GÜNDEM
  • 11-01-2023

    PASAJ, 12 - 27 Ocak tarihleri arasında Barın Han’da gerçekleşecek Aşkın Ercan’ın “Şifanın Görünmezliği & Suyun Anlattıkları” başlıklı sergisi ile 13. yıl programına başlayacak.

    “Şifanın Görünmezliği & Suyun Anlattıkları” sergisi Goethe Enstitüsü/Galeri Vitrin işbirliği ile sanatseverlerle buluşacak. Sergi, ekolojik yıkımın bütün göstergeleri ile gelecek senaryolarının tartışıldığı bu yüzyılda, türler arası eşitlik, iklim adaleti ve suyun hakkına odaklanıyor. Yenileyen, onaran, şifa veren suyun tarihsel sembollerine yeniden bakan sergi, insan çağında canlı cansız bütün varlıklar için yıkımın ve şiddetin nedenlerini sömürülen suyun tarihine bakarak iz sürüyor.

    Sergi “Üzerine yapı inşa edilerek sömürgeleştirilen suyun bugün bize anlattıklarını duyabilir miyiz? Duyduklarımız ekolojik yıkıma karşı tehditleri azaltır mı? Suyun onaran, şifa veren, yenileyen, zorluğa karşı umudu güçlendiren yapısı ile geleceği onarmak mümkün mü?” soruları ile izleyicileri birlikte düşünmeye davet ediyor.

    ​12 Ocak Perşembe günü saat 18.00’de Barın Han’da ziyarete açılacak “Şifanın Görünmezliği & Suyun Anlattıkları” başlıklı sergi kapsamında 22 Ocak Pazar günü 14.00 - 15.00 saatleri arasında Aşkın Ercan ile Yasemin Ülgen bir konuşma yapacak. PASAJ hakkında daha fazla ayrıntıya buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1744
  • 11-01-2023

    Louis Sachar’ın öğretmenlik anılarından yola çıkarak kaleme aldığı “Yamuk Okul” serisinin devam macerası Yamuk Okul'da İşler Karışıyor, Aleksei Bitskoff’un resimleriyle Mercan Yurdakuler’in çevirisiyle Tudem Yayınları’ndan çıktı.

    Yamuk Okul'u birbirine katan akıl almaz şeylerin yaşandığı Yamuk Okul'da İşler Karışıyor, sıra dışılığın sıradanlığını yüceltirken kıpır kıpır bir anlatıda bütünlenen otuz kısa öyküden oluşuyor. Sachar, bu seri ile çocukları absürt mizahla tanıştırırken; eleştirme, eleştirilme ve eleştiriyi kabul etme hakkında düşündürüyor.

    “Sizi yeniden Yamuk Okul'un çatısı altında görmek ne büyük mutluluk! 

    Önceki kitaplardaki hadiseler dimağınızda yer etmiş olmalı ki, eski dostlarımızın yeni maceralarına eşlik etmek istediniz. E tabii KAHKAHA atarak doyasıya gülmek sizin de hakkınız.

    Yaşasın! Kapılarını tadilat nedeniyle bir süreliğine kapatmak zorunda kalan Yamuk Okul, 243 gün sonra tekrardan açılıyor! Arada bir etrafta ''Mööö!'' diye bir ses duyulsa da kimseler umursamıyor. Ne de olsa öğrenciler okullarına kavuştukları için pek mutlular; yani öyleydiler. Ta ki işler karışmaya başlayana kadar.


    Yamuk Okul'un biricik öğretmeni Bayan Jewls'un otuz kat merdiven çıkmasını engelleyecek değişikliğin sebebi ne? Çocukların konuşurken hangi sözcüğü kullanmaları yasaklanıyor? Okuldaki yeni rehber öğretmenden neden herkes çekiniyor? Sınıfa evcil hayvanı yerine kardeşini getiren sivri zekâlı da kim?

