
Patti Smith Quartet, Stagepass organizasyonuyla 17 Mayıs’ta Bonus Parkorman’da müzikseverlerle buluşacak. Konserin açılışını, İngiltere alternatif rock/post-punk sahnesinin önde gelen gruplarından New Model Army yapacak.
Janrının en özgün figürlerinden biri olarak anılan, son dönemde yola solo çalışmalarıyla devam eden grubun kurucu vokalisti Justin Sullivan da sahnede olacak. 50. yılına yaklaşırken üretim ve canlı performanslarını son hızla sürdüren grup, 2024’te yayımladığı son albümü Unbroken ile uluslararası listelerde üst sıralara yerleşti. Gitarların ön planda olduğu, sert vokaller ve güçlü ritim yapısıyla şekillenen albüm, grubun yıllardır koruduğu şiirsel yaklaşımı bugüne taşıyor.
1975’te yayımlanan ilk albümü Horses ile müzik tarihine imzasını atan; 50 yılı aşan kariyeri boyunca müzik, edebiyat ve görsel sanatlar arasında güçlü bir üretim hattı kuran Patti Smith, uzun bir aradan sonra İstanbul seyircisiyle buluşmaya hazırlanıyor. 17 Mayıs’ta Bonus Parkorman’da gerçekleşecek bu özel konserde, Smith’e bas ve klavyede Tony Shanahan, davulda Seb Rochford ve gitarda oğlu Jackson Smith eşlik edecek. Performanslarında Smith’in punk-şair kimliğini merkeze alarak güçlü bir ifade alanı yaratan Patti Smith Quartet, sanatçının kuşakları aşan şarkılarının yanı sıra son yıllarda yeniden öne çıkan şiirsel çalışmalarından seçkileri de sahneye taşıyacak.
Patti Smith Quartet konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Göç, bellek ve aidiyet ekseninde şekillenen “Dünyanın Sarsak Muğlaklığı” başlıklı sergi, 6 Mart-17 Nisan tarihlerinde Sabancı Üniversitesi KASA Galeri’de, 29 Mayıs-13 Haziran tarihlerinde ise Ateljéhuset F2 Artist Run Gallery’de izleyiciyle buluşuyoruz.
Küratörlüğünü Derya Yücel’in üstlendiği sergi, İpek Duben, Gözde İlkin, Murat Gök, Şeyda Özdamar ve Volkan Aslan’ın yanı sıra Fikret Atay, Kristina Lindberg, Mattias Käll, Rio Drop, Tekin Karakuş ve Johanna de Verdier’in işlerini, göç, kimlik, bellek, beden, doğa ve teknoloji temaları etrafında bir araya getiriyor. Farklı kuşaklardan ve coğrafyalardan gelen bu on bir sanatçı, sergi kapsamında bireysel anlatılarla kolektif hafızayı, bedensel deneyimle politik sınırları yan yana getiriyor. Sergi, izleyiciyi dünyanın kırılganlığı, hareketliliği ve dayanışma ihtimalleri üzerine yeniden düşünmeye davet ediyor.
Göç, yalnızca fiziksel bir yer değiştirme ya da sınır aşımı değil bireyin kimliği, aidiyet duygusu ve hafızasıyla yeniden yüzleştiği sarsıcı bir deneyim. “Dünyanın Sarsak Muğlaklığı” sergisi, göçün bireysel ve kolektif düzeyde yarattığı kırılmalara, belirsizlik hâllerine ve melez kimliklere odaklanıyor. Sergi, günümüz dünyasında göç olgusunu savaş, çatışma, mültecilik, sürgünlük, sınır politikaları ve yerinden edilme süreçleriyle birlikte ele alıyor. Sanatçılar, bu çok katmanlı deneyimi tanıklıkla sınırlı kalmadan bellek, beden, doğa ve mekân üzerinden geliştirdikleri estetik yaklaşımlarla görünür kılıyor. Kumaşlar, arşiv belgeleri, videolar, fotoğraflar, sesler ve dijital imgeler, göçün bıraktığı maddi ve duygusal izleri izleyiciyle buluşturuyor. Çek-Brezilyalı filozof Vilém Flusser’in sürgünü, “yeni kökler yaratmak için çevresini dönüştüren birey” olarak tanımlayan yaklaşımından hareketle sergi, sanatın yalnızca bir temsil alanı değil aynı zamanda düşünsel hareketliliğin ve estetik direncin üretildiği bir zemin olduğunu vurguluyor. Bu bağlamda sergi, evi olmayanlar ve ait olacak bir yeri bulunmayanlar için nasıl bir mekân ve topluluk tahayyül edilebileceği sorusunu merkezine alıyor.
