
Jef Aerts’in sınırları zorlamak, cesaret ve umuda yolculuk üzerine kaleme aldığı hikâyesi Ronke’nin Yıldız Avı, Yusuf Yelkenci’nin çevirisiyle İlk Genç Timaş’tan çıktı.
Görme engelli Ronke koşmayı çok sever. Özellikle deniz kenarında, saçlarında rüzgar, ayaklarının altındaki kum ve burnunda tuz kokusuyla… Ama iki yıl önce plajda yürümeye başlayan bir çocuğa çarpınca bütün dünyası değişir. O kazadan sonra sadece hayallerinde koşmaya başlar. Büyük bir boşluğun içine düşen Ronke, yıldız gözlem kampı sırasında arkadaşı Nouri tarafından cesaretlendirilir. Ve iki arkadaş büyük bir maceraya yelken açar.
MUBI, yeni yılda da sinemaseverleri merakla beklenen filmler ile buluşturmaya devam ediyor. 2022 İngiliz Bağımsız Film Ödülleri’nde 16 kategoride aday gösterilen ve En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetimi, En İyi Kurgu dahil olmak üzere 7 ödül kazanan, Charlotte Wells imzalı Güneş Sonrası, Hakkı Kurtuluş ve Melik Saraçoğlu’nun ustalık işi Birlikte Öleceğiz, Fatih Akın’ın kült filmi Duvara Karşı ve İtalyan sinemasının çağdaş ustalarından Pietro Marcello imzalı Martin Eden ocak ayında MUBI’de izleyiciyle buluşacak.
MUBI’de öne çıkan diğer yapımlar arasında; Merve Bozcu imzalı güzellik algısına ve estetik endüstrisine dair fantastik bir öykü kuran kısa film Plastik Rüya, Emine Emel Balcı imzalı Nefesim Kesilene Kadar, Todd Haynes’in Douglas Sirk’ün All That Heaven Allows isimli klasik melodramlarını yeniden yorumladığı Cennetten Çok Uzakta, Lucile Hadžihalilović’in son filmi Earwig, Sergio Castellitto’nun Penélope Cruz’lu filmi Sen Dünyaya Gelmeden, Julio Medem’in yolları ayrılmak üzere olan iki kadının geçirdiği tek geceyi mitolojik çağrışımlarla anlattığı filmi Ateşli Oda, Eylem Kaftan’ın pek çok festivalden ödülle dönen belgeseli İsmi Güzide, Kit Zauhar’ın üniversiteyi bitirmek üzere olan bir kadının hayata ve aşka dair endişelerini anlatan filmi Actual People, Polonya sinemasının öncülerinden Wanda Jakubowska’nın imzasını taşıyan Son Etap ve İngiliz sinemasının unutulmaz komedi klasiklerinden Robert Hamer imzalı Hassas Kalpler Ve Taçlar yer alıyor.
New York doğumlu genç yönetmen Ari Aster’in 2018 yapımı Ayin hem de onu takip eden 2019 yapımı Ritüel ocak ayında MUBI’de gösterime girecek. Yönetmenin; kuzey mitolojisine, halk öykülerine ve pagan mitlerine has tekinsiz motifleri günümüz toplumundan kesitlerle iç içe anlattığı bu iki filmi korku sinemasının klasiklerine saygı duruşunda bulunurken, bu köklü türü adeta yeniden tanımlıyor.
Yunan Tuhaf Dalgası’nın yıldız yönetmeni Yorgos Lanthimos sinemasına odaklanan bir seçki MUBI’de izleyiciyle buluşacak. Bu seçkide yönetmeni üne kavuşturan Köpek Dişi’nin (2009) yanı sıra, küçük bir kasabada bir seri katilin eylemlerini yeniden canlandıran bir grup insanın saplantılarını tasvir eden Kinetta (2005) ve yakınlarını kaybedenlere hizmet vererek onların sevdiklerinin yerine geçen tuhaf bir topluluğun hikâyesi Alpler (2011) yer alıyor.
MUBI, Lars von Trier’nin yeni mini dizisi Krallık Çıkış’ı seyircilerle buluşturduktan sonra, yönetmenin kapsamlı bir retrospektifini sunacak. Haziran ayına dek devam edecek olan bu toplu gösterim, ocak ayında yönetmenin ilk iki filmi, Suç Unsuru (1984) ve Salgın (1987) ile başlıyor.