    Aylar sonra birbirine kavuşan öğrenciler için yeni dönem pek de rahat geçmeyecek anlaşılan. Peşi sıra arzıendam eden geçici öğretmenler de cabası. Kimisi ta Katmandu'dan çıkıp gelmiş, kimisi de çok ama çok iyi tanıdıkları birinin... neyse sürprizi bozmak olmaz. Hah bir de müjdemiz var: Yamuk Okul'a nihayet asansör yapılıyor. Ve tüm bu karmaşanın ortasında önemli bir soru bizimkilerin zihinlerini kurcalıyor: Noel Baba'nın yardımcısı olabilmek için onunla bizzat tanışmak mı gerekiyor?”

    0
    0
    1485
  • 10-01-2023

    Merdiven Art Space, Gülçin Aksoy’un 2007-2022 yılları arasında ürettiği işlerinden bir seçkiyi izleyiciye sunan “Şefkat Nişanı” başlıklı sergiye, 14 Ocak - 28 Şubat tarihleri arasında ev sahipliği yapacak.

    Gülçin Aksoy’un 11. kişisel sergisi “Şefkat Nişanı”nda, serginin küratörü Nergis Abıyeva, sanatçının 35 yıla yaklaşan pratiğini feminist bir perspektiften ele alıyor. Sergide daha önceden üretilmiş işlerin yanı sıra, küratöryal sürecin performatif bir çıktısı olan ve sergiyle aynı ismi taşıyan yeni bir iş de yer alıyor. Şefkat Nişanı, Akademi’ye girdiği ilk dönemlerde hiperrealist tarzda taş resimleri yapan, ancak 1990’larda kavramsal sanatı tanıdıkça fırçayı ve kalemi bir kenara bırakıp başka mecralara yönelen Aksoy’un 30 yıl sonra yaptığı ilk resim olma özelliğini taşıyor. 

    ​Nergis Abıyeva serginin küratöryal metninde şu sözlere yer veriyor: “I. Meşrutiyet’in ardından 1878 yılından itibaren II. Abdülhamit tarafından ‘hayır ve yardım işlerinde başarılı olan kadınlara’ üç dereceli olarak verilen şefkat nişanları, feminizm tarihiyle ilgilenen bir araştırmacı/küratör olarak ilgimi çekiyor. Osmanlı’da bu tarihlerden itibaren kadınların eşit hak mücadelelerinin başlaması, feminist uyanışın Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra kadınların seçme ve seçilme haklarını almalarına değin uzanan bir sürecin parçası olması gibi tarihsel gerçekler, hâlâ hakim anlatıya sızabilmiş değil. Osmanlı’nın Batılılaşma dönemindeki şefkat nişanlarını erkeklerin, kadınları ‘hayır ve yardım’ olgularına sıkıştırma, kontrol etmeye çalışma ve de hiyerarşik bir yerden ‘onaylama’ çabaları olarak görüyorum. Şefkat nişanlarında, tam olarak Gülçin Aksoy’un uğraştığı bir iktidar ilişkisi buluyorum. Ve izleyiciyi ‘şefkat’ kelimesinin ilk anlamının ‘acıyarak ve/veya koruyarak sevme’ olması üzerine düşünmeye davet ediyorum.”

    0
    0
    2792
  • 10-01-2023

    Ayfer Tunç ve Murat Gülsoy, 2013'ten bu yana devam ettirdikleri “Diyaloglar” serisinde 14 Ocak Cumartesi günü Georgi Gospodinov’un Zaman Sığınağı adlı romanını konuşacaklar.

    Bulgaristan’ın 1989 sonrasında en çok çevrilen yazarlarından biri olan Gospodinov’un okurları geçmişin labirentlerine davet ettiği son romanı Zaman Sığınağı, Hasine Şen Karadeniz’in çevirisiyle Metis Kitap tarafından Ocak 2022’de yayımlandı.

    “Bizler geçmiş fabrikalarıyız. Canlı geçmiş makineleri, başka neyiz ki? Zaman yiyoruz ve geçmiş üretiyoruz. Ölüm bile çözüm değil. İnsanın kendisi gider ama geçmişi kalır. Sonra tüm bu şahsi geçmiş nereye gider? Tüm o başlayıp tamamlanmamış hikâyeler, terk edilen sevgililer, kesilen ve kanamaya devam eden ilişkiler nereye gider?”

