GÜNDEM
  • 29-12-2022

    Akademisyen ve siyasi tarihçi Namık Sinan Turan’ın geçmişten bugüne bir tarih anlatısı sunduğu, müzik, müzik üretimi, müzisyenler, müziğin icra edildiği bağlam gibi pek çok farklı unsuru da odağına aldığı çalışması Portede Saklı Tarih: Toplumsal Tarihin Merceğinden Müzik, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları tarafından yayımlandı.

    Müzik ve toplumsal anlamı üzerine bir kültür tarihi çalışması olan Portede Saklı Tarih’te Namık Sinan Turan, derslerinde öğrencilerine sorduğu “1930’lu yıllarda büyükanne ve büyükbabalarınız radyoları açtığında hangi müzikleri dinlerlerdi, hiç düşündünüz mü?” sorusunu bu kez okura yöneltiyor.

    ​Kitap üç kısımdan oluşuyor. İlk bölümünde Selçuklu ve tekke müzikleri ile erken Osmanlı, 18. yüzyıl sonuna kadar Osmanlı müziği ve toplumsal boyutu, kimi zaman müziğin üretildiği sosyokültürel bağlam, kimi zaman da Mustafa Itrî, Evliya Çelebi, Ali Ufkî Bey ve Dimitri Kantemir gibi portreler aracılığıyla aktarılıyor. İkinci kısımda 19. yüzyıldan itibaren modernleşmeyle değişmeye başlayan toplum ve dinamizmi konu ediliyor. Besteci Franz Liszt’in İstanbul konserinden II. Abdülhamid’in opera tutkusuna, Bernard Lewis ve oryantalizm tartışmalarından Cumhuriyet’in müzikal bir tür olarak operaya verdiği öneme; batılılaşma, Cumhuriyet ve müzik kültürüne dair tartışmalar bu kısımda ele alınıyor. Son kısımda ise “Doğu-Batı” ekseninde Ümmü Gülsüm, Feyruz ve Rahbani kardeşler, Şerif Muhiddin Targan, Necdet Yaşar, Leyla Gencer ve Maria Callas portreleri yer alıyor.

    0
    0
    1948
  • 29-12-2022

    Ali Poyrazoğlu’nun opera, tiyatro ve klasik müziği bir araya getiren “Desiderata - İnsan Sesine Konan Kuş” isimli yeni projesi 7 Ocak 2023 Cumartesi akşamı Türk Telekom Opera Sahnesi’nde seyircilerle buluşacak.

    ​Bu projede konuk orkestra şefi olan Ali Poyrazoğlu, hem Zdravko Lazarov idaresindeki İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası’nı yönetiyor hem de mizah diliyle, klasik müziğin önemli eserlerinin eşliğinde sanatın yaşamlarımızda yarattığı farkın altını çiziyor. Gecede İstanbul Devlet Opera ve Balesi sanatçıları mezzosoprano Nesrin Gönüldağ, bariton Murat Güney ve keman sanatçısı Oleksandr Samoylenko solist olarak yer alacak. Programın ışık tasarımını ise Taner Aydın üstleniyor. Programda Georges Bizet’nin Carmen operasından bölümlerin yanı sıra; HavanaiseOp.83 (Camille Saint-Saëns), ZigeunerweisenOp.20 (Pablo De Sarasate), Goyescas: Intermezzo (Enrique Granados) adlı eserler yer alıyor. Etkinliğin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1908
  • 29-12-2022

    Mekânla ilişki içinde sanat üretimine odaklanan sanat kolektifi yoğunluk, “Arayüz” isimli enstalasyonunu 6 Ocak - 28 Ocak tarihleri arasında Bilsart’ta sanatseverlerle buluşturacak.

