GÜNDEM
  • 01-12-2023

    En önemli mimarlık etkinlikleri arasında yer alan Venedik Bienali 18. Uluslararası Mimarlık Sergisi, sona erdi.

    20 Mayıs-26 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilen bienal, 285 bini biletli olmak üzere toplamda 300 bine yakın kişiyi ağırlayarak tarihinin en çok ziyaretçi alan ikinci mimarlık bienali oldu. Bienalin ana mekânlarından Arsenale’de yer alan Türkiye Pavyonu, Sevince Bayrak ve Oral Göktaş küratörlüğünde Hayalet Hikâyeleri: Mimarlığın Çuval Teorisi projesini sanatseverlerle buluşturdu.

    Türkiye Pavyonu sergisinde yer alan proje, iki aşamalı bir açık çağrının ardından, Aslı Çiçek, Neyran Turan, Prof. Dr. Ayşen Savaş, Han Tümertekin ve Ertuğ Uçar’dan oluşan Seçici Kurul tarafından belirlendi. Proje, terk edilmiş binaları dönüştürmeyi odağına alarak, mimarlıkta yaşanan köklü değişimler ile yapay zekâ ve robot gibi yeni teknolojilerin yardımıyla umut dolu öneriler sundu. Serginin hazırlık döneminde Türkiye genelindeki hayalet yapıları belgelemek üzere yapılan açık çağrı sonucu toplanan 900’ü aşkın bina fotoğrafı ve videosundan oluşturulan arşivden bir seçkiye sergi alanında ve projenin kitabında yer verildi. İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) koordinasyonunda düzenlenen Türkiye Pavyonu, T.C. Dışişleri Bakanlığı himayesinde, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı katkılarıyla, Schüco Türkiye ve VitrA eş sponsorluğunda düzenlendi. Türk Hava Yolları, havayolu partneri olarak destekledi.

    Türkiye Pavyonu, Financial Times gazetesinin Venedik Mimarlık Bienali için hazırladığı özel ekte önerilen iki pavyondan biri oldu. Dünyaca ünlü tasarım ve mimarlık dergileri Wallpaper* ve Azure Magazine’in bienalde görülmesi gereken sergiler listelerine giren Türkiye Pavyonu, aralarında Associated Press, Euronews, Dezeen, Archdaily ve Domus gibi dünyanın önde gelen yayınlarının olduğu pek çok mecrada yer aldı.

    Projeye eşlik eden yayın, Sevince Bayrak ve Oral Göktaş tarafından İngilizce ve Türkçe olarak hazırlandı. Tasarımı, projenin grafik tasarımını da üstlenen Esen Karol’a ait olan kitap, Yem Kitabevi ve seçili kitabevlerinden satın alınabilir. Tasarımı Esen Karol’a, yazılımı Özhan Binici’ye ait olan, Hayalet Hikâyeleri: Mimarlığın Çuval Teorisi projesi için hazırlanan internet sitesine buradan ulaşabilirsiniz. Proje hazırlık ve araştırma çalışmalarına Aysima Akın, Reyyan Doğan, Merve Akdoğan, Taylan Tosun, Doğu Tonkur, Hatice Bahar Çoklar, Berke Şevketoğlu ve Duygu Sayğı destek verdi. 

    Ekim ayında Basel’de gerçekleşen Swiss Architecture Museum Double Lectures’a katılan projenin küratörleri, Güney Kore’nin başkenti Seul’de gelecek yıl Nisan ayında Seoul National University tarafından düzenlenecek Monkchon Lecture Series’ta bir sunum yapacak. Hayalet Hikâyeleri, yurtiçinde de Kayseri Mimarlık Festivali, Marmara Urban Forum/Marmara Uluslararası Kent Forumu (MARUF), İstanbul Mimarlık ve Şehircilik Araştırmaları Akademisi AURA İstanbul’un düzenlendiği Cumartesi Aurası, İBB Kültür Varlıkları Dairesi Başkanlığı tarafından Atatürk Kitaplığı’nda düzenlenen panel ve Mimarlar Derneği 1927’nin Ankara’da gerçekleştirdiği programlarda ele alındı. Aralık ayında İzmir’de yapılacak İyi Tasarım etkinliği kapsamındaki tartışmalarda da Türkiye Pavyonu yer alacak. Projenin kitabı ise Güney Kore’deki Suseong Uluslararası Bienali’nin Pre-Biennale Suseong etkinliğinde sergilendi. Kitaptaki metinler, Avusturya’daki Voralrberger Mimarlık Enstitüsü’nün “Refuse, Reduce, Re-use, Recycle, Rot” sergisinde yer aldı. Sergide yer alan Test Drive videosu ise Japonya’daki Century Museum of Contemporary Art Kanazawa’da “Digital Transformation Planet: Towards the Next Interface” etkinliği kapsamında gösterildi.

