
Çevrim içi sanat galerisi Artcrowdistanbul, Ahmet Elhan’ın “Loş Bahçe” ve “Fidanlık Cadıları” başlıklı iki sergisini hem dijital hem de HuginMunin Collective Kuzguncuk’ta fiziksel olarak sanatseverlerle buluşuyor.
Ahmet Elhan’ın 2016-2020 yıllarına yayılan serisi “Loş Bahçe” ve üzerinde çalışmasını tamamladığı yeni serisi “Fidanlık Cadıları” eş zamanlı olarak izleyiciye sunuluyor.
Ahmet Elhan serilerin düşünsel sürecini şu sözlerle açıklıyor: “Loş Bahçe adından da anlaşılabileceği gibi romantik döneme referanslar veren bir seri. Hüzünler, terk edilmişlikler, eskide kalmışlar, unutulmuş olanlar üzerine. Ama onun üzerine buzlu camın çizgilerini koyduğum zaman bütün o romantik bakış için seyircinin elindeki rahatlatıcı unsurları alıyorum. Bir de dikkat ederseniz işlerin kenarında siyah, kendine has işe dahil olan bir çerçeve vardır. Dolayısıyla karşısında gözlerinizin nemleneceği bir görüntüyü rahatlıkla size sunmuyorum. Sağından solundan bu bir görüntü bu bir müdahale…
İkinci seri ‘Fidanlık Cadıları’ da ağaçları konu ediniyor. İstanbul Sarıyer’deki Atatürk Fidanlığı’nda gezerken kış günü budanmış ağaçlarda bir form çağrışımı bir biçim çağrışımı buldum. Onları acıyla bükülmüş insan bedenlerine benzettim. Sonra da aklıma Macbeth’in açılış sahnesi, cadılarla karşılaşması ve onun geleceğinin söylenmesi geldi… Loş Bahçe uzun zamana yayılmış devam eden bir süreçtir. Fidanlık Cadıları ise anlık çekip koymayla ilgili. Loş Bahçe kullandığım buzlu cam çizgileri gibi, bu seride de her birinin içine bir asal geometrik form yerleştiriyorum yani böyle duyguya karanlığa ait bir alanda çok matematiksel bir yapı olduğunu da vurgulamaya çalışıyorum. Duygu her seferinde kırılıyor. Romantik olmaya, aşka gelmeye vakit yok benim sergilerimde.”
Künye:
1-2. Ahmet Elhan, Loş Bahçe XXIV ve X
3-4. Ahmet Elhan, Fidanlık Cadıları X ve VIII
Müzik sahnesinin öne çıkan isimlerini dinleyicilerle bir araya getiren Feel Real Presents Babylon Soundgarden, Pozitif deneyimi ile 20-21 Temmuz’da Bonus Parkorman’da gerçekleşecek.
Şehrin içinde müzikle çevrili bir ormanda festival deneyimi sunan Feel Real Presents Babylon Soundgarden, katılımcılarını iki gün boyunca müziğe, eğlenceye ve yaratıcılığa davet ediyor. Festivalde; çağdaş dans müziği sahnesinin en yetenekli, vizyoner ve önde gelen isimlerinden İngiliz prodüktör, besteci, müzisyen ve DJ Sam Shepherd, nam-ı diğer Floating Points, Dominic Maker ve Kai Campos’tan oluşan modern indie, shoegaze ve elektronika’yı müziğinde birleştiren İngiliz ikili Mount Kimbie, afrobeat, grime, reggae, caz ve hip-hop melodilerini özgün bir Londra ruhuyla harmanlayan Ezra Collective, Londra’da yerleşik neo-soul müzisyeni ve şarkı yazarı Greentea Peng, İngiltere caz sahnesinin sound’unu downtempo deep house ile birleştiren prodüktör Ted Jasper sahne ismiyle berlioz, synth-pop, new-wave, dark wave, krautrock, post-punk ve lo-fi türlerinin bir araya geldiği üretimleriyle yerli müzik sahnesinin önemli temsilcilerinden Jakuzi, büyüdüğü kültürün sesleriyle, alternatif R&B ve leftfield elektronika’yı müziğinde birleştiren emir taha, mix’lerinde ritimler ve tarzlar arasında özgürce gezinen Flü ve Selectist kurucusu ve DJ Garan Garan Bonus Parkorman’da müzikseverlerle buluşacak.