    2013 yılından beri İsmail Eğler ve Nezih Vargeloğlu’nun liderliğinde çalışmalarına devam eden sanat kolektifi yoğunluk, üç yıl aradan sonra “Arayüz” isimli sekizinci çalışmasını izleyiciye sunuyor. “Arayüz”de ziyaretçiler ışık, video, tekstil ve ses gibi bileşenlerin yüzeylere olan etkisini dokunsallıkla araştırarak sürekli kurmaca ile gerçeklik arasında git-gel yapacaklar.

    yoğunluk, çalışmasında gerilmiş kumaş katmanlarına ışığı yansıtıp, ışığın zaman içinde kademeli olarak değişmesini sağlayarak ziyaretçilerin yüzeyle etkileşime girmesini sağlıyor. Işığın arkadan, önden ve üstten çeşitli kombinasyonlarda verildiği durumlarda yüzeye düşen izdüşümlerin nitelikleri değişiyor. Ziyaretçilerin yüzeye teması ile ortaya çıkan gölgeler ışığın konumuna ve şiddetine göre an be an dönüşüyor. Yüzey, etkileşimli bir “arayüz”e dönüşüyor. Spesifik mekânların potansiyellerini açığa çıkarmak üzerine üreten yoğunluk, mekânı yaşayan bütünsel bir atmosfere dönüştürüyor.

    ​yoğunluk “Arayüz” hakkında şunları söylüyor: “Her daim mekânın niteliklerini kullanarak işi oluşturuyoruz. Bu noktada iktidar belki de insandan maddeye ve mekâna geçiyor. Maddenin ve mekânın potansiyel güçlerini hissetmek ve alışıldık iktidar ilişkisini tersine çeviriyor. Mekân ve madde, seyirciyi her yönden kuşatıyor ve tüm duyularına tahakküm altına almaya niyetleniyor. Seyirciyi seyirci konumundan çıkararak mekânın bileşenine dönüştürüyor. Dolayısıyla seyirciyi diğer seyirciler için de eserin parçası hâline getiriyor. Yüzey geçirgenlikleri üzerine senelerdir çalışıyoruz. Işığın etkisiyle ekranlaşan yüzeyler, hacimler kullanıyoruz. Kullandığımız Işık malzemeyi ya da maddeyi etkinleştiriyor, vücuda getiriyor. Önceden su zerreciklerinin havada asılı kalması ve reflekte camın ışık etkileşimleriyle çokça çalıştık. Şimdi özel esnek bir kumaş ile devam ediyoruz.”

    0
    0
    1733
  • 29-12-2022

    Ece Satıcı ve Dr. Uygar Özesmi’nin gezegenin üretken ve birbirini destekleyen ekonomik ekosistemlerinden biri olan türetim ekonomisi hakkındaki ortak çalışması Çıkış Yolu Türetim Ekonomisi kitabı, Yeni İnsan Yayınevi’nden çıktı.

    Gezegene üretken, dayanışmayı esas alan ve kapsayıcı bir ekonomik sistem sunuyor Çıkış Yolu Türetim Ekonomisi. Bu çalışma türetim ekonomisinin temelini oluşturan topluluklar ve işletmeler arasındaki dayanışma, sosyal ve ekolojik açıdan adil üretim, işletmeler arası döngüsellik gibi birçok konuyu gündeme getiriyor. Çıkış Yolu Türetim Ekonomisi kitabında yazarlar, kâr maksimizasyonuna dayanan tüketim ekonomisinden ekolojik ve sosyal açıdan adil bir ekonomiye dayanan türetim ekonomisine geçilerek ancak insanın gezegendeki varlığının sürebileceğini vurguluyorlar.

    ​Türeticileri bir araya getirerek döngüsel bir yeniden güçlendirici ve nihayetinde yenileyici, onarıcı bir ekonomi inşa eden türetim ekonomisi, zenginliği yerel üreticilere dağıtarak, onlara onurlu bir yaşam ve güvenli bir ticari alan sağlıyor. Yönetişim sistemi, türeticiler tarafından yönetildiği için kapsayıcı ve demokratik. Bu özellik oldukça önemli çünkü herkesin yararına olan çözümlerin ancak tabandan yönetişim yoluyla elde edilebileceğine inanıyor. Çıkış Yolu Türetim Ekonomisi kitabı, doğayla barış ve uyum sağlayacaksak, toplum olarak ekolojik ve sosyal açıdan adil yaşamak zorunda olduğumuzun altını çiziyor. 

    0
    0
    5573
  • 28-12-2022

    Bu yıl 8’incisi gerçekleştirilecek Nilüfer Caz Festivali, “Tahayyül” teması ile 9 - 20 Şubat’ta müzikseverlerle buluşacak.

