
Nebil Özgentürk’ün 57 yıl önce Türkiye’den Almanya’ya göç edenlerin hayatını, gurbette çektikleri vatan hasretini anlattığı belgeseli Almanya’ya Göçün Hatıra Defteri’nin prömiyeri; vatan hasreti çekerek bir ömür geçiren ve sürgünde ölen şair Nâzım Hikmet’in 116. doğum yılı şerefine, Almanya’nın Wuppertal kentinde 20 Ocak Cumartesi akşamı gerçekleşecek.
Hazırlığı 1,5 yıldan fazla süren belgeselde, oğlu neo-Nazilere katılan bir Erzincanlıdan, Berlin Duvarı’nın dibine gecekondu yapan Osman Kalın’a; Alman ordusunda yarbay olarak görev yapmış Tuncelili bir Alevi’den, Almanya’da parlamenterliğe yükselen ya da Almanya’yı dünyada temsil eden Fatih Akın, Mesut Özil gibi Türk asıllı yıldızlara birçok isme; kiliseden cemevine dönüştürülen bir binadan, vefat olmayınca mezarlıkları elinden alınmak istenen Ermeni cemaatine birbirinden dikkat çekici öyküler yer alıyor.
İstanbul Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı ile Köln Nâzım Hikmet Kültür Sanat Vakfı’yla Dayanışma Derneği tarafından organize edilen gecenin sunuculuğunu Selçuk Yöntem üstlenirken, Zülfü Livaneli, Rutkay Aziz, Leman Sam, Tilbe Saran, Melike Demirağ, Ferhat Livaneli gibi pek çok sanatçı şarkı, şiir ve konuşmalarla geceye katkıda bulunacaklar. Gecede aynı zamanda, Nâzım Hikmet Türk Alman Dostluk Ödülleri de sahiplerini bulacak.
Alexandra Wood’un yazdığı ve Murat Daltaban’ın yönettiği İnsan Kulağı (The Human Ear) 19 Ocak’ta prömiyer yapıyor. Esin Alpogan ve Serhat Teoman’ın oynadığı İnsan Kulağı oyununun ikinci yönetmenliği Mert Öner tarafından yapılıyor. Oyunun müzikleri Oğuz Kaplangı, dekor tasarımı Murat Daltaban, ışık tasarımı Doğu Yaşar Akal tarafından hazırlandı.
Zamanın içinde savrulan sıradan bir aile. Çarpışmadan geriye kalan sessiz bir ev. Evi yalnızlığıyla tıka basa dolduran bir kadın. Bir kapı ve 10 yıl önce evden kovulan erkek kardeş. Annenin öldüğünü haber vermek için gelen polis memuru. Bir yabancı. Bir kulak. Kaybetmek, kaybolmak, güvenmek ve yeniden başlamak üzerine bir hikâye.
Her sene aynı tarihte düzenlenen #MuseumSelfieDay etkinliği bugün bir kez daha sanatseverlerle buluşuyor! Sosyal medyanın hayatımıza nasıl hükmettiğinin bir göstergesi olarak karşımıza çıkan #MuseumSelfieDay, dünyanın pek çok noktasında kutlanıyor.
Pek çok müzenin dahil olduğu bu güne bu sene ülkemizden Pera Müzesi bir etkinlik hazırlıyor. Pera Müzesi, “Bana Bak!: ”la Caixa” Çağdaş Sanat Koleksiyonu’ndan Portreler ve Diğer Kurmacalar” sergisi kapsamında, #MuseumSelfieDay’i kutluyor. “Bana Bak!” sergisinde çekilmiş selfielerini paylaşan her ziyaretçiye, Artshop’tan sürpriz bir hediye veriyor! Selfie’rinizi #MuseumSelfieDay ve #PeraMuzesi hashtag’leriyle paylamayı unutmayın.
Richard K. Morgan’ın kaleme aldığı Blade Runner ve Neuromancer gibi eserlerin izinden giden siberpunk türündeki Değiştirilmiş Karbon, İthaki Yayınları etiketiyle 19 Ocak’ta yayımlanacak.
Netflix’in yayımlayacağı distopik dizi Altered Carbon’un uyarlandığı 21. yüzyıl bilimkurgu edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan Değiştirilmiş Karbon son zamanların en dikkat çeken bilimkurgu-distopya romanlarından biri.