MUBI Ocak Ayı Programı:
1 Ocak - Duvara Karşı (Gegen Die Wand, 2004)
2 Ocak - Cennetten Çok Uzakta (Far from Heaven, 2002)
3 Ocak - Stereo (1969)
4 Ocak - Sweetie (1989)
5 Ocak - İki Aşık (Two Lovers, 2008)
6 Ocak - Güneş Sonrası (Aftersun, 2022)
7 Ocak - Suç Unsuru (Forbrydelsens element, 1984)
8 - Ocak Kısa ve Acısız (Kurz und Schmerzlos, 1998)
9 - Ocak Örtülü Gerçek (Redacted, 2007)
10 - Ocak Sürücü (The Driver, 1978)
11 - Ocak Wetlands (2013)
12 - Ocak Sen Dünyaya Gelmeden (Venuto Al Mondo, 2012)
13 - Ocak Ateşli Oda (Habitación En Roma, 2010)
14 - Ocak Earwig (2021)
15 - OcakAyin (Hereditary, 2018)
16 - OcakKinetta (2005)
17 - Ocak Aşklarımıza (À Nos Amours, 1983)
18 - Ocak Actual People (2021)
19 - Ocak Salgın (Epidemic, 1987)
20 - Ocak Plastik Rüya (2021)
21 - Ocak Nefesim Kesilene Kadar (2015)
22 - Ocak Martin Eden (2019)
23 - Ocak 99. Blok (Brawl in Cell Block 99, 2017)
24 - Ocak Son Etap (Ostatni Etap, 1948)
25 - Ocak İsmi Güzide (Vendetta Song, 2005)
26 - Ocak Yolların Prensi (Prince Avalanche, 2013)
27 - Ocak Ritüel (Midsommar, 2019)
28 - Ocak Birlikte Öleceğiz (2021)
29 - Ocak Alpler (Alpeis, 2011)
30 - Ocak Hassas Kalpler ve Taçlar (Kind Hearts and Coronets, 1949)
31 - Ocak Salı (Tuesday, 2015)
Murat Palta’nın “Logarithmic Growth” başlıklı kişisel sergisi 5 Ocak - 18 Şubat tarihleri arasında x-ist’te sanatseverlerle buluşacak.
Klasik minyatür sanatı ve popüler kültür unsurlarını sentezleyerek geleneksel ve çağdaşın zıtlığından kendine has bir üslup yaratan Murat Palta, “Logarithmic Growth” sergisinde minyatür sanatı hakkındaki görüşlerden biri olan sahnelerin tanrının gözünden betimlenmesi düşüncesiyle kendini üçüncü tekil şahıs konumuna yerleştiriyor ve yaşadığımız gezegenle alakalı çıkarımlarda bulunuyor.
“Logarithmic Growth” sergisi adını çeşitli bakteriler üzerinde yapılan mikrobiyolojik deneylerden yola çıkarak insan hayatına uyarlanan bir grafikten alıyor. Murat Palta yaşadığımız gezegenin bugünkü durumunu deney sırasında gıdanın azaldığı, atık gazların ısısının arttığı ve diğer atıkların birikip toksik bir hâl almaya başladığı logaritmik büyüme evresiyle bağdaştırıyor. Merceğin öte ucundan deney kabına baktığımız küçük dünyadan kendi insanlığımızı görebilme fikrinin ona çarpıcı geldiğini söyleyen sanatçı aynı zamanda bu deneyin kendi işleriyle benzer bir düşünsel çerçeveye sahip olduğunu ifade ediyor. Palta, klasik tezhip ve minyatürün yanı sıra geleneksel çini sanatı ve heykelleriyle de günümüze ayna tuttuğu işlerini bu dönemde yaşayan bir nakkaşın gördüğü kâbuslar olarak nitelendiriyor. Sanatçı bu sergisinde popüler kültürün, tarihi olayların, mitolojinin ve güncel gelişmelerin iç içe girdiği bu kâbusları izleyiciye sunuyor.
2000 yıl önce Latin şair Publius Ovidius Naso’nun kaleme aldığı şiir koleksiyonu Heroides - Kadın Kahramanların Aşk Mektupları, Nilüfer Akçay'ın sunuşu, notları ve çevirisiyle Telemak Kitap’tan çıktı.