    2025 yılında düzenlenecek Venedik Bienali 19. Uluslararası Mimarlık Sergisi Türkiye Pavyonu’nda yer alacak projeler için açık çağrılar 2024’ün yaz aylarında başlayacak.  

    Künye:
    1-3. 18. Venedik Mimarlik Bienali Türkiye Pavyonu Fotoğraf: Rachele Maistrello
    ​4-5. 18. Venedik Mimarlik Bienali Türkiye Pavyonu Fotoğraf: Fatih Yilmaz

    0
    0
    1175
  • 01-12-2023

    Modern Çin edebiyatının özgün temsilcilerinden A Lai’nin Doğu Tibet’in komünizmden önceki son zamanlarını merkeze alan bir 20. yüzyıl destanı sunduğu romanı Toz Duman Dağılınca, Giray Fidan ve Tang Guozhong’un çevirisiyle Everest Yayınları’ndan çıktı.

    Çin’in en itibarlı ödüllerinden Mao Dun Edebiyat Ödülü’nü alan A Lai, başyapıtı sayılan Toz Duman Dağılınca’da “aptal” sözcüğüne yepyeni anlamlar kazandırıyor. A Lai, insan olmanın en temel şartlarını, “aptal” kahramanına uyanır uyanmaz sordurduğu, cevabı çok kolay gibi duran o iki soruyla bize hatırlatıyor: Ben kimim? Neredeyim?

    ​Destanın başkahramanı olan “aptal”, zengin ve güçlü Maiqi Beyi ile bir Han kadınının oğludur. Herkesin gerçek hayattan bihaber olduğunu düşündüğü bu “aptal” olağanüstü bir sezgiye sahiptir. Bütün beylerin tarlalarını haşhaş tohumuyla doldurduğu bir zamanda, topraklarına buğday eken bu “aptal” küçük efendi sayesinde Maiqiler, afyon arzıyla derinleşen kıtlıktan hiç etkilenmez; tam aksine, buğday ticaretinde söz sahibi olurlar ve “aptal” efendi ülkedeki ilk sınır pazarını kurar. Nihayet sınırdan malikâneye döndüğünde ise kendini ölümcül bir miras kavgasının içinde bulur. Entrikalar, tuzaklar, büyüler, yalanlar ve iktidar hırsı, zamanı hep olduğu gibi hızla kana bular. Tüm olup bitenlere rağmen şu soru zihinlerde dolaşır roman boyunca: “Aptal” sahiden de aptal mıdır?

    0
    0
    1515
  • 30-11-2023

    Kolekta’nın Türkiye’den çağdaş sanatı yurtdışında izleyiciyle buluşturmak için hayata geçirdiği sergi dizisinin ilki 2 Aralık 2023-7 Ocak 2024 tarihleri arasında Avusturya’nın Bregenz kentinde Künstlerhaus Palais Thurn und Taxis’te gerçekleşecek. 

