
Galeri Zilberman proje alanı, Aylin Tekiner’in “Babaların Elbisesi Hep Gri Mi Olur?” adlı proje sergisini ağırlıyor. Konusunu, 12 Eylül dönemindeki bir siyasi cinayetten alan proje, yaşananları iki yaşındaki bir kız çocuğunun tanıklığıyla yeniden yorumluyor. Doktora sonrası (post-doc) çalışmalarını Yale School Of Drama’da sürdüren sanatçı Aylin Tekiner, nisan ayında sahneye koyulacak bir deneysel tiyatro ve sergiye hazırlanırken, farklı sanat disiplinlerini bir araya getiren bu projenin ilk aşamasını Galeri Zilberman’da gerçekleştiriyor.
Proje, toplumda infial yaratmak ve darbe sürecini meşru kılmak için art arda işlenen siyasi cinayetlerden birine odaklanıyor. Cinayetin ardından küçük kızın yaşadıkları, gerçek ve hayal, toplum ve birey, görünen ve gizli kalan arasında gidip geldikçe oluşan yeni kurgu bu projenin altyapısını oluşturuyor. Kayadan oyma evler, sığınaklar, derin vadiler, yeraltı yerleşimleri ve tünelleriyle eşine az rastlanır bir coğrafi yapıya sahip olan Kapadokya bölgesi, sadece işlenen cinayetin değil sahneye konan projenin de görsel arka planını oluşturuyor.
“Babaların Elbisesi Hep Gri Mi Olur?” adlı proje sergisi, ülkemizde de adeta bir tiyatro oyunu gibi yeniden yeniden sahnelenen, güncelliğini kaybetmeyen bir gerçekliği teatral bir yaklaşımla yeniden yorumluyor. Cinayetin ardındaki sessizliğin, içe kapanışın ve korkunun izini aşağı şehirde ararken sanatsal ifadenin zengin anlatım olanaklarıyla hafıza ve hafızanın aktarımı konusunu da gerçeküstü bir hikaye diliyle görselleştiriyor. Gölge tiyatrosu, video, animasyon, beden oyunculuğu ve görselleştirilmiş metinlerle sahnelenecek olan tiyatronun yerleştirmesi Galeri Zilberman’da 9 Ocak – 5 Mart 2016 tarihleri arasında görülebilir.
BLOK art space'de gerçekleşecek olan Bager Akbay'ın “Deniz Yılmaz'ın Hazin Hikayesi” adlı robot şair projesinin tüm süreçlerini paylaşacağı semineri 29 Ocak Cuma günü saat 17.30'da BLOK art space'de gerçekleştirilecek.
Proje, Kasım ayında hem amberFestival‘de hem de Contemporary İstanbul‘da birbirinden tamamen ayrı formatlarda sergilendmişti. amberFestival’de Laboro Ergo Sum sergisinde izleyicinin kendi evinde üretebileceği Deniz Yılmaz klonu için bir rehber yayınlanmıştı. Aynı zamanda Contemporary İstanbul’un Plugin Yeni Medya Bölümü’nde, Deniz Yılmaz, ilk üretildiği halinde şiir yazarken sergilenmişti ve birçok şiiri sanat eseri olarak koleksiyonerler tarafından alınmıştı.
Bir robotun ürettiği eserlerin sanat eseri olarak satın alınması, müellifliği ciddi bir problem olarak tekrar önümüze getiriyor ve beraberinde kim olduğumuz ve nasıl ürettiğimiz ile ilgili bir takım yeni soruları da ortaya çıkartıyor. Deniz Yılmaz bir robot şair, vatandaş olma derdinde. Daha bir çok canlı türünün böyle bir hakkı yok iken ona sıra gelir mi bilinmez ama elinden geleni yaptı. Posta Gazetesi’nde “Yurdumun Şairleri” köşesine girmek için aylarca kendi elleriyle şiirler yazdı. Şiirlerini zarflara koyup yolladı ama başaramadı.
