
Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nin hayata geçirdiği Pera Klasikleri isimli klasik müzik serisinin ilk konuğu Golden Horn Brass nefesli sazlar beşlisi olacak. “Pera’da Yeni Yıl” başlıklı bir konser 14 Ocak’ta “Kesişen Dünyalar: Elçiler ve Ressamlar” sergisinin yer aldığı salonda gerçekleştirilecek.
Müzik yolculuğuna bakır nefesli enstrümanları daha yaygın ve popüler hâle getirmek amacıyla 2004 yılında başlayan Golden Horn Brass; barok, klasik, jazz, pop ve Anadolu ezgilerinden oluşan zengin bir repertuvarı dinleyicilerle buluşturuyor.
Pera Klasikleri konser dizisinin ilk konseri “Pera’da Yeni Yıl”, 14 Ocak Cumartesi akşamı “Kesişen Dünyalar: Elçiler ve Ressamlar” sergisinin yer aldığı salonda gerçekleşecek. Konser hakkında detaylı bilgiye buradan, biletlerine ise buradan ulaşabilirsiniz.
Guido Casaretto, Merve Ertufan, Zeynep Kayan, Yasemin Özcan ve Erinç Seymen’in çalışmalarından oluşan “Tekrar, Baştan” sergisi 18 Şubat’a kadar Piyalepaşa’da bulunan Zilberman Selected’da sanatseverlerle buluşuyor.
“Tekrar, Baştan” başlıklı grup sergisi sanatçıların çalışmaları üzerinden tekrar ve fark ikiliğini incelerken, bu kavramlar arasında beliren biricik anlara odaklanıyor. Sergi, sanatçıların pratiklerinde çoğu kez benimsedikleri tekrar ve taklit meselesini hareket, maddesellik, dil ve ritim üzerinden incelemeye alarak izleyiciyi yeni bir okumaya davet ediyor. Tekrar eyleminin rehberliğinde özgünlük, kopya etme ve temellük etme gibi sanatsal üretiminde neredeyse içkin sayılabilecek ilişkiler, sanatçıların çalışmaları üzerinden yeniden ele alınıyor. Bu ilişkiler zincirinin doğasında zamanın, bedenin, zihnin getirdiği göz ardı edilemez farklılıkları ve duraklamaları dinlemeye, izlemeye ve deneyimlemeye açıyor.
Aksamaların, hataların ve yankıların bir nedeni veya sonucu olabilecek tekrar, hakiki olandan uzaklaşırken beklentinin dahilinde istenmeyen yerlere giden sonuçlarını diğer bir deyişle anlamın tehlikeye düşüşünü takip ediyor. Sergi, merkezdeki bir yapıyı parçalara ayırmanın, onu oluşturan birimlerin maddesel ve tinsel yapısını anlamak için, taklit, tekrar veya çoğaltma yoluyla; meselenin katmanlarını en küçük birimine kadar incelemenin bizi; kültürün, maddenin, jestin, dilin veya zihnin dehlizlerinde götürdüğü yeri, parçalara ayrılan bir bütün yeniden bir araya geldiğinde aynılığını sürdürüp sürdüremeyeceğini, bu sistematik döngüyü hangi anda kırmanın mümkün olabileceğini sorguluyor.
“Tekrar, Baştan” sergisi tekrar meselesinden daha ziyade, tüm yinelemelerin içinde farklılığın aldığı şekli, değişimin şaşırtıcılığını, belirli yapısal ve zamansal aralıkları sanatçıların yorumlarıyla yeniden ortaya koyuyor.
Fotoğraf: Kayhan Kaygusuz
İskoç tarihçi Hamish Scott editörlüğünde Oxford Üniversitesi tarafından iki cilt olarak hazırlanan “Erken Modern Avrupa Tarihi Rehberi”nin ilk kitabı Erken Modern Avrupa Tarihi – Esaslar, İsmail Hakkı Yılmaz çevirisiyle VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY) tarafından yayımlandı.
Erken Modern Avrupa Tarihi – Esaslar’da erken modernite dönemi, çevre ve iklim, toplum sağlığı, hastalıklar ve tıp, tarihsel demografi, zaman algısı, ulaşım ve iletişim, yerel diller ve okuryazarlık ve matbaa olguları üzerinden inceleniyor.