Feel Real Presents Babylon Soundgarden’ın biletlerine Biletix, Mobilet, Passo ve Bugece üzerinden ulaşabilirsiniz.
Alman müzik grubu Haggard, 14 Ekim Pazartesi akşamı %100 Metal ve Heim Production iş birliğinde Milyon Performance Hall Ankara sahnesinde müzikseverlerle buluşacak.
Dünyanın en kalabalık ve kapsamlı senfonik rock/metal grubu Haggard, 1991 yılında Almanya’da kuruldu. 16 kişilik bir kadroyla çıkarttıkları ve kendilerini dünyaya tanıttıkları And Thou Shalt Trust... The Seer isimli ilk albümlerini 1997’de yayımladı. Üç yıllık bir aradan sonra grup tam 21 kişilik bir kadro ile Awaking the Centruies isimli ikinci albümünü çıkardı. Bu albüm ile birlikte Haggard, yaptığı müzik içerisinde klasik müziği rock/metal müzik ile tam olarak birleştiren ilk grup oldu. İngilizce, Almanca ve Latinceyi beraber kullandıkları şarkı sözlerinde Orta çağ Avrupası’nı, önemli filozofları ve düşünce akımlarını o dönemin halkının sözcükleriyle teatral bir öyküleyişle anlattı. 2001 yılında çıktıkları ABD turnesi kapsamında verdikleri kapalı gişe Meksika konseri grubun plak firması tarafından Awaking the Gods adıyla yayımlandı.
Milyon Performance Hall Ankara sahnesinde 14 Ekim Pazartesi saat 22.00’de gerçekleşecek Haggard konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün Müjde Dila Gümüş tarafından kaleme alınan yeni kitabı II. Meşrutiyet'in Saray Mimarı: M. Vedad [Tek] Bey yayımlandı.
İAE’nin İstanbul Araştırmaları Dizisi’nden çıkan II. Meşrutiyet'in Saray Mimarı: M. Vedad [Tek] Bey kitabı, Osmanlı-Türkiye mimarlık tarihinin ilk akademik eğitimli Türk mimarlarından Vedad Bey’in, “sermimar-ı hazret-i şehriyari” (Saray Başmimarı) olarak görev yaptığı beş yılı mercek altına alıyor. Kitap, Türkiye modern mimarlık tarihinin önemli isimlerinden M. Vedad Tek’in, 1909-1914 yılları arasında Saray Başmimarı unvanıyla yaptıkları, dönemin koşulları ve görevinin sınırlarıyla ilişkilendirilerek inceleniyor.
İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü öğretim üyesi Dr. Müjde Dila Gümüş’ün detaylı arşiv çalışması ve derinlikli araştırmasına dayanan II. Meşrutiyet'in Saray Mimarı: M. Vedad [Tek] Bey, çizimler, keşif defterleri ve belgeler aracılığıyla Vedad Bey’in mimari uygulamalara ilişkin düşüncelerine, tarihi yapılara yaklaşımına ve iş süreçlerini yönetme biçimine dair de pek çok yeni bilgiyi okuyucuya sunuyor. Sultan Reşad’ın baş mimarı unvanıyla yaptıkları ekseninde mimarın kariyerinde bir dönemi detaylandıran kitap, aynı zamanda yönetim biçiminin getirdiği yeni güç dengelerinin mimarlık ve onarım alanına yansımalarını ve İstanbul’daki hanedan yapılarında 1909-1914 arasında gerçekleştirilen müdahaleleri ortaya koymayı amaçlıyor.