    “Diyaloglar” 14 Ocak Cumartesi günü saat 16:00’da Boğaziçi Üniversitesi’nin Ayhan Şahenk Salonu’nda gerçekleşecek. Ücretsiz olacak etkinliğe buradan rezervasyon yaparak katılabilirsiniz.

    0
    0
    1502
  • 10-01-2023

    Progresif rock grubu Camel, 50. yılına özel düzenlediği “50 Years Strong” turnesi kapsamında Kod Müzik organizasyonuyla 27 Mayıs akşamı Volkswagen Arena’da konser verecek.

    Progresif rock türünün efsaneleşmiş temsilcilerinden biri olan Camel, özel bir turne ile müzikseverlerle buluşuyor. Andrew Latimer öncülüğünde 1971 yılında davulcu Andy Ward, basçı Doug Ferguson ile kurulan grup, ilk olarak The Brew adıyla sahne aldı. Piyanist Peter Bardens’ın gruba katılmasıyla Camel adını alan grup, kendi adını taşıyan ilk albümlerini 1973’de yayımladı. 50 yıllık müzik kariyerinde Camel, 14 stüdyo albümü, 14 tekli, sayısız derleme ve canlı albüm kaydını dinleyicilerle buluşturdu.

    1971-1984 yılları arasında aktif olarak müzik kariyerine devam eden grup bu yıllar arasında Mirage (1974), The Snow Goose (1974), Moonmadness (1976) ve Stationery Traveler (1984) gibi kült albümlerle Camel büyük bir hayran kitlesine ulaştı. 1991 yılında ise grubun kurucusu ve değişmez üyesi Latimer’ın kurduğu Camel Productions ile müzik sahnesine geri döndü. Camel, progresif rock başta olmak üzere senfonik rock, caz, klasik müzik, blues, elektronik müzik, Barok müzik gibi farklı tarzları da ustalıkla harmanladığı müzik serüvenini kimisi başyapıt olarak nitelendirilen “Lady Fantasy”, “The White Rider”, “Rhayader/Rhayader Goes to Town”, “Dunkirk” ve “Lunar Sea” gibi sayısız hit parçaya imza attı.

    ​27 Mayıs’ta Volkswagen Arena’da gerçekleşecek Camel konserinin biletlerine 16 Ocak’tan itibaren Biletix üzerinden ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1564
  • 10-01-2023

    Contemporary Istanbul Vakfı’nın Türkiye’den yeni medya sanatının güncel örneklerine odaklandığı yeni sergisi “Seçici İletken”, 12 Ocak’tan itibaren Fişekhane’deki Cocoon’da sanatseverlerle buluşacak.

    Küratörlüğünü Sinan Eren Erk’in, yaratıcı direktörlüğünü ise Arda Yalkın’ın üstlendiği “Seçici İletken” başlıklı sergide; Abel Korinsky, Ali M. Demirel, Ahmet Rüstem Ekici, Ahmet Said Kaplan, Ceren Su Çelik, Candaş Şişman, Dilara Başköylü, Dist Collective, ha:ar, Hakan Sorar, Orhan Kavrakoğlu, Ozan Türkkan ve Selçuk Artut’un 2022 yılı içinde üretilmiş eserleri yer alıyor.

    Düşüncenin hızla yayıldığı bir zamanda yaşıyoruz. Görüntüler, sesler ve cümleler, ‘bir salgın’ gibi hızla yayılıyor, bize bulaşıyor, zihnimizi yeni sorularla dolduruyor veya onu büyük bir bilgi yığını ile istila ediyor. Bedenimiz ve zihnimiz, hayatta kalmak için yüzyıllardır yaptığı gibi, bütün bu değişime adapte olurken, ürettiğimiz teknolojiler ise gerçekliğimizi kopyalıyor ve onun sayısız versiyonlarını üretiyor. Neyin yok olacağını neyin ise geleceğe kalacağını belirleyen evrim, seçici ve iletken bir biçimde varlığını sürdürüyor.

