
BBC World’ün “western ve indie rock’ı Türkiye’nin müzikleriyle buluşturan” müzisyen olarak nitelendirdiği Gaye Su Akyol, 23 Ocak akşamı Babylon Bomonti'de dinleyenleriyle buluşuyor.
Bas, davul, gitar triosuna eklediği yerel çalgılarla doğu ve batı müziğini sentezleyerek hazırladığı albümü “Develerle Yaşıyorum”u ve sevilen parçalarını seslendireceği bu konseri kaçırmayın.
İstanbul Modern Sinema, Türkiye’nin güncel sinemasında özgün sanatsal kimlikleriyle öne çıkan yönetmenlerle gerçekleştirdiği buluşma dizisine bir yenisini daha ekliyor. Yönetmenlerle Buluşma etkinliğinin üçüncü konuğu Zeki Demirkubuz oluyor.
Türkiye sinemasının “auteur” yönetmenlerinden biri olan Demirkubuz’un filmografisinde yer alan 10 film, SİYAD üyesi sinema yazarlarının sunumları ve oyuncuların katılımıyla izleyiciyle buluşacak. Gösterimlerin yanı sıra 4 Şubat’ta yazar Tarık Tufan ve Zeki Demirkubuz’un katılımıyla bir söyleşi de gerçekleşecek.
“Yönetmenlerle Buluşma 3: Zeki Demirkubuz” 4-14 Şubat tarihleri arasında İstanbul Modern Sinema’da.
Moliére’in en olgun eseri olarak görülen “Le Misantrophe / İnsandan Kaçan” usta yönetmen, yazar ve oyuncu Yiğit Sertdemir’in rejisi ve Tatavla Tiyatro’nun deneyimli kadrosuyla sahnede hayat buluyor.
Tatavla Tiyatro oyuncuları tarafından oynanacak oyunun başrolünü Eraslan Sağlam üstleniyor. Ona Ali Murat Altunmeşe, Ayça Bildik, Başak Kalkan, Ekremcan Arslandağ, Erhan Özkoç, Giray Altınok, Ömer Akgüllü, Şebnem Usanmaz, Tuba Zehra Sağlam, Ulaş Akşit, Yasemin Yeşilgöz ve Yeşim Egemen Özaydın eşlik ediyor.
İnsanların ve dünyanın kokuşmuluğunu mizahi bir dille anlatan oyunda Sertdemir, oyunu farklı bir hareket düzeniyle seyirciye ulaştırıyor. Oyunun koreografisi Senem Oluz’a, sahne tasarımı Candan Seda Balaban’a ait.
Oyun 8-27 Şubat tarihleri arasında Tatavla Sahne’de.
Plato Sanat, natürmort resmin çağdaş sanattaki çeşitli görüş ve anlamlarını ele alan “Ölü Doğa” sergisine ev sahipliği yapıyor. Görsel sanatlardan dokuz sanatçıyı bir araya getirerek, sanatçıların farkı disiplin ve tekniklerinin yanı sıra fikir ve kavramlarını da bir arada sunan “Ölü Doğa” sergisi, 5 Mart tarihine kadar ziyaret edilebilecek.
Sergi Burçak Bingöl, Elif Boyner, Serkan Demir, İsmet Doğan, Orhun Erdenli, Melike Kılıç, Ilgın Seymen, Ekrem Yalçındağ ve sanatseverlerin katılımı ile 21 Ocak 2016 tarihinde açıldı. Ayşegül Çinici Yazıcı’nın direktörlüğünü yaptığı Plato Sanat, “Ölü Doğa” isimli yeni sergisinde; hayatımızdaki şeylerin anlamlarının eleştirel analizini ele alıyor. Bu analizi yaparken de, bir zamanlar cisimleri kavrama ve nesneleri fikirlere dönüştürme gücüne sahip olan sanat akımı natürmort’un, güncel geçerliliğinin gözden geçirilmesine de katkıda bulunuyor. Natürmort’un 17. yüzyıldan beri sanat tarihinin önemli bir konusu olduğunu ve yüksek estetik ve dekoratif değeri nedeniyle özellikle barok ve klasik dönemde popüler olduğunu vurgulayan Plato Sanat Daimi Küratörü Marcus Graf, eserlerin yalnızca ressamın ustalık becerilerini göstermekle kalmadığını; her bir nesne, sıvı, hayvan, böcek, meyve ve sebzenin, hayat ve ölüm üzerine metaforik anlamı olarak dünyanın hallerine gönderme yaptığını açıklıyor. Bu anlamda natürmortun gerçek ve metafiziğin bir aynası olduğunu söyleyen Marcus Graf, aynı zamanda insan ile kullandığı ve çevrelendiği şeylerle de bağlantılı olması sebebiyle natürmortun, “Şeylerin Dünyası”nın (Dingwelt) bir yansıması olduğunu belirtiyor.