Posta ve Telgraf Nezareti binası, İkinci TBMM binası, İzmit Saat Kulesi, Dolmabahçe Sarayı ek yapıları ve Moda Vapur İskelesi gibi önemli eserleri bulunan M. Vedad Tek, mimarlık eğitimini Paris’te aldıktan sonra İstanbul’a dönerek mesleğini ülkesinde yapmaya başladı. İstanbul’da kendi bürosunu kuran ilk Türk mimar olarak başladığı kariyerinde yükselerek ilerleyen M. Vedad Tek, Sultan II. Abdülhamid tarafından himaye edildi. 1909 yılında Sultan Reşad’ın tahta çıkmasıyla başmimarlık görevine atandı ve bu görevi 1914 yılına kadar sürdürdü. Sarayın gücünün azaldığı bir dönemde sermimar olmasının etkisiyle büyük ölçekli yeni hanedan yapıları inşa etme fırsatı bulamayan Vedad Bey’in temel görevi, hanedanın kullandığı tüm saray ve kasırların tamiratına ilişkin keşif defterlerini hazırlamaktı.
II. Meşrutiyet'in Saray Mimarı: M. Vedad [Tek] Bey kitabına kitapçılardan, Pera Müzesi Artshop’tan ve internet sitesinden ulaşabilirsiniz.
Liste ve Son Kelime kitaplarının yazarı Patricia Forde’nin küçük bir kızın insan yaşamının kökünü kazıyacak bir deneye karşı verdiği mücadeleyi konu alan romanı Yeryüzü’ne Düşen Kız, Genç Timaş’tan çıktı.
“Aria, hastalıkların ve hatta ölümün olmadığı, çok düzenli bir gezegende yaşar. Artık Dünya, insanların üzerinde çalışabilmek ve deneyimlerinden bir şeyler öğrenebilmek için yüzyıllar önce deneklerle doldurdukları ‘Gölge Gezegenleri’dir. Şimdiyse deney sona ermek üzeredir ve Aria, bilim insanı babasıyla birlikte Dünya'ya giderek insanları yok edecek bir olaylar zincirini başlatmak zorundadır. İnsanların değersiz olduğuna inandırılarak yetiştirilen Aria, kendisinin de yarı insan olduğunu keşfedince şok olur. Dünya sakinlerinin ölümlü olmalarına rağmen hayattan keyif aldıklarını ve sevgi dolu olduklarını görünce hayrete düşer. Ancak bunu anladıktan sonra, onları ve kendisini bu felaketten nasıl kurtarabilir?”
“Babamın sözleri kafamda dönüp duruyordu ama bir türlü idrak edemiyordum. İkinci dozsa bütün insan yaşamının kökünü kazıyacak. Böyle demişti.”
Bilgili Sanat, Bodrum Bodrum Kıyı Evleri projesiyle The Key Art Gallery ve Kun Art Space’i Bodrum’da sanatseverlerle bir araya getiriyor. Sanatın, insan ruhuna dokunan iyimserlik dolu bir yolculuğa çıkışını simgeleyen “Beyond The Optimist” sergisi, 8 Eylül’e kadar izleyiciyle buluşuyor.
The Key Art Gallery (Eskişehir) ve Kun Art Space (Adana) Eskişehir ve Adana çevresinde üreten birçok sanatçının eserlerini, yaz boyunca Bodrum Bodrum Kıyı Evlerinde izleyiciyle bir araya getiriyor. İyimserliğin ve sanatın kesiştiği noktada benzersiz bir ana öncülük eden “Beyond The Optimist” sergisi izleyicileri, sanatın gücüyle dünyaya daha umutlu ve pozitif bakmaya davet ediyor. Anadolu’nun derin köklerinden beslenen çağdaş eserler, Bodrum’un atmosferinde izleyiciye sunuluyor.
