
İlk kez Avusturya Innsbruck’ta, ardından özel bir gösterim ile İsviçre Camedo'da son olarak da ekim ayında Viyana’da sahnelenen Hindurch, 26, 27 ve 28 Ocak’ta İstanbul’da Duende Tiyatro’da izleyicilerle buluşacak.
Ukraynalı bir kadının, kendi kişisel hayatına dokunarak, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali hakkında konuştuğu bir dans tiyatrosu projesi olan Hindurch; ayrılık, endişe, yalnızlık, hüsran ve öfke ile şimdi kim olduğumuzu gözler önüne seriyor. Bir ülkenin tamamının acısına ayna tutup tekerrür eden tarihe dair kişisel ve politik bir beyanat olan proje, bugünün trajedisini tüm çıplaklığıyla görme daveti olarak nitelendirilebilir. Hindurch oyununun biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
“Karşınızda evini yerle bir eden savaşın çıkmasının ardından yaşlı bir kadın olarak uyanan genç bir kız var. Ukraynalı sivillere yönelik Rus saldırganlığının açtığı yara kanıyor ve bu SAVAŞ bittikten yıllar sonra da kanamaya devem edecek. Ruslar ve Ukraynalılar arasındaki köprü nasıl inşa edilecek; bu yapılmalı mı, yoksa hiç yapılmamalı mı?
Hindurch, KARANLIĞIN kendini gösterdiği zorlu zamanlara ilişkin bir anlatı. İnsanın kendini kaybetmemesi, umuda tutunması veya kalbinde bir tutam sevgiyi canlı tutması zor. Yine de insan olarak bizim amacımız bu: acıyı, kaybı ve kederi umuda dönüştürme gücünü bulmak. İçinizdeki ve etrafınızdaki karanlığın içinden ışığı nasıl çıkaracaksınız?
Bir dans gösterimi insanların yasına deva olabilir mi? Ya da hiç değilse dans sanatı aracılığıyla savaş hakkında ‘konuşmak’ mümkün mü?
Seyirciler gösterinin ardından sanatçılarla konuşma fırsatı bulacak. Ukrayna’daki fiili durum ve insanların -keza kadınların, dansçıların, sanatçıların ve şairlerin- nasıl mücadele edip hayatta kaldıklarına ilişkin tartışma, Tamara Maksymenko ve diğer sanatçılar tarafından yürütülecek. Çok merak ettiğiniz sorularınızı siz de sorabilirsiniz!”
Künye:
Süre: 50 dakika
Dansçı: Tamara Maksymenko (Ukrayna)
Yönetmen: Thomas Mettler (İsviçre)
Canlı müzik: Valentin Katelevsky (Ukrayna)
Müzik: Sophia Jani, Arvo Pärt, Tentacle, KEYNVOR, Sophie Zelmani, DakhaBrakha, Lilly Palmer, Sinead O'Conner
Ses: Helen Stanishevskaya (Ukrayna)
Londra kökenli interaktif performans topluluğu ZU-UK, dünyanın farklı şehirlerinde yirminin üzerinde edisyonunu gerçekleştirdiği Drift International Artist Residency programlarıyla Şubat 2023’te British Council Türkiye Yaratıcı Hibe desteği ile Kabile Sahne’ye geliyor.
Kariyerlerinin farklı aşamalarındaki sanatçılar için profesyonel gelişim ve mentorluk programı olan Drift Istanbul, Türkiye’nin ilk çağdaş sirk sanatları ekibi Kabile Sahne ve Sirk Sanatları’nın ev sahipliğinde gerçekleşecek. Proje özellikle tiyatro, dans, performans, yazı, yerleştirme ve dijital sanatlar gibi yeni medya alanlarında çalışan sanatçılara ücretsiz olarak disiplinlerarası bir deneyleme ve keşfetme ortamı sunuyor.
Sanatçı Zehra Bilgin tarafından yönetilen, dramaturg Eylem Ejder ve tasarımcı Özgür Kavurmacıoğlu tarafından koordine edilen Drift İstanbul projesi, çağdaş performans ve tiyatro alanındaki yeni akım ve biçimleri Londra’dan İstanbul’a aktarmak amacıyla Kabile Sahne’de 13 Şubat’ta başlayacak ve bir hafta boyunca devam edecek. “Dokunma Mesafesinde” teması ile gerçekleşecek Drift Istanbul’a katılmak isteyen sanatçılar 22 Ocak’a kadar başvuru yapabilecek. Katılımcı sanatçılar bu temadan yola çıkarak üretecekleri projelerini, 17 Şubat Cuma gününe kadar halka açık ve ücretsiz bir etkinlikle Kabile Sahne’de izleyicilere sunacak.
