
Dirimart, Ebru Uygun’un “Islak Işık” başlıklı kişisel sergisini 5 - 29 Ocak tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor.
Resminin konusunu yine resmin kendi bileşenlerini sorgulayarak oluşturan Ebru Uygun, üretim pratiğinin odağını tuval yüzeyinin ötesine taşıdığı son dönem işlerini “Islak Işık” sergisi ile izleyiciye sunuyor. Sanatçının ilk dönem çalışmalarında tuvalin parçalanarak tuvali örttüğü, içe doğru kapanan jestler, yeni çalışmalarında içten dışa doğru bir hareketle oluşturduğu bağlamı kavramsal bir düzlemden koparıp gözle görünür kılıyor. Sergide izleyicinin mekân algısını yeniden kurgulayan sanatçı, ışığın resmi gösteren değil resme ait olan bir eleman olarak var olduğu eserleri bir araya getiriyor.
Sergide yer alan resimler kendi bünyesi içerisinde birikme, tortulanma, parçalanma, bozulma, kırılma, iyileşme, dönüşme gibi süreçlerden geçerek bir durumdan başka bir duruma ve belki de ondan hiç beklenmeyen referansların ihtimallerine kapı aralıyor. Çimento, alçı, fayans, tutkal gibi malzemeler pigmentlerle buluşarak tuval bezinin içerisinde kendi “pıhtılarını” yaratıyor; sanatçı bu birikerek taşlaşan topografyaları yatay düzlemden kurtararak zeminin oryantasyonuyla oynuyor. Bu zemin kayması tıpkı zihnin bir yol bulup kendini aşina imgelere sürüklemesi gibi izleyiciyi bir manzaranın parçalarına baktığına ikna ediyor. Uygun’un kanvasa müdahalesiyle başlayan ve malzemenin yönlendirmesiyle son şeklini alan resimleri izleyiciye her bakışta kendi manzarasını yaratma imkânı veriyor.
Künye:
1. Halfeti’nin Siyah Gülleri Black Roses of Halfeti, 2022 Tuval üzerine karışık teknik, mixed media on canvas 238 x 331 cm
2. Recoded Red, 2022 Tuval üzerine karışık teknik, mixed media on canvas 180 x160 cm
3. Spaceless Time, 2022 Tuval üzerine karışık teknik, mixed media on canvas 160 x 140 cm
Feyyaz Kayacan’ın klasik öyküye, daha doğrudan bir anlatıma “olabildiğince” geri döndüğü, hayattayken yayımladığı son öykü kitabı Bir Deli Değilin Defterleri, Kırmızı Kedi Yayınevi’nden çıktı.
Bir Deli Değilin Defterleri’nde, Feyyaz Kayacan dilden anlatıma, biçimden ses tonuna tüm yönleriyle “usta”lığını taçlandırıyor.
“‘Deliyim, demek ki görüyorum. Ne yazık ki, fena halde kızıyorum gördüklerime.’ Şişedeki Adam ile başlar Feyyaz Kayacan’ın öykü yolculuğu. Gerçeküstücü bir ruh hâlinin metinleridir onlar. İkinci Dünya Savaşı’nın tanığı olarak kaleme aldığı Sığınak Hikâyeleri’nde, umudun insanı dirençli tutan insanüstü tarafını anlatır. Cehennemde Bir Yusuf’ta bu kez “Terzela”dan seslenir ve yer yer isyan eder. Sadece dil olarak değil, biçimsel olarak da sınırların ucundadır. İlk öykü kitabına üç yeni öykü ekleyerek yayımladığı Hiçoğlu’nun Serüvenleri geleceğe doğru atılmış bir işaret fişeği gibidir. Gibiciler ise hem toplum hem de dönemin edebiyat ortamı eleştirisidir.”
Dj/prodüktür ikilisi Bangoverz, 2022’nin son teklisi “Maze”i GRGDN Müzik etiketiyle müzikseverlerle buluşturdu.
2020’de kurulan kurulan ve Efe Yılmaz ile Mert Zeybekci’den oluşan DJ Bangoverz, şu ana kadar dans müziğin özellikle house ve techno kategorilerinde beş tekli yayımladı.