“Dünyanın Sarsak Muğlaklığı” sergisi ilk olarak İstanbul’da Sabancı Üniversitesi KASA Galeri’de ardından Örebro’da yer alan Ateljéhuset F2 Artist Run Gallery’de izleyici karşısına çıkacak.
Künye:
1. Gözde İlkin - Companion Plants Entrusted Stones-III photo credit Tughan Anit
2. Murat Gök - LaDolceVita
3. İpek Duben - Farewell
4. Rio Drop - Nest small
5. Mattias Käll - Discplacement 3
Claire Keegan’ı uluslararası üne kavuşturan öykü kitabı Antarktika, Umay Öze’nin çevirisiyle Jaguar Kitap’tan çıktı.
İlk kez 1999 yılında yayımlanan bu Antarktika’ta Keegan, kahramanlarının hayatlarını, dünya ve olaylar karşısındaki tutum ve tepkilerini tertemiz bir dil ve karanlık köşelere sızan ince bir ışıkla önümüze seriyor.
Keegan’ın tematik evreninin vazgeçilmezleri kadınlar, çocuklar, aile içinde yaşananlar, çalkantılı ilişkiler bu öykülerin başrolü. Tek gecelik kaçamak yapmak isteyen evli kadın, birbirinden tamamen farklı hayatlar yaşayan iki kız kardeş, katil şarkıcı, çocuğunu kaybeden anne baba…
Bollywood’un ritmini, enerjisini ve büyüleyici sahne estetiğini buluşturan Taj Express, 6 ve 7 Mart’ta Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde izleyicilerle buluşacak.
Mumbai’nin Film City stüdyolarından doğan Taj Express, modern sahnelemesi ve özgün hikâye anlatımıyla Bollywood müzikallerine bambaşka bir yorum getiriyor. Shruti Merchant’ın yönetmenliğini, Vaibhavi Merchant’ın koreografisini üstlendiği yapım, Bollywood’un en sevilen filmlerinde yer alan gerçek dansçıları, yüksek enerjili koreografileri, göz alıcı kostümleri ve Hint sinema endüstrisinin başarılı tasarımcıları tarafından hazırlanan çarpıcı video projeksiyonlarıyla İstanbul’da adeta bir Bollywood fırtınası estirmeye hazırlanıyor.
Taj Express, Hindistan’ın en üretken film endüstrisinin ardındaki büyüyü, genç besteci Shankar’ın hayallerini, ilham aldıklarıyla yaşadığı çatışmaları ve yaratım sürecinin tüm heyecanını sahneye taşıyor. A.R. Rahman’ın başarılarından ilham alan Shankar’ın bir Bollywood filminin müziklerini besteleme süreci üzerinden ilerleyen hikâye, izleyiciyi hem bir film setinin hem bir müzik stüdyosunun kalbine davet ediyor.
Taj Express biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Global Design Forum İstanbul, 13-16 Mayıs tarihleri arasında konuşmalar ve şehir geneline yayılan deneyimlerle uluslararası ve yerel tasarımcıları bir araya getirecek.