Drift Istanbul, özellikle dijital uygulamaları performans sanatıyla bir araya getirmeyi, farklı disiplinlerdeki sanatçı ve araştırmacıların, çeşitli araştırma metotlarıyla projelerini üretmelerini desteklemeyi amaçlıyor. Drift Istanbul hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Illusionist Dijital Sanat Stüdyosu tarafından çağdaş sahne teknolojileriyle yeniden uyarlanan “Küçük Prens: Bir Dostluk Hikayesi” ile İngiltere kökenli “Dinosaur World Live” etkinlikleri sömestir tatili boyunca BKM Organizasyonu ile Maximum Uniq Box’a konuk olacak.
Illusionist Dijital Sanat Stüdyosu’nun tiyatro ile teknolojiyi bir araya getiren etkinliği “Küçük Prens: Bir Dostluk Hikayesi”, 20 Ocak - 5 Şubat tarihleri arasında Maximum Uniq Box’ta Küçük Prens hayranlarına dijital bir deneyim yaşatacak. Gün boyu farklı seanslarda sunulacak olan 40 dakikalık etkinlik, 360 derecelik üç boyutlu prodüksiyonu ile izleyicileri farklı bir yolculuğa çıkaracak.
31 Ocak - 4 Şubat tarihleri arasında Maximum Uniq Box’ta sahnelenecek olan “Dinosaur World Live” etkinliği üç yaş ve üstü tüm izleyicileri milyonlarca yıl öncesine, dinozorların gizemli dünyasında yolculuğa çıkaracak. “Dinosaur World Live”, dev dinozorları kuklalarla sahneye taşıyarak, izleyicileri dinozorların dolaştığı çağa götürecek
.artSümer, Cansu Çakar’ın son dönem üretimlerinden oluşan “Hat ve Hata” başlıklı ilk kişisel sergisini 21 Ocak - 4 Mart tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.
Yeryüzünün mevcut hudutlarını unutup, ona kendince yeni sınırlar çizmeye çalışan “Hat ve Hata” sergisi hem Arapça hem de Türkçe dillerinde yer alan ve aynı kökten gelen “hat ve hata, yazı/çizgi ve yazık/günah” sözcükleri arasındaki temel anlam ilişkilerinden esinlenerek, bu bağlantılara filizlenip büyüyebileceği bir alan yaratıyor. Sanatçı sergisini kişisel hikâye anlatımını titizlikle işlediği bir “hat” üzerinden izleyicilere sunuyor. Bir hattın izini sürme eylemi, Çakar’ın kişisel sergisi bağlamında iki farklı yoruma kapı aralıyor: Bunlardan ilki, belirli bir yön üzerinde sistematik olarak ilerlemek fikrini akla getirirken; ikincisi spesifik bir alana işaret eden bir sanat dalını akla getirebiliyor.
Sanatçının çalışmalarına konu olan mimari yapılar, tarihsel ve kültürel mirasın bugüne devrilen kalıntıları ve artık görmeye pek de alışık olmadığımız boşluklar izleyicileri hatalı yorumlar yapmaya davet ediyor. Tarihsel imge ve deyimler Çakar’ın yer yer hicivden beslenen söylemleri eşliğinde, günümüzle ilişkileniyor.
Künye:
1. Cansu Çakar, Halikarnas, 2022, Kağıt üzerine guaj, suluboya, mürekkep ve altın, 70x100 cm
2. Cansu Çakar, Halikarnas (detay)
Virginia Woolf’a Türkçe ses vererek dilimize kazandıran Alev Bulut ve Fatih Özgüven, 26 Ocak’ta KAIROS Gallery’de Woolf’un eserlerini Türkçeye çevirmek üzerine “Woolf’un Sesi Olmak: Çevirmenler Buluşması ve Çeviri Atölyesi” başlıklı bir etkinlikte bir araya gelecek.
İki çevirmen söyleşide çevirmen olarak yazarla kurdukları ilişkiyi ve çeviri sürecinde edindikleri deneyimlerini katılımcılarla paylaşacaklar. Ayrıca bu söyleşiyi Woolf’un çalışmalarından seçilen metinler aracılığıyla katılımcılarına uygulamalı bir deneyim yaşatmayı amaçlayan bir çeviri atölyesi izleyecek.