Kitapta, tarihçilerin “erken modern” terimini 1930’lardan beri epey yaygın bir şekilde kullanmasının terimin 1970’lerden itibaren yaygınlaşmasını kolaylaştırdığını anlatan Hamish Scott, terminolojinin bilim dünyasına yayılmasını şu sözlerle okurlarla paylaşıyor:
“Amerikalı akademik tarihçiler on yıl gibi bir süre içinde terminolojiye iyice hâkim oldular. Terminoloji buradan bütün Anglofon bilim dünyasına yayıldı ve bu bir bilim adamının “erken modern akademik makine”den söz ettiği 1990’ların ortasına kadar sürdü. Atlas Okyanusu’nun iki kıyısındaki üniversitelerde erken modern dönemleştirme üzerine dersler verilmeye başlandı ve terim modern dönemin bir alt kısmı olarak kabul edildi. Erken modern tarih çalışmalarını yayımlamak üzere yeni diziler oluşturulurken, akademik dergiler de terimi başlıklarına eklediler ve bazı örneklerde görüldüğü gibi sırf bu alanda uzmanlaştılar. Biraz gecikerek, tereddütle ve yarım yamalak da olsa yakın bilimsel disiplinler de –Sanat Tarihi ve Edebiyat– bu terminoloji ve dönemleştirmeyi sahiplenirken, terim üzerine –bir tür bilimsel barometre işlevi gören– akademik konferanslar düzenledi.”
Elçin Ekinci’nin Fethiye’de yer alan Yazz Collective FAARİ Art&Design’da açılan “İçindeyim, Büsbütün Dışında” başlıklı sergisi 4 Şubat’a kadar İstanbul FAARİ Art&Design’da sanatseverlerle buluşuyor.
Elçin Ekinci’nin bir hafta boyunca performatif bir süreç ile ürettiği ve yinelenen bir temanın devamı niteliğindeki mekâna özgü kurgulanan yerleştirmesi “İçindeyim, Büsbütün Dışında”, Fethiye’den sonra İstanbul’da izleyiciye sunuluyor. İsmini Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Bergsoncu zaman anlayışı ile yazılmış şiirinden referans alan yerleştirme, insan doğası ve düzenine ait kozmos, medeniyete dair anlam dünyası, ontolojik olarak “zaman” ve dairenin temsiliyetlerine odaklanıyor.
Nilo adıyla da tanınan Nilüfer Tokay’ın “Uyanış” başlıklı sergisi 9 Ocak’ta itibaren Yapı Kredi bomontiada’da sanatseverlerle buluşacak.
“Uyanış” sergisinde, Nilo’nun eserlerinin yanı sıra, dokuma sanatçısı Orbay Özgürbüz ile iki sanatçı olarak bir çerçeveden baktıkları üç farklı çalışma da yer alıyor. Sergi, hayata verdiği anlam ve değer ölçülerini pandemi döneminde sorgulayarak, gözlerini kendinden ayırıp dış dünyayı gözlemlemeye odaklanan Nilo’nun kompozit üzeri karışık teknik ile çalıştığı tablolarını izleyiciye sunuyor.
Pandemi döneminde yaşadıklarını “kısaca uyandık” şekilde özetleyen sanatçı şunları söylüyor: “Pandemi hepimizin bir ve değerli olduğunu öğretirken, dayattığı kurallar yüzünden kendimizle arkadaş olmayı da öğretti. Gözlerimizi kendimizden ayırıp bizim dışımızdaki canlılara çevirdik. Doğayı, gökyüzünü başka gözle gözlemlemeyi, hayata verdiğimiz anlam ve değerlerimizi sorgulamaya başladık.”
9 Ocak’ta açılacak olan Nilüfer Tokay’ın “Uyanış” başlıklı sergisini 22 Ocak’a kadar her gün saat 11.30 - 19.00 saatleri arasında Yapı Kredi bomontiada Galeri’de ziyaret edebilirsiniz.