    Kavramsal çerçevesini bu fikirden alan sergi, bedensel evrimin dijital devrimle nasıl kesiştiğine ve varlığını sürdürebilmek için seçimler yapmak zorunda olan insanın kendi ürettiği teknolojiyle olan çok katmanlı ilişkisine odaklanıyor. Değişimi bir yandan bugün kullandığımız teknolojilerin üzerinden okuyan sergi, diğer yandan ise insanın bu teknolojik gelişime uyumlanırken yaşamsal alışkanlıkları ve düşünce biçimleri ekseninde yaptığı seçimlerle geçirdiği değişime dair bir fikir vermeyi amaçlıyor. “Seçici İletken”, bilginin insan zihni veya bir yazılım tarafından nasıl dönüştürüldüğünü, üretici (generative) yapıların düşünceyi, algıyı ve anlatımı nasıl etkilediğini, temelini kimi zaman rastlantısallıktan, kimi zaman ise saf hayal gücünden alan sanatın akışkan doğası içinde keşfediyor. 

    Contemporary Istanbul Vakfı’nın sergi partneri Paribu ve teknoloji partneri LG OLED evo ile hayata geçirdiği “Seçici İletken” sergisi, ifade biçimlerinin organik ve dijital formları arasında yeni bağlar kurarak yeni medya sanatı alanında çalışan sanatçıların son dönem eserlerini izleyiciye sunuyor. Sergide yer alan Candaş Şişman’ın Pattern of Possibilities isimli eseri DIFOART tarafından sergiye özel olarak üretildi.

    ​Contemporary Istanbul Vakfı’nın yeni sergisi “Seçici İletken”, 12 Ocak - 12 Mart tarihleri arasında Fişekhane’deki Cocoon’da ziyaret edilebilir.

    Künye:
    1. Ali M. Demirel - Stone Scenes, Video Loop 4K, 04 00, editing 2022
    2. Dilara Baskoylu - “Aşkın Dönüşümler” (Transcendent Transformations)-image2
    3. Hakan Sorar - Float Series, Cycle, Digital Animation, 00:43 Loop, 2160x3840 px, 1-3, 2022
    4. Selçuk Artut - geomart
    5. Ozan Türkkan - Bridges, Video Installation, 2022
    6. haar - disruption AI Supported Design Marble Sculpture, 55x56x150 cm, 2022

    0
    0
    2217
  • 10-01-2023

    Brigitte Labbé’nin tüm dünyada modern bir klasik hâline gelen dizisi “Çıtır Çıtır Felsefe”nin “sanat” ve “sanatçı” kavramlarının ele alındığı 33’üncü kitabı Sanatçılar ve Dünya, Jacques Azam’ın resimleriyle ve Azade Aslan’ın çevirisiyle Günışığı Kitaplığı’ndan çıktı.

    Sanatçılar ve Dünya, sanatın gücünü, sınırları aşarak insanları ve dünyayı nasıl etkileyip dönüştürdüğünü anlatıyor. “Sanatçı kime denir?” sorusundan yola çıkan kitap okuru, ünlü sanatçılarla tanıştırıyor; müzelere, konser salonlarına, galerilere konuk ediyor. Sanatçıların yaratıcılıkları sayesinde dönemlere, toplumlara, hatta günlük yaşama katkısını çok boyutlu düşündürüyor.

    ​8-12 yaş grubuna hitap eden “Çıtır Çıtır Felsefe” dizisinin her kitabında, farklı bir felsefi kavram ya da temel bir konu ele alınıyor. Kavramlar, minik öyküler, kısa kısa örnek durumlar, diyaloglar ya da sorular sayesinde, çocukların kolayca anlayabileceği sadelikte aktarılıyor. Dizi, çocuklar ve felsefe üzerine yapılan birçok çalışmaya da ilham veriyor.

    0
    0
    1334
  • 09-01-2023

    Norveçli deneysel caz topluluğu Jaga Jazzist, 25 Ocak Çarşamba akşamı İş Kuleleri Salonu’nda müzikseverlerle buluşacak.

