düzenlenen basın toplantısında adayların yanı sıra Özel Ödül sahipleri de ilan edildi.

    Türkiye’nin en uzun soluklu ödülü olan Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri’nde, tiyatro tarihine geçen ustalara takdim edilen Muhsin Ertuğrul Özel Ödülü’ne Engin Uludağ, oyun yazarlarımıza adanan Cevat Fehmi Başkut Özel Ödülü’ne ise Gomidas isimli oyunuyla Ahmet Sami Özbudak layık görüldü. Komedi ya da müzikal dalındaki oyunlara verilen Haldun Dormen Özel Ödülü’nü Amadeus, Yapı Kredi Özel Ödülü’nü ise tiyatroya yaptığı eşsiz katkılar nedeniyle Zihni Göktay kazandı.

    Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri’nin Jüri Başkanı Prof. Dr. Merih Tangün basın toplantısında şunları söyledi: “Zorlu pandemi döneminde tiyatrolarımızın yanında olmayı en önemli sorumluluğumuz olarak addettik. Bunun için sahneler yeniden açıldığında, eski ya da yeni oyun fark etmeksizin, Aralık 2021 ile Mayıs 2022 arasında İstanbul’daki tüm oyunlardan, jüri sayımızı temsilen bilet satın aldık. Türk tiyatrosunun gençlerimizle birlikte yükselmesi için alınan bu biletleri üniversite öğrencilerine dağıttık. Ayrıca, Yapı Kredi’nin Türk Eğitim Vakfı’nda oluşturduğu burs fonu aracılığıyla tiyatro alanında eğitim alan 16 farklı şehirde yaşayan öğrencimize burs verdik. Bu burs programı önümüzdeki dönemde de devam edecek. Çeyrek asırdır Türkiye’de tiyatroyu ve onu var eden tiyatro emekçilerini destekleyen Yapı Kredi’ye, tüm bu kıymetli katkılarından ötürü teşekkürlerimi iletiyorum. Pandeminin tüm zorluklarını geride bırakıp, tiyatromuzu var eden emekçileri onurlandıramaya bu sene yeniden devam ediyoruz. Nihayet sahnelerin ve gönüllerimizin tiyatro aşkıyla dolduğu günlere kavuştuk. Bizler, tiyatroyu insanlar arasındaki anlayış ve barışı artırmak için büyük bir fırsat olarak görüyor; Afife gibi tutkuyla, ısrarla ve sınırsızca yeniden ‘tiyatro’ diyoruz. Çünkü biliyoruz ki Tiyatro varsa bir bakışın, bir sözün, bir notanın dünyayı değiştirebilme gücü var, tiyatro varsa hayat var, tiyatro varsa biz varız.”

    24. Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri’ne özgü olarak bu sezonun, Eylül 2021 ile Haziran 2022 arasındaki dönemi kapsayacağını belirten Prof. Dr. Merih Tangün ayrıca şunları da söyledi: “Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri olarak her zaman doğru ve adil bir değerlendirme için titizlikle çalışıyor ve kendimizi sürekli yeniliyoruz. Pandemi nedeniyle verilen ara sebebiyle bu seneyi 24. Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri Özel Değerlendirme Sezonu olarak isimlendirdik. 24. Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri Özel Değerlendirme Sezonunda 264 oyun aktif değerlendirildi ve bu sene de çok değerli yüzlerce oyun izledik. Başta tiyatromuzu var eden tiyatro sanatına gönül vermiş oyuncularımız olmak üzere ödülleri sahiplerine ulaştıracak olan değerli jüri üyelerimize, Afife Tiyatro Ödülleri İcra Kurulu’na, Yapı Kredi’ye ve bu kıymetli organizasyonun gerçekleşmesinde emeği geçen tüm arkadaşlarıma şükranlarımı sunuyorum.”

    24. Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri 19 Ekim tarihinde Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek, sunuculuğunu Nezaket Erden ve Ali Yoğurtçuoğlu’nun yapacağı törenle sahiplerini bulacak.

    0
    0
    1688
  • 04-10-2022

    Meşher, yurt içi ve yurt dışından toplam 44 sanatçının 120’ye yakın eserinden oluşan, Selen Ansen’in küratörlüğünü üstlendiği “Ben Kimse. Sen de mi Kimsesin?” başlıklı yeni sergisini 12 Şubat 2023 tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.

    Antik Yunan mitolojisinden Ekho ve Narkissos’un karşılıksız aşk mitinden hareketle kurgulanan “Ben Kimse. Sen de mi Kimsesin?” başlıklı grup sergisinde yer alan eserler, bu kadim anlatının sunduğu yansıma, yankılanma, başkalaşma temalarını günümüzün sanatsal ve toplumsal dinamiklerinin ışığında yorumluyor. Serginin küratörü Selen Ansen, serginin bu kadim hikâyeyi betimlemeyi amaçlamadığını, daha ziyade bu hikâyeden, Ekho ve Narkissos’un karşılıksız aşkından geriye kalanlar etrafında kurgulandığını belirtiyor.