Global Design Forum’un İstanbul edisyonunda forum etkinliğinin yanı sıra şehir geneline yayılan çeşitli ölçeklerde enstalasyonlar, şehrin tasarımcılarının interaktif olarak dahil olduğu görsel, işitsel ve editoryal anlatılar, uygulamalı araştırmalar da bulunuyor. Global Design Forum İstanbul Sanatçı ve Tasarımcı Melek Zeynep Bulut’un kurucusu olduğu İstanbul ve Londra merkezli, düşünsel ve kreatif bir platform olan People & Places & Ideas (PPI) iş birliğiyle düzenleniyor. Melek Zeynep Bulut, Global Design Forum İstanbul’un Artistik Direktörlüğü’nü üstleniyor.
Global Design Forum İstanbul; dünyanın dört bir yanından önde gelen tasarımcıları, sanatçıları, mimarları, teknoloji uzmanlarını, küratörleri, akademisyenleri, şehir ve kültür yöneticilerini, üreticileri ve kreatif aktörleri bir araya getirerek; birlikte varoluş dinamikleri, karşılıklı bağlılık ve karmaşıklık ile sorgulanan bir dünyada tasarımın gücünü, etki alanını ve sorumluluğunu tartışmaya açıyor. Global Design Forum İstanbul, şehrin özgün kültürel mirasından beslenen konuşmalar, dil ve malzeme araştırması niteliği taşıyan kamusal yerleştirmeler, uygulamalı araştırmalar ve çok yönlü üretimi teşvike odaklı deneyimlerden oluşan dört günlük bir programı kapsıyor. Bu özel dört gün; güçlü ve düşünsel bir tartışma ortamını, şehirle doğrudan ilişki kuran pratiklerle bir araya getirerek, kültürlerin, tarihlerin ve fikirlerin sürekli karşılaşıp birbirini dönüştürdüğü İstanbul’un özgün konumunu yansıtmayı hedefliyor.
Londra Tasarım Festivali’nin, 15 yılı aşkın süredir Londra’da Victoria & Albert Müzesi’nde gerçekleşen, tasarım dünyasının nabzını tutan düşünce liderliği platformu Global Design Forum’un İstanbul’da hayata geçirilen bu yeni ve özel edisyonu, küresel ölçekte tasarım ve kültürel etkileşim alanındaki vizyonunu genişleten önemli bir adımı temsil ediyor.
Forum Beatrice Galilee’nin İçerik Danışmanlığı ile “Worlds in Contact” teması çerçevesinde, uluslararası ve yerel tasarımcıları buluşturan iki gün sürecek çeşitli oturumlar, sunumlar ve tartışmaları katılımcılarla buluşacak.
Global Design Forum İstanbul, tasarımın önemli aktörlerini aynı tartışma zemininde buluşturacak “Worlds in Contact” temalı forumun yanı sıra şehrin malzeme ve zanaat mirası ile doğrudan ilişki kuran; çeşitli üniversiteler ve tasarım ofisleri iş birliği ile hayata geçirilecek enstalasyon çalışmaları, şehrin bahçe kültürünü yeniden düşünmeyi ele alan bir araştırma ve yarışma programı duyurusu, şehrin tasarımcılarının aktif olarak editoryal, görsel ve işitsel katkı sağladığı “İstanbullar” adlı anlatı çalışmasını içeriyor.
Forum, Topkapı yerleşkesi içinde gerçekleştirilecek olup mekânın mimari dokusu ve tarihi referansı ana konuşmalar, paneller ve söyleşiler için güçlü bir arka plan oluşturuyor. Forumun teması “Worlds in Contact” dünyayı anlamaya yönelik yerleşik tanımların artık yeterli olmadığı bir dönemde tasarım yapmanın ne anlama geldiğini sorguluyor. Ekoloji, teknoloji, göç, kaynak kullanımı ve eşitsizlik gibi iç içe geçmiş krizlerle karşı karşıya kalan toplumlar bağlamında forum, tasarımı evrensel bir dil arayışı olarak değil; farklı yaşam, bilgi ve üretim biçimlerini tanıyan bir pratik olarak ele alıyor.
