
Uluslararası sahne sanatlarının önde gelen isimleri Tim Crouch, Yaël Farber ve Nassim Soleimanpour, 23-26 Temmuz tarihlerinde İzmir Efes’te düzenlenecek International Stage Camp (ISC) kapsamında Türkiye’deki sanatçılarla bir araya gelecek.
Antik Efes’in atmosferinde, Ephesus Retreat’te gerçekleştirilecek kamp boyunca üç sanatçı kendi uzmanlık alanlarında atölyeler düzenleyecek. Tim Crouch oyunculuk, Yaël Farber yönetmenlik ve sahneleme, Nassim Soleimanpour ise oyun yazarlığı üzerine çalışmalar yürütecek. Katılımcılar teknik eğitimlerin yanı sıra, günümüz dünya tiyatrosunu şekillendiren yaratıcı süreçleri yakından deneyimleme fırsatı bulacak.
International Stage Camp, oyuncuları, yönetmenleri, yazarları ve performans sanatçılarını uluslararası ölçekte bir araya getirmeyi hedefliyor. Dört gün boyunca katılımcılar; eğitimler, uygulamalı çalışmalar, söyleşiler ve yaratıcı paylaşımlar aracılığıyla dünya tiyatrosunun güncel yaklaşımlarını doğrudan deneyimleme fırsatı bulacak. International Stage Camp 2026, Türkiye’de bugüne kadar aynı program altında bir araya gelmiş en dikkat çekici uluslararası tiyatro buluşmalarından biri olmaya hazırlanıyor.
“Tim Crouch: Son yirmi yılın en etkili İngiliz tiyatro sanatçılarından biri olarak kabul ediliyor. My Arm, An Oak Tree, ENGLAND ve The Author gibi eserleriyle tanınan sanatçı, seyirciyi oyunun merkezine yerleştiren yenilikçi yaklaşımıyla çağdaş tiyatroda önemli bir etki yarattı. Eserleri dünyanın birçok ülkesinde sahnelendi ve modern tiyatro eğitiminde referans çalışmalar arasında yer aldı.
Yaël Farber: Güney Afrika çıkışlı, uluslararası ödüllü bir yönetmen olarak tanınıyor. Mies Julie, Molora, Nirbhaya ve The Crucible gibi yapımlarıyla dünya tiyatrosunda güçlü bir yer edinen Farber, sahnedeki cesur anlatımı ve insan hikâyelerine yaklaşımındaki derinlikle çağımızın en etkili yönetmenleri arasında gösteriliyor.
Nassim Soleimanpour: ‘Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan’ adlı oyunu sayesinde küresel ölçekte tanınan bir isim hâline geldi. İlk kez 2011 yılında sahnelenen eser, bugün 30’dan fazla dile çevrildi ve binlerce oyuncu tarafından dünyanın dört bir yanında oynandı. Soleimanpour’un metinleri, canlı performansın risklerini ve özgürlüğünü araştıran özgün yapılarıyla dikkat çekiyor.”
Dirimart, bu yılki Art Basel Unlimited kapsamında İnci Eviner’in Cenneti Sahnelemek (2018) başlıklı eserini sanatseverlerle buluşturacak. Ayrıca Jorinde Voigt’un Song of the Earth (2016) serisinin onuncu yılı Galerie Judin (Berlin), David Nolan Gallery (New York) ve Dirimart (İstanbul, Londra) iş birliğiyle Art Basel Unlimited kapsamında özel bir sunumla kutlanacak.
İzleyicinin etrafında hareket etmesine olanak tanıyacak şekilde 10 metre genişliğindeki çift taraflı bir ekran üzerinde sergilenen çift kanallı bir video yerleştirmesinden oluşan Cenneti Sahnelemek, etkileyici ölçeği ve mekânsal kurgusuyla yerleştirildiği alanı, dünyevi gerçeklikler ile ruhani imgelemlerin aynı anda ve bir arada var olup açığa çıktığı bir mekâna dönüştürüyor. Eviner’in pratiği, gelenek, inanç ve yaşam biçimleri etrafında örülü iktidar sistemlerinin ürettiği kümülatif söylemlerin algı, duygu ve düşünceyi görünmez strateji ve taktikler aracılığıyla nasıl biçimlendirdiğini sorgular. İnanç ve ekonomi arasındaki iç içe geçmiş ilişkiler üzerine düşünen sanatçı, Cenneti Sahnelemek’i dünyevi ve ruhani alanların birbirine dolaşık biçimde göründüğü ikili bir sahne olarak kurguluyor.