2022’nin mayıs ayında ilk teklileri “Hard Reality” ile çıkış yapan Bangoverz, birbiri ardına yayımladıkları “Come Inside”, “Take a Ride”, “Stay Strong” ve “Affections” parçalarıyla emin adımlarla büyümeye devam ettiler. İçinde bulundukları müzik türünün Daft Punk gibi önemli isimlerinden esinlenerek yarattıkları maskeli personalar ve canlı performanslarındaki fon görselleri ile hayran kitlesini genişletti. İsmi Türkçede “labirent” olarak çevrilebilecek yeni şarkıları “Maze” ağır bası, nevrotik synthesizer melodileri ve baskın vokal sample’ları, bir labirentte kısılıp kalmanın hem boğuculuğunu hem de sürükleyiciliğini temsil edercesine tınlıyor.
Bangoverz, şarkı ile ilgili şunları söylüyor: “Hayatta bazen geldiğimiz nokta, bir labirentte olma hissi yaratabiliyor: nasıl çıkacağımızı veya istediğimiz yere varacağımızı çözmeye çalışırken, mantığımıza, alışkanlıklarımıza, hesaplarımıza başvurmaya meyilli oluyoruz. Fakat aslında bu daha düşünür kısmımız tarafından yönlendirilmeyip kalbimize güvendiğimizde istediklerimizi elde edebiliyoruz. ‘Maze’, algımızı değil duygularımızı dinlemekle ilgili.”
Bangoverz’in “Maze” isimli yeni şarkısını buradan dinleyebilirsiniz.
İnci Eviner’in farklı dönemlerde ürettiği yapıtlarını bir araya getiren “Evin Ötesi” başlıklı kişisel sergisi 7 Ocak 2023’te İMALAT-HANE’de açılıyor.
İnci Eviner, modern aklın üç boyutlu evrenini temsil etmekten öte, ele aldığı malzemenin doğası gereği çok katmanlı ve uçsuz bucaksız olmasına odaklanıyor. Çalışmalarında gölgelerin haritasını çıkaran Eviner’in bu haritaları, sık sık kendi üzerine katlanıyor, kat yerlerinden yeni yeni rotalar oluşturuyor. Bildiğimiz anlamdaki haritalar kullanım amaçları gereği dünyanın karmaşasını soyutlayıp iki boyuta indirmeye çalışırken sanatçı, haritalarına yaşamın çoğulluğunu geri veriyor. Haritaları, soğuk yer imlerinden ziyade daima devinim hâlindeki bedenler mesken ediniyor. Bu bedenler, yukarıdan aşağı ilahi bir amaç uğruna kurgulanmış bir organizmanın ögeleri olmaktan ziyade her biri kendi var olma arzularına göre devinen parçalardır. Sanatçının haritaları her daim hareket hâlinde olanlar yani gezginler, göçebeler, arzusunun peşinde sürüklenenler içindir.
İnci Eviner’in “Evin Ötesi” başlıklı sergisi 7 Ocak - 8 Nisan 2023 tarihleri arasında Bursa’da yer alan İMALAT-HANE’de ziyaret edebilirsiniz.
Adres: Işıktepe BOSB Mah. Kırmızı Cd. No: 1/3C 16140, Nilüfer/Bursa
Künye:
1. İnci Eviner, Manolya Kırıcısı (detay) 2020 Kağıt üzerine mürekkep, füzen ve serigrafi 46.5 x 237 x 3 cm
2. İnci Eviner, Filin Kulağı Bir Yayla, Bin Yayla (detay) 2020 Kağıt üzerine mürekkep, füzen ve serigrafi 46.5 x 237x 3 cm
3. İnci Eviner, Karnaval - Carnaval 2022 Kağıt üzerine mürekkep - Ink on paper 122 x 155 cm
4. İnci Eviner, Coğrafya 1993 Kontrplak üzerine bakır ve akrilik 220 x 155 x 1 cm
Wilhelm Genazino’nun okurlarını alışılmışın aksine çok genç bir anlatıcının izlenimlerine davet ettiği, 2003’te kaleme aldığı romanı Bir Kadın Bir Ev Bir Roman, Tevfik Turan’ın Almanca aslından çevirisiyle Jaguar Kitap’tan çıktı.
Weigand liseden atılmış, ailesini hayal kırıklığına uğratmış, yazar olma hayalleri kuran on sekiz yaşında bir gençtir. Gündüzleri bir toptan fidancılık şirketinde çırak, akşamları da yerel bir gazetede muhabir olarak çalışmaya başlar. Bu ikili yaşamın koşturmacası içinde oradan oraya savrulan Weigand, bira köpüğü kıvamında bir gençliğin ilk adımlarını, yaşından beklenmeyecek bir melankoli ve ironi duygusu eşliğinde atar.
