GÜNDEM
  • 02-04-2024

    Sanatçı ikilisi Kerem Ardahan ve Bıyıkof’un akrilik ve sprey boya kullanarak, aynı yüzeyde çalışarak ürettikleri resimlerden oluşan “Dysto- daisies” başlıklı sergisi 5-20 Nisan tarihleri arasında Büyükdere35’te sanatseverlerle buluşacak.

    Sergiye adını veren “Dysto-daisies” kelimesi ideal bir toplum anlayışının anti- tezini tanımlamak için kullanılan “dystopia” ile “daisies” -papatyalar, kelimesinin bir birleşiminden oluşuyor. İkilinin yapıtlarında keşfedilen bu terim iç içe var olan zıtlıkları, şiddet-dinginlik, hayat-ölüm, melek-şeytan gibi ikilikleri de barındırıyor. Günümüz gerçeklik algısının bulanıklığı ikilinin resimlerinde kayıp ve çaresizlik duygusu uyandıran çorak manzaraların; mutasyona uğramış yaratıkların, üst üste yığılmış gerçeklik katmanlarının imgeleri olarak vücut buluyor. Bu imgeler “Dysto- daisies” evreninde, Kerem Ardahan ve Bıyıkof’un geleceğe oyuncu bir tavırla bıraktıkları hakikat-sonrası okumalarına dönüşüyor. Sanatçılar ortak çalışma pratiğini, “distopya”da geçirilen sıradan bir günün sonunda hissedilen kasvetli gerçekliği kabul etmek ve bu gerçekliğe dair izlenimleri tuvale yansıtmak” olarak betimliyor.

    Künye:
    1. "Hasat Zamanı" tuval üzerine akrilik ve sprey boya 100x100 cm 2023​
    2. "An Ordinary Day" tuval üzerine akrilik ve sprey boya 70x90 cm 2023

    0
    0
    1282
  • 02-04-2024

    Amerikalı yazar Harry Kressing’in yayımlanan iki eserinden biri olan, John Fowles’ın övgüyle bahsettiği Aşçı, Emirhan Burak Aydın’ın çevirisiyle Holden’in “Kuytu” dizisinde yayımlandı.

    Münzevi bir hayatı olan Harry Kressing, gerçek adıyla Harry Adam Ruber hakkında çok bilgi bulunmayan, gizemli bir yazar. Yazar, 20. yüzyılın en sıra dışı metinlerinden biri olarak görülen Aşçı’da insanın güç hırsına ve bitip tükenmez açlığına dair bir hikâye anlatıyor.

    "​Yaklaşık iki metre boyunda, sıska ve siyahlar içindeki aşçı Conrad, Cobb isimli kasabaya gelir. Buraya iki büyük aile hükmetmektedir. Conrad bu ailelerden birinin yanında işe başlar ve sunduğu yemeklerle herkesin aklını başından alır. Seçici, disiplinli, kültürlü ve istediğini elde etmek için hem nazik konuşmayı hem diş göstermeyi bilen Conrad usta bir manipülatördür aynı zamanda. Kiminle karşı karşıya gelse onu ekarte edebileceği bir zaaf bulur, bunu da adaletin kantarına uygun hâle getirmeyi başarır. Yaptığı yemeklerle zayıfları şişmanlatır, şişmanları zayıflatır."

    0
    0
    1034
  • 01-04-2024

    İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin sahneleyeceği Carmen operası, 3, 6, 13 ve 18 Nisan’da, Atatürk Kültür Merkezi - Türk Telekom Opera Salonu’nda sanatseverlerle buluşacak.

    Dünyanın en seçkin opera eserlerinden olan ve dünya genelinde en çok sahnelenen operaların başında gelen Carmen’in bestesi Fransız besteci Georges Bizet’ye ait. Carmen’in librettosu ise Prosper Mérimée’nin aynı isimli kısa romanından yola çıkılarak Ludovic Halévy ve Henri Meilhac tarafından kaleme alındı. İlk kez 1875 yılında Paris’te sahnelendiğinde sert eleştirilere maruz kalan Carmen operası, Bizet’nin ölümünden sonra, büyük başarı yakaladı ve dünya çapında ün kazandı.