25. yüzyıl. İnsanlık BM’nin gözetimi altında tüm galakside hüküm sürmekte. Irk, inanç ve sınıf farklılıklarının hâlâ devam ettiği bu dönemde teknolojideki yükseliş hayatı âdeta baştan tanımladı. Bir insanın bilinci depolanarak yeni bir bedene (ya da “kılıf”a) kolayca indirilebilir hale geldi ve ölüm olgusu, ekrandaki bir bip sesine indirgendi.
Eski bir asker ve BM elçisi olan Takeshi Kovacs daha önce de öldürülmesine rağmen son ölümü bilhassa acı vericiydi. Evinden 180 ışık yılı uzakta, eski adıyla San Francisco, yeni adıyla Bay City’de yeni bir bedende uyanan Kovacs kendini, “varoluş”u alınıp satılır şeyler olarak gören bir topluma göre bile karanlık ve büyük ölçekli bir komplonun tam merkezinde buldu. Dünyanın en güçlü insanlarından biri olan Laurens Bancroft bir ölümün sırrını açığa çıkarmak için Kovacs’ı tutmuştu: Kendi ölümünün.
Dünyada ilk kez 9 yıl önce !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali tarafından başlatılan alternatif film dağıtım ve paylaşım projesi !f², bu yıl sınırlarını genişletiyor ve bir yıla yayılan bir sinema kulübüne dönüşüyor. !f İstanbul ve Yeni Film Fonu’nun ortaklığında Yeni !f² adını alan etkinlik, her ayın son Cumartesi günü, Türkiye veya Ortadoğu’dan seçilen bir filmi 40’tan fazla farklı noktada seyirciyle buluşturacak. Afyon’dan Batman’a, Tahran’dan Ramallah’a, 33 farklı şehirde aynı anda gerçekleşecek Yeni !f²’nin festival kapsamında gerçekleşecek ilk gösteriminin teması ise “Kadınlar Var, Hayat Var!” olacak. !f²'nin festival kapsamında gerçekleşecek ilk gösteriminde ise Nejla Demirci’nin Yüzleşme, Sadaf Foroughi’nin Ava, Brett Morgen'in Jane, Zeynep Köprülü’nün Dans Eden Kızlar ve Ayce Kartal’ın Kötü Kız adlı filmleri gösterilecek.
Movies that Matter ve Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu’nun desteğiyle düzenlenen Yeni !f², bu yıldan başlayarak yıl içine yayılıyor ve her ayın son Cumartesi günü, 40’tan fazla farklı noktada, en güncel ve heyecanlı belgesel ve kurmaca filmleri ortaklaşa izleme imkânı yaratıyor. Dünyamızın en can alıcı sosyal sorularını sinema üzerinden düşündürmeyi ve filmlerin yaratıcılarıyla canlı sohbetler yaparak seyirciye yeni keşif alanları yaratmayı amaçlayan Yeni !f²; !f ruhunu İstanbul, Ankara ve İzmir şehirleri dışında da yaşatan ve ortakların kendi şehirlerinde !f sinema klüplerini yaratacakları bir mini-festival olacak. Türkiye ve Orta Doğu’dan en yeni, uzun ve kısa metraj filmlerin ve belgesellerin gösterileceği Yeni !f², bu bölgeden çıkan ve dünyada henüz yeterince duyulamayan yeni seslerin geniş kitlelerce izlenebilmesi, tanınması ve takip edilmesini hedefliyor.