Jim Jarmusch’un yazıp yönettiği 82. Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan’a layık görülen, aile bağlarının sıcak ama kırılgan doğasını ele aldığı filmi BABA ANNE KIZ KARDEŞ ERKEK KARDEŞ (FATHER MOTHER SISTER BROTHER), 27 Şubat’ta MUBI’de yayında olacak.
Filmde Tom Waits, Adam Driver, Cate Blanchett, Charlotte Rampling, Vicky Krieps gibi farklı kuşaklardan yıldız oyuncuların etkileyici performansları, gündelik görünen anları derinlikli karşılaşmalara dönüştürüyor.
ABD’nin kuzeydoğusu, Dublin ve Paris’te geçen üç bölüm; yetişkin çocuklarla ebeveynleri arasındaki mesafeyi, suskunlukları ve beklenmedik yakınlaşmaları izliyor. Yıllar sonra babalarının evine dönen kardeşler, sakin bir çay buluşmasının altındaki gerilim ve geçmişleriyle yüzleşen ikizler… Küçük jestler, sıradan buluşmalar ve kahve masası sohbetleri ile kurulan anlatı, çağımızın kopukluklarını ve bağ kurma ihtiyacını yeniden düşünmeye davet ediyor.
KüçükÇiftlik Park’ın baharın gelişini müjdeleyen festivali “+1 Sunar: İstanbul’da Bahar” bu yıl 9 Mayıs’ta gerçekleşecek. +1 Sunar katkıları ve URU organizasyonuyla düzenlenen festivalde; Balkan ezgilerinin efsanevi ismi Goran Bregoviç & Wedding and Funeral Band, enerjisiyle dünya sahnelerini sallayan Dubioza Kolektiv, sevilen yorumlarıyla Dolapdere Big Gang ve sahneye yol ruhunu taşıyan Seyyah sahne alacak.
KüçükÇiftlik Park, beşinci yılına giren “+1 Sunar: İstanbul’da Bahar” ile bir kez daha baharın yenileyici ruhunu ve ritimlerini müzikseverlerle bir araya getirmeye hazırlanıyor. “+1 Sunar: İstanbul’da Bahar”, bu yıl uluslararası ve yerli sahnenin dört güçlü ismini ağırlayacak. Kendine özgü Balkan tınıları ve muhteşem enerjisiyle Goran Bregoviç & Wedding and Funeral Band’in sahneye damga vuracağı festivalde Dubioza Kolektiv’in yüksek tempolu performansıyla İstanbulluları coşturacak. Dolapdere Big Gang’in yerli ve yabancı hitleri kanun, darbuka, klarnet ve kemanın eşlik ettiği kendine özgü yorumlarıyla yeniden canlandıracağı sahnenin açılışında ise Seyyah grubu Anadolu ve Balkan müzikleriyle dinleyicileri ritim dolu bir yolculuğa çıkaracak.
“+1 Sunar: İstanbul’da Bahar” konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Uluslararası Sanat Galerileri Derneği (USGD) çatısı altında, 2Plan Terminal – Etiler’de gerçekleşen Art Show Galeriler Buluşması 2026, 8.500 sanatseveri ağırladı.
Yapı Kredi Özel Bankacılık ana sponsorluğunda düzenlenen Art Show 2026, sergi seçkisi ve yoğun ilgi gören söyleşi programıyla, yalnızca bir sergi alanı değil; düşünsel üretimi besleyen, diyalog ve iş birliğini güçlendiren bir buluşma noktası oldu. Kâr amacı gütmeyen yapısıyla galerilere daha özgür ve deneysel sunumlar gerçekleştirme imkânı tanıyan Art Show, sanat dünyasında sürdürülebilir ve kapsayıcı bir modelin altını bir kez daha çizdi. Rekabet yerine dayanışmayı, hiyerarşi yerine şeffaf ve erişilebilir bir yapıyı merkeze alan organizasyon; galerileri eşit bir zeminde buluştururken çağdaş sanatın güncel dinamiklerine güçlü bir platform sundu.