    T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla, Vorarlberg Eyaleti’nin desteğiyle, Künstlerhaus Palais Thurn und Taxis, Bregenz ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Her şey tıpkı şimdiki gibi olacak -sadece biraz farklı-” başlıklı karma sergi, Avusturya ve Türkiye arasında sanat yoluyla iletişim ve iş birliğini pekiştirmeyi, Türk çağdaş sanatına bir ışık tutmayı amaçlıyor. Küratörlüğünü Derya Yücel’in üstlendiği sergi, Türkiye’den çağdaş sanatın önemli isimlerini bir araya getiriyor. Sergide; Ahu Akgün, Alican Leblebici, Antonio Cosentino, Ayça Telgeren, Azade Köker, Berat Işık, Buğra Erol, Burçak Bingöl, Çağrı Saray, Canan Dağdelen, Cengiz Tekin, Eda Çekil, Erinç Seymen, Ferhat Özgür, Fırat Engin, Hüsamettin Koçan, Işıl Eğrikavuk, Komet, Mehtap Baydu, Metin Çelik, Murat Morova, Nadide Akdeniz, Nancy Atakan, Necla Rüzgar, Neriman Polat, Nezaket Ekici, Ozan Türkkan, Şahin Kaygun, Selim Birsel, Sena Başöz, Vahap Avşar, Volkan Aslan ve Yaşam Şaşmazer’in farklı disiplinlerde ürettiği eserler yer alıyor.

    Derya Yücel, sergi çerçevesini şu sözlerle anlatıyor: “Bugün, eleştirel sorgulama pratiğini içine alan ‘Sanat’, kültürlerarası bir iletişim ve alışveriş için bir model sağlayabilir ve bu model, dolaylı yoldan olsa bile, acil politik önem taşıyan durumlara uygulanabilir mi? Tarihlerimizi, dillerimizi, kimliklerimizi ve anılarımızı bir varış noktası olmaktan çıkarıp bir kalkış noktasına dönüştürmeyi başarabilir mi? Belki de sanat aracılığı ile kimliklerimizin karmaşık ve yapılanmış doğasının farkında olmak, bize başka olanakların kapısını açıyor. Dünyanın kavşaklarında ikamet eden sanatçının ve varlık/farklılık anlayışımızı taşıyan bir sanatsal dilin göçebe deneyimi artık tek bir yere ait bir tarihin ifadesi olmaktan çıkıyor. Düşünce gezgindir. Tıpkı sanatçı gibi zihinsel, tinsel ve fiziksel anlamda yer değiştirir ve tercüme gerektirir. Tarihsel ve kültürel bilgi olarak belirlenmiş şeylerin ‘yeniden’ anlatılması, yeniden dillendirilmesi ve yeniden yerleştirilmesine aracılık eden Sanat, tekdüze olmayan, toplumsal olayları tekrar tekrar ele alan, değerlendiren, düzeltme olasılığına açık bir düşünme tarzını besliyor. Sanatçı, tarihi, ekinler gibi biçiyor, harmanlıyor, kurguluyor ve yeniden yazıyor. Sanatın dili, bu süreçte yorumlandıkça ve tercüme edildikçe yeniden hayat buluyor.

    Dolayısıyla, ‘Her şey tıpkı şimdiki gibi olacak -sadece biraz farklı-’ başlığı bir sergi kavramı veya bir tema olarak değil, çok-odaklı bir söylem çeşitliliğine aracılık edecek bir isim olarak öneriliyor. Bu sergi, Türkiye’de sanatın bugünkü durumunu tanımlamaktan/özetlemekten ziyade, görsel sanat pratikleri üzerine geniş ve güncel bir spektrum sunuyor. Belirli eğilimlerden bir kesit sunma girişiminin sonucu olarak şekillenen ‘Her şey tıpkı şimdiki gibi olacak -sadece biraz farklı-’, fiilen çoğulluğun/karmaşıklığın dilini kullanıyor ve günümüz sanatını da zinde tutan bu bileşenler, çelişki, çatışma, melezlik, yersizlik ve güçlüklerden kaynaklanan formlar olarak ortaya çıkıyor.”

    Adres: Künstlerhaus Palais Thurn und Taxis 6900 Bregenz, Gallusstrasse 10a

    Künye:
    1. Burçak Bingöl
    2. Alican Leblebici
    3. Necla Rüzgar
    4-5. Volkan Aslan 

    0
    0
    1204
  • 30-11-2023

    Zorlu PSM, geçtiğimiz yıl başlattığı ve bu yıl SosyalBen ve TEV ortaklığında sürdürdüğü “İlk Tiyatrom İlk Konserim” projesiyle İstanbul’da dezavantajlı bölgelerde yaşayan hayatında hiç konsere ya da tiyatroya gidememiş yetişkinleri ve çocukları konser ve tiyatro etkinliklerinde ağırlamaya devam ediyor.