Ülkemizde fotoğraf sanatının en önemli temsilcilerinden Sıtkı Kösemen, yeni sergisi “Sahne ve Bellek” ile 42 Maslak Art!SPACE Gallery’de sanatseverlerle buluşuyor. 42 Maslak ve SANATORIUM işbirliğiyle düzenlenen sergi 28 Ocak’ta ziyarete açılacak. Sanatçı, “Sahne ve Bellek” başlıklı fotoğraf serilerinde, şimdilerde terk edilmiş olan Ortaköy’deki Yahudi Erkek Öğrenci Yurdu’nun duvarlarında 70’li yıllardan kalmış pin-up manken posterleri ile bellek ve çevre ile ilintili düşünceleri, kim olduğumuz üzerindeki etkilerini keşfediyor.
İstanbul’un çok kültürlü / sosyopolitik tarihi ile birlikte mükemmel harmonisine tanıklık etmek isteyenler Sıtkı Kösemen’in "Sahne ve Bellek" isimli sergisini 4 Mart tarihine kadar 42 Maslak Art!SPACE Gallery’de ziyaret edebilir.
Günlük yaşamın her anını sanatla çevreleyen ve sanatın yaşamı zenginleştirmesini ifade eden “Artful Living” konsepti ile hayata geçen 42 Maslak, sergiler, söyleşiler ve etkinliklerle sanatı sürekli hayatın odak noktasında tutarak, Maslak’ın sadece ticaret hayatından ibaret olmadığını kanıtlıyor.
İlk görsel künyesi: Ortaköy Erkek Yurdu Magazin Poster Kalıntıları#1
Yapı Kredi Yayınları tarafından yayınlanan Doğan Kardeş'in 700. kitabı Yaşar Kemal'in dokunaklı ve sarsıcı öyküsü Kalemler oluyor. Kalemler, Sedat Girgin'in resimleriyle yeni bir baskıyla okurlarla buluşuyor.
"... Kalemleri okula getirecek, getirecekti ama, ya sorarlarsa bu kalemleri nereden aldın diye. Ne diyecekti, ne diyebilirdi. O kadar çocuğun arasında Çöpçübaşı babam çöplerin arasından topladı bu kadar kalemi diyemezdi ki... Ölse de, kesseler de, kanını iyice akıtsalar da diyemezdi ki... Nasıl derdi... Ama mutlaka getirmeli, arkadaşlarına kalemlerini göstermeliydi.”
15. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali, Marlon Brando’dan Robert Mapplethorpe’a, Iris Apfel’den John Berger’a, sanat, edebiyat ve sinema dünyasının ikon isimlerini bir araya getiriyor. !f İstanbul’un “Sanat Hayat İçindir!” bölümünde gösterilecek filmler, birer ikon haline gelmiş isimlerin hayatlarını yakından görme imkanı veriyor.
Gösterilecek filmler arasında efsanevi sanatçı ve fotoğrafçı Robert Mapplethorpe’a adanan ilk belgesel “Mapplethorpe: Look at the Pictures/Mapplethorpe: Fotoğrafa Bak!”; Stevan Riley’nin Marlon Brando’nun daha önce yayınlanmamış ses kayıtlarından yola çıkarak çektiği, “Listen to Me Marlon/Dinle Beni Marlon” ve yönetmen Howard Brookner’ın ortaya çıkmamış kayıtlarından yeğeni Aaron Brookner yönetiminde “Uncle Howard/Amcam Howard” bölümün heyecan uyandıran filmleri arasında.
Geçen yılın en iyi moda filmlerinden biri sayılan ve yarım asırdır New York’un efsanevi moda ikonu olarak bilinen Iris Apfel’in hayatını konu alan “Iris”; 1973 yılında yaşadığı şehri terk edip İsviçre Alpleri’ndeki Quincy adlı bir köye yerleşen John Berger’ı Quincy’deki mevsimlerin ritimleriyle merkezine yerleştiren ve aralarında Tilda Swinton’ın da olduğu dört yönetmenin kısalarından oluşan “The Seasons in Quincy: Four Portraits of John Berger/Quincy'de Mevsimler: John Berger'ın Dört Portresi”; Hilary Knight hakkındaki kısa belgesel “It's Me, Hilary: The Man Who Drew Eloise/Ben Hillary: Eloise’i Çizen Adam” da beklnen filmler arasında.