Ovidius, mitolojilerde edilgen olarak tasvir edilmiş kadın kahramanlara yer veriyor bu kitapta ve onların dilinden sevgililerine aşk mektupları kaleme alıyor. Penelope’den Ariadne’ye, Dido’dan Sappho’ya antik devrin kadınlarının aşkları, öfkeleri, kavgaları tüm yakıcılığıyla şiirde vücut buluyor.
Vergilius ve Horatius ile birlikte en büyük üç Latin şairinden biri olan Ovidius’un Heroides’i Rönesans’la birlikte popülerleşmiş, yüzlerce edebi esere ve tabloya ilham vermiştir. Nilüfer Akçay’ın yazdığı kapsamlı giriş ve her şiire eşlik eden sunuşları Ovidius’u okunaklı kılıyor, şiirlerin bağlamını açıyor. Latince-Türkçe bakışımlı, notlandırılmış bu edisyonla klasik şiirin zirvelerinden Heroides tam metin olarak dilimizde yayımlandı.
“Şimdi gözlerinle değil, yapabilirsen kalbinle bir bak bana
çakılı kaldım çırpınan dalgaların dövdüğü bir kayada.
Bir bak yas tutuyormuş gibi dağılan saçlarıma,
üstüne yağmur yağmış gibi, gözyaşlarımla ıslanmış entarime.
Kuzey rüzgârıyla sallanan ekinler gibi, korkuyla titriyor vücudum da,
yazı yazamıyorum titreyen parmaklarımla.” - “Ariadne’den Theseus’a”
Limak Vakfı tarafından 2017 yılında kurulan Limak Filarmoni Orkestrası, gelenekselleşen yeni yıl konserleri kapsamında 9 Ocak’ta CSO Ada Ankara’da ve 11 Ocak’ta Zorlu PSM İstanbul’da sanatseverler ile buluşacak.
Dünyaca ünlü üç tenor Murat Karahan, Rame Lahaj ve Marcelo Álvarez’in katılımıyla gerçekleşecek konserlerin gelirinin bir kısmı Hayvanları, Doğayı, İnsanları Koruma ve Yaşatma Derneği’ne (Haydiko) bağışlanacak. Limak Vakfı’nın sanata destek amacıyla 2017’de kurduğu Limak Filarmoni Orkestrası, yeni yılda da çok sesli müziği geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla konserler vermeye devam ediyor. 9 Ocak’ta CSO Ada Ankara’da ve 11 Ocak’ta Zorlu PSM İstanbul’da gerçekleşecek iki konserde; Türkiye’yi dünyada temsil eden tenor Murat Karahan ile günümüz operasının en aktif ve dünya sahnelerinin aranılan tenorları Rame Lahaj ve Marcelo Álvarez birlikte sahne alacak. Konserde operanın en önemli klasiklerinin yanı sıra katılımcıların kendi ülkelerinin geleneksel müzikleri de seslendirilecek. Konserlerin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Levent Aygül, Memed Erdener, Hatice Karadağ, Begüm Mütevellioğlu, Rugül Serbest, Meltem Sırtıkara ve Sevil Tunaboylu’nun çalışmalarından oluşan “For Book Lovers” başlıklı grup sergisi 28 Ocak’a kadar Mixer’de sanatseverlerle buluşuyor.
“For Book Lovers” sergisi David Trigg tarafından hazırlanan, sanat tarihi boyunca içinde kitap bulunduran farklı üretim biçimlerinden eserleri bir araya getiren Reading Art: Art for Book Lovers isimli kitaptan esinlenerek hayat geçirildi. “For Book Lovers” sergisi ise yakın dönemde güncel sanatta kitap bulunduran resimleri izleyiciyi buluşturuyor.