    İtalyan rejisör Vincenzo Grisostomi Travaglini’nin sahneye koyduğu Carmen operasında İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası’nı İbrahim Yazıcı ve Zdravko Lazarov dönüşümlü yönetiyor. Dekor tasarımı Zeki Sarayoğlu’na, kostüm tasarımı Ayşegül Alev ve Gizem Betil’e, koreografisi Ayşem Sunal Savaşkurt’a, ışık tasarımı Giovanni Pirandello’ya ve dramaturjisi Ravivaddhana Monipong Sisowath’a ait olan eserin koro şefliğini Paolo Villa üstleniyor. Çocuk korosu şefleri ise Sercan Gazeroğlu ve Gizem Berrak Taş Güzeloğlu. Temsillerde; “Carmen” rolünde Aylin Ateş, Nesrin Gönüldağ; “Don José” rolünde Ali Murat Erengül, Efe Kışlalı; “Escamillo” rolünde Caner Akgün, Murat Güney; “Micaëla” rolünde Dilruba Bilgi, Ayten Telek, Hande Soner Ürben; “Zuniga” rolünde Göktuğ Alpaşar, Erdem Sakarya; “Moralès”rolünde Şahin Dedemen, Emrah Erdem Gedik, Ufuk Karakoç; “Frasquita” rolünde Sevim Ateş, Anna Sirel Etyemez; “Mercédès” rolünde Ceren Şahin, Elif Tuğba Tekışık; “Le Dancaïre” rolünde Cengiz Arslan, Alp Köksal, “Le Remendado” rolünde Berk Dalkılıç, Çağrı Köktekin dönüşümlü olarak rol alacaklar.

    “1830 civarlarında İspanya’nın Sevilla şehrinde geçer. Eserin baş kahramanı güzel, ateşli ve herkesin aklını kolayca başından alan ve bir tütün fabrikasında işçi olarak çalışan çingene genç kız Carmen’dir. Carmen, asker Don José’den çok etkilenir ve onu cezbederek ait olduğu saygın hayattan koparıp kendisiyle beraber dağlarda yaşamaya ikna eder. Ancak bir süre sonra Carmen’in aşkı bitmiştir ve hayatına yeni biri girmiştir. Don José’nin ise onun için bunca sıkıntıyı göze aldığı kadını kolayca bırakmaya hiç niyeti yoktur…”

    Carmen operasının temsillerinin biletlerini Biletinial üzerinden ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1344
  • 01-04-2024

    Nazlı Gürlek Hodder’in metod çalışması serisinin ilki olan “BİR Beden Ritüeli” bireysel seanslarına başvurular süresiz devam ederken, grup formatı için açık çağrı ile katılımcılarını arıyor.

    Performistanbul yürütücülüğünde hayata geçirilen bu grup çalışması, nisan ayında İstanbul içindeki bir doğa alanında gerçekleşecek. Metodun yaratıcısı ve kolaylaştırıcısı olan Nazlı Gürlek Hodder “BİR Beden Ritüeli” ile kendini ifade etmeye yönelik sanat terapileri, doğaçlama hareket ve aktif hayal gücünü bir araya getiriyor. Bu grup çalışması, katılımcılara özgürlük, direnç ve güçlenme pratiği sunmayı amaçlıyor. Büyük yaşam ağı dediğimiz sistemin içindeki yerimizi hatırlamaya ve bedenin içinde saklı bulunan şifaya ulaşmaya yardımcı olmayı amaçlayan “BİR Beden Ritüeli”, 9000 yıl önce Çatalhöyük’teki şamanik ritüeller sırasında yapılmış bir resmin barındırdığı şifa gücünden ilham alıyor.

    Çalışma, resmin, insan bedenini yeryüzünün bedenine bağlamaya ve atalarla iletişim kurmaya yönelik ritüellerin parçası olduğuna inanıyor. Buradan hareketle, ritüel, katılımcıları, doğada bedenlerinin diğer katılımcıların bedenleri ile ilişki hâlindeki doğaçlama hareketini ve resmetme eylemini kullanarak, kendilerine verilecek bir dizi objenin de yardımıyla, bir keşif ve uyumlanma yolculuğuna çıkarıyor. Bireysel yaşam öykülerine dair farkındalık ve çözülmeler açığa çıkıyor. Nazlı Gürlek Hodder, her bedenin sahip olduğu kadim şifa gücünü keşif yolculuğunda rehberlik sunuyor.

    Nazlı Gürlek Hodder bu çalışma ile ilgili şunları söylüyor: “Doğa içinde grup hâlinde gerçekleşen bu ritüel sırasında, harekete geçen beden çevresi ile uyumlanmanın imkânlarını araştırır. Kendini, bir kolektifin parçası olarak keşfe çıkar. Dış ve iç çevresi ile bağlantı hâlindeki bedenden, duygusal, sezgisel ve içgüdüsel rezerv doğallıkla akışa geçer. Beden can bulur; bununla birlikte fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal canlanma meydana gelir. Farkındalığımıza gelen zor duygu ve dürtüleri daha kolay kabullenir hâle geliriz. Yaşamın tamamıyla uyumlu bir akış hâline giren bedenin, ‘birlik’ bilinci geri gelir. Bu, herkesin içinde doğuştan bulunan şifalandırıcı ve dönüştürücü içgüdüsel kapasitedir. Bu ritüel ile bu yönde bir yol sunmayı amaçlıyoruz.”