    2023 yılında ikinci dönemine adım atan ve bu sene SosyalBen ve TEV iş birliği ile “Hepimizin Sahnesi” mottosuyla gerçekleştirilen projenin detaylarını konuşmak için Zorlu PSM Genel Müdür Filiz Ova, SosyalBen Kurucu ve Yönetim Kurulu Başkanı Ece Çiftçi ve TEV Genel Müdürü Banu Taşkın basın mensupları ile Zorlu PSM’de bir araya geldi.

    Daha iyi bir dünya için farkındalığı artırmak ve toplumsal anlamda bu konuda bir değişim ve dönüşüm oluşturulmasına katkı sağlamak adına sanata erişimin çok önemli bir etki yarattığına inandıklarını ifade eden Zorlu PSM Genel Müdürü Filiz Ova, “Zorlu PSM olarak, Grubumuzun Akıllı Hayat 2030 sürdürülebilirlik stratejisi çerçevesinde daha iyi bir dünya ve daha iyi bir gelecek için çalışıyoruz. Bu kapsamda misafirlerimizi en iyi etkinliklerle buluştururken, aynı zamanda toplumsal etkimizi artıracak projeler ve iş birliklerini de odağımıza alıyoruz. Bu çerçevede geçtiğimiz yıl SosyalBen ve Türk Eğitim Vakfı’nın ortaklığında hayata geçirdiğimiz “İlk Tiyatrom İlk Konserim” projemiz bizler için çok kıymetli” dedi.

    SosyalBen Kurucu ve Yönetim Kurulu Başkanı Ece Çiftçi; “Zorlu PSM’nin çocuk etkinliklerine ve gösterimlerine katılan öğrencilerimiz kültür ve sanatsal faaliyetlere erişim imkânı olurken aynı zamanda 09 Eylül 2023 SosyalBen’in 10.yaşında Zorlu PSM sahnesinde yeteneklerini sergileme imkânı buldular. Dolayısıyla kültürel ve sanatsal faaliyetler çocukların kişisel gelişimlerinde önemli bir yere sahip olurken kendini ifade etme, özgüven, iletişim gibi temel kaslarını da güçlendirdiğini Zorlu PSM ile gerçekleştirdiğimiz iş birliğinde bizzat görüyor ve çocuklarımızın gelişimlerine hep birlikte eşlik ediyor olmaktan mutluluk duyuyoruz” dedi.

    ​TEV Genel Müdürü Banu Taşkın ise projeye dair; “İlk Tiyatrom İlk Konserim projesiyle, üniversiteli gençlerimizin kültür ve sanat faaliyetlerine katılımını artıracağımız için çok mutluyuz. Sanata erişim, sadece eğlence ya da vakit geçirme amacı taşımıyor. Aksine, sanat, bireyleri düşünmeye, duygularını ifade etmeye, hayata farklı bir pencereden bakmaya teşvik ediyor. Gençlerimize bu pencereyi açabilmek, onlara sadece bir etkinlik değil, hayatlarını şekillendirebilecek bir bakış açısı sunmak demektir. Yeni arkadaşlar edinip sosyalleşiyorlar, dünya vatandaşı haline gelebiliyorlar. Zorlu PSM'nin bu değerli desteği için yürekten teşekkür ediyor, birlikte nice gencimizin hayatına kültür ve sanatla umut ve ilham katmayı ümit ediyoruz” dedi.