Gustav Mahler’in aynı başlıklı son bestesine bir yanıt olarak kurgulanan Song of the Earth, Jorinde Voigt’un bugüne kadarki en kapsamlı projesi olma özelliğini taşıyor. Sunumda, sanatçının 8 ve 10 metreyi aşkın iki panoramik dizisi, The Shift ve Divine Territory yer alacak. Karmaşık fiziksel, psikolojik ve varoluşsal süreçleri görsel sistemlere dönüştüren titizlikle kurgulanmış çizimleriyle tanınan Jorinde Voigt, bu projede pratiğini anıtsal bir ölçekte genişletiyor.
Künye:
1. İnci Eviner Reenactment of Heaven, 2018 2 Channel 4K Video, 4’ loop Commissioned by Liverpool Biennial Vocal: Danishta Rivero Sound Design: Özgür Zorla Post-production: Cem Göçimen, Cem Perin
2. Jorinde Voigt Song of the Earth: The Shift 2016 Ink, gold leaf, oil chalks, acrylic, pastel and graphite on paper, framed; eight parts, 148 x 877 x 8 cm / 58.27 x 345.28 x 3.15 in overall Photo: Verena Nagel; Courtesy: Galerie Judin, Berlin; David Nolan Gallery, New York; Dirimart, Istanbul | London © Jorinde Voigt / VG Bild-Kunst
Fil Müziği kitabının sevilen yazarı Monika Filipina’nın bir türlü uykuya dalamayan koca ayının hikâyesini anlattığı İyi Uykular Koca Ayı, Darmin Hadzibegoviç’in çevirisiyle Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.
Koca ayı çok yorgundu. Yatağına uzandı ama dışarıdan gelen sesler yüzünden bir türlü uykuya dalamadı. Yatağında döndü, döndü ama bir türlü uyuyamadı. Sonunda dayanamadı ve ormanda yaşayan herkesle konuşmaya karar verdi.
Acaba koca ayı uykuya dalabilecek mi?
Şşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşş.
Biraz sessiz olabilir misiniz?
Sinematek/Sinema Evi ve Sinema Adası iş birliğiyle düzenlenen Sinematek Günleri: Sektör Buluşmaları’nın beşincisi 13-14 Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek.
Sinematek Günleri: Sektör Buluşmaları, sektörde aktif çalışan veya sektöre girmek isteyen sinemaseverlerle profesyonelleri buluşturarak ulusal ve uluslararası sinemacılara ağ kurma imkânı ve erişilebilirlik sağlamayı hedefliyor. Sinematek/Sinema Evi’nin avlusunda kurulacak “Network Alanı”, şirketleri sektör paydaşlarıyla bir araya getirirken katılımcıların bu alanda bulunan şirketlerle doğrudan iletişim kurabileceği bir ağ ortamı sağlayacak.
5. Sinematek Günleri: Sektör Buluşmaları kapsamında; Sarı Zarflar Filmi Üretim Hikâyesi, Bir Yeniden Doğuş Hikâyesi: “Mira: Her Şey Yolundaymış Gibi” Ekibi ile Söyleşi, Hayallerim, Aşkım ve Sen: Sultana Filmi - Yönetmen-Yapımcı-Oyuncu, Ay Yapım & “Kıskanmak” Dizisi Yaratım Ekibi ile Sohbet, Yeni Nesil Hikaye Anlatıcılığı ve AI Üretimi, İlk Film Serüveni, Kürtçe İçerik (Sinema, Müzik) Kendi Seyircisini Nasıl Bulur?, Kadınlar Soruyor: Kamera Arkasının Görünmeyen Mücadelesi, Adil Bir Alan: Türkiye’de Cast Direktörlüğü, İlk Film İçin Ortak Yapım Stratejileri başlıklarında panel ve söyleşiler etkinlikleri düzenlenecek.