    8. Nilüfer Caz Festivali, genç nesillere hayal kurmayı hatırlatma fikri etrafına konumlanan “Tahayyül” teması ile 9 - 20 Şubat tarihleri arasında gerçekleşecek. Yerli ve yabancı sanatçıların konserlerinin yanı sıra, farklı disiplinlerden konuşmacıların katılımıyla gerçekleşecek paneller ve çeşitli ilgi alanlarına yönelik tasarlanan atölye çalışmaları bu seneki festival programında yer alıyor. Ayrıca festival bu sene, programına liselerle yapacağı iş birliklerini ekleyerek, lise öğrencilerinin müzikle, yaratıcılıkla ve hayal kurmakla ilişkilerini derinleştirmeyi amaçlıyor.

    ​Avrupa Caz Ağı (European Jazz Network) üyesi olan Nilüfer Caz Festivali, festival tarihlerine denk gelen 14 Şubat Sevgililer Günü’ne özel bir programı da dinleyicilerle buluşturacak.

    0
    0
    2236
  • 28-12-2022

    Zaman ve yolculuk üzerine düşünen ve düşündürtmeyi amaçlayan “Time is Love; Bir Dünya Gezisi Sahnesi” başlıklı karma sergi, 6 - 29 Ocak tarihleri arasında Ortaköy Hüsrev Kethüda Hamamı’nda sanatseverlerle buluşacak.

    Horoz Lojistik’in 80. yılı vesilesiyle gerçekleştirilen, küratörlüğünü Sanatatak kurucusu eleştirmen Ayşegül Sönmez’in üstlendiği “Time is Love; Bir Dünya Gezisi Sahnesi”, zaman ve yolculuğu sanatçıların gözüyle sorgulatırken izleyiciyi de kendi zamanlarını keşfetmeye davet ediyor. Sergide Suzan Batu, Gül Bolulu, Deniz Üster, Ali Borovalı, Serkant Hekimci, Cihat Burak, Ömer Uluç, Charles Fréger, Cengiz Tekin, Hakan Sorar, Ahmet Rüstem Ekici, Umut Yasat, Mahmut Celayir, Silvia Bener, Erdağ Aksel, Metehan Özcan, Cem Yardımcı, Emel Erdem, Murat Tosyalı, Doğa Ünyaylar, Seçkin Pirim, Pınar Marul, Antonio Cosentino, Tutku Bulutbeyaz, Mehmet Ali Boran, Fırat Gürgen, :mentalKLINIK, Yunus Belgin Quartet, Cem Çatık, Esra Gülmen, Cengiz Korucu, Burak Ayazoğlu, Şevket Sönmez ve Tayfun Pekdemir yer alıyor.

    Açılış performansını Suzan Batu’nun yapacağı program kapsamında; Yunus Belgin Quartet, Cem Çatık Band, Gazelles Dans Polka’nın sergiye özel konserleri; tiyatro sanatçısı Cengiz Korucu’nun Doğa Ünyaylar ile birlikte hazırladığı Cihat Burak ve Antonio Cosentino öyküleri performansı, Ukraynalı sanat tarihçi Margarita Kurneva’nın konstrüktivist Narkomfin binası üzerine okuması, katılımcı sanatçılarla “Zamane Konuşmaları” gerçekleştirilecek.

    ​Ayşegül Sönmez, sergi ile ilgili şunları söylüyor: “‘Bir Dünya Gezisi Sahnesi’, kişisel ve yeni bir dünya gezisinin imkânlarını araştırıyor. Yeni bir dünya gezisi fikri, ‘parkı’ yaratmak istiyor. Gezegenimizi de sanatı da ölçülemez, hesaplanamaz, aktarılamaz pek çok duygu ve düşüncenin mekânı, hedefsizce dolaşılan, kötü/iyi, dost/düşman, vahşi/uygar ayrımının olmadığı gezilebilir bir park olarak tarif ediyor. Bu uğurda, sanatçılarla birlikte sergi tecrübesini sonunda bir sabit noktaya varılmayan bir seyahate dönüştürüyor. Sanatçıları ve siz izleyicileri zaman ve kelimeler üzerine düşünmeye sevk ediyor. Bu serginin kendisi bir güncel gezi. Çağrışımlarınızı harekete geçirdiğiniz, onların size pusula olduğu, rehberlik ettiği bir güncel gezi.”