“İmkânsız Aşk” başlıklı söyleşi programı, Art Show: Galeriler Buluşması 2026 kapsamında iki gün boyunca yoğun ilgiyle gerçekleşerek sanat dünyasının güncel tartışmalarına güçlü bir zemin sundu. Programda; Körfez Bölgesi’nin sanat merkezi olarak yükselişinden videonun dönüşümüne, merkez dışında bienal üretiminden kültürel popülizm çağında sanat kurumlarının rolüne; kadın koleksiyonerlerin dönüştürücü etkisinden örgütlenme pratiklerine ve Türkiye’de sanat eleştirisinin konumuna uzanan geniş bir çerçevede tartışmalar yürütüldü. Yerel ve uluslararası konuşmacıları bir araya getiren “İmkânsız Aşk” söyleşileri, farklı perspektifleri buluşturarak izleyiciler üzerinde güçlü bir etki yarattı ve Art Show 2026’nın düşünsel derinliğini pekiştiren önemli bir program olarak öne çıktı.
Art Show 2026’nın en dikkat çekici gelişmelerinden biri olarak, Uluslararası Sanat Galerileri Derneği tarafından bu yıl ilk kez verilen Onur Ödülü, 40 yılı aşkın süredir galericilik mesleğini sürdüren Nuran Terzioğlu’na takdim edildi. Kuru Kahveci Mehmet Efendi sponsorluğunda gerçekleşen tören, emeğin, sürekliliğin ve sanat dünyasındaki kültürel hafızanın önemini vurgulayan anlamlı bir buluşma oldu.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, Garanti BBVA sponsorluğunda 30 Haziran-13 Temmuz tarihleri arasında düzenlenecek 33. İstanbul Caz Festivali’nin programı açıklandı.
33. İstanbul Caz Festivali, aralarında Marcus Miller, Robert Plant, Thee Sacred Souls, Arooj Aftab, Mari Froes, Ayhan Sicimoğlu, Selen Beytekin, Joe Lovano, Antonio Faraò, Veronica Swift gibi isimlerin yer aldığı programıyla müzikseverlerin karşısına çıkmaya hazırlanıyor. 14 gün boyunca 30’a yakın konserde 200’e yakın sanatçıyı ağırlayacak festivalin 10’dan fazla mekâna yayılan programı, çağdaş cazın yenilikçi temsilcilerinden geleneksel köklerden beslenen ustalara, elektronik dokunuşlarla sınırları genişleten projelerden akustik ifadenin en yalın hâline uzanan bir seçkiden oluşuyor.
33. İstanbul Caz Festivali, ilk üç gününde Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda üç büyük ismi ağırlayacak. Festival, açılışını 30 Haziran Salı akşamı Marcus Miller ile yapacak. Miller, doğumunun 100. yılında ustası Miles Davis’i anmak için Bill Evans, Mike Stern, Mino Cinelu ve Russell Gunn’ın da yer aldığı WE WANT MILES! projesiyle sahnede olacak. 1 Temmuz Çarşamba akşamı, Can I Call You Rose?, Will I See You Again? gibi parçalarıyla tanınan, soul müziğin yükselen yıldızı Thee Sacred Souls ilk Türkiye konserinde festival izleyicisiyle buluşacak. Konserin açılışını ise Los Angeles’lı sevilen üçlü LA LOM yapacak. 2 Temmuz Perşembe akşamı ise Led Zeppelin’in söz ve ses hazinesi Robert Plant, tüm dünyada olağanüstü ses getiren yeni grubu Saving Grace ve Suzi Dian ile 33. İstanbul Caz Festivali sahnesinde olacak.