Anadolu’nun kültürel zenginliğini sanat eserleriyle buluşturan The Key Art Gallery, Bodrum’da sanatseverlerle buluşacak. Sergide; Studio Pinprick, Emir Yağmurca, Anton Kozlov, Deniz Köse, Duygu Aydoğan, Emir Tekkalmaz, Funda Alkan, Hemad Javadzadeh, İlayda Kepez, Kadriye İnal, Mahmut Can Akagündüz, Nisan Talas, Semih Kaplan, Taylan Türkmen, Taner Şekercioğlu gibi sanatçıların eserleri yer alıyor.
Kun Art Space, Adana’nın sıcak ve renkli atmosferini yansıtan eserleri izleyiciye sunuyor. Galeri, geleneksel ve modern sanatın harmanlandığı eserleriyle sanatseverlere benzersiz bir deneyim sunuyor. Sergide; Mustafa Özbakır, Dicle Çiftçi, Tao Ulusoy ve Bawer Doğanay, Burak Ayazoğlu, Büşra Çeğil, Emre Bulut, Erdinç Babat, Ferhat Salman, Hakan Çapkan, Hamza Kırbaş, Mahmut Akdemir, Merve Çetin, Selin Karataş, Shahnaz Aghaveya, Tahsin Engin Gökten, Tevfik Karagözoğlu, Mustafa Boğa, Duvok gibi sanatçıların çalışmaları bulunuyor.
Adres: Dirmil Mahallesi, Tilkicik Koyu Balyek Caddesi No:3 Yalıkavak A1A Bodrum Bodrum Kıyı Evleri
Künye:
1. Dicle Çiftçi, Untitled, Tuval üzeri yağlı boya, 130x180 cm, 2023
2. Mustafa Özbakır, Bazen her şey bir rüya gibi geliyor, 90x120 cm, Tuval üzerine yağlıboya, 2024
3. Tao Ulusoy, Bir nevi çarmıh, 50x50 cm ,tuval üzerine akrilik, 2023
4. Studio Pinprick, 50x50, 2023
5. Taner Şekercioğlu
Klinik psikoterapist Gina Moffa’nın yas sürecini her yönüyle ele aldığı, bu süreci en az hasar alarak geçirmek için öneri ve yöntemler sunduğu Hayat Devam Ediyor Tuttuğun Yasa Rağmen, Seda Peker’in çevirisiyle Düşbaz Kitaplar’dan çıktı.
Moffa; kendi yas deneyimden de esinlenerek yazdığı bu kitapta yas tutmaya dair, yasla yüzleşmeye ve yasla yaşamaya dair bir başucu kılavuzu sunuyor okuruna.
“Yakın zaman önce büyük bir kayıp yaşamış olabilirsin. Belki anneni kaybettin, belki babanı, anneanneni, dedeni ya da babaanneni. Çok sevdiğin biri artık seninle değil. Yanından ayırmadığın evcil hayvanın uzaklara gitmiş olabilir. Bir anda telefonun çalmış ve eskiden çok sıkı görüştüğün ama araya yılların girdiği dostunun bir anda ölüm haberini almış olabilirsin. Veya feci bir ayrılık acısıyla başa çıkmaya çalışıyor; kronik rahatsızlıklarla ve günden güne artan ağrılarla mücadele ediyorsun belki. Yıllardır özlemini çektiğin ve hayalini kurduğun bebek için sancılı ve acılı bir süreçten de geçiyor olabilirsin.
Bunların hepsi, birkaçı, biri ya da hiçbiri. Yaşadığın acı çok taze olabilir veya yıllar önceye ait bir yasın vakti ancak gelmiştir, üzüntü tüm yüreğini sarmaya başlamıştır. Bazı kayıplarsa seni belirsizlik içinde de bırakabilir, düşük yapmak veya demans hastalığı gibi; haliyle beklentilerin, umudun, güvenin, kimliğin yitirilmesine hatta daha fazlasına da sebep olabilir.
Belki de yaşadığın kayıplar birikmiş birikmiş, kocaman bir üzüntü yumağı olarak çıkmıştır karşına. Travmatik bir kayıp olabilir bu veya sana travmatik gibi görünüyor da olabilir.
