
Alman yazar ve senarist Patrick Süskind’in yaşlı bir satranç oyuncusuyla amatör bir gencin satranç mücadelesini anlattığı, Fransız çizer Sempé’nin çizimleriyle eşlik ettiği kitabı Bir Çatışma, İlknur Özdemir’in çevirisiyle Can Yayınları’ndan çıktı.
Süskind, 1979’da yayımlanan ilk romanı Koku’yla uluslararası üne erişti. Bir Çatışma, yazarın Üç Buçuk Öykü kitabındaki öykülerden biri.
Paris’teki Lüksemburg Bahçeleri’nde usta yaşlı satranç oyuncusuyla kimsenin tanımadığı amatör genç oyuncunun girdiği heyecan ve gerilim dolu müsabaka giderek “bir çatışma”ya dönüşür. Oyunu kazanmak için kıran kırana mücadele eden oyunculardan hangisinin şahının düşeceği merak konusudur. Kimse dillendirmese de aslında herkesin elinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştığı “bir savaştır” bu… Hangi öldürücü hamlenin zaferi getireceği ise kitabın sonunda saklıdır…
Burak Çevik’in yeni filmi Hiçbir Şey Yerinde Değil, uluslararası prömiyerini 58. Karlovy Vary Film Festivali’nin Proxima Yarışması’nda gerçekleştirdi.
Tuzdan Kaide, Aidiyet ve Unutma Biçimleri filmleriyle üst üste Berlin Film Festivali’nde yer alan Burak Çevik, Hiçbir Şey Yerinde Değil isimli yeni filminde 70’lere damgasını vuran siyasi şiddetin simge olaylarından biri olan Bahçelievler katliamından esinleniyor. Burak Can Aras, Celal Öztürk, Efe Taşdelen, Eren Kol, Onur Gözten, Yiğit Efe Yazar ve Tufan Berk Yıldız’ın rol aldığı filmin danışmanlığını, dönemin siyasi tarihi üzerinde yaptığı çalışmalarla tanınan yazar Tanıl Bora gerçekleştirdi. 1978’de, solcu devrimin şiddetle değil siyasetle gerçekleştirilebileceğine inanan solcu gençlerin bir evde toplanarak yayımladıkları dergi hakkında konuşmaya başlamalarının ardından meydana gelen beklenmedik olayları aktaran Hiçbir Şey Yerinde Değil, 1980 darbesi öncesindeki Türkiye’nin siyasi kaosunu izleyiciye sunuyor.
Çevik; Türkiye, Almanya ve Güney Kore ortak yapımı olan Hiçbir Şey Yerinde Değil ile Berlinale Dünya Film Fonu ve 2023 yılında Jeonju Film Festivali’nin proje geliştirme bölümü olan Jeonju Cinema Project: Next Edition kapsamında aldığı ödüllerle desteklendi. Hiçbir Şey Yerinde Değil’in uluslararası ilk gösterimi 58. Karlovy Film Festivali’nde gerçekleştirildi. 28 Haziran-6 Temmuz tarihleri arasında düzenlenen festivalin yeni seslere kulak kabartan ve cesur denemelerde bulunan yönetmenlerin işlerine yer verdiği Proxima Yarışması çağdaş sinemayı heyecan verici keşiflerle kutlamayı amaçlıyor. Film, 2024 yılı içerisinde Türkiye’de de izleyiciyle buluşacak.
Belm’art Space, 28 genç sanatçının eserlerinin bir araya geldiği “Bas No:2” başlıklı karma sergiyi 28 Temmuz’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Belm’art Space gerçekleştirdiği ikinci açık çağrıyla, değerli jüri üyeleri Dr. Dilek Karaaziz Şener, Erdal Duman, Dr. Engin Esen, Öğr. Gör. Ümmühan Yörük ve Hamza Kırbaş’ın seçkisinden oluşan “Bas No:2” sergisi, genç sanatçıların görünürlükleri ve üretimlerini desteklemeyi amaçlıyor. 28 genç sanatçının dâhil olduğu sergideki eserlerin her biri farklı medyumlardan oluşuyor.