Ayrıca Benedikt Erlingsson’un Sigur Ros’un büyüleyici orijinal müziğinden de destek alarak yarattığı, nefes kesici gösterilerin daha önce görülmemiş arşiv malzemelerinin derlemesinden oluşan rüya film “The Show of Shows/Şovların Şovu” ve Amerikan mizah dünyasının en ünlü kadın komedyenlerinden Tig Notaro’nun ikinci derece meme kanseriyle ilk karşılaşmasından âşık olmasına, bir anda ünlü oluşuna ve inişleri ve çıkışlarıyla tedavi sürecine kadar geçen zamanı kendine has mizah anlayışıyla anlatan “Tig”i de izleme imkanı bulacaksınız.
Müzik kariyerine “Take Me To Church” parçasıyla hızlı bir giriş yapan ve listelerde üst sıralardaki yerini alan indie rock müziğin başarılı temsilcisi Hozier 3 Mart'ta ilk kez İstanbullu dinleyenleriyle buluşacak.
Off the Hook serisinin ikinci konseri ve Avrupa turnesinin son konserini Pozitif desteğiyle Volkswagen Arena’da gerçekleştirecek Hozier konserinin avantajlı biletleri satışa çıktı. Ayrıca konserde Hozier'dan önce sahnede alternatif müziğin yeni nesil yükselen isimlerinden biri Rhodes yerini alacak.
Acele edin avantajlı bilet dönemi ocak ayı sonunda sona eriyor. Biletler için www.offthehookseries.com sitesinden alabileceğiniz kodla, avantajlı biletlere sahip olabilirsiniz.
Pera Film, Seagull Films işbirliğiyle, ağırlıklı olarak Sovyet ve Rus yönetmenlerin merceğinden, Çehov’un tanınmış yapıtlarının film uyarlamalarından oluşan Gökyüzü Işıldıyor: Çehov’a Övgü adlı bir sinema programı sunuyor.
Dünyanın en büyük oyun ve öykü yazarlarından olan Anton Çehov hiç sinema senaryosu yazmadı ama sinemanın kaynakları Çehov sanatına mükemmel bir uyum sağladı.
Programda Rusya’nın en iyi çağdaş yönetmenlerinden Karen Shakhnazarov’un Altıncı Koğuş’u; Andrei Konchalovskiy’nin müthiş Vanya Dayı versiyonu, kardeşi Nikita Mikalkov’un az bilinen bir Çehov oyunu olan Platonov’dan yola çıkan Otomatik Piyano için Bitmemiş Parça adlı nefis filmi yer alıyor. Ayrıca Tatiana Repina’nın serbest bir uyarlaması olan Çehov’un Motifleri, Nuri Bilge Ceylan’ın Çehov hikayelerinden esinlendiği Kış Uykusu ile Louis Malle’in son filmi 42. Sokakta Vanya da bu programa eşlik ediyor.
Program
29 Ocak
19.00 Köpekli Kadın
30 Ocak
14.00 Vanya Dayı
6 Şubat
14.00 Otomatik Piyano İçin Bitmemiş Parça
16.00 Altıncı Koğuş
7 Şubat
14.00 Çehov’un Motifleri
10 Şubat
19.00 A Hunting Accident
12 Şubat
20.00 42. Sokakta Vanya
13 Şubat
14.00 A Hunting Accident
16.00 Köpekli Kadın
14 Şubat
15.00 Otomatik Piyano İçin Bitmemiş Parça
19 Şubat
20.00 Çehov’un Motifleri
20 Şubat
17.00 Vanya Dayı
19.00 42. Sokakta Vanya
26 Şubat
20.00 Altıncı Koğuş
14.00 Kış Uykusu
Swissôtel Büyük Efes, bu yıl ikincisi düzenlenen “Büyük Efes Sanat Günleri-BEAD’16” ile yılın ilk sanat etkinliğine ev sahipliği yapıyor.