British Council’ın “Yaratıcı İşbirlikleri için Hibe Çağrısı” kapsamında gerçekleştirilen “Türkiye’de Virginia Woolf Projesi” de Woolf’un bu çağrısına kulak verip hem onu hem de onun Türkiye’deki izlerini kelimeler ve resimler aracılığıyla anlamayı ve sınırlarımızı zorlamayı hedefliyor. Oluşturulan kapsamlı programla proje, modernizm, eleştirel teori, mimarlık, tiyatro, kültürel çalışmalar ve edebiyat gibi çeşitli alanlarda üretim yapan yazar, çevirmen, akademisyen, sanatçı, dramaturg ve oyunculardan oluşan ulusal ve uluslararası aktörleri bir araya getiriyor. Yaratıcı iş birlikleri ve farklı mecralarla etkileşimi amaçlayan etkinlik, İstanbul ve Ankara’da çeşitli mekân ve kurumlarla ilişkilenerek hayata geçiriliyor.
Projenin yaratıcıları ve yürütücüleri “Türkiye’de Virginia Woolf Araştırmaları İnisiyatifi” kurucuları Mine Özyurt Kılıç ve Demet Karabulut Dede, Müze Evliyagil direktörü Can Akgümüş ve müzenin koordinatörü İrem Hasçiftçi Kurt Virginia Woolf’un hayatını ve çalışmalarını katılımcılarla buluşturmayı amaçlıyorlar.
"Woolf’un Sesi Olmak: Çevirmenler Buluşması ve Çeviri Atölyesi” 26 Ocak, saat 18.30’da KAIROS Gallery’de gerçekleşecek.
Bu yıl 9 - 19 Şubat tarihleri arasında “Tahayyül” teması altında gerçekleştirilecek 8. Nilüfer Caz Festivali’nde sahne alacak isimler belli oldu.
2016’dan beri her yıl düzenlenen Nilüfer Caz Festivali bu yıl da yerli ve yabancı müzisyenlerin konserleri, farklı disiplinlerden konuşmacıların katılımıyla gerçekleşecek ilham veren panelleri ve çeşitli ilgi alanlarına yönelik tasarlanan atölye çalışmaları ile müzikseverleri bir araya getirecek. Festival’in bu seneki teması olan “Tahayyül”, genç nesillere hayal kurmayı hatırlatma fikri etrafına konumlanıyor.
Festivalin açılışını 9 Şubat’ta elektronik ve kulüp kültürü atmosferlerini minimalist caz ve rock etkileriyle birleştiren GoGo Penguin yapacak. Ayrıca, özgür notaları bir araya getiren müziğiyle dikkat çeken Mert Pekduraner, müziğin ve yeteneklerin gücüne inanarak yola çıkan müzisyen Nova Norda izleyicilerle buluşacak. Türkiye caz sahnesinin önde gelen isimlerinden Fatih Erkoç ve pedal, saksafon ve elektrikli efektlerle notalarını sonsuz bir evrende buluşturan müziğiyle Fransız sanatçı Guillaume Perret festival kapsamında konser verecek.
Avrupa Caz Ağı (European Jazz Network) üyesi olan Nilüfer Caz Festivali, bu sene uluslararası sanatçıları ağırlamanın yanı sıra, festival tarihlerine denk gelen 14 Şubat Sevgililer Günü’ne özel olarak gerçekleşecek olan konserde, geleneksel cazın ülkemizdeki en önemli temsilcilerinden olan Kerem Görsev ve Elif Çağlar’ı müzikseverlerle buluşturacak. Konserde ikiliye kontrbasta Volkan Hürsever, davulda Ferit Odman eşlik edecek.
Çok kültürlü müziğiyle Itamar Borochov, 2010 yılında besteci ve müzisyen Ravid Kahalani tarafından her üyenin farklı bir geçmişten geldiği özgün bir ekip olarak kurulan Yemen Blues konseri de festival kapsamında izleyicilerle buluşacak. Jehan Barbur prodüktör, söz yazarı, besteci ve şarkıcı ve edebiyatçı kimliğiyle Bursa’daki izleyicilerle buluşmaya hazırlanırken, festivalin kapanışını ilham veren müzik yolculuğuyla, Türkiye’de neredeyse dinlediğimiz bütün albümlerde davul kayıtlarıyla yer alan müzisyen Volkan Öktem yapıyor.