    “BİR Beden Ritüeli”, haziran ayında Berlin’de gerçekleşecek The Nature Of Cities festivalinde yer alacak. Sanatçının metodu uygulayarak gerçekleştirdiği video eseri BİR: Chelsworth, 2022 (2022) de festivalde sergilenecek.

    “BİR Beden Ritüeli”ne 14 Nisan’a kadar buradan başvuru yaparak katılabilirsiniz.

    0
    0
    1173
  • 01-04-2024

    Tarih Profesörü Adeeb Khalid’in “Orta Asya”nın imparatorluklar ve tarih yazımları arasında ufalanmış tarihini bir araya getirdiği bütünlüklü çalışması Orta Asya - İmparatorluk Fetihlerinden Günümüze Yeni Bir Tarih, İsmail Hakkı Yılmaz’ın çevirisiyle Telemak Kitap’tan çıktı.

    Khalid, modern dönem Orta Asya tarihçiliğine katkılarını taçlandıran bir kitabında modern Orta Asya’nın bilimsel, analitik ve herkesçe anlaşılabilecek tarihini sunuyor.

    “Sovyetlerin dağılmasını müteakip türeyen ulusal anlatıları kesiştirip kateden siyasi ve fikri cereyanların başrolde olduğu bu yeni tarih alandaki büyük bir boşluğu doldurmakla kalmıyor, müstakbel çalışmalar için de yeni bir zemin sunuyor. Uçsuz bucaksız bir sahada, modern çağın periferisindeki göçebeler ve şehir halklarının hikâyeleri 1700’lerden itibaren Rus ve Çin imparatorlukları arasındaki nüfuz mücadeleleriyle şekillenmiştir. Khalid’in kılavuzluğunda, sömürgecilikten devrime, milliyetçilikten modernleşmeye ve toplumsal mühendislik teşebbüslerine, modern çağın iktidar fantezilerinin laboratuvarına dönmüş bölgenin geçirdiği büyük dönüşümlere panoramik bir bakış atıyoruz. Orta Asya: İmparatorluk Fetihlerinden Günümüze Yeni Bir Tarih günümüzde fiili bir soykırımın yaşandığı Doğu Türkistan’dan Türkmenistan’a uzanan, Orta Asya’nın emperyalizm, Komünizm ve ulusal egemenliğin hırslarıyla şekillenmiş son üç yüzyılına damgasını vurmuş yapısal süreklilikler ve kopuşların sistematik ve nesnel bir okuması.”

    0
    0
    1149
  • 30-03-2024

    IMPALA’nın YouTube iş birliğiyle hazırladığı 2024 yılının “100 Artists To Watch” listesine Türkiye’den Dedublüman, Deniz Tekin, Mert Demir ve Tuğçe Şenoğul girdi. 100 Artists To Watch” listesi, Avrupa bağımsız müzik sektöründeki yetenekleri dinleyicilerle buluşturuyor.

    Türkiye’den Bağımsız Müzik Yapımcıları Derneği dahil toplam 31 ülkeden IMPALA üyelerinin küratörlüğündeki bu pan-Avrupa girişimi, çeşitli kültürel geçmişlerden ve türlerden sanatçılara ışık tutmayı amaçlıyor. Kürasyona katılan üyelerin, çeşitlilik ve yenilikçiliğin yanı sıra ticari başarı gibi faktörlere dayanarak, şu anda global anlamda izlenmeleri gerektiğine inandıkları sanatçıları aday göstermeleri teşvik ediliyor. IMPALA, YouTube ile birlikte yürüttüğü bu program aracılığıyla, tüm sanatçıların gelişip kutlanabileceği daha kapsayıcı ve dinamik bir müzik ekosistemi geliştirmeyi amaçlıyor.

    ​“100 Artists To Watch” listesine buradan ulaşabilirsiniz.