Sergide; Batınay Ünsür, Can Deren, Civan Atik, Deniz Varlı, Engin Deniz Zabcı, Fatmanur Bostancı, Feraye Doğan, Gizem Ayyıldız, Gizem Güler, Gülsena Kaya, Hilal Küçük, İhsan Berke Saraçoğlu, Mehmet Kubilay, Mustafa Can Baltacı, Nil Yıldırım, Nur Küçük, Nurcan Yılmaz, Ozan Kemal Kökova, Öykü Önal, Sena Soykök, Serhat Ergün, Selektör Kolektif, Şahin Eren Birdar, Ufuk Ata Öztürk, Uğur Ömer Pekince, Ülkü Erbey, Yunus Arslan ve Zehra Seda Boztunalı’nın eserleri yer alıyor.
“Bas No:2” sergisini 28 Temmuz’a kadar pazartesi hariç her gün 12.00-19.00 saatleri arasında Belm’art Space’te ziyaret edebilirsiniz.
Künye:
1. Sena Soykök, Meçhul Yığınlar Merdiven, 2024, Ahşap, Çelik Toplu İğne, Kumaş, 50x42x78 cm
2. Hilal Küçük, Atmosferi ile Yürüyen Tilki, 2023, Seramik Stoneware, 1200°C, Elle Şekillendirme, 76x46x35 cm
3. Batınay Ünsür, Bakbuzemin, Flanör Ağıdı , 2022, Video Art, 1920X1080, 1'05_ (detay 1)
4. Fatmanur Bostancı, Bozuk Para, 2023, 35 x 35 cm, Metal gravür, 1_13 ed.
5. Ufuk Ata Öztürk, Öforik Varış_ Yol Gerçekten Çetindi, 2023, Kontrplak Üzerine Akrilik Boya, 40x120 cm (detay 1)
6. Nur Küçük, Biricik, 2023, Çinko Üzeri Asit İndirme, 35x16x10 cm
7. Nurcan Yılmaz, Orada Mısın_, 2024, Geri Dönüşüm Kağıt Üzerine Sulu Boya ve Yağlı Boya, 50x70 cm
11 Eylül akşamı Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda müzikseverlerle buluşmaya hazırlanan Ludovico Einaudi, yoğun ilgi üzerine 12 Eylül akşamı da konser verecek.
Çağdaş klasik müziğin en önemli isimlerinden Ludovico Einaudi, 11 ve 12 Eylül’de Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda hayranlarıyla buluşacak. Müzikal yolculuğuna amatör bir piyanist olan annesinin rehberliğinde başlayan Einaudi, ardından Azio Corghi, Luciano Berio ve Karlheinz Stockhausen gibi saygın öğretmenlerin rehberliğinde olduğu gibi, Torino Konservatuvarı ve Milano Konservatuvarı gibi kurumlarda eğitim aldı. Einaudi’nin kariyeri, bale, sinema ve tiyatro için bestecilik yaparak, çok yönlülüğünü ve yaratıcı derinliğini sergileyerek gelişti.
Le Onde ve I giorni gibi albümlerinde klasik zarafeti çağdaş yenilikle birleştirerek dikkatleri üzerine çekti. Virginia Woolf’un Dalgalar eserinden ilham alan ruhani manzaralardan “Una mattina”nın içe dönük derinliklerine ve “Divenire”nin genişletilmiş senfonilerine kadar, Einaudi’nin müziği sınırları aşıyor, dinleyicileri duygusal ve içsel bir yolculuğa çıkartıyor. Ludovico Einaudi büyüleyici melodileri ve performansıyla izleyicileri unutulmaz bir müzik şölenine davet ediyor.
11 ve 12 Eylül’de Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda gerçekleşecek Ludovico Einaudi konserinin biletlerini Passo üzerinden satın alabilirsiniz.
Akbank Sanat’ın ev sahipliğinde 25 Mart-4 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilen Akbank Kısa Film Festivali’nin ulusal yarışma seçkisinde yer alan filmler yeniden izleyiciyle buluşuyor.
“20. Akbank Kısa Film Festivali Festival Kısaları Akbank Sanat’ta” etkinliği kapsamında Festival Kısaları bölümünde yer alan toplam 15 kısa film ücretsiz olarak Akbank Sanat’ta gösterilecek. Kısa filmlerin üretimini cesaretlendirmeyi ve yeni sinemacıları desteklemeyi amaçlayan festivalde yer alan her bir film, kendi özgün hikâyesiyle izleyicileri etkileyerek, sinema sanatının çeşitli yönlerini sinemaseverlere sunuyor. 2 Temmuz’da başlayan gösterimler 9, 16 ve 23 Temmuz’da devam edecek.