İki gün boyunca panel ve söyleşilere Barış Diri, Barış Gönenen, Bingöl Elmas, Nadim Güç, Ekin Fil, Emine Emel Balcı, Emine Yıldırım, Engin Emre Değer, Enis Köstepen, Erdi Işık, Ethem Onur Bilgiç, Ethem Özgüven, Gülengül Altıntaş, Hakan Kurtaş, Manolya Maya, Meltem Bozoflu, Mine Pakel, Nehir Erdoğan, Nezaket Erden, Nimet Atasoy, Ozan Sihay, Pelin Esmer, Rewşan, Sina Muhammed gibi isimler konuşmacı olarak katılacak.
Ayrıca iki gün boyunca Bir Vaka Çalışması: “İsimsiz Eserler Mezarlığı” Filmi Yapım Aşamaları, Oyunculuk Atölyesi ve Proje Dosyasında Başvuru Stratejileri başlıklı atölyeler alanının uzmanı isimler tarafından yürütülecek.
5. Sinematek Günleri: Sektör Buluşmaları kapsamında, Cannes Film Festivali iş birliğiyle, festivalde son yıllarda ödül kazanan kısa filmlerin yer aldığı bir Türkiye özel gösterimi gerçekleştirilecek. Sektör Buluşmaları etkinliğine özel gösterilecek olan kısa film edisyonunda yer alan 6 ödüllü kısa film, dört şehirde dört sinema salonunda eş zamanlı olarak seyirciyle buluşacak.
5. Sinematek Günleri: Sektör Buluşmaları hakkında detaylı bilgiye buradan, biletlere ise buradan ulaşabilirsiniz.
Eda Sütunç’un SANATORIUM Tophane’de sanatseverlerle buluşan kişisel sergisi “Sıcak Prova” kapsamında, İrem Aydın yürütücülüğünde düzenlenen “Spekülatif Anlatı Atölyesi” 13 Haziran Cumartesi günü 12.00-17.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek.
“Spekülatif Anlatı Atölyesi”, katılımcıları yok olmakta olan türler, kaybolan hafızalar ve geleceğe dair olasılıklar üzerine düşünmeye davet ediyor. Atölye, Eda Sütunç’un sergide yer alan ve nesli tükenmekte olan Arnavutköy çileğine odaklanan çalışmasından hareketle, kayıp, dönüşüm ve bakım kavramlarını spekülatif anlatı yöntemleriyle ele almayı amaçlıyor. Bu bağlamda atölye şu sorular etrafında şekilleniyor: Yok olmakta olan bir türü “hayatta tutmak” ne anlama gelir? Bu eylemi bedensel ve zihinsel bir deneyime dönüştürmek nasıl bir sorumluluk üretir? İnsan ve insan-dışı varlıklar arasında nasıl bir akrabalık kurulabilir?
Program, sergi turu ve kısa bir teorik giriş ile başlayacak. Ardından katılımcılar, sergide ortaya çıkan temalar ve atölye süresince yönlendirilecek sorular eşliğinde bireysel ve kolektif düşünme egzersizlerine davet edilecek.
Atölye boyunca katılımcılar, spekülatif anlatının sunduğu araçlardan yararlanarak farklı olasılıklar, gelecek senaryoları ve alternatif ilişkilenme biçimleri üzerine düşünecek; yazı başta olmak üzere çeşitli ifade yöntemleriyle kendi üretimlerini geliştirecekler. Gün sonunda gerçekleştirilecek paylaşım oturumu, ortaya çıkan fikir ve üretimlerin birlikte değerlendirilmesine alan açacak.
“Spekülatif Anlatı Atölyesi”ne buradan kayıt olarak katılabilirsiniz.
Geri Verilen Kız romanının yazarı Donatella Di Pietrantonio’nun gerçek bir trajediden esinlenildiği, aidiyet ve kırılganlığın derinliklerine indiği romanı Kırılgan Çağ, Eren Yücesan Cendey’in çevirisiyle Domingo Yayınevi’nden çıktı.
Otuz yıl önce, Kurt Dişi denilen tepede dehşet dolu bir gece her şeyi değiştirir. İki genç kadın öldürülmüş, bir diğeri ölümün kıyısından dönmüştür. Lucia o gece kurtulur ama geçmiş peşini bırakmayacaktır. Yıllar sonra Lucia, kızı Amanda’yı Milano’ya okumaya gönderirken onun gözlerindeki parıltıyı görmenin mutluluğunu yaşar. Ta ki Amanda ansızın eve dönene dek. Ağzını bıçak açmaz, odasından çıkmaz, her saniye tedirgindir. Lucia kızına ulaşabilmek için, uzun zamandır kilitli tuttuğu korkunç geçmişin kapısını artık aralamak zorundadır.