Ardan Özmenoğlu’nun 2016 yılındaki ilk kişisel sergisi “Abilerim Ablalarım”, Ankara ve İstanbul’da aynı zamanda iki ayrı galeride bir bütün olarak gerçekleşiyor. Galeri Siyah Beyaz ve Öktem&Aykut, Türkiye güncel sanat ortamında istisnai bir işbirliği yaparak, Özmenoğlu’nun tek sergiye ait birbirini tamamlar nitelikteki yeni eserlerine beraberce ev sahipliği yapıyor.
Özmenoğlu eserlerinde Türk ve küresel popüler kültüre ait ifade ve imgeleri altüst edişi ile tanınıyor. Özellikle post-it not kağıtları ve neon kullanarak ürettiği eserlerinde, malzemenin beraberinde getirdiği anlam yükü ile beraber; kültürel tarih ve gündelik hayatın üst üste bindiği özel bir dil geliştiriyor. Özmenoğlu, iletişim ve teknoloji hızıyla tanımlanan çağımızda, anlam ve referans bolluğunun kaygan zemininde, işaretler ve imgeler arasından yaptığı slalom ile Türkiye güncel sanatında benzersiz bir çizgi tutturuyor.
“Abilerim Ablalarım”, Özmenoğlu’nun referans havzası ile malzeme ve imge dağarcığını genişleten bir sergi. Sergide, Özmenoğlu’nun eleştirel yaklaşımı ile mizahı ise iyiden iyiye keskinleşiyor. Yine de bu keskin dil, Türkiye kitle kültürünü sevecenlikle kucaklıyor, onu alt üst ettiği anlarda, yaşadığımız hayatı bir nebze havalandırmış da oluyor.
Sergi 15 Ocak-17 Şubat tarihleri arasında ziyaret edilebilir.
Sanat dünyasının popüler ismi Jeff Koons bugün 61 yaşına girdi. Günlük hayatta kullanılan oyuncak ve hediyelik eşya gibi nesneleri heykellere dönüştüren Jeff Koons sanat dünyasının en ikonik isimlerinden biri. Anıtsal büyüklükte renkli tablolar, paslanmaz çelikten ayna yüzeyli balon hayvanlar gibi ismiyle bütünleşmiş eserlerin sahibi sanatçı kitsch üretim diliyle tanınıyor.
Sansasyon yaratma, dikkat çekme, ön planda olma gibi popüler etkileri çok seven sanatçı Barbara Kruger’ın ifade ettiği gibi “organik olmayana verdiği seksi cazibe ile bilinir”. Koons kendisini şu sözlerle ifade ediyor: ‘‘Sanırım benim hayat görüşüm, yargılamayı, yadırgamayı ve eleştiriyi ortadan kaldırmaktan ibaret. Zaten biz kendimizi olduğumuz gibi kabul edebilirsek, insanları da rahatlıkla anlayabiliriz. Kabullenmek bize ve dünyaya yardım eder. Her şeyi olduğu gibi kabul edebilmek ve oldukları gibi sevmek önemli.’‘
Radiohead, bu sene çıkması beklenen dokuzuncu stüdyo albümleri için turne yapacağını duyurdu.
İsviçre’deki OpenAir St. Gallen festivalinin headline’ı olarak açıklanan grubun, 2016 yazı boyunca Amerika’da birçok festivale katılarak konser vermesi planlanıyor.
Primavera Sound Festival’in 2016 programında yer aldığı açıklanan Radiohead, ayrıca NOS Alive Festivaline de katılıyor.