“20. Akbank Kısa Film Festivali Festival Kısaları Akbank Sanat’ta” etkinliği hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Program:
9 Temmuz Salı 19.00
Festival Kısaları ( B )
Defineciler – 12
Hangi Gece Büyüdüysem – 17
Görüşürüz Kaplumbağa – 24 – 36
16 Temmuz Salı 19.00
Festival Kısaları ( C )
Zarafet ve Şiddet Arasında – 14
Yeni Bir Mağlubiyete İhtiyacım Yok – 22
Kafamdaki Polis – 19
23 Temmuz Salı
18.00
Festival Kısaları ( D )
Dank – 16
Ben Süpermarket Değilim – 19
Tarihte Yaşanmamış Olaylar – 16
19.30
Festival Kısaları ( E )
Kaç Gün Sürecek – 19
Kafamın İçinde Atlar Koşuyor – 19
Onun Kalesinde – 20
Ali Alışır’ın “In Motion” başlıklı kişisel sergisi 12 Temmuz-10 Kasım tarihleri arasında St. Petersburg’un önemli sanat kurumlarından biri olan Erarta Müzesi’nde sanatseverlerle buluşacak.
Rusya’da güncel sanat odaklı en büyük özel müze olan Erarta, ismini Rusçada “sanat çağı” anlamına gelen era ve arta kelimelerinin birleşiminden alıyor. Ali Alışır’ın Rusya’daki ilk müze sergisi olan “In Motion” sanatçının 2024 yılında ürettiği eserleri ve geçmiş dönem çalışmaları arasındaki bağları keşfeden, özgün bir perspektif öneriyor. Sergi, sanatçının “Sanal Mekânlar” ve “Melez Ruhlar” serilerindeki eserleri hareket ve durağanlık arasındaki hat üzerinde birleştiriyor.
Ali Alışır’ın Rönesans ve Orta Çağ dönem mimarisini yansıtan yapıları elektronik devreler ve çiplerle birlikte kurguladığı “Sanal Mekânlar”, fizikselden zihinsele doğru evrilen mekân kavramına odaklanıyor. Statik mimari yapıların görüntülerini ve dijital teknolojinin akışkanlığını sağlayan elektronik dizgileri iç içe geçen katmanlar hâlinde tek bir imajda birleştiren eserler, mimarinin ve teknolojik cihazların içine gömülmüş olan hareketi gözler önüne seriyor. “Melez Ruhlar” serisi ise sanatçının Barok dönemin estetik anlayışıyla günümüz toplumuna bakan çalışmalarını içeriyor. Alışır’ın 2019 yılında üretmeye başladığı ve tıpkı Barok dönem eserlerinde olduğu gibi yeni katlar ve kıvrımlar ekleyerek zaman içinde dönüştürdüğü “Melez Ruhlar”, 2024 yılında kumaşın da fotoğrafa kaynaklık eden performansın bir parçası hâline geldiği ve hareket sekansının eksiksiz yansıtılmasıyla kompozisyonun heykelleştiği yeni formlara bürünüyor.
“In Motion” sergisi, hareket hâlinde olan mimari yapılar ve durağan hâlde heykelleri andıran dansçılar olmak üzere iki ana bölümden oluşuyor. Sergi, ziyaretçileri Alışır’ın etkileyici ve kendilerini içine çeken dünyasına sürüklüyor ve dansın akıcı hareketleri ile Romanesk estetiği anımsatan bir dizi mimari yapıyı izlemeye davet ediyor. Eserler bir taraftan bedenin kumaş dokusuna zahmetsizce karışarak insan heykel melezine dönüşmesini gözler önüne sererken bir taraftan da katedral, saat kulesi ve sahil köşkleri gibi mimari yapıları alışılmadık bir dinamizm duygusuyla izleyicilere sunuyor. “In Motion” sanatçının farklı dönemlerde ürettiği çalışmalara bütünlüklü bir bakış açısı sunuyor.
Adres: 2, 29. Cadde, Vasilyevski Adası, St. Petersburg, Rusya
John Boyne’un dünyadaki yerini bulmaya çalışan sıradan bir adamın sıra dışı hikâyesini anlattığı, başyapıtı olarak gösterilen kitabı Kalbin Görünmez Öfkeleri, Mert Doğruer’in çevirisiyle Delidolu Yayınları’ndan çıktı.