Adres: Merkez Mah, SilahşörCad, Birahane Sok. Tarihi Bomonti Bira Fabrikası No:1, Şişli
Türkiye Tiyatro Vakfı’nın yürüttüğü, Noyan Ayturan’ın moderatörlüğünde ve Akbank Sanat'ın ev sahipliğinde gerçekleşecek “Tiyatromuzda Tarih Konuşmaları” serisi, 11 Ocak’ta “Afife Jale'nin Mezarının Peşinde” başlıklı konuşma ile başlıyor.
Haziran 2023’e kadar sürecek “Tiyatromuzda Tarih Konuşmaları” serisi; tiyatro tarihimizin tartışmalı noktalarını ve boşluklarını toplumsal, siyasal ve kültürel açılardan yeniden ele alırken tiyatronun yalnızca bir sahne sanatı değil aynı zamanda toplumsal belleğimize ışık tutan önemli bir kaynak olduğunun da altını çizmeyi hedefliyor.
Türkiye resmi tiyatro tarihinde dile getirilen ve/veya getirilmeyen kimi olguları güçlü referanslarla sorgulatan ve yeniden düşündürten bir konuşma dizisi olmayı amaçlayan “Tiyatromuzda Tarih Konuşmaları”, her ay değişen konu ve konuklarla kalıplaşmış yaklaşım ve anlayışın ötesine geçerek yeni bir tartışma ortamı yaratmayı ve resmi anlayışın dışında farklı okuma biçimlerine alan açmayı hedefliyor.
“Tiyatromuzda Tarih Konuşmaları” serisinin ayrıntılarına ve programına buradan ulaşabilirsiniz.
Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nde sanatseverlerle buluşan Hüseyin Çağlayan’ın “Souffleur” başlıklı sergisi kapsamında 10 Ocak Salı günü saat 16.30’da sanatçının katılımıyla bir söyleşi düzenlenecek.
Hüseyin Çağlayan ile gazeteci Evrim Altuğ’un gerçekleştireceği konuşmada sanatçının moda, sinema, belgesel, enstalasyon, sahne sanatları gibi tüm yaratıcı süreçleri ele alınacak. Sakıp Sabancı Müzesi Konferans Salonu’nda ücretsiz olarak gerçekleştirilecek söyleşi, eş zamanlı olarak SSM’nin Instagram hesabından da yayımlanacak.
Yeni medya aracılığıyla beden ve modern antropolojiye odaklanan Hüseyin Çağlayan’ın “Souffleur” başlıklı kişisel sergisinde; popüler kültürde sıkça rastlanan ve eleştirilen “özenme” kavramından esinlenen Pre-tension (Özenme); günden güne artan “dijital soyutlanmayı” protesto eden Fake Celebrations (Sahte Kutlamalar), tarihte Batı tarafından sömürgeleştirilmiş etnik grupların dans ve bedensel hareketlerini konu alan Post-Colonial Body (Sömürgecilik Sonrası Beden) ve kimlik, bedensizlik, göç, metamorfoz gibi bir çok konuyu içeren, sanatçının tasarlayıp yönettiği Gravity Fatigue (Yerçekimi Yorgunluğu) adlı performans filmi ile birlikte dört eser serisi yer alıyor.
Pilevneli iş birliğiyle düzenlenen “Souffleur” sergisini 29 Ocak tarihine kadar Sakıp Sabancı Müzesi’nde ziyaret edebilirsiniz.
Kasa Galeri, “Kabulün kırılganlığında; veriler ve hayaletler” başlıklı grup sergisini 17 Şubat’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Küratörlüğünü Dicle Beştaş’ın üstlendiği “Kabulün kırılganlığında; veriler ve hayaletler” sergisinde; Batu Bozoğlu, Volkan Dinçer, Delal Eken ve Clarissa Thieme’in çalışmaları yer alıyor. Sergi kolektif ya da toplumsal hareketlenmeler bağlamında öznel tanıklığın ne anlama gelebileceğini sorguluyor. Belgeci yaklaşımları teknik ve yasal prosedürlerle nesnelleştiren farklı veri analizleri ve görüntüleme materyalleri ile bir araya geliyor. Böylelikle sanatsal pratikler farklı sahalarda birbirine temas eden biçimlerle beraber demokratik bir bakış alanı sunuyor.