“Gençtik ama yenilmez değildik. Kırılgandık. Her yeni an düşebileceğimizi, yitebileceğimizi ve hatta ölebileceğimizi keşfediyordum.”
Bu sene 19’uncu yaşına girmeye hazırlanan Documentarist İstanbul Belgesel Günleri, 13-21 Haziran’da izleyicilerle buluşacak.
Documentarist İstanbul Belgesel Günleri’nin bu yılki onur konuğu Portekizli belgeselci Susana de Sousa Dias olacak. İran konuk ülke olurken, 3x3 bölümünde ise İspanya’dan Concha Barquero & Alejandro Alvarado ikilisi, İran’dan Maryam Tafakory ve Türkiye’den Berke Baş yer alıyor. Festivalin gösterim ve etkinlikleri Fransız Kültür Merkezi, Aynalı Geçit, Pera Müzesi ve Postane’de gerçekleşecek.
Festivalin bu yılki onur konuğu Susana de Sousa Dias, çoğunlukla arşiv malzemesiyle çalışarak, devletin ürettiği imajlarda faşizm hayaletinin izini süren filmler üretiyor. Bu bölümde, 48 yıl süren Salazar diktatörlüğünün terör ve işkencelerini siyasi mahpusların sabit portreleri ve tanıklıkları üzerinden anlattığı başyapıtı 48’in (2009) yanı sıra yönetmenin Natureza Morta (Still Life, 2005), Belirsiz Işık (Obscure Light, 2017), Fordlândia Malaise (2019) ve Fordlândia Panacea (2025) adlı filmleri gösterilecek. De Sousa Dias, filmlerinin gösterimine katılmak ve bir sinema dersi vermek üzere yapımcısı ve eşi Ansgar Schaefer ile birlikte festivale konuk olacak.
Festivalin gelenekselleşen 3x3 bölümlerinden biri İspanya’dan Concha Barquero ve Alejandro Alvarado ikilisine ayrıldı. Programda gösterilecek olan son filmleri Direniş Bobinleri (Caja de resistencia, 2024) festivalleri dolaşarak ödüller toplamaya devam ederken, ne yazık ki Concha Barquero bu yılın başında beklenmedik bir anda hayata veda etti. Alejandro Alvarado festival kapsamında, meslek ve hayat arkadaşı Concha Barquero’nun anısına, filmlerinin ana karakteri olan İspanyol yönetmen Fernando Ruiz Vergara’nın yarım kalmış projeleri üzerine bir performatif sunum yapacak.
Bir diğer 3x3 bölümünde, günümüz deneysel sinemasının en özgün seslerinden Maryam Tafakory’nin İran sinemasının görsel hafızasını ve arşivi yeniden yapılandırarak oluşturduğu dört kısa filmi gösteriliyor. 3x3’e Türkiye’den seçilen Berke Baş ise, iki sene önce Documentarist’te ödüller kazanan son filmi Dargeçit dahil filmografisinin üç filmiyle bir kez daha festivale konuk oluyor.
Hollanda Başkonsolosluğu, Portekiz Büyükelçiliği, CultureCIVIC, Camões Institute, Slovenya Büyükelçiliği, Fransız Enstitüsü, Cervantes Enstitüsü, Avusturya Kültür Ofisi, Brezilya Başkonsolosluğu, Continental Hotels desteği, Kurgucular Dayanışması, Pera Müzesi, Fransız Enstitüsü, Aynalı Geçit, Postane, Manifold, Bianet ve Fol Studio iş birliğiyle gerçekleşen festival hakkında bilgiye ve programına buradan ulaşabilirsiniz.
Türkiye yapımı filmlerin ve tüm yan etkinliklerin ücretsiz olduğu festivalde, diğer filmlere biletler mekân girişlerinde temin edilebilir. Kombine bileti ise buradan satın alabilirsiniz.
Osmanlı hattatlarının yazı alıştırmalarını, karalama ve meşklerini bir araya getiren “Karalamalar, Meşkler” sergisi Sakıp Sabancı Müzesi’nde sanatseverlerle buluşacak.