Dünya çapında geniş bir okur kitlesi kazanan, sinemaya uyarlanan Çizgili Pijamalı Çocuk’un yazarı Boyne, bu kitabında Dublin-Amsterdam-New York üçgeninde geçen bir köklere dönüş ve kendini arayış yolculuğunu merkezine alıyor. Kitap, toplumsal normlara direnen aykırı ruhların yetmiş yıllık mücadelesini görünür kılıyor. Dini baskı ve kısıtlamaların, bireyin özgürlüğüne nasıl ket vurduğunun altını çizen eser; kimlik, ait olamama ve dışlanma sarmalında önlenemeyen şiddet vakalarına dikkat çekiyor.
“Yirminci yüzyılın ikinci yarısında İrlanda'da gayrimeşru bir ilişki sonucu dünyaya gelen Cyril Avery kendini hiçbir zaman gerçek bir ''Avery'' gibi hissetmedi.
Ne biyolojik annesi ne de evlatlık verildiği zengin çift sarıp sarmalayabildi kayıp çocukluğunu.Yıllar boyunca çevresinde yükselen muhafazakâr ve baskıcı sesler yüzünden iç sesini hep susturmak zorunda kaldı. Boğuluyordu. Değerlerinin, ilgilerinin ve tercihlerinin kabul görmediği bir toplumda daha fazla yaşayamazdı. Kaçmalıydı! Kim olduğunu ve nereye ait olduğunu bir an önce bulmalıydı. Mutluluğu aramaktan korkmamalıydı ve bunun için bedel ödemeye hazırdı. Azap içindeki ruhu özgürlüğüne kavuşmalıydı...
Dublin'den Amsterdam'a ve oradan da New York'a uzanarak iniş çıkışlarla, kalp kırıklıklarıyla ve cinselliğini keşfedişiyle dolu dolu yaşadı kaderini. Hikmet çağında kökleri onu geri çağıracaktı İrlanda'ya. Geçmişiyle yüzleşmesi, ardında bıraktığı kırık dökük ilişkileri onarması gerekiyordu... Cyril Avery'nin bir ömür kalbinde biriktirdiği öfkenin coşkun bir dışavurumu olan bu etkileyici roman, kendine karşı dürüst olmanın getirdiği manevi huzur ve mutluluğa övgü yapıyor.”
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, 27 yıldır Garanti BBVA’nın sponsorluğunda düzenlenen 31. İstanbul Caz Festivali başladı.
18 Temmuz’a kadar güncel müziğin yıldızlarını ve cazın önde gelen isimlerini müzikseverlerle bir araya getirecek 31. İstanbul Caz Festivali, 3 Temmuz Çarşamba akşamı Avusturya Konsolosluğu Avusturya Kültür Ofisi Bahçesi’nde gerçekleşen, sunuculuğunu Melis Danişmend’in üstlendiği ödül gecesiyle başladı. Nilüfer Verdi ve Nino Varon’a Yaşam Boyu Başarı Ödülleri’nin sunulduğu törenin ardından Avusturyalı grup Saint Privat ve Genç Caz+ finalistlerinden Mojo 5 sahne aldı.
31. İstanbul Caz Festivali’nde izleyiciyle buluşacak isimler arasında iki Grammy ödüllü caz efsanesi Gregory Porter; “Wicked Game”, “Blue Hotel” ve “Baby Did A Bad Bad Thing” gibi şarkılarıyla uzun yıllar müzik listelerinin vazgeçilmezi olan, rock’n roll’un çok yönlü ve romantik prensi Chris Isaak; zamansız ve yenilikçi müziğiyle yaşayan en büyük saksofonculardan Joshua Redman; Jamaika kökenli İngiliz caz duayeni YolanDa Brown; Avrupa’nın en merak uyandırıcı ve dinamik caz piyanistlerinden Baptiste Trotignon; Türkiye’deki ilk konseriyle R&B, soul ve indie’nin genç yıldızı Arlo Parks ve Kornél Fekete-Kovács yönetimindeki Macaristan’ın yenilikçi orkestralarından Modern Art Orchestra yer alıyor.