!f² ortakları ve gösterim mekânları ise şöyle:
Adana Adana Kültür ve Sanat Merkezi
Afyonkarahisar İbrahim Küçükkurt Konferans Salonu
Ankara Haymatlos
Antakya Seyba Butik Cafe
Antalya/Alanya Alanya Ticaret Odası
Antalya/Kaleiçi N’sin Cafe
Balıkesir/Ayvalık Ayvalık Sanat Fabrikası
Balıkesir/Ayvalık Halil Başyazgan Cumhuriyet Kültür Merkezi
Balıkesir/Bandırma Barış Manço Kültür Merkezi
Balıkesir/Karesi Necatibey Eğitim Fakültesi Konferans Salonu
Batman Batman Kültür ve Sanat Derneği Salonu
Bursa Konak Kültürevi
Çanakkale Ece Ayhan Kültürevi
Çanakkale/Adatepe Adatepe Taşmektep
Denizli Kitap Kurdu Kafe
Diyarbakır Eğitim-Sen Çok Amaçlı Salon
Edirne Trakya Üniversitesi Konservatuar Salonu
Eskişehir Yunus Emre Kültür ve Sanat Merkezi
Filistin / Ramallah
Filistin / Gaza
Filistin / Kudüs Middle East Nonviolence and Democracy
Gaziantep Gaziantep Makine Mühendisleri Odası
Giresun Giresun Üniversitesi Şehit Ömer Halisdemir Konferans Salonu
İran / Tahran Parking Video Library
İzmir/Alaçatı Papazz Restoran Cafe
İzmir/Alaçatı The Stay Warehouse
İzmir/Bostanlı İro Cafe
İzmir/Güzelbahçe Academico
İzmir/Konak Kırkmerdiven
İzmir/Konak Fransız Kültür Merkezi
İzmir/Seferihisar Seferihisar Çocuk Belediyesi
İzmir/Seferihisar Teos Yazarevi Araştırma ve Uygulama Merkezi
Kastamonu Ahmed Yesevi Konferans Salonu
Kıbrıs/Lefkoşa Studio 21
Lüleburgaz Lüleburgaz Sinema Topluluğu Derneği
Malatya İnönü Üniversitesi Kongre Kültür Merkezi
Manisa/Soma Sosyal Haklar Derneği Soma Temsilciliği
Mardin Sinek Cafe
Mardin/Kızıltepe Daktilo Kültür Sanat Kafe
Mardin/Nusaybin Kültür Evi
Mersin M. İlhan- A. Uğural Salonu
Muğla/Bodrum Zai Yeni Nesil Kütüphane
Muğla/Bodrum BodruM’ola
Muğla/Datça Metamorfoz Sanat Evi
Muş Genç Birikim Derneği
Nevşehir/Ürgüp Argos in Cappadocia-Bezirhane
Samsun OMÜ UZEM Salonu
Samsun TOG İğne Deliği Gençlik Merkezi
Trabzon Ruhi Türkyılmaz Sanatevi
Van Mephisto Tiyatro Kafe
Beyaz Müzayede’nin gerçekleştirdiği yılın ilk müzayedesi olan 42. Beyaz Çağdaş ve Modern Sanat Müzayedesi, sanatseverler tarafından yoğun ilgiyle karşılandı.
Müzayede kapsamında, dünya müzelerinde çok sayıda eseri yer alan, Türk Çağdaş Sanatı’nın en bilinen ustalarından biri olan Burhan Doğançay’ın 1974 tarihli eseri Red & Black Composition, 1 milyon 73 bin 210 TL’ye alıcı buldu. Eser, bugüne kadar tuval üzeri akrilik olarak yapılmış bir Burhan Doğançay eseri için rekor satış fiyatına ulaştı.
Fahrelnissa Zeid’in komşusu ve en yakın arkadaşlarından olan Mona Muasher’i resmettiği 100x90 cm ebadındaki Mona isimli portre, 946 bin 950 TL’den alıcısını bularak müzayedenin en yüksek fiyat ile satılan ikinci eseri oldu. Fahrelnissa Zeid’in öğrencilerinden olan Hind Nasser’in oğlunu resmettiği 120x100 cm ebadındaki Naughty Boy isimli yapıtı ise 757 bin 560 TL ile müzayedenin en yüksek fiyatla satılan üçüncü eseri oldu.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın 2014 yılında hayatını kaybeden Talât Sait Halman anısına armağan ettiği Talât Sait Halman Çeviri Ödülü bu yıl, James Joyce’un Finnegans Wake eserinin Finnegan Uyanması çevirisiyle Fuat Sevimay’ın oldu.
Fuat Sevimay’a 15 bin TL değerindeki ödülü, 15 Ocak Pazartesi akşamı İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı’nın ev sahipliğinde düzenlenen Nejat Eczacıbaşı Binası’nda yer alan Firuze’de düzenlenen özel bir yemekte takdim edildi.
Yemeğe Bülent Eczacıbaşı ve Fuat Sevimay’ın yanı sıra Seçici Kurul başkanı Doğan Hızlan ile Seçici Kurul üyeleri çevirmen ve eleştirmen Sevin Okyay, yazar ve çevirmen Ayşe Sarısayın, yazar ve çevirmen Yiğit Bener ile yazar ve çevirmen Kaya Genç de katıldı. Yemekte ayrıca İKSV Genel Müdürü Görgün Taner, Sel Yayıncılık temsilcileri ile gazeteci ve yazarlar da yer aldı.