    0
    0
    1733
  • 30-11-2023

    MUBI, aralık ayında da ödüllü filmlerden ünlü yönetmenlerin klasiklerine, pek çok yapımı sinemaseverlerle buluşturmaya devam ediyor. Cannes’a seçilen ilk Ürdün filmi İnşallah Erkek Olur, Umut Subaşı’nın bol ödüllü filmi Sanki Her Şey Biraz Felaket, 2023 Cannes Belirli Bir Bakış En İyi Film ödülünün sahibi Nasıl Seks Yapacağız? ve Hong Kong sinemasına damga vurmuş efsanevi Shaw Brothers stüdyosunun imzasını taşıyan tam 14 filmlik bir Kung fu seçkisi aralık ayında MUBI’de izleyicilerle buluşacak.

    MUBI aralık seçkisinin öne çıkan filmler arasında; Arjantin’i bu yıl Oscar yarışında temsil edecek sıra dışı soygun filmi Kabahatliler, sayısız Hollywood filmine ilham veren ve Kung fu felsefesini kitlelere tanıtan Lau Kar-leung imzalı efsanevi dövüş sanatları filmi Feleğin 36 Çemberinden Geçenler, İzlandalı yönetmen Hlynur Pálmason’un üçüncü uzun metrajı Tanrının Unuttuğu Yer, Norveç asıllı çizer Inga Sætre’nin Fallteknikk isimli çizgi romanından uyarlanan Yngvild Sve Flikke imzalı Ninjababy, Emre Akay ile Hasan Yalaz’ın ilk uzun filmi Bir Tuğra Kaftancıoğlu Filmi, kağıt toplarken bulduğu bir kitabı okumaya karar verip tüm hayatı değişen Oktay’in hikâyesini anlatan Enis Rıza imzalı Çöpte Dostoyevski Buldum yer alıyor.

    Tag: MUBI
    0
    0
    2678
  • 30-11-2023

    Ekdergi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İBB Kültür tarafından düzenlenen “Görseli Düşünmek” konuşma serisi 2 Aralık Cumartesi günü Ezel Akay ile başlıyor.

    Ezel Akay’ın 2 Aralık Cumartesi günü Beyoğlu Sineması’nda açılışını yapacağı “Görseli Düşünmek” serisinde; Özgür Taburoğlu, Fırat Arapoğlu, Mehmet Berk Yaltırık da konuşmacı olarak yer alacak. 12 hafta boyunca farklı alanlardan isimlerin katılımı ile aralık ayı boyunca Beyoğlu Sineması ve Metro Han’da gerçekleşecek etkinliklerde görsel ideolojisi üzerinden kültür tartışmaları yapılacak. Sinemadan edebiyata, sanattan popüler kültüre ve mimariye, fotoğraftan, TV dizileri ve çizgi romanlara kadar görselliğin tartışılacağı konferans dizisi kapsamında görsel ideoloji ve kültür tartışmaları gerçekleştirilecek.

    “Görseli Düşünmek” Konuşma Serisi Programı:

    “Sinema Bize Bakıyor!”
    Ezel Akay ile “Sinemanın günahları: İdeolojiler nasıl kabul görür!”
    2 Aralık Cumartesi
    Beyoğlu Sineması 14.00-16.00

    “Ayna İmgesinin Çözünürlüğü”
    Özgür Taburoğlu'nun Gözüyle
    3 Aralık Pazar
    Beyoğlu Sineması 14.00-16.00

    “Çağdaş Sanatta Görüntü Üretimi Üzerine”
    Fırat Arapoğlu ile Sanatın Derinliklerine Yolculuk
    16 Aralık 2023 Cumartesi
    Metro Han 14.00-16.00

    “Türk Korku Edebiyatının Kökleri ve Korku İmgeleri”
    Mehmet Berk Yaltırık ile Yolculuk
    17 Aralık 2023 Pazar
    ​Metro Han 14.00-16.00

    0
    0
    1490
  • 30-11-2023

    İtalyan fizikçi Piero Martin’in kaleme aldığı yedi temel ölçü biriminin bilim dallarına ve uygarlığa nasıl etki ettiğine dair çizimlerle renklendirilmiş, popüler bilim ve kültür tarihinin iç içe geçtiği kitabı Dünyanın Yedi Ölçüsü, Burçe Kaya’nın çevirisiyle Timaş Yayınları’ndan çıktı.