    Künye:
    1.  Foroğraf: Ahmet Emre Saka & Kaan Walsh
    2.  Foroğraf: Ali Gülşener
    3.  Foroğraf: Mesut Adlin
    ​4. Foroğraf: Berk Çakmakçı

    0
    0
    1035
  • 30-03-2024

    Seçil’in ilk defa gösterilecek ve sergi için üretilmiş işlerinden oluşan “Being” başlıklı kişisel sergisi, 30 Mart-4 Mayıs tarihleri arasında adas İstanbul’da sanatseverlerle buluşuyor.

    Sergi adını, Seçil’in uzun zamandır üzerine düşündüğü bir konu olan yaşamın içerisinde bireyin “olma hâli” fikrinden alıyor. Bu fikrin eserlerine sirayet etmesiyle ortaya çıkan Being (Olma Hâli) ve Being in Love (Aşık Olmak) adlı iki eserini sergi çerçevesinde izleyiciyle buluşturacak olan sanatçı, önceki çalışmalarına göre renk ve dokunun daha ön plana çıktığı, hareketten beslenen ve parça bütün ilişkisini vurgulayan eserleriyle izleyiciyi baş başa bırakıyor. Çok parçalı ve büyük boyutlu oluşlarıyla dikkat çeken eserlerden Being (Olma Hâli) 18 metre boyutunda ve 12 parçadan oluşuyor, Being in Love (Aşık Olmak) ise modüler bir kurguyla bir araya gelen 30x30cm boyutunda 30 parçadan bir araya geliyor. 

    Deneyimlediği özgürleşme ve dönüşüm yolculuğunun izlerine üretimlerinde yer veren sanatçı, bu yolculuk sürecinde kendisine soyadı olarak da seçtiği Being’i (Olma Hâli) serginin çatısı olarak kurguluyor. Okumaları, araştırmaları ve meditasyon pratiklerinden beslenen sanatçının, Rupert Spira’nın kitabı ve dinlediği söyleşisi ilham kaynakları arasında yer alıyor.

    Yapıtlarında soyut kavramları ve deneyimleri aktarmak için çeşitli formlar kullanan Seçil, metafizik iç görüleri geometri dili aracılığıyla estetik bir görsel forma dönüştürüyor. Eserlerinde sınırların ve kalıpların dışına çıkma, köklerinden taşarak bağlama, birleştirme, bir araya getirme amacı güden sanatçı, soyut kavramlar ile somut formlar arasında etkileşim kurarken bir nevi köprü görevi üstleniyor. Çalışmalarında metafizik ve geometri arasındaki simbiyotik ilişkinin altını çizen Seçil’in “Being” sergisinin ana taşıma sponsorluğunu THY, diğer taşıma sponsorluğunu ALFA Freight üstleniyor. Sanatçının adas İstanbul’daki “Being” sergisine eş zamanlı olarak Artnivo’da “Possibilities” (Olasılıklar) isimli çevrim içi bir sergisi gerçekleşiyor.

    Seçil yeni sergisi hakkında şunları söylüyor: “Bu serginin tamamında sergilenen eserlerde kişisel ve sanatçı yaşamımdaki tüm deneyimlerimde, bireyin nefesinin, zihin ve kalbi arasındaki senkronizasyonun ve olma hâlinin uyum içerisinde var olmasının ötesinde hiçbir şeyin önemi olmadığına vurgu yapmak istedim. Bu bağlamda da sanatçı olarak ürettiğim eserlerin üretim esnasındaki niyeti hem içerik hem de görsel gücün yarattığı atmosfer ve içinde bulunduğum dönemin yaşama kattığı değerle ilgileniyor, sonsuzlukta en ideal ve güzel olanı arıyorum.”

    ​Bugün (30 Mart) kapılarını açan “Being” sergisi 4 Mayıs tarihine kadar adas İstanbul’da ziyaret edebilirsiniz.

    0
    0
    1045
  • 30-03-2024

    Felsefeci William B. Irvine’in multidisipliner bir yaklaşımla insanı iç içe geçmiş çeşitli kimlikleriyle ele alarak insan yapbozunun bütünlüklü bir resmini ortaya koyduğu çalışması İnsan Nedir? - Doğal Tarihimize Bir Bakış, Özge Çelik’in çevirisiyle Metis Yayınları’ndan çıktı.

    Irvine; “Kimiz ve neyiz biz?” sorusuna kime sorduğunuza göre değişir, diyerek cevap verir. Evrimsel biyologlara göre Homo sapiens türünün bir üyesi, mikrobiyologlara göre bir grup hücre, genetikçilere göre genlerin kontrolünde olan bir organizma, fizikçilere göreyse her birinin geçmişi çok eskilere dayanan bir grup atomdur insan. Bu cevapların hiçbiri tek başına yeterli değildir, ama tıpkı bir yapbozun parçaları gibi, bir araya geldiklerinde anlamlı bir tablo ortaya çıkarırlar. Bu kitap insanın yeryüzünün devasa hayat ağacındaki ve evrenin akıl almaz ölçüde uzun tarihindeki mütevazı yerini görmemizi sağlıyor.