Üç büyük konserin ardından festival; Sufi şiirleri yorumladığı özgün müzikal tarzı ve karakteristik sesiyle müziğin son dönemdeki en yenilikçi isimlerinden Grammy ödüllü Arooj Aftab; günümüzün en iyi caz müzisyenleri arasında kabul edilen Joe Lovano ile Antonio Faraò Trio; modern Brezilya müziğinin dünyaya açılan yüzlerinden Mari Froes; çağımızın en başarılı ve üretken caz vokallerinden Veronica Swift, Batı’ya Türkçe cazı sevdiren Senem Diyici ile Okay Temiz, dünyaca ünlü perküsyon ustası Ayhan Sicimoğlu ile Harikalar Bandosu, İstanbul’un özgün ve dinamik caz sahnesine ses rengi, vokali ve ışıltılı enerjisiyle dinamizm katan isimlerden Selen Beytekin ile Hermon Mehari & Tony Tixier gibi isimleri ağırlayacak.
Festivalin gelenekselleşen etkinlikleri bu yıl da dinleyicilerle buluşmaya devam edecek. Müzikseverlerin Kadıköy’de müziğin peşinden gideceği +1’li Gece Gezmesi’nde, Moda Sahnesi ve Komünite’de peş peşe sahneye çıkacak L’Eclair, TurkodiRoma, Jazzbois, 3pillie ve Lhodos Project ile bir müzik maratonu festival izleyicilerini bekliyor.
İstanbul’un sevilen simgelerinden Şehir Hatları vapurunu cazın en neşeli hâliyle buluşturan Caz Vapuru, bu yılki yolculuğunda Kamucan Yalçın ve grubu Kamucan Yalçın and Friends ile New Orleans’ın brass band geleneğini günümüze taşıyan İstanbullu üflemeliler beşlisi swing Brassist’i konuk edecek. Festivalin, müziği şehrin dört bir köşesine yaydığı ve her yaştan izleyiciye hitap eden ücretsiz Parklarda Caz konserleri bu yıl da İstanbul'un parklarını festival alanına çevirecek. Festivalin Genç Caz+ programına seçilen grupların izleyici karşısına çıkma heyecanını yaşayacağı etkinlik serisinin bir konuğu da Portekiz’den Kumpania Algazarra olacak.
33. İstanbul Caz Festivali’nin avantajlı dönem biletleri; Siyah Lale Kart üyeleri için 3 Mart Salı; Beyaz Lale Kart üyeleri için 4 Mart Çarşamba; Kırmızı Lale Kart üyeleri için 5 Mart Perşembe öncelikli olarak satışa çıkacak. Festivalin genel satışları ise 6 Mart Cuma günü başlayacak.
33. İstanbul Caz Festivali’nin programına buradan ulaşabilirsiniz.
Patricia Park’ın yemek tutkusu, kimlik arayışı ve kuşak çatışmasını lezzetli bir metaforla harmanladığı romanı Jackie'nin Mutfağında Neler Oluyor?, Yuzu Kitap’tan çıktı.
Yüksek notlar, zor sınavlar, “örnek öğrenci” olma baskısı... Oysa Jackie Oh artık o örnek Koreli-Amerikalı öğrenci rolünü oynamaktan bıkmıştı. Genç kızın tek hayali, gerçek bir şef olmaktı. Koreli Amerikalı ailesi onun için çoktan başka bir gelecek çizmişti. Jackie ise dedesinin Manhattan’daki şarküterisinde çalışıyor, geceleri gizlice Fransız mutfağı teknikleri öğreniyordu.
Okul, aile, Asyalılara karşı ırkçılık... Baskı her yerdeydi. Sığınabildiği tek yerse mutfaktı. Jackie, favori televizyon programı Ateşte Yarış!’a yarışmacı olarak seçilince her şey değişti. Kameralar açıldı. Rakipler acımasız, jüri sertti. Görevlerse tuzaklarla doluydu. Jackie, yarışmada ilerlemek için sadece iyi yemek yapmak zorunda değildi; aynı zamanda başkalarının ona biçtiği kimliği reddedip kendi “lezzetini” bulmalıydı.