Kadıköy’deki çeşitli mekânlarında gerçekleşecek +1’li Gece Gezmesi’nde Hollanda’dan Thomas Azier ve Baby’s Berserk’in yanı sıra Türkiye’den Gevende, Korhan Futacı ve daha birçok beğenilen isim sahneye çıkacak. Caz Vapuru, izleyicisini caz ve swing tınıları eşliğinde Boğaziçi’yle bir araya getirecek. Festivalin yeşille cazı bir araya getirdiği ücretsiz Parklarda Caz konserleri bu yıl da dinleyicilerle buluşacak.
Festivalin genişleyen etkinlik yelpazesine bu yıl katılan Pera’da Bir Caz Akşamı’nda ise müzikseverler, gecenin durakları Salon İKSV, Minoa Pera ve Pera 77’de cazın doğaçlaması ve klasik müziğin gelenekselliğini tutkuyla bir araya getiren Kristjan Randalu Absence Trio, sürpriz bir konuğu ile piyanist Can Çankaya Trio ve Dilek Sert Erdoğan “A Tribute to Aretha Franklin” ile Beyoğlu’nda müzikseverlerle bir araya gelecek.
31. İstanbul Caz Festivali’nin biletlerine buradan, programına ise buradan ulaşabilirsiniz.
Fotoğraf: Salih Üstündağ
Bilsart’ın yeni video çalışmasını tamamlaması adına bir sanatçıya üretim desteği vermek üzere yaptığı açık çağrı sonucunda seçilen isim Ceren Su Çelik oldu.
Bilsart’ın düzenlediği üçüncü video sanat üretimi için açık çağrı sonucunda gelen başvuruları Erdal İnci, Hülya Özdemir ve Ebru Yetişkin’den oluşan seçici kurul değerlendirdi. Bu değerlendirme sonucunda üretim desteği verilecek sanatçı Ceren Su Çelik olarak belirlendi. Seçilen proje Aralık 2024’te Bilsart’ta sanatseverlerle buluşacak.
Ceren Su Çelik, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim bölümü (2019) eğitiminin ardından Yeditepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Plastik Sanatlar ve Resim Anabilim Dalında yüksek lisansını (2023) bitirdi. Çelik’in eserleri yurt içi ve uluslararası çeşitli sergi ve fuarlarda gösterildi. Yakın dönemde katıldığı sergi ve etkinlikler arasında; Art on “Tezos: In Motion” (NFC Summit, Lisbon, Portugal, 2024), “Noise Media Art Fair” (Alan Kadıköy, İstanbul, Turkey, 2024), “New:Now” (Cermodern, Ankara, Türkiye, 2024), “Positions Art Fair” (Berlin, Germany, 2023) yer alıyor.
Cem Behar’ın sadece basit bir “şarkı sözü” derlemesi olmayan aynı zamanda Osmanlı kültür ve musıki tarihine dair bir belge niteliği de taşıyan matbu (dindışı) Güfte Mecmuaları’nı incelediği kitabı Bestesiz Güfteler – Şarkılardan “Klasik”liğe: XIX. Yüzyıl Matbu Güfte Mecmuaları (1852-1905), Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.
Behar, çalışmasını ilk matbu güfte mecmuası olan 1852 tarihli Mecmua-yı Şarkı’yla başlatıp 1905 tarihli Gülzâr-ı Musıki’yle bitiriyor. Böylece, “modernleşme” adı verilen sosyal ve kültürel sürecin on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısının İstanbul’unda Osmanlı/Türk musıkisi üstüne bıraktığı izleri kısmen görme imkânı sunuyor.
“Müziğin sözlerini kişisel bir deftere not etme geleneği Osmanlı ile başlamış da değildir, bu âdet çok daha eskidir. Osmanlı’ya veya Şark musıkilerine mahsus da değildir. Yüzyıllar boyunca müziğin eğitim, icra ve intikalinde yazılı malzeme olarak sadece güfte mecmuaları kullanıldı. Talebe üstaddan meşk ettiği eserin güftesini mecmuasına yazardı; hânende ise geçmiş olduğu eserlerin güftesini elindeki mecmuada arar, bulur, eserin müziğini hatırlar ve icra ederdi. Güfte mecmuaları hiçbir zaman geleneksel meşk yöntemine bir alternatif telâkki edilmedi, aksine ona bir yardımcı olarak görüldü.”