Zorlu PSM, sanat dünyası ile dijital dünyayı bir araya getiren “NFT Biennial”ini 6 - 15 Ocak 2023 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.
Dünyanın ilk NFT bienali “NFT Biennial” 2023’ün ilk iki ayı boyunca İstanbul dahil dünyanın 9 farklı noktasında fiziksel mekânlarda ve Metaverse’de gerçekleştirilecek. Dijital sanat alanındaki çalışmalarıyla tanınan Julie Walsh, Soliman Lopez ve Atay İlgün gibi küratörlerin bulunduğu dünyanın çeşitli bölgelerinden 12 kişilik bir küratöryel ekip tarafından hazırlanan bienal, mekânsal sınırları aşarak, konvansiyonel sanat dünyası ile NFT ekosistemi arasındaki bağları kuvvetlendirmeyi amaçlıyor. 9 ayrı pavilyonuyla fiziksel galeriler ile Metaverse’ü bir araya getiren bienal İstanbul’dan sonra Berlin, Amsterdam, Londra, Brüksel, Bogota, Los Angeles ve Tokyo’nun da dahil olduğu birçok şehirde sanatseverlerle bir araya gelecek. Medya sanat performanslarından, hibrit söyleşilere, VR/AR deneyimlerden immersive sergilere kadar pek çok etkinliğin yer aldığı bienale, ziyaretçiler ekranlar ve projeksiyonlar aracılığıyla katılabilecek. NFT Biennial hem Metaverse’te hem de Zorlu PSM’deki sergileriyle katılımcılara farklı dijital sanat deneyimi sunuyor. Doğa, insan ve teknoloji üçgeni etrafında dokuz pavilyon sunacak bienalin kavramsal çerçevesinde “İnsanlığın teknolojiyi ne kadar içselleştirebildiği” yer alıyor ve ziyaretçilere “Doğru soruların peşinde miyiz?” sorusu yöneltiliyor.
100’ü aşkın sanat NFT eserinin sergileneceği ve açık kaynaklı blok zincir platformu Tezos’un global iş birliğiyle gerçekleştirilen NFT Biennial’in diğer destekçileri arasında Web 3.0 ve blok zincirin önde gelen şirket ve topluluklarından The SandBox, Unicorn DAO, Lucify.io ve fx(hash) de yer alıyor.
“NFT Biennial” tanıtım videosuna buradan ulaşabilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=Hkz6OQRmR9I
Art On Pera, Gürsel Soyel’in “Bulundu” kişisel sergisine 21 Ocak 2023’e kadar ev sahipliği yapacak.
Gürsel Soyel’in geçmişte sanatseverlerle buluşturduğu “Kaybol” ve “Kaçışta” başlıklı iki serginin devamı olan yeni sergisi “Bulundu”, neredeyse on yıla yayılan bir üçlemenin sonu olma niteliği taşıyor. Yerinden edilme, belirsizlik ve aidiyet düşüncelerinden hareketle başlayan seri, sanatçının deyimiyle yeniden kendine dönen bir yolculuğu ifade ediyor. Tuvaldeki bir leke ise bu yolculuğun çıkış noktasını oluşturuyor. Bu yola çıkışla sanatçı; farklı boyutlar, katmanlar ve ritimleri izleyerek, kaybolmayı, uzaklaşmayı, izleri ve geri dönüş ihtimallerini düşünüyor.
Sergide sanatçı boşluk, yoğunluk ve yüzey ilişkisine odaklanıyor. Geniş tuvaller, küçük ölçekli kâğıt çalışmalar ve katmanlarıyla adeta mekânsallaşan ahşap üzerine yağlı boya eserler, galeri mekânı içerisinde, geçmişi kazıyarak bu serinin farklı duraklarına işaret ediyor.
Bram Stoker’ın gizem ve gerilim yüklü korku romanı Yedi Yıldız Taşı, Belgin Selen Haktanır’ın çevirisiyle Kafka Kitap’ın edebiyat serisi “Babil Ekspres” başlığı altında ilk kez Türkçede yayımlandı.