    Kendilerine has müzikleriyle tanınan Jaga Jazzist; ritmik, melodik ve aynı zamanda hipnotize edici tarzlarıyla, sıra dışı müzisyenlerden oluşuyor. Jaga Jazzist; trompet, trombon, elektrik gitar, basgitar, tuba, flüt, trombon, klarnet ve vibrafon gibi birbirinden farklı enstrümanları kendi müziklerinde harmanlıyor. 25 Ocak Çarşamba saat 20.30’da İş Kuleleri Salonu’nda gerçekleşecek Jaga Jazzist konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    Marcus Forsgren - Elektrik Gitar, Fx
    Andreas Mjos - Vibrafon, Gitar, Korg MS10, Perküsyon 
    Martin Horntveth - Davul
    Lars Horntveth - Gitar, Klarnet, Saksafon, Klavye 
    Line Horntveth - Tuba, Flüt, Perküsyon, Glockenspiel, Vokal 
    Even Ormestad - Basgitar, Klavye
    Erik Johannessen - Trombon, Perküsyon, Vokal
    ​Øystein Moen - Synthesizer, Piyano

    0
    0
    1366
  • 09-01-2023

    Pelin Kilimci’nin “Tanımsız Varoluşlar” başlıklı kişisel sergisi 12 - 27 Ocak tarihleri arasında 42 Maslak’ta yer alan Artopol Art Gallery’de sanatseverlerle buluşacak.

    Küratörlüğünü Dilara Orhan’ın üstlendiği “Tanımsız Varoluşlar” sergisi, izleyiciye özgün bir deneyim yaşatmayı amaçlıyor. Pelin Kilimci’nin biyomorfik, amorf formlara dönüşen seramik ve cam heykelleri; sanatçının içgüdüsel olarak objeleri tamamen tanımsız ve kimliksiz tutarak, öncelikle izleyicinin esere anlam ve isim vermesini hedefliyor.

    Sanatçı insanların kendilerini dünyada bulunma biçimlerine odaklanırken bireyin özgür iradesi, seçimi ve kişisel sorumluluğuna yöneliyor. İçsel varoluşun boşluğunun idrak edilmesi nesneleri ve görüntüleri zihnin görünümleri olarak gerçekleştiriyor. Sergi, izleyiciyi “saf bilinç durumu” ile buluşturuyor.

    “İnsanlık, tarih boyunca etrafındaki canlı-cansız bütün varlıkları tanımlamaya meyilli olmuştur. Örneğin biri ile tanıştığımızda genellikle ilk gelen soru isminiz ve nereli olduğunuzdur. Hatta bir bölgeye yeni bir ırk göç ettiğinde orada yaşayan toplum karşısındaki insanı yabancılaştığı için korku ve genellikle tepkisel bir içgüdü ile karşılar. Bizlerle yaşayan köpek-kedi gibi(evcil) canlılar bile bizim iç huzurumuz ve kendi tanımlama dürtümüzden dolayı isim almış ve sahiplenilmiştir.

    Şu anda günümüzde örneğin dijital ve four-D ye olan ilgi de aslında insanların yeni dünyalara yeni varoluşlara ait olmaya olan meyillerindendir. Sanatçı, bunun tam tersi olarak varoluşumuzu objeleştirerek daha somut, daha aidiyet duygusu vurgulayan bir anlayışa dikkat çekmek istemiştir.”

    0
    0
    1296
  • 09-01-2023

    Nuccio Ordine’nin bir araya getirdiği pek çok yazar, şair ve düşünür ortak bir ide etrafında topladığı kitabı İnsan Ada Değildir, Leyla Tonguç Basmacı’nın çevirisiyle Alfa Yayınları’ndan çıktı.

    Ordine, “Hiç kimse ada değildir, kendi başına bütün de değildir; herkes kıtanın bir kısmı, okyanusun bir parçasıdır.” der. Aristoteles’ten Sadi’ye, Shakespeare’den Virginia Woolf’a, Tolstoy’dan Camus’ya, T. S. Eliot’tan Ernest Hemingway’e kadar adları tüm dünyada bilinen bu kişiler farklı dillerde, farklı cümlelerle aynı şeyi söylediğini gösterir.

    “Hepimiz aynı bedenin farklı uzuvları, hepimiz bir okyanusun dalgalarıyız. Birbirimize bağlı olduğumuz hakikatini kavramak ve gerçek bir dünya vatandaşı olmak, sınırlarımızı uçsuz bucaksız genişletecek; insanlık tek bir topluma, gezegenimiz devasa bir vatana dönüştürecektir.”

    0
    0
    1889
DAHA FAZLA
Geldanlage