
İsveçli gazeteci ve yazar Katrine Marçal’ın yazdığı kitap, Ali Arda’nın dilimize çevirdiği Adam Smith’in Yemeğini Pişiren Kimdi?: Ekonomide Kadının Görünmez Eli kitabı, Koç Üniversitesi Yayınları’nın (KÜY) Ekonomi kategorisinde yayımladı.
Görünmez el, iktisatta en çok bilinen ifade; temel iktisat anlatısına göre her şeye dokunur, her şeyi yönetir, her şeye karar verir ama ne görünür ne de hissedilir. Yukarıdan, dışarıdan müdahale etmez, şeyleri kurcalayıp yerlerini değiştirmez; bireylerin eylem ve seçimlerinin içinde ve arasında ortaya çıkar. Sistemi çekip çevirir.
Katrine Marçal, var olmak için bağımlı olduğu kadını “öteki” olarak tanımlayan erkek üzerine kurgulanan standart iktisat anlatılarını sorgulayarak, bir de görünmez cins olduğunu hatırlatıyor. Tıpkı “ikinci cins” gibi bir “ikinci iktisat” da olduğunu gözler önüne sererek, hesaba katılmayan “kadın”ı denkleme dâhil ediyor.
Tiyatro Keyfi sezon sonuna kadar programında yer alacak oyunları duyurdu. Çeşitli şehir ve mekânlarda birçok farklı prodüksiyonla temsil verecek olan Tiyatro Keyfi’nin Çocuk İstiyorum, Ted Bundy ve Gözlerin Ardında Müzikal oyunları öne çıkanlar arasında. Bekir Aksoy'un yazdığı, Turgay Kantürk’ün yönettiği çok ilgi gören komedi Çocuk İstiyorum'da usta oyuncular Çiçek Dilligil, Bekir Aksoy ve Kemal Başar rol alıyor. Onlara genç yetenek Defne Bölükbaşıoğlu eşlik ediyor. Işık tasarımını Yüksel Aymaz, kostüm tasarımını Mine Erbek Gökbuget, müziklerini Bora Öztoprak'ın yaptığı oyun, 27 Ocak’ta CKM Büyük Salon’da olacak.
Dünyanın gördüğü en acımasız seri katil, kurbanlarına öldürdükten sonra tecavüz eden Ted Bundy'nin celladıyla geçirdiği son saatini konu edinen Ted Bundy, dünyada ilk kez Tiyatro Keyfi tarafından sahneye taşınıyor. 24 Ocak günü Duru Tiyatro’da sahnelenecek oyunda Ted Bundy rolünde olan Reha Özcan’a Kemal Başar eşlik ediyor.
Nava Semel’in dünyaca ünlü çarpıcı metni ilk kez Gözlerin Ardında Müzikal ile konser / tiyatro formunda sahneleniyor. Ünlü pop sanatçısı Özgün ve orkestrası sanatçının çok bilinen şarkıları ve eser için yeni yaptıkları ile canlı ve akustik olarak sahnede olacak. Down sendromlu oğlunun doğumundan sonra herkes tarafından yalnız bırakılan anneyi ise Eda Kandulu oynuyor. Seyirciyle iç içe sergilenen ve aynı zamanda bir down sendromu farkındalık projesi de olan eseri Kemal Başar yönetiyor.” Tiyatro Keyfi’nin 17 Şubat tarihinde İstanbul’da prömiyer yapacak olan yeni eseri Gözlerin Ardında Müzikal, Nisan ayında Londra Tiyatro Festivali’nde tek gösterimle, Mayıs ayında ise Uluslararası Jaffa Tiyatro Festivali’nde 3 gösterimle yer alacak. Tiyatro Keyfi’nin takvimine aşağıdan diğer oyunlarla ilgili detaylı bilgilere www.tiyatrokeyfi.com.tr adresinden göz atabilirsiniz.
TAKVİM
16 Ocak Salı - Aşk ve Mucize Ekstravaganza, CKM A Salonu
24 Ocak Çarşamba- Ted Bundy, Duru Tiyatro
26 Ocak Cuma - Camille, Ankara Sanat Tiyatrosu, Ankara
27 Ocak Cumartesi- Çocuk İstiyorum, CKM Büyük Salon
15-16 Şubat Çocuk İstiyorum –Ege Turnesi (İzmir, Ayvalık)
17 Şubat Cumartesi- Gözlerin Ardında Müzikal, Duru Tiyatro
21 Şubat Çocuk İstiyorum, Ankara Yenimahalle Belediyesi Dört Mevsim Tiyatro Salonu
22 Şubat – Çocuk İstiyorum, Ankara Eskişehir
22 Şubat Perşembe- Gözlerin Ardında Müzikal, Borusan Oto Dolmabahçe Sahne
28 Şubat Çarşamba - Çocuk İstiyorum, Duru Tiyatro
1-2-3-4 Mart Çocuk İstiyorum – Güney Turnesi (1 Antakya, 2 İskenderun, 3 Gaziantep, 4 Adana)
8 Mart Perşembe - Gözlerin Ardında Müzikal - Borusan Oto Dolmabahçe Sahne
30 Mart Cuma - Gözlerin Ardında Müzikal - Borusan Oto Dolmabahçe Sahne
27 - 28 -29 Nisan, Çocuk İstiyorum – Londra Türkçe Konuşanlar Tiyatro Festivali
Eserin biletlerine hizmet bedeli ödemeksizin http://tiyatrolar.com.tr/tiyatrokeyfi linkinden ulaşılabilir. Rezervasyon ve bilgi için topluluğun 05382722379 nolu telefonu aranabilir, bilgi ve yine hizmet bedelsiz biletler için topluluğun www.tiyatrokeyfi.com.tr adresindeki internet sitesi ziyaret edilebilir.
Sanatçı Bubi, İş Sanat Kibele Galeri’ye konuk oluyor. Eserlerinde, uygarlık öncesi dönemlerin Mısır, Mezopotamya ve özellikle Anadolu kültürlerinin izini süren, “güzel”in ötesini arayan, kuralsızlıktan ve kusurlardan beslenen Bubi, “Dikişler”, “Yamalar”,“Aplike Yüzeyler”, “İkonalar”, “Kafesler” ve “Düğümler” gibi farklı teknikler kullanarak yaptığı