    “Parmak Uçlarından Karışlara, Metreden Saniyeye Evrenin Keşfi” alt başlığına sahip bu kitap okuru insanlığın ortak kültür hazinelerinden yedi temel ölçünün; metrenin, saniyenin, kilogramın, kelvinin, amperin, molün ve kandelanın hikâyesinin merkezde olduğu bir yolculuğa çıkarıyor.

    Her bölümde bir ölçüm sisteminin tarihçesini, işlevini, uygulanış biçimini anlatırken aynı zamanda her bir birimin klasik fizikten kuantum mekaniğine, görelilikten kimyaya, kozmolojiden temel parçacık fiziğine ve tıptan modern teknolojiye kadar bilime nasıl katkıda bulunduğunu açıklıyor. Dünya’nın aslında bu ölçülerle ne kadar büyüdüğünü ve küçüldüğünü gözler önüne seriyor; sonsuz küçükten sonsuz büyüğe uzanan bu serüvende insan olarak yerimizi bir kez daha düşünmemizi sağlıyor.

    “İnsanlık geçmişini bilmek, bugünü anlamak ve geleceği planlamak için dünyayı ölçer.”

    0
    0
    1136
  • 29-11-2023

    Boğaziçi Caz Korosu bünyesinde, Şef Masis Aram Gözbek tarafından kurulan Boğaziçi Gençlik Korosu, 5 Aralık’ta ENKA Oditoryumu’nda müzikseverlerle buluşacak.

    Ülkemizde koro müziği bilincinin daha da gelişmesi ve çok sesliliğin bir ortak değer hâline gelmesi amacıyla kurulan Boğaziçi Gençlik Korosu, 2019 Ohrid Koro Festivali Büyük Ödülü’nün sahibi oldu, 2022’de Cantemus Festivali’ne davet edildi ve 2023 Dünya Koro Sempozyumu’nda Türkiye’yi temsil etti. Boğaziçi Gençlik Korosu, yılın son konserinde Şef Masis Aram Gözbek yönetiminde, dinamik kadrosu ve çok renkli repertuvarıyla izleyicilerle bir araya gelecek.

    Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde ve uluslararası arenada 100’ün üzerinde konserin yanı sıra birçok festivalde sahne alan koro, Kızılcıklar Oldu Mu?, (Düz. Hakan Önsöz, 1969), Yayla Yollarında Yürüyüp Gelir (Düz. Deniz Yıldız, 1985), Kara Üzüm Salkımı, (Düz. Erdal Tuğcular, 1961), Ben Seni Bulmuş İken (Cenan Akın, 1932) yanı sıra Nyon Nyon (Jake Runestad, 1986), Balleilakka (Düz. Ethan Sperry, 1967), Pseudo-Yoik (Jaakko Mantyjarvi, 1963) gibi parçaları seslendirecek.

    ​5 Aralık’ta ENKA Oditoryumu’nda gerçekleşecek Boğaziçi Gençlik Korosu konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1136
  • 29-11-2023

    Ankara’nın bağımsız sergi ve paylaşım platformu NUE, Coşkun Demirok’un “Anlamsız” başlıklı kişisel sergisini 2 Aralık 2023-6 Ocak 2024 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.

    “Bu sergide sprey boya kullanarak oluşturduğum işlerim yer alıyor. Ankara’daki atölyem olan “garaj”ın çalışma koşullarının dış mekânla iç içe oluşu bu malzemeyi seçmemde belirleyici bir faktör oldu. Amacım grafiti malzemesini evirerek, salon sanatına katmaktan çok, belki de onun dolaysız, doğaçlamaya açık teknik ve biçimsel olanaklarını kullanmaktı. Bu olanaklar ise sanat uğraşımda kullandığım yöntem ve çalışma tarzıyla, yani ‘an’ı yakalamaya, azla yetinmeye ve dolaysız bir biçimde sonuca ulaşmaya yönelik ilgimle örtüşüyordu.