8. Nilüfer Caz Festivali’nin biletleri 23 Ocak’ta Nilüfer Belediyesi’nin internet sitesi üzerinden satışa çıkacak.
Nilüfer Caz Festivali Konser Programı:
9 Şubat, Perşembe 20.30
Gogo Penguin
Nâzım Hikmet Kültürevi
10 Şubat, Cuma 20.30
Mert Pekduraner
MEM (Nilüfer Belediyesi Dr. Hüseyin Parkan Sanlıkol Müzik Enstrümanları Müzesi)
11 Şubat, Cumartesi 20.30
Nova Norda
Nâzım Hikmet Kültürevi
12 Şubat, Pazar 20.30
Fatih Erkoç
Prof. Dr. M. Mete Cengiz Kültür Merkezi
13 Şubat, Pazartesi 20.30
Guillaume Perret
Prof. Dr. M. Mete Cengiz Kültür Merkezi
14 Şubat, Salı 20.30
Kerem Görsev ft. Elif Çağlar
Prof. Dr. M. Mete Cengiz Kültür Merkezi
15 Şubat, Çarşamba 20.30
Itamar Borochov
Nâzım Hikmet Kültürevi
16 Şubat, Perşembe 20.30
Yemen Blues
Nâzım Hikmet Kültürevi
18 Şubat, Cumartesi 20.30
Jehan Barbur
Nâzım Hikmet Kültürevi
19 Şubat, Pazar 20.30
Volkan Öktem
Podyumpark Sanat Mahal
Yunan sanatçı Andreas Georgiadis’in şair Konstantinos Kavafis’e (C.P. Cavafy) ithaf ettiği “Geri Dön / Come Back” başlıklı sergisi Istanbul Concept Gallery’de bugün (17 Ocak) açılıyor.
Andreas Georgiadis’in “Geri Dön / Come Back” sergisinin dünya prömiyeri geçtiğimiz yaz Atina’da, müze olan Gennadius Kütüphanesi’nde gerçekleştirildi. Tüm eserlerin kâğıt üzerine mürekkeple Kavafis’in evreninden göndermelerle üretildiği sergi ismini şair Konstantinos Kavafis’in Come Back isimli şiirinden alıyor. Sergide yer alan eserler, şair ve hayatı ile olduğu kadar Kavafis’in yapıtlarının önde gelen isimleriyle de diyalog kurmaya çalışıyor. Georgiadis, tamamen kişisel bir tarzda, yarı saydam ve ton geçişleriyle zengin, genellikle metafiziksel bir ışık yaratıyor; yoğun ve katı gölgenin sanatsal macerasının sakin sularına nüfuz etmesine, bu macerayı sembolizm ve belirsizlikle rahatsız etmesine izin veriyor. Kavafis’in yaşamının mekânları ve yolları, yokluk ve telkinin şiirsel atmosferler ve metaforik sembolizmler oluşturduğu, aynı öykülerin farklı yorumlarını öneren bir hatırlama coğrafyası yaratıyor.
Andreas Georgiadis’in “Geri Dön / Come Back” başlıklı sergisi 12 Şubat’a kadar pazartesi hariç her gün 12.30 - 19.00 saatleri arası Istanbul Concept Gallery’de ziyaret edebilirsiniz.
Künye:
1. The God Abandons Antony, 2019-2022, Kağıt üzerine mürekkep / Ink on paper, 48 x 83 cm
2. C.P. Cavafy, 2019-2022 Kağıt üzerine mürekkep / Ink on paper, 61 x 46 cm
3. The Afternoon Sun, 2019-2022 Kağıt üzerine mürekkep / Ink on paper, 61 x 46 cm
4. On the Stairs, 2019-2022 Kağıt üzerine mürekkep / Ink on paper, 61 x 46 cm
Stephen King’in daha önce Bir Aşk Hikâyesi ismiyle yayımlanan başyapıtları arasında yer alan romanı Lisey’in Hikâyesi adıyla Canan Kim’in çevirisiyle Altın Kitaplar tarafından yeniden yayımlandı.