    Künye:
    1. Serkant Hekimci
    2. Tutku Bulutbeyaz
    3. Deniz Üster
    4. Umut Yasat
    ​5. Charles Fréger

    0
    0
    6838
  • 28-12-2022

    Yazar ve küratör Alistair Hicks’in hazırladığı, on iki İstanbullu sanatçının İstanbul’la kurdukları ilişkiye odaklanan Kentin Aynaları – İstanbul’un Sanatçılarından Yansımalar adlı kitap, İngilizce ve Çağla Özbek’in çevirisiyle Türkçe olarak Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.

    Kentin Aynaları; Halil Altındere, Osman Bozkurt, Hera Büyüktaşcıyan, Antonio Cosentino, Cevdet Erek, Leyla Gediz, Nilbar Güreş, Gözde İlkin, Ali Kazma, Serra Tansel, Serkan Taycan, Hale Tenger’in İstanbul’la kurdukları ilişkiye odaklanıyor.

    “Bu kitap on iki İstanbullu sanatçıdan oluşan jüriyle bir oturum. Grubun rastlantısal bir seçim süreciyle oluşturulduğunu söyleyebiliriz, ancak hepsi şehrin bugününe dair güncel ve belirleyici bir izlenim sunmak üzere bir araya geldi. Ortak bir yol haritaları yok, dolayısıyla ortaya uyumlu bir topluluk, heyet ya da zümre çıkmıyor, ancak bu masadan doğabilecek nice diyalog var.”

    0
    0
    2241
  • 28-12-2022

    Borusan Sanat’ın bu sene üçüncüsünü gerçekleştireceği BİFO Maraton, 29 Aralık 2022 - 2 Ocak 2023 tarihleri arasında müzikseverlerle buluşacak.

    BİFO Maraton’da geçtiğimiz sezonun büyük beğeni toplayan BİFO konserleri, çevrim içi radyo Borusan Klasik üzerinden yayımlanacak. Beş ayrı konserin yayımlanacağı maratonda, klasik müziğin sevilen yapıtları beş gün boyunca saat 20.00’de Borusan Klasik radyo üzerinden dinleyicilerle buluşacak. Konserlerle aynı zamanda Aydın Büke ve Serhan Bali’nin müzik üzerine yaptıkları söyleşiler de yer alacak.

    Onursal şefi Gürer Aykal yönetimindeki BİFO’nun, viyolonsel sanatçısı Pablo Ferrández’e eşlik ettiği “Büyük Resme Bakmak” isimli konser 29 Aralık Perşembe günü saat 20.00’de Borusan Klasik radyo üzerinden yayımlanacak.

    30 Aralık Cuma günü saat 20.00’de yayımlanacak “Rüyalarımdaki Müzik” adlı konserinde BİFO’ya usta piyano ikilisi Katia ve Marielle Labèque eşlik ediyor. BİFO’nun şeflik kürsüsünde Karel Deseure yer alırken konserin diğer konukları arasında önemli gitar virtüözlerinden David Chalmin ve Bryce Dessner bulunuyor.

    Sanat danışmanı ve sürekli konuk şefi Patrick Hahn’ın yönetimindeki BİFO, Çaykovski Yarışması birincisi ve Valery Gergiev ile Mariinsky Tiyatrosu’ndaki performansıyla beğeni toplayan keman virtüözü Sergei Dogadin ile Yeni Yıl Konseri’nde bir araya geliyor. 31 Aralık Cumartesi günü saat 20.00’de yayımlanacak bu konserde, 19. ve 20. yüzyılın usta bestecilerinin sevilen yapıtları müzikseverlerle buluşacak.

    1 Ocak Pazar günü saat 20.00’de yayımlanacak olan “Piyanonun Kanatları Altında” başlıklı konser kaydında, Amerikalı besteci John Adams’ın Grand Pianola yapıtı ile Modest Mussorgsky’nin senfonik süiti olan ve Maurice Ravel’in orkestra için düzenlediği Bir Sergiden Tablolar, dinleyicilerle buluşacak.