    Adını Emily Dickinson’ın Ben Hiç Kimseyim! Sen Kimsin? şiirinden esinlenerek alan sergi, ziyaretçileri sayısızca sen(ler), ben(ler), arzular, anlatılar, imgeler ve yaşanmışlıklar arasında ilişkilerin örüldüğü bir alana davet ediyor. Ekho ve Narkissos’un mitinin ve mitolojik anlatının döngüsel ve tekerrüre dayalı yapısını benimseyen sergi, hikâyenin geriye bıraktıklarını odağına alarak uzak, geçmiş ya da yabancı şeylerin bize kadar ulaşması ve hayatlarımıza eklenmesi için zaruri mesafeleri vurguluyor. Sergide yer alan eserler bir yandan çağdaş dünyanın yansıma ve yanılsama sorunsallarıyla bağlanırken, diğer yandan tarih boyunca beden, var oluş/yok oluş, kimlik, temsil ile özdeşleştirilen yüz, ayna, gölge, iz gibi öğelere sanatsal bir bakış sunuyor.

    Sergide yer alan sanatçılar: Marina Abramović, Erol Akyavaş, Dieter Appelt, Koray Ariş, Eylül Aslan, Levent Aygül, Mehtap Baydu, Deniz Bilgin, Handan Börüteçene, Elina Brotherus, Betty Bui, Claude Cahun, Aslı Çavuşoğlu, Laurence Demaison, Lee Friedlander, Ryan Gander, Nan Goldin, Jessica Harrison, Camille Henrot, Charles Holland & Elly Ward, Talbot Hughes, John Isaacs, Fatoş İrwen, Gizem Karakaş, Nermin Kura, Marcantonio Raimondi Malerba, Bevis Martin & Charlie Youle, Radenko Milak, İz Öztat, İz & Ra, Evan Penny, Gerhard Richter, Necla Rüzgar, Stéphanie Saadé,    Fabrice Samyn, Jenny Saville & Glen Luchford, Yusuf Sevinçli, Yaşam Şaşmazer, Ayça Telgeren, Defne Tesal, VOID.

    ​“Ben Kimse. Sen de mi Kimsesin?” başlıklı grup sergisini 12 Şubat 2023 tarihine kadar pazartesi hariç haftanın her günü 11.00 - 19.00 saatleri arasında İstiklal Caddesi’nde yer alan Meşher’de ziyaret edebilirsiniz.

    0
    0
    6211
  • 04-10-2022

    Tina Oziewicz’in çocukları kendi duygularıyla tanıştırdığı, duyguları yargılamadan sunarak onlar hakkında konuşmaya teşvik ettiği kitabı Kimse Bakmazken Duygular Ne Yapar?, Aleksandra Zajac’ın resimleriyle ve Edip Sönmez’in çevirisiyle Domingo Yayınevi’nden çıktı.

    Polonya’da yayımlandıktan sonra büyük beğeni toplayıp 25 dile çevrilen Kimse Bakmazken Duygular Ne Yapar?, düşündüren metaforlarıyla her yaştan okuru kendi içinde yolculuğa çıkarıyor. Bu kitap içimizdeki duygulara bakmak, onları tanımak ve ailecek onlar hakkında sohbet etmek için bir davet niteliğinde.

    ​Hangi duygu yükseklere tırmanıyor, hangisi yerin altına saklanıyor, hangisi bir baloncuğun içinde yaşıyor ve hangisi salyangozlara yardım ediyor? Kaygı, tam olarak neden çekiniyor? Güvenin kurduğu köprüden kimler kimler geçiyor?

    0
    0
    5213
  • 03-10-2022

    Bu yıl 21 - 28 Ekim tarihleri arasında 10.’su gerçekleştirilecek olan Boğaziçi Film Festivali’nin ulusal ve uluslararası film yarışmaları kapsamında verilen ödüllere bu yıl iki yeni ödül eklendi.

    T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün desteği, TRT’nin Kurumsal İş Ortaklığı, Anadolu Ajansı’nın Global İletişim Ortaklığı ile gerçekleşecek 10. Boğaziçi Film Festivali, 21-28 Ekim tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşacak. Bu yıl festivalin ulusal ve uluslararası film yarışmaları kapsamında verilen ödüllerine ek olarak Ulusal Uzun Metraj Film Yarışmasında Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) tarafından Agah Özgüç anısına SİYAD Ödülü ile Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışmasında Avrupa ve Akdeniz Film Eleştirmenleri Federasyonu (FEDEORA) tarafından FEDEORA Ödülü ilk kez verilecek.

    SİYAD Ödülü, Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) tarafından geçtiğimiz nisan ayında hayatını kaybeden eleştirmen ve gazeteci Agah Özgüç anısına ulusal yarışmadaki bir filme verilecek. Festivalin uluslararası yarışma bölümünde yer alan filmlerden birine bu yıl ilk kez FEDEORA Ödülü verilecek. Avrupa ve Akdeniz Film Eleştirmenleri Federasyonu tarafından Venedik, San Sebastian ve Karlovy Vary gibi pek çok film festivalinde verilen FEDEORA Ödülü ile sinema sektöründe uluslararası alanda iletişimin geliştirilmesi amaçlanıyor.

    ​2013 yılından beri aralıksız olarak düzenlenen Boğaziçi Film Festivali hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1154
DAHA FAZLA
Geldanlage