Yedi Yıldız Taşı, eski Mısır kraliçesi Tera’nın mumyasını canlandırmak isteyen bir Eski Mısır bilimcisinin muhteşem bir mücevher bulmasıyla başlayan gerilim dolu bir hikâye anlatıyor. Stoker, Eski Mısır’ın mezar taşları, hiyeroglifleri, mumyaları, tanrıları ve tüyler ürpertici ritüellerinin üzerine yıldızların ışığını tutuyor. Aşağı dünyalardan yukarı dünyalara... Mezar çukurlarından takımyıldızlara... Sembollerden anlamlara... Ölümden dirilişe... Bütün sırlarından soyunan “gerçeğe” doğru çağırıyor: Büyük Deney’e hazır mısınız?
“Genç avukat Malcolm Ross, bir gün sabahın erken saatlerinde uykusundan uyandırılır. Yeni tanıştığı güzel Margaret’ın babası, tutku dolu bir Eski Mısır bilgini olan Abel Trelawny kendi malikânesinde saldırıya uğramıştır. Ross, olan biteni anlamak ve sevdiği kadının yardımına koşmak için hemen yola çıkar. Günler boyunca baygın yatan Trelawny’nin başında nöbet tutarlar. Malikânenin her köşesi Eski Mısır’ın kutsal mezar eşyaları, bibloları ve değerli taşlarıyla doludur. Saldırıyla ilgili ortaya çıkan tuhaf gerçekler, evin kasvetli ve büyülü atmosferi içeridekileri yavaş yavaş etkisi altına almaya başlar. Fakat gizem, kendi attığı düğümleri vakti gelince tek tek çözecektir...”
Sinematek/Sinema Evi, Genç Alman Sineması’na odaklanan yeni programını 10 Ocak - 31 Mart 2023 tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşturacak.
Goethe-Institut Istanbul iş birliğiyle, sinema yazarı Engin Ertan’ın danışmanlığında hazırlanan Genç Alman Sineması programında, 15 uzun metraj filmin yanı sıra Oberhausen Manifestosu’nun imzacısı olan sinemacıların çektiği kısa filmler de yer alıyor. Film seçkisi 1962’de bir grup genç sinemacının yayımladığı Oberhausen Manifestosu ile başlayan ve “Babamızın Sineması Öldü!” sloganıyla tarihe geçen bu akımı keşfetmeye, hatırlamaya, tartışmaya ve daha iyi anlamaya yönelik bir panorama sunmayı amaçlıyor.
1980’lerde Türkiye sinemasında kadın karakterlerin temsili önemli bir değişim geçirdi. Kadınlar bir erkeğin hikâyesinde yan karakter olmanın ötesine geçerek kendi hikâyesinin öznesi hâline geldi, çok boyutlu resmedilmeye başladı, özgürleşti, erdemleri ve zaaflarıyla nefes alıp veren insanlara dönüştüler. Bu filmlerden oluşturulan seçki kapsamında, Atıf Yılmaz’ın Aaahh Belinda!.., Bir Yudum Sevgi ve Asiye Nasıl Kurtulur filmleri, Füruzan ile Gülsün Karamustafa’nın Benim Sinemalarım, Halit Refiğ’in Teyzem, Ömer Kavur’un Kırık Bir Aşk Hikâyesi ve Yavuz Turgul’un Fahriye Abla filmleri gösterilecek.
Kurukahveci Mehmet Efendi’nin katkılarıyla gerçekleştirilen “Sessiz Perşembe” gösterimleri yeni yılda da devam edecek. Hollanda Eye Filmmuseum’ın sessiz sinema küratörü Elif Rongen-Kaynakçı danışmanlığında hazırlanan yeni programda hayallerinin peşinden giden, güçlü, bağımsız kadın karakterleri merkezine alan Filibus ve Kısaca Phil’in yanı sıra erken dönem sinemanın en önemli komedi figürlerinden Buster Keaton’ın Aşçı, Komşular ve Sherlock Jr. filmleri canlı müzik eşliğinde sinemaseverlerle buluşacak. “Sessiz Perşembe”nin müzik programı Okan Kaya danışmanlığında hazırlanıyor.
Canlandıranlar Yetenek Kampı ve Canlandıranlar Film Festivali’ni hayata geçirerek yıllardır bu birikimin değerlendirilmesinde ve gelişmesinde önemli bir rol oynayan Canlandıranlar Derneği ile birlikte gerçekleştirilecek “Canlandırmanın Dünü Bugünü” programı, Türkiye’den ve dünyadan etkileyici örnekleri bir araya getiren üç kısa film seçkisi aracılığıyla bağımsız canlandırma sinemasının tarihine bir bakış sunuyor.