    ​BİFO Maraton’un son günü olan 2 Ocak Pazartesi yayımlanacak olan konserde, piyanist Can Çakmur ve Borusan Quartet, Schubert’in Rosamunde, Brahms’ın Fa minör Piyanolu Beşlisi ve Schönberg’in Üç Piyano Parçası yapıtlarını yorumluyor.

    0
    0
    2128
  • 28-12-2022

    İş Sanat Kibele Sanat Galerisi, 2008 yılında hayatını kaybeden heykeltıraş Saim Bugay’ın “Heykelin Sözü” başlıklı sergisini 19 Mart 2023 tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.

    Yeni bir dil yaratma arzusu taşıyan, kullandığı malzemeler ve yöntemlerinin çeşitliliğiyle tanınan Saim Bugay’ın “Heykelin Sözü” sergisinde sanatçının heykellerinin yanı sıra ahşap, metal, döküm, tel gibi materyallerden tasarlanan kuklalar, maskeler, el aletleri, oyuncak, biblo gibi farklı türde eserlerini de yer alıyor.

    Bir heykeli anlamak ve anlatmak için biçimden başka bir şeye gereksinim olmaması gerektiğini savunan Bugay, heykellerine isim bile koymamış, altına iliştirilen metinlerin, yapılacak açıklamaların, heykelin başarısızlığına işaret ettiğini belirtmişti. Heykelin çok daha fazla şey söyleyebilmesini, dilinin zenginleşmesini isteyen sanatçı, bu yüzden de ilgisini takıdan kuklaya, sinemadan tiyatroya ve gölge oyununa kadar farklı alanlara yöneltti. Heykellerini hiçbir klişeye bağlı kalmadan, kuralları sadece kendisi koyarak yapan Bugay, eserleri ile izleyiciyi o kuralları sezip oyuna katılmaya davet etti.

    Emre Zeytinoğlu, sergi kataloğunda Saim Bugay’ın sanatı hakkında şunları söylüyor: “Gerçekten zor bir iştir; heykeltıraş bir yandan kendi kimliğini savunmakta ve malzemeye hükmetmeye çalışmakta, diğer taraftan da malzemenin öyküsü ona karşı baskın bir kimlik dayatmaktadır. Yani o, malzemeyi biçimlendirirken, malzeme de onu biçimlendirmektedir: Neredeyse vahşi bir mücadele… Yine de Saim Bugay, gücü elinde tutmaktan ve zanaata karşı verdiği o mücadeleden üstünlükle ayrılmaktan hiç vazgeçmek niyetinde değildir; asıl yaratıcı ve öyküyü sonuca ulaştırıcı o olmalıdır. Sanatçı kavramını öyle tanımlamaktadır çünkü…”

    ​Saim Bugay’ın “Heykelin Sözü” başlıklı sergisini, 19 Mart 2023’e kadar 09.00 - 19.00 saatleri arasında İstanbul Levent’teki İş Kuleleri’nde bulunan Kibele Sanat Galerisi’nde ziyaret edebilirsiniz.

    0
    0
    2913
  • 28-12-2022

    Jef Aerts’in sınırları zorlamak, cesaret ve umuda yolculuk üzerine kaleme aldığı hikâyesi Ronke’nin Yıldız Avı, Yusuf Yelkenci’nin çevirisiyle İlk Genç Timaş’tan çıktı.

    ​Görme engelli Ronke koşmayı çok sever. Özellikle deniz kenarında, saçlarında rüzgar, ayaklarının altındaki kum ve burnunda tuz kokusuyla… Ama iki yıl önce plajda yürümeye başlayan bir çocuğa çarpınca bütün dünyası değişir. O kazadan sonra sadece hayallerinde koşmaya başlar. Büyük bir boşluğun içine düşen Ronke, yıldız gözlem kampı sırasında arkadaşı Nouri tarafından cesaretlendirilir. Ve iki arkadaş büyük bir maceraya yelken açar.

    0
    0
    1849
DAHA FAZLA
Geldanlage