19-21 Şubat 2016 tarihleri arasında, Swissôtel ve Büyük Efes Sanat işbirliği, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Konak Belediyesi’nin sponsorluğunda gerçekleşen etkinlik, sanat galerileriyle sanat aktörlerini bir araya getiriyor. Birbirinden farklı sanatsal etkinlikler, paneller, kısa film gösterimlerinin yanında Server Demirtaş’ın “KORO” ve Varol Topaç’ın “Bir-Lik” isimli kinetik sanat çalışmaları etkinlik boyunca sergileniyor. Swissôtel Büyük Efes’in 800’ü aşkın sanat eserinin yer aldığı koleksiyonun yeni üyesi, Turner Ödül’lü ünlü İngiliz Heykeltraş Antony Gromley’in “TIP” adlı heykeli ise sanat günleri çerçevesinde sanat severlerle Swissôtel’in bünyesinde ilk kez buluşuyor.
19-21 Şubat’ta, 11:00-20:00 saatleri arasında otelin Kordon salonu ve genel alanlarında gerçekleşecek olan etkinliğin bir bölümü ise İzmir’de yer alan farklı sanat merkezlerinde gerçekleşiyor. K2 Sanat Merkezi ve Antidepresanat’ın yanında 50’yi aşkın sanatçının eseri, Kültür Park Sanat Galerisi’nde yer alan T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, İzmir Resim ve Heykel Müzesi Sergisi’nde sanat tutkunlarını karşılıyor.
"Tahayyül Ya da Bir Gelecek Düşü" isimli sergi 5 Şubat - 19 Mart tarihleri arasında Kare Art Gallery'de izleyiciyle buluşuyor. Geleceği düşlemenin minör olanaklarını sorgulayan sergide yer alan sanatçılar: Arzu Eş, Arda Diben, Monika Bulanda, Mehwis Iqbal, İbrahim Yüzer Gencer, Bora Başkan, Metin Çelik,Can Mocan, Mehmet Öğüt, Volkan Kızıltunç, Ekin Su Koç, Yeşim Şahin, Melike Kılıç.
Sergide yer alan tek tek her eser sanatçının kişisel imgelemini taşıyan bir düşleme önerisi niteliğinde. Bu yönüyle sanatsal üretim kendisinde, yaşanan çağ ve çevreyle ilgili olanın eleştirisini de sonuna kadar barındıyor. Farklı disiplinlerde üretilmiş eserleri bir araya getiren sergi, sanatçıların pratikleri üzerinden kişisel imgeleme dünyalarına açılıyor.
Pera Müzesi “Bu Bir Aşk Şarkısı Değil: Video Sanatı ve Pop Müzik İlişkisi” sergisi kapsamında Ocak ayında üç farklı etkinlik düzenliyor. Caden Manson ve CANAN’ın konuşmacı olacağı ve biriken işbirliğiyle düzenlenen ilk iki etkinlikte performans sanatının diğer sanat disiplinleriyle ilişkilerine değinilirken, 29 Ocak Cuma günü düzenlenen “LeşX” başlıklı şiir performansını Efe Murad gerçekleştiriyor.
Caden Manson ve yenilikçi performans
Big Art Group’un kurucularından Caden Manson, Pera Müzesi’nde 23 Ocak Cumartesi günü saat 14:30’da Aracı Olan Bedenler: Big Art Group’un Tarihi başlıklı bir konuşma gerçekleştiriyor. New York kökenli bir deneysel performans topluluğu olan 1999’da Caden Manson ve Jemma Nelson tarafından kurulan Big Art Group, kültürlerarası etkileşime odaklanıp metin, teknoloji ve deneysel iletişim yöntemlerini kullanarak yenilikçi performanslar ortaya koyuyor.
CANAN’dan ‘kendini sahneleme’
Farklı disiplinlerde ürettiği işleriyle tanınan CANAN, 27 Ocak Çarşamba günü saat 18:30’da Bir Mücadele Aracı Olarak Sanatçının Bedeni başlıklı bir konuşma gerçekleştiriyor. CANAN, konuşmasında performanslarından, kendini sahnelemekten ve feminizmden söz ediyor.
Efe Murad’dan şiir performansı
Şair ve tarihçi Efe Murad “LeşX” başlıklı şiir performansını 29 Ocak günü Uzun Cuma kapsamında saat 20:00’da gerçekleştiriyor. Murad şiirini “basbayağı karanlık ve tüm çıplaklığıyla dünyaya dair” diyerek tanımlıyor.