SSM Kitap Sanatları ve Hat Koleksiyonu’ndan seçilen karalama ve meşkler ile Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı koleksiyonundaki eserlerden oluşan seçki, 16. yüzyıldan 20. yüzyıla uzanan dönemin usta hattatlarını bir araya getiriyor. Hattatların gelişigüzel eskizlerden kusursuz harf kompozisyonlarına uzanan çalışma süreçlerini yansıtan seçkide Ahmed Karahisarî, Şeyh Hamdullah geleneğini sürdüren Hafız Osman, Karalamacı Hamdi Efendi, Mahmud Celâleddin, Kazasker Mustafa İzzet, Bakkal Ârif, Hasan Rıza ve İsmail Hakkı Altunbezer gibi hattaların eserleri yer alıyor.
“Karalamalar, Meşkler” sergisi kapsamında, 16 Haziran Salı günü saat 14.00’te, Kitap Sanatları ve Hat Koleksiyonu Yöneticisi Dr. Ayşe Aldemir’in rehberliğinde küratörlü bir sergi turu gerçekleştirilecek.
Künye:
1. Ölçülü talim meşki, Abdurrahman Hilmi, sülüs hat ile, 18. yüzyılın ikinci yarıs
2. Derviş Ali, sülüs hat ile, 1666-67
3. Karalama, Hasan Rıza, sülüs, nesih ve rıka hat ile, 1880-81
Çözüm Bakanlığı kitabının sevilen yazarı Sanne Rooseboom'un macera dolu yeni romanı Ravi ve Son Büyü, Sophie Pluim’un resimleri ve Ömür Akyüzlü Lüker'in çevirisiyle Can Çocuk’tan çıktı.
9 yaş ve üzeri okurlara dayanışmanın önemini öğreten romanın başkahramanı Ravi, annesi ve kardeşiyle bir apartman dairesinde yaşamaktadır. Komşularının doğal gaz sobası patlayınca herkes evinden geçici olarak ayrılmak zorunda kalır. Belediye Ravi ve ailesine bir huzurevinde yer bulur. Fakat burada yaşayanlar sıradan insanlar değil, emekli büyücülerdir ve hâlâ eser miktarda büyü gücüne sahiplerdir. Bir de yakınlardaki spor salonunda yaşayan üç kötü büyücü vardır, hain planları için bir an önce harekete geçmek isterler. Ravi çok geç olmadan onları durdurmayı başarabilecek midir? Ve tabii bir daha kendini gerçekten bir yere ait hissedebilecek midir?
“Bayan Rosalie onlara üç odayı da gezdirdi. Ravi daha önce hiç böyle bir şey görmemişti. Hangi odanın daha müthiş olduğuna karar veremiyordu. Önce Alfons'un odasına gittiler. Bir perdenin arkasında, küçük bir ormana açılan bir kapı vardı. Ravi içeri girer girmez sıcak ve yapışkan havayı hissetti. Islak toprak ve tropikal çiçeklerin kokusunu aldı. Duvarda gözalıcı parlaklıkta yeşil bitkiler büyüyordu. Ortadaysa küçük bir şelalenin süslediği, önünde minik bir masa ve hasır sandalye bulunan taşlık bir bahçe vardı. Bitkilerin ve şelalenin üst tarafında, tavanın az aşağısında yere yağmur damlaları bırakan bir sis tabakası asılı duruyordu.”
Alternatif rock sahnesinin en güçlü ve köklü seslerinden Garbage, Let All That We Imagine Be The Light albümünün turnesi kapsamında %100 Müzik katkılarıyla 3 Temmuz Cuma akşamı Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde müzikseverlerle buluşacak.
1993 yılında Wisconsin’da bir araya gelen Shirley Manson, Duke Erikson, Steve Marker ve Butch Vig’den oluşan ve 30 yılı aşkın kariyerleri boyunca “Stupid Girl”, “Only Happy When It Rains”, “Push It” ve “Cherry Lips” gibi zamansız hitleriyle kuşakları aşan Garbage, İstanbullu hayranlarıyla buluşmaya hazırlanıyor. Müziğindeki elektronik melodileri rock müzikle harmanlayarak kendine güçlü bir yer edinen grubun son albümü Let All That We Imagine Be The Light, aşk, kayıp ve yeniden ayağa kalkma temalarını müzikseverlerde ortak bir duyguya dönüştürüyor.
%100 Müzik katkılarıyla Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde gerçekleşecek Garbage konserinin biletlerinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.