Kimleri ve neleri, nasıl kaybettiğini bilmiyorum ama kaybın için üzgünüm.
Hatta çok, çok üzgünüm.
Neyse ki bu kitapla karşılaştın.”
İran asıllı Norveçli müzisyen Marie Sahba, ilk albümü A Billion Years Too Soon’da yer alan “Fly Away” parçasının Efe Demiral iş birliğinde kaydettiği akustik versiyonunu yayımladı.
Marie Sahba, “Fly Away” parçasının akustik versiyonunu için şubat ayında birlikte mini Türkiye turnesi yaptığı Efe Demiral ile çalıştı. Sahba, “Fly Away”de çatışmalar ve savaşlarla dolu bir dünyada, uzaklara gitme isteğinin ve sevginin zafer ihtiyacının her zamankinden fazla hissedildiğini anlatıyor.
Marie Sahba, 2019’daki ilk teklisi “Take Me Back” ile H&M’in uluslararası çalma listelerinde, Netflix dizisi Witch Hunt ve İsveç dizisi Udda Veckor’da yer aldı. 2022 yılında, 2021 yılında vefat eden babasına saygı duruşunda bulunduğu ikinci EP’si “AZERI BABY”yi yayımladı.
Marie Sahba albümü hakkında şunları söylüyor: “Albüm bütün olarak, babamın vefatından sonraki zamanı merkezine alıyor. Bu süreçte yaşam tarzımızı sorguladım, ölümün ardından ne olacağını (ölümden sonra yaşam var mı?) ve yasın çeşitli evrelerini betimledim. Yas çok yönlüdür: acı verici anılar ve özlemle hayalet gibi dolaşabilirsiniz, yaşananları kabul etmekte zorlanabilirsiniz ve en önemlisi, dış dünyanın kaybınızı ve yasınızı nasıl ele aldığını hissedebilirsiniz, iyi ya da kötü.
Norveçliler çatışmadan kaçınma eğiliminde olabilirler ve başkalarının acısını ve acılarını, kendi acınızı nasıl ele alacağınızı da içerecek şekilde daha iyi araçlara ihtiyaç duyarız (müfredatta da bunun yer alması gibi!). Bir şey söylemek, bir şeyi yanlış söyleme korkusuyla susmaktan daha iyidir.
Babam, hayatımın demiriydi ve en azından ‘o dünya’ya olan bağlantım. O gitmişken kimliğim ne olacak?
Önceki EP çalışmam ‘AZERI BABY’ üzerinde, köklerimize ve tarihimize babamla danışarak inmek istemiştim. Süreç, babamın vefatıyla tamamen değişti ve o zamandan beri yaratabildiğim her şey, onun ölümü ve yas süreci, demirbaşımın alınması öncesinde ve sonrasında hayatla ilgili oldu. Bazıları ‘ekranda çok fazla ‘Babam öldü’ yazısı var’ diyebilir ama hayatın dayanağı aniden ortadan kaybolduğunda sanat da bunun izini taşır. Son 1,5 yıl EP yayını ve şimdi albüm yayını oldu. Benim için ağır ama önemli bir süreç. Aynı zamanda, yorgunum.”
Marie Sahba’nın “Fly Away” parçasının akustik versiyonunu buradan dinleyebilirsiniz.
Fotoğraf: Emre Köktaş
Salt’ın BBVA Vakfı iş birliğiyle başlattığı Salt Sanatsal Araştırma ve Üretim Destek Programı’yla 2024-2025 yılında desteklenecek projeler belli oldu.