    “Kim ve ne olduğunuz, nasıl var olduğunuz konusunda daha fazla şey öğrenince, dünyaya bambaşka bir gözle bakmaya başlayacağınızı umuyorum. Varlığınızın belki de tek bir kere olacak nice olayın gerçekleşmesiyle mümkün hale geldiğini de fark edeceksiniz: Bunun için yıldızların patlaması, Dünya’ya 4,5 milyar yıl önce bir gezegenin ve 66 milyon yıl önce bir asteroidin çarpması, mikropların mikropları yutması, Afrika savanasında iklimin değişmesi ve elbette doğrudan atalarınızın karşılaşıp çiftleşmesi gerekti. Varlığının nasıl da zorunsuz olduğunu anlayınca, insan bu evrenin bir parçası olduğu için ister istemez kendini şanslı hissediyor.”

    0
    0
    1218
  • 29-03-2024

    The Letter Art Gallery tarafından düzenlenen misafir sanatçı programı Atelier, beşinci edisyonunda İspanya’dan Camile Duhart Dode’u ve İzmir’den Zeynep Can’ı ağırlıyor.

    Birinci yaşını kutlayan Atelier kapsamında Camile Duhart Dode ve Zeynep Can, altı hafta boyunca Goyahub’ın sponsor olduğu paylaşımlı atölye alanında çalıştılar. Sanatçılar, bu sürede gerçekleştirdikleri çalışmaları 29 Mart-20 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek Atölye Sergi Günleri ile sanatseverlerle buluşturacak.

    Çalışmalarında binaların yarattığı hislere, anılara, tarihe odaklanan Zeynep Can, “kent” kavramını modernleşme ve soyutlaşma çerçevesinde ele alıyor. Resimlerin insansız olmasının nedeni kent kavramının morfolojisidir. Kentsel morfoloji; kentlerin fiziksel dokusunu tanımlayan biçimsel ve yapısal öğelerin bir araya geliş koşulları ile dokudaki oluşum, değişim ve başkalaşıma neden olan süreçlerini inceliyor. Bu morfoloji, yapıya ve yapıyla gökyüzü arasındaki ilişkiye de değiniyor.

    ​Camile Duhart Dode’un sanat pratiği, öznel bir gerçekliği şekillendiren, teknolojiye dair kavramları kişisel ifade araçlarına dönüştüren, yaratıcı ve deneysel süreçlere dayanıyor. Dijital dili kullanarak, etkileşimli sanattan canlı videoya, resim ve enstalasyonlara uzanan, her biri siber kültürle, tekinsiz, kinetik sanatla ve marjinallikle karmaşık bir şekilde bağlantılı projeler tasarlıyor. 

    0
    0
    1644
  • 29-03-2024

    İstanbul’un 2024-2030 yıllarını kapsayan, mevcut yönetimin kültür vizyonunu ortaya koyan “Kültür Hakkı Kent Hakkı” başlıklı kültür ve sanat strateji belgesi ile İstanbul Tiyatro Envanteri paylaşıldı.

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 2024-2030 yıllarını kapsayacak kültür vizyonunu ortaya koyduğu “Kültür Hakkı Kent Hakkı” başlıklı 5 yıllık kültür ve sanat strateji belgesini kamuoyuyla paylaştı. Belgede İBB Miras ve İBB Kültür’ün çalışmalarıyla İstanbul’a kazandırılan projelerin yanı sıra gelecek dönemde tamamlanması ve başlatılması planan projeler açıklandı. Ayrıntılı belgeye buradan ulaşabilirsiniz.

    ​İstanbul Tiyatro Haritası ise 2024 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Dairesi Başkanlığı’nın Kültür Politikaları Birimi tarafından, tiyatroların görünürlüğünü ve erişilebilirliğini artırmak amacıyla tasarlandı. Sosyal medya kanalları üzerinden duyurulan İstanbul Tiyatro Envanteri projesine başvuruda bulunan sahnesi olan özel tiyatro topluluklarının yanı sıra, Şehir Tiyatroları, Devlet Tiyatroları ve İBB Kültür Merkezleri’nde yer alan sahnelerin bilgilerinin de yer aldığı harita İstanbullularla paylaşıldı. Haritaya da buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    202
DAHA FAZLA
Geldanlage