Seçici Kurul Başkanı Doğan Hızlan ise Talat Sait Halman Çeviri Ödülü’nün üçüncü yılında güven ve saygınlık kazandığını, her yıl katılan kitap sayısının arttığını, yayınevlerinin giderek daha çok eserle başvuru yaptığını aktardı. Hızlan, daha sonra “James Joyce’un 1939 tarihli ‘Finnegans Wake’inin geceye ve düşlere açılan, dilleri ve tarihleri bir araya getiren cümlelerini Türkçe söylemekteki yaratıcılığı, cesareti ve oyunculuğu” gerekçesiyle Fuat Sevimay’ı layık bulduklarını açıkladı.
Pera Palace Hotel’in sekiz yıldır devam eden “Perşembe Edebiyat Buluşmaları”nın yeni yıldaki ilk konuğu Algan Sezgintüredi olacak.
Sezgintüredi, okurlarıyla son kitabı Süperben hakkında konuşacağı bir edebiyat buluşması gerçekleştirecek. Buluşma, 18 Ocak Perşembe günü, saat 16.00’da Pera Palace Hotel’de gerçekleşecek. Herkesin katılımına açık ve ücretsiz olacak olan söyleşiye katılmak isteyenler 0212 377 40 00’ı arayarak rezervasyon yaptırmalı.
Mixer, Ahmet Ergenç küratörlüğünde Sadık Arı, Fulya Çetin, Sinem Dişli, Ece Eldek, Didem Erbaş, İris Ergül, Çınar Eslek, Eda Gecikmez, Hatice Çiçek, Ata Kam, Huri Kiriş, İhsan Oturmak, Gümüş Özdeş, Mert Öztekin, Deniz Pasha, Ekin Saçlıoğlu, Ahmet Sarı, İlhan Sayın, Yusuf Sevinçli ve İrem Sözen’in çalışmalarından oluşan “Hayvanların Tarafı” adlı karma sergiye ev sahipliği yapacak.
20 Ocak tarihinde açılacak olan sergi adını Nazlı Karabıyıkoğlu’nun Hayvanların Tarafı adlı hikâye kitabından alıyor. Sergide bir araya gelen işler insandan ve uygarlıktan uzaklaşıp hayvan ve tabiata dair ihtimallere odaklanıyor. İnsanın karşısında “insan-dışı”nı, uygarlık karşısında “uygarlık-dışı”nı düşünmeye çalışan bu işler insan merkezci bir bakıştan kurtulup yabana ve doğaya yönelerek yeni bir bakış öneriyorlar.
“Hayvanların Tarafı” Mixer’in Karaköy’deki mekânında 24 Şubat’a kadar görülebilir.
Kapak Görseli: Huri Kiriş - İsimsiz Untitled
Paul Joseph Fronczak ve Alex Tresniowski’nin birlikte yazdığı, Fronczak’ın gerçek hayat hikâyesini anlatan Kan Bağı, hep kitap etiketiyle 19 Ocak’ta raflarda yerini alacak.
Engin Süren’in İngilizce aslından dilimize çevirdiği kitap, Paul’ün biyolojik ailesini bulmak için verdiği mücadeleyi; bir kaçırılma ve gerçek kimliğini arama hikâyesini anlatıyor.
1964 yılında kendini hemşire olarak tanıtan bir kadın Paul Fronczak adlı bir oğlan çocuğunu Chicago’daki bir hastaneden kaçırır. Bu olaydan iki yıl sonra New Jersey’deki bir mağazanın dışında terk edilmiş bir oğlan çocuğu bulunur. Onun hastaneden kaçırılan çocuk olduğunu düşünen polis annesine ulaşır, kadın da bulunan çocuğun kendi çocuğu olduğunu doğrular. Aile on beş yıl boyunca oğullarıyla bir araya geldiklerine inanarak yaşar ama Paul gerçekten onların oğlu olduğundan hiç emin değildir.
Yıllar sonra ilk çocuğu doğan Paul, DNA testi yaptırır. Test sonuçları onun Paul Fronczak olmadığını doğrulamaktadır. Bunun üzerine Paul hastaneden kaçırılan gerçek Paul’ü aramak ve kendisini kimin, neden bıraktığını bulmak için araştırmalara başlar.