Güncel toplumsal meseleleri disiplinlerarası yaklaşımlarla ele alan sanatçılara yönelik destek programı, araştırma ve üretim için bir platform oluşturarak sanatçılar ile topluluklar arasındaki etkileşimi teşvik etmeyi amaçlıyor. Programın bu yılki değerlendirme süreci, Vasıf Kortun (Küratör), Elvira Dyangani Ose (Museu d’Art Contemporani de Barcelona Direktörü), Manuel Segade (Museo Nacional Centro de Arte Reina Sofía Direktörü), Ala Younis (Akademie der Künste der Welt Sanat Yönetmeni), Fatma Çolakoğlu (Salt Araştırma ve Programlar Direktörü) ve Juan Pujol Rodríguez’in (BBVA Vakfı Direktör Yardımcısı) yer aldığı Seçici Kurul tarafından yürütüldü. 193 başvuru arasından Sanatsal Araştırma Fonu kapsamında Aslı Uludağ’ın Geothermalisms projesi; Üretim Fonu kapsamında ise Ali Taptık’ın Looking at Osmanbey: Social and Spatial Entanglements of Fashion Trade projesi ile Merve Mepa’nın An Interwoven Network: Threads and Trace projesi seçildi.
Sanatsal Araştırma Fonu kapsamında Aslı Uludağ’ın projesine 20.000 Euro; Üretim Fonu kapsamında Ali Taptık ve Merve Mepa’nın projelerine 10.000’er Euro’luk destek sağlanacak. Sanatçıların fon kapsamında ürettiği işler 2025 yılında Salt’ta (Türkiye) ve BBVA Vakfı’nda (İspanya) sergilenecek.
Kurul, seçimlerle ilgili olarak şunları söyledi: “Araştırma Fonu ile Aslı Uludağ’ın Ege Bölgesi’nde jeotermal enerji üretiminin maddi politikalarına odaklı projesinin desteklenmesine oy birliğiyle karar verildi. Proje, araştırma konusunun derinliği ve kapsamlı yaklaşımı ile öne çıktı. Üretim Fonu kapsamında ise Ali Taptık’ın Osmanbey’deki moda ticaretini; Merve Mepa’nın insan, zanaat ve teknoloji arasındaki etkileşimleri odağına alan projeleri son aşamaya kalan iki başvuru oldu. Özgün nitelikleri göz önüne alınarak her iki projenin de desteklenmesi kararlaştırıldı. Farklı sanatsal yaklaşımlar sunan bu iki projenin desteklenmesinin daha zengin ve çeşitli bir sanat ortamına katkıda bulunacağına inanıyoruz.”
Salt Sanatsal Araştırma ve Üretim Destek Programı ve seçilen sanatçılar hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Künye:
1. Geothermalisms, 2024 Aslı Uludağ’ın izniyle
2. Looking at Osmanbey: Social and Spatial Entanglements of Fashion Trade, 2024 Ali Taptık’ın izniyle
3. An Interwoven Network: Threads and Trace, 2024 Merve Mepa’nın izniyle
Her yaştan okura kaleme aldığı öykü ve anlatılarıyla ulaşan Aslı Tohumcu’nun çocukların yaşama dair gözlemlerini, hayallerini, sorularını eğlenceli bir dille seslendirdiği kitabı Oyuncaklı Alfabe, Cansu Erkan’ın resimleriyle Can Çocuk’tan çıktı.
Aslı Tohumcu, 7 yaş ve üzeri okuruna karikatür tadında resimleri ve renkli karakterleriyle çocukların hayata dair sorularını, kimi zaman göz ardı edilen beklentilerini, gündelik gözlem ve hayallerini anlatıyor.
“Bir çocuk vardı, hikâyelere aşkla bağlı. Çocuktu ancak çözmüştü meseleyi. Hayat bazen ne kadar da çelişkiliydi! Bir gün dedi ki: ‘Bazen merak ediyorum, tepemde, 'Dileyen okşayabilir,' yazan bir tabela mı var diye! Nüfus cüzdanımın isim hanesine 'paşam' ya da 'prenses' mi yazılı diye. Ya bazen robot gibi hissetmem niye? Birinin vasfı buymuş, ötekinin becerisi şuymuş, illaki karşılaştırmak niye? Özetle, çocuğum diye mi bunca mücadele?’"