Lisey ve kocası Scott yirmi beş yıl süren evlilikleri boyunca birbirlerini derin bir aşkla sever. Aralarındaki bağ öylesine güçlüdür ki birçok insan bunu tuhaf bulur. Karanlık ve korkunç bir geçmişi olmasına rağmen Scott pek çok ödül kazanmış başarılı bir yazardır; ancak geçmişte yaşadığı olaylar, hayal ve gerçek arasında gidiş gelişleri bir ömür boyu yakasını bırakmaz. Yazarın ölümünden sonra basılmamış romanlarından çıkar sağlamak isteyen kişiler karısının pesine düşer. Lisey, uğursuz tehditler başladığında hayatta kalmak için Scott'ın gücüne, ışığına ve aynı zamanda sonsuz karanlığına ihtiyacı olduğunu anlar. Kocasıyla arasındaki bağı koparmayan genç kadın, kâbuslarının arasında saklı korkunç bir yerde duran Scott'a ulaşır.
“Lisey'in Hikâyesi; olağanüstü bir evliliği, şefkat ve güç içinde yükselen, çok canlı betimlemelerle süslü bir aşkı anlatmaktadır. Bu kitap duygusal ve gerçeğe yakın kahramanlarıyla son zamanlarda edebiyat dünyasına yepyeni bir nefes getirdi. Lisey Landon ve kız kardeşine hayran oldum, Scott’ın çektiği acıları yüreğimde hissettim ve sonunda içtenlikle dile getirdiği acı tatlı sona gelince kitabı tekrar baştan okumam gerektiğini düşündüm. Sanki çok yakın dostlarıma veda ettiğimi hissettim. İşte Stephen King böyle bir yazar. Mesleğinin doruğunda. Son sayfaya gelene dek büyülenerek okuyacağınız bir roman.” - Nicholas Sparks
The Paris Review’da yayımlanan çağdaş dünya edebiyatının önemli isimlerinin yazma eylemiyle ve edebiyatla şekillenen röportajlarından bir seçki sunan Yazarın Yol Haritası, Nicole Rudick'in önsözü ve Perihan Sevde Nacak’ın çevirisiyle Timaş Yayınları’ndan çıktı.
Daha önce Yazarın Odası 1 ve 2’nin devamında yayımlanan Yazarın Yol Haritası, Italo Calvino, Ursula K. Le Guin, Jorge Luis Borges, Simone de Beauvoir, Carlos Fuentes, Julian Barnes, Elena Ferrante gibi pek çok yazarın yazmaya nasıl başladığına, çalışma alışkanlıklarına, kullandığı yöntemlere, editörler, okurlar ve yazarlarla ilişkisine ve farklı yazın türlerine yaklaşımlarına dair düşüncelerini içeriyor.
Kitapta yer alan röportajlar teknik meselelerden politikanın edebiyattaki rolüne, yazarlar arası arkadaşlıklardan ideal okur tanımlamasına kadar pek çok meseleyi masaya yatırıyor.
Nicole Rudick'in önsözünden:
“Okur, ‘Yazarın Yol Haritası’nın amacı ne?’ diye sorabilir. […]Bir okur yazarların eserlerine nasıl isim bulduğunu, eserlerini nasıl düzelttiğini ya da yazamadıklarında ne yaptıklarını öğrenmek isterse, çok zor bir işe girişmesi gerekir. Bu kitap, tüm bu soruları ve daha fazlasını temalarına uygun başlıklara ayırıp her türlü yazarın görüşlerinden, gözlemlerinden ve tavsiyelerinden örnekleri bir araya getiriyor.”
Yönetmen Burak Çevik’in yeni filmi Unutma Biçimleri, dünya prömiyerini bu yıl 16 - 26 Şubat tarihleri arasında düzenlenecek 73. Berlin Film Festivali’nin Forum bölümünde yapacak.
Tuzdan Kaide ve Aidiyet filmleriyle Berlinale’de yer alan Burak Çevik, yeni filmi ile üçüncü defa Caligari Ödülü için yarışacak. Sinemada hikâye anlatım olanaklarını zorladığı cesur ve yenilikçi filmleriyle tanınan yönetmenin, 14 yıl önce ayrılan bir çifte odaklanan son filmi Unutma Biçimleri yıllar sonra tekrar bir araya gelen çiftin, nasıl ayrıldıklarını bir türlü hatırlayamaması üzerinden tarihin nasıl katmanlaştığına ve tekrar tekrar yazılabildiğine dair bir deneyim sunuyor.
Burak Çevik’in filmin başrolünde yer alan Nesrin Uçarlar ve Erdem Şenocak ile birlikte metnini kaleme aldığı Unutma Biçimleri, Türkiye’de bu yıl içinde özel bir etkinlik takvimiyle izleyiciyle buluşacak.