    Bu malzemeyi son yıllarda Ankara’daki bir dizi gösterimde sürekli olarak yeniden kullandım. Örneğin, NUE’de gerçekleşen ‘İnsan Halleri / Human Nature’ performansı (Miray Kotil ile), ‘garaj’da yer alan ‘Teşhir / Exposure’ (Yaman Zencirci ile birlikte) ses/metin performansı ve ‘Karışık İşler / Imbroglio’ başlıklı 5 kişilik grup yerleştirmesi ve son olarak ‘Kalan / Remaining’ başlıklı yerleştirmem (Fatih Karatekin ile birlikte) sprey boya kullanımını işlerimin bir parçası hâline getiriyordu. NUE’deki bu gösterimde ise sprey boya içeriği tamamen yoruma açık imgelerin oluşumunda kullanılıyor, giderek bir yerleştirmenin parçası olarak duvarlara uzanıyor ve mekâna katılıyor.

    Bu sergi izleyiciye hiçbir dayanağı olmayan yanılsamalar sunuyor. Bunu bilinçli olarak yapıyor. Beklenmedik sonuçları, rastlantısallığı, yani bir anlamda hataları da kendine mal eden bir boyama yöntemini yeğlememin bir nedeni de bu. Bu oluşumlar kendilerine resim sanatının oyun kuralları dahilinde bir şey anlatıyormuş süsü veriyorlar. Onlar gerçekte onları üretenin algısal, düşünsel birikimlerinin, deneyimlerinin ‘an’a düşen rastlantısal izdüşümlerinden başka birey değiller. İzleyiciye bir şey anlatmak yerine, onun kendine bir pay çıkarmasını, kendi gerçeklikleriyle buluşturmasını öneriyorlar.

    Bu sergiyle belki de zamanımızdaki resim sanatının işlevini ve gerekliliğini -bir kez daha- sorguluyorum. Ancak diğer yandan, boyamanın verdiği hazzı yadsımıyor, sonucu da izleyiciyle paylaşmaktan vazgeçmek istemiyorum.

    August Macke algılarımızın kavranamaz olandan kavranabilir bir köprü oluşturduğunu söylüyor. Benim asıl ilgi alanım ruh dünyasının derinliklerinde değil, gerçek yaşamın ortasında yatıyor. İlk bakışta kavranamaz gibi görünebilecek işlerimi ben gerçekliğin birer birer tortuları olarak görüyorum.”

    Coşkun Demirok, Kasım 2023.

    0
    0
    1023
  • 29-11-2023

    Tiyatro eleştirmeni Bahar Çuhadar’ın her ay farklı bir ismi ağırladığı söyleşi serisi “İstanbul’da Yaşıyor ve Üretiyor”un kasım ayı konuğu oyuncu ve müzisyen Deniz Türkali olacak.

    “İstanbul’da Yaşıyor ve Üretiyor” başlıklı söyleşi serisi İBB Kültür’ün ücretsiz etkinlikleri kapsamında düzenleniyor. Bahar Çuhadar bu seride üretimlerinde İstanbul’a ses veren, İstanbul’un nefesinden güç ve ilham alarak üreten sanatçılar ve yazarlarla, katılımcılar karşısında sohbet ediyor. Konuklarıyla; ilham aldıkları ve yarattıklarıyla bir parçası oldukları bu kentin, eserlerindeki yerini konuşuyor. Söyleşinin ikinci kısmında konuğun kentle kişisel bağı ve geçmişi üzerine sohbet ediliyor. Son kısımda konuk yine İstanbul temalı eğlenceli kısa anket sorularını yanıtlıyor.

    Söyleşide Deniz Türkali, “Ben İstanbul’a bayılıyorum” diye bahsettiği kentle ilişkisini anlatacak. Türkali son olarak İstanbul Tiyatro Festivali’nin kapanış oyunu olan İstanbul Mon Amour/Beyoğlu’nun parçası olan Ah! adlı tek kişilik oyunda sahne aldı.

    ​Bahar Çuhadar ile Deniz Türkali’nin buluşması, 30 Kasım Perşembe, 19.30’da Beyoğlu’ndaki Tünel binası Metrohan’da gerçekleşecek. Katılım herkese açık ve ücretsiz olacak.

    0
    0
    1556
DAHA FAZLA
Geldanlage