Eski bir banka kasasından dönüşmüş eksi kotundaki galeriye yerleşen sergi; performans, video, yerleştirme gibi farklı estetik formları ve mecraları harekete geçirme arzusunu taşıyor. Mekânının tarihsel konumu ve mimarisiyle de ilgili olarak sergi “veri ve hayaletleriyle” izleyicisini titreyen ve dolaşık bedenlerle kolektif bir arke fikrine bakmaya davet ediyor.
Batu Bozoğlu oyun geliştiricisi Resul Alıcı’nın desteğiyle çevrim içi deneyimin oluşması için dijital bir enstelasyon ve performans olarak geliştirdiği işi Proje: İmpact, Performistanbul ortaklığında bu sergi ile bağlantılı biçimde hayata geçirildi. Volkan Dinçer ve Delal Eken’in beraber sergi için ürettikleri eserin prodüksiyon desteği KASA Galeri tarafından sağlandı.
“Kabulün kırılganlığında; veriler ve hayaletler” sergisi kapsamında gerçekleşecek, bir dizi söyleşi, video-film gösterimi ve katılımcı odaklı performatif karşılaşmalardan oluşan sergi programının takvimi ise ilerleyen günlerde açıklanacak.
“Kabulün kırılganlığında; veriler ve hayaletler” başlıklı sergiyi, 17 Şubat’a kadar hafta içi her gün 09.00 - 17.00 saatleri arasında Kasa Galeri’de ziyaret edebilirsiniz.
Adres: Bankalar Caddesi 2, Minerva Han, Karaköy, 34420 İstanbul
Künye:
1. FilmStill Can’t You See Them? - REPEAT. ©Clarissa Thieme
2. Volkan Dinçer & Delal Eken
Özlem İlyas’ın “ofissizleşen” emeği anlattığı çalışması Freelance Emek - Ofissiz Çalışmanın Sınıfsallığı, İletişim Yayınları’ndan çıktı.
Freelance Emek; gitgide yaygınlaşan freelance çalışma koşullarının, güvencesizliği katmerlendirirken, neoliberal özgürlük vaadinin hilafına çalışanları suçluluk ve utanç duygularına sürüklediğini gösteriyor. Özlem İlyas, freelance emekçilerin direniş ve örgütlenme tecrübeleri içinden, alternatif bir özgürlük tahayyülünü arıyor.
“İnsanları evinden veya istediği yerden, istediği zaman, istediği kişilerle, istediği gibi çalışarak geçimini kazanabileceği fantezisiyle ayartarak, onlara güya özgürlük vaat eden bir emek rejimi bu. Bu sözüm ona özgürlük, 7 gün 24 saat işe koşulabilmek anlamına geliyor; üstelik “evde” olduğu için hem işveren hem hane halkının gözünde kolaylıkla görünmez hale gelen bir çalışma söz konusu. Freelance’in tasfiye ettiği iş güvencesinin yerine konan “network” (ilişki ağı) bağlantılarının da, faydacı-çıkarcı yapısıyla nasıl yalnızlaştırıcı bir evren kurduğunu görüyoruz.”
GAİN, Institut français Türkiye iş birliği ile “My French Film Festival” kapsamında oluşturulan 12 filmlik seçkiyi 13 Ocak - 13 Şubat tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşturuyor.
Genç yönetmenlere adanmış dünyanın ilk ve tek online Fransız filmleri festivali “My French Film Festival”, bu yıl da GAİN’de izlenebilecek. Altı farklı tema başlığı altında toplanan filmler içerisinde, tümü Fransızca olarak çekilmiş, dramadan animasyona, komediden korkuya çeşitli türlerdeki uzun metrajlı filmler yer alıyor.
Yeni nesil dijital içerik ve medya platformu GAİN, hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
My French Film Festival Programı:
“Doing It Their Way”
-Le Monde après nous / The World After Us
-Oranges sanguines / Bloody Oranges
-Rien à foutre / Zero Fucks Given
“France Has Got Talent”
-Entre les vagues / The Braves
-Les Magnétiques / Magnetic Beats
“Kids Turned Out Fine”
-Petite nature / Softie
-La Traversée / The Crossing
“Under Your Spell”
-Une histoire d’amour et de désir / A Tale of Love and Desire
-À nos amours / To Our Loves
“Faces + Places”
-À propos de Joan / About Joan
-Bootlegger
-Nous / We