Sanat tarihi boyunca resimden heykele, yerleştirmeden fotoğrafa sayısız eserde kitaplar yer alıyor. Sergiye ilham veren kitapta bunu kanıtlıyor. Kitapta, Napoli Ulusal Arkeoloji Müzesi’nde bulunan, M.S 55-79 yılları arasında yapıldığı varsayılan Balmumu tabletleri ve kalemi olan Pompeii’den kadın (Woman from Pompeii with wax tablets and stylus) portresinden Diego Velazquez’in 1644 yılında yaptığı Buffoon with Books adlı eserine; 1848 yılında yapılan Gustave Courbet’nin Marc Trapadoux Examining a Book of Prints isimli eserinden René Magritte’in 1937 tarihli Reproduction Forbidden adlı resmine; Osman Hamdi Bey’in 1878 tarihli The Scholar resminden Liu Ye’nin 2010 tarihli Banned Book 3 isimli resmine kadar pek çok eser bulunuyor.
Mixer ekibi “For Book Lovers” sergisi ile yakın dönemde sanat ortamında karşılaştıkları kitap içeren resimlerden bir seçkiyi izleyiciyle buluşturuyor. Sergide Levent Aygül, Memed Erdener, Hatice Karadağ, Begüm Mütevellioğlu, Rugül Serbest, Meltem Sırtıkara ve Sevil Tunaboylu’nun resimleri yer alıyor.
“For Book Lovers” başlıklı sergiyi 28 Ocak 2023 tarihine kadar 11.00 - 19.00 saatleri arasında Mixer proje mekânında ziyaret edebilirsiniz.
Künye:
1. Begüm Mütevellioğlu, ilk atölye I first studio I, 2022, kağıt üzerine yağlıboya oilon paper, 22,9x16,2 cm
2. Hatice Karadağ, yanlış ömrün tortusu residue of the wrong life, 2019, tuval üzerine akrilik ve yağlıboya acrylic and oil on canvas, 100x100 cm
3. Rugül Serbest, içimde kırk kadın the hurt women inside of me, 2022, tıval üzerine yağlı boya oil on canvas, 60x70 cm
4. Memed Erdener, cennetin yedi katı seven heavens, 2017, tuval üzerine akrilik_acrylic on canvas, 160x110 cm
Judith Malika Liberman’ın yazdığı, Zeynep Özatalay’ın resimlediği mutluluk, duygular, ev yaşamı gibi konuları ele alan “Şarkılı Masallar” serisinin dördüncü kitabı Mutluluk Bir Kıvılcım, Redhouse Kidz’ten çıktı.
Liberman, “Şarkılı Masallar” serisinde geleneksel masalları 4 yaş ve üzeri çocuklar için yeniden yorumluyor. Serideki tüm kitaplar gibi Mutluluk Bir Kıvılcım da Liberman’ın anlatımı ve şarkıları ile YouTube ve SoundCloud platformlarından dinlenebiliyor.
“Feride Teyze yıllarca sirke ve turşu yapıp pazarda satmıştı. Hâlâ evi buram buram sirke kokuyor, komşuları evine ‘sirke küpü’ diyordu. Bu yüzden Feride Teyze sabahtan akşama kadar kapı eşiğinde oturup şikâyet ederdi:
Of of of, yazık bana. Vah vah vah, yazık, evet.
Ah ah ah, yazık bana. Yazık bana, evet, evet!
Derken bir gün bir mutluluk perisi, kasabanın üstünden geçerken sirke küpünden yükselen mutsuzluk bulutlarını fark etti. Ve neler değişti neler…”
GalataPerform; Medea’ya Göre Ahlak, Kalanlar ve Fairfly oyunlarını ocak ayı boyunca farklı sahnelerde tiyatroseverlerle buluşturacak.
GalataPerform’un düzenlediği Yeni Metin Festivali 8’de (2019) “Senenin Oyunu” olarak seçilen Kalanlar, bir cenazenin ardından eksilerek geride kalan hayatları esprili, nüktedan bir dille ele alıyor. Itır Karabulut’un kaleme aldığı, Yeşim Özsoy’un yönettiği; Nilay Erdönmez, Elif Ongan Tekçe, Enginay Gültekin, Kübra Balcan’ın yanı sıra usta oyuncu Suna Keskin’in ekran oyuncusu olarak yer aldığı Kalanlar, 3 Ocak 21.00’de Das Das Açık Sahne’de, 11 Ocak 20.30’da Alan Kadıköy’de ve 24 Ocak 21.00’de DasDas Açık Sahne’de izleyiciyle buluşacak.