Türkiye sineması için alternatif bir gösterim mecrası ve bir tartışma platformu oluşturmak amacıyla FilmKoop iş birliği ile gerçekleştirilen Bağımsız Türkiye Sineması gösterimleri de yeni yılda devam edecek. Pazar günleri 14.00 seansında ekip katılımları ile gerçekleşen FilmKoop buluşmalarının programına Sinematek’in internet sitesinden ulaşabilirsiniz.
İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, Cumhuriyet’in kuruluşunun hemen öncesine, İstanbul’un işgal yıllarına odaklanan “Meşgul Şehir: İşgal İstanbul’unda Siyaset ve Gündelik Hayat, 1918-1923” başlıklı sergiyi 10 Ocak 2023’ten itibaren sanatseverlerle buluşturuyor.
Suna ve İnan Kıraç Vakfı İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün yeni sergisi “Meşgul Şehir: İşgal İstanbul’unda Siyaset ve Gündelik Hayat, 1918-1923”, Birinci Dünya Savaşı’nın ardından İngiliz, Fransız ve İtalyan orduları tarafından işgale uğrayan İstanbul’u yazılı ve görsel arşivler ile izleyiciye sunuyor. Kasım 1918 - Ekim 1923 arasında, yaklaşık beş yıl süren işgal; sergide, askeri, sosyal ve kültürel boyutlarıyla ele alınıyor. Daniel-Joseph MacArthur-Seal ve Gizem Tongo’nun küratörlüğünde, uluslararası bir danışma kuruluyla birlikte hazırlanan sergide İstanbul Araştırmaları Enstitüsü arşivinin yanı sıra, Türkiye, Fransa, İngiltere, Yunanistan, Ermenistan ve Rusya’daki çeşitli kütüphane, arşiv ve koleksiyonlardan seçilmiş, birçoğu ilk kez sergilenecek resmi yazışmalardan resimlere, film ve fotoğraflara, bir dizi yazılı ve görsel malzeme yer alıyor. Sergi, işgal yılları boyunca yalnızca siyasal anlamda değil, toplumsal ve kültürel anlamda da sürekli bir hareketlilik hâlinde olan İstanbul’a ayna tutuyor.
“İstanbul o yıllarda kelimenin her anlamıyla meşgul [Ar. Başkası tarafından kullanılır, işletilir, çalıştırılır durumda olan, tutulmuş, işgal edilmiş] bir şehirdi. Kimin kentte kalacağı ve kenti kimin yöneteceği söylenti ve spekülasyon konularıydı ve bunlar İtilaf devletleri başkanlarının, birbirini izleyen Osmanlı kabinelerinin ve Ankara Hükümeti’nin çelişen beyanlarıyla daha da şiddetleniyordu.
Şehrin sakinleri, şiddeti ve işgali protesto eden kitlesel eylemlere; daha iyi ücret ve koşullara erişmek umuduyla yapılan ve tramvay, vapur, havagazı hizmetlerini felç eden grevlere; savaş suçu işlemekle, yahut da İtilaf devletlerine veya padişaha karşı gelmekle suçlanan subay ve görevlilerin evine yapılan seher vakti baskınlarına; kahvehane müdavimlerinin silah ve yasak neşriyat nedeniyle aranma ve tutuklanmasına; İtilaf devletlerinin askerleriyle siviller arasında barlarda ve genelevlerde kopan kavgalara; silahlı çetelerce işlenen cinayetlere, linçlere ve adam kaçırmalara tanık oluyor veya katılıyordu. Bu çalkantının ortasında insanlar hayatlarını ve başkalarınınkini iyileştirmek için çabalamaya devam ediyordu. Okullar, kurumlar ve cemaat dernekleri kuruluyor; muhtelif yetenekli kişilerin ve hamilerin katkılarıyla konserler ve sergiler düzenleniyor; yeni siyasal, edebi ve sanatsal fikirler canlı basın ve yayın hayatının sayfalarını renklendiriyor; hayır kurumları mültecilere, savaş malullerine, yetimlere ve kentin yoksullarına destek olmak için para topluyordu.
İşgal 1923 yılının Ekim ayında sona erdiğinde, Türkiye Cumhuriyeti kurulmak ve şehir bambaşka bir döneme girmek üzereydi.”
“Meşgul Şehir: İşgal İstanbul’unda Siyaset ve Gündelik Hayat, 1918-1923” başlıklı sergiyi 10 Ocak - 26 Aralık 2023 tarihleri arasında Beyoğlu, Tepebaşı’ndaki İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nde ziyaret edebilirsiniz.