Haziran ayında bir Kuzey Amerika turu yapacakları da gruba yakın kaynakların duyurduğu haberlerden biri.
Pera Film, Pembe Hayat işbirliğiyle 22-24 Ocak tarihlerinde LGBTT Dayanışma Derneği’nin düzenlediği Pembe Hayat KuirFest’in beşinci yaşını kutluyor.
LGBTT hakları mücadelesine sanat aracılığıyla ifade alanları yaratmayı amaçlayan Pembe Hayat KuirFest sinema, video, edebiyat, tiyatro, müzik gibi pek çok ifade biçimiyle de LGBTT bireylere yönelik ayrımcılığa ve şiddete dikkat çekiyor.
Dünya festivallerinden ödüllü kurmaca filmler ve belgeseller, sinema tarihinin yönünü değiştiren kült yapımlar, dünyanın dört bir yanından programcılarla birlikte hazırlanan kısa film ve animasyon seçkileriyle yoldaşlık, kimlik, ırk, aşk, dostluk, aile, büyüme, ayrımcılık, direniş, sanat gibi temaları merkezine alırken, dünyanın dört bir yanından yapımlarla dünden bugüne kuir hareketin tarihini de mercek altına alıyor.
22 Ocak //13.00
Uygunsuzlar
22 Ocak // 15.00
Sen Bakmazken
22 Ocak // 17.30
Gizli Dosya: Tab Hunter
22 Ocak // 19.30
Kırık Gardenyalar
24 Ocak // 13.00
Yalnız Yıldızlar
24Ocak // 15.00
Bu Eve Hoşgeldiniz
D22’nin ocak ayında sahneye koyduğu yeni oyunu Kuş Öpücüğü izleyiciyle buluşmaya devam ediyor.
Oyunda hayatını sokaklarda akerdeon çalarak kazanan hasta bir oğul (Mehmet) ve oğluna yıllar sonra kavuşan bir annenin(Hatice) hikayesi anlatılıyor. Karakterler torbacılarıyla, hırsızlarıyla, normalleşmiş polis müdahaleleriyle günlerin geçtiği bir bir mahallede, tek göz odada yaşar. Mehmet’in kronik kalp yetmezliğine çare arayan Hatice çözümü acımasız televizyon dünyasında bulmaya çalışır.
Kuş Öpücüğü, toplumsal yaralara parmak basarak bir anne-oğul hikayesini gözler önüne seriyor.
Yazan: Berkay ATEŞ
Yöneten: Can KULAN, Emir ÇUBUKÇU
Oynayanlar: Berkay ATEŞ, Güneş HAYAT, Mesut ÖZKEÇECİ
Oyun 23 ve 30 Ocak tarihlerinde D22’de.
Cem Dinlenmiş'in üçüncü solo sergisi "Görsen Kesin Tanırsın", hayali bir inşaat firması olan Akarca İnşaat'ın hikayesinden yola çıkarak, şehirde yaşanan değişimi ironik bir bakış açısıyla irdeliyor. Sanatçı, güncel ve toplumsal olaylara dair yaklaşımını, kurgu ve gerçek olayları birleştirerek çalışmalarına taşıyor. Akarca İnşaat'ın, nalbur olarak kurulduğu günden bugüne Esenyurt'la birlikte yaşadığı değişimi tuval ve ahşap işlerinde izleyiciye aktaran sanatçı, ilçeye dair çizdiği şifreli haritayı da sergiliyor. Bunların yanında Aksaray'daki İSKİ Binası, kentsel dönüşümle mücadele eden Tozkoparan Mahallesi gibi farklı mekanları resimleyen sanatçı, karikatürlerindeki gündemi izleme alışkanlığını farklı bir ölçekte sürdürüyor. Penguen'de çizerliğe devam eden genç sanatçının, "Her şey Olur" köşesinde yer alan işleri, Roma, MAXXI Müzesi'nde gerçekleşen "Istanbul: Passion, Joy, Fury" karma sergisinde, 30 Nisan 2016 tarihine kadar görülebilir. "Görsen Kesin Tanırsın" sergisi ise 28 Ocak - 27 Şubat 2016 tarihleri arasında x-ist'te ziyaret edilebilecek.