Katalan oyun yazarı Joan Yago’nun kendi ekibi La Calòrica ile birlikte yazdığı Mark Levitas’ın yönettiği ve Atakan Akarsu, Begüm Akkaya, Tuğçe Altuğ ve Barış Gönenen rol aldığı Fairfly, kendi şirketini kurmaya götüren motivasyonları sorguluyor ve bir iş projesinin ilk hayali ile gerçeklik arasındaki boşluğu bolca mizahla ortaya koyuyor. Fairfly oyunu, 10, 18 ve 27 Ocak’ta saat 21.00’de DasDas Açık Sahne’de, 31 Ocak 20.30’da Alan Kadıköy’de tiyatroseverlerin karşısına çıkacak.
İsveç tiyatrosunun önemli isimlerinden İran asıllı yazar Athena Farrokhzad’ın yazdığı Medea’ya Göre Ahlak, Medea miti üzerinden “kadın” ve “ahlak” konularını tartışmaya açıyor. Yeşim Özsoy’un yönettiği, Şenay Gürler ve Özgün Çoban rol aldığı oyun, 17 Ocak 21.00’de DasDas Açık Sahne’de, 27 Ocak 20.30’da Baba Sahne’de izleyiciyle buluşacak. Ayrıca Medea’ya Göre Ahlak, Nilüfer Belediyesi’nin daveti ve desteğiyle 31 Ocak’ta Bursa Nilüfer Nazım Hikmet Kültürevi’nde de sahnelenecek.
GalataPerform’un ocak takvimine buradan, etkinliklerin biletlerine ise Mobilet üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kanadalı folk müzisyeni Ben Caplan, Freefall ve URU organizasyonuyla 18 Şubat Cumartesi akşamı KüçükÇiftlik Park’ın kış sahnesinde konser verecek.
Temsil ettiği ruh hâli ve hayata bakış açısıyla geniş bir dinleyici kitlesine sahip olan Ben Caplan, antik sesleri ve temaları çağdaş bir dokunuşla yeniden yorumluyor. Müziğini belli bir türle sınırlamayan Caplan, İstanbul konserinde “To The River”, “Birds With Broken Wings”, “Stranger”, “I Got Me A Woman” gibi çok dinlenen bestelerini çalacak.
In the Time of the Great Remembering, Birds With Broken Wings, Old Stock ve Recollection adlı dört albümüyle “Drift Apart”, “Beautiful”, “Student Song” gibi birçok teklisi bulunan Ben Caplan, Terra Spencer ile düet yaptığı “Good Friends” isimli son teklisini 2022’de yayımladı.
Vokalist, besteci ve gitarist kimliklerinin yanı sıra oyunculukta yapan Caplan, son beş yılda üç kıtayı dolaşan ve 2b Theatre’ın sanatçının üçüncü albümüyle aynı adı taşıyan Old Stock adlı oyununun da başrolünü üstleniyor.
18 Şubat Cumartesi akşamı KüçükÇiftlik Park’ta gerçekleşecek Ben Caplan konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Denton Welch’in roman kahramanının bedeniyle aniden ve iradesi dışında değişen ilişkisini konu edinen kitabı Bulutun İçinden Bir Ses, Fatih Özgüven’in çevirisiyle Metis Yayınları’ndan çıktı.
Genç bir adam yortu tatilini geçirmek üzere kaldığı pansiyondan çıkar, bisikletine atlar, bir yerde mola verir, ardından korkunç bir trafik kazası geçirir. Uzun ve acılı iyileşme dönemi onu sadece bedenini değil, çevresindeki insanları, tabiatı, nesneleri, manzaralarla olan ilişkisini de sınamaya, yeniden tarif etmeye götürecektir. Her acı bedensel acıların keskinliğiyle anlatılabilir, anlatılmalıdır.
“Dışındaki şeyler yüzünden ağlamazsın, içerideki şeyler yüzünden ağlarsın. İnsanlar başkalarını ağlarken görünce bu nedenle o kadar utanır, kızar ve kendilerini suçlu hissederler. Ne kadar deneseler de kendileri içeride olamazlar. Kapı yüzlerine kapanmıştır, sadece salya sümük suratı görürler. Ve hiçbir zaman içeride olamadıkları için, onları rahatsız eden gözyaşlarının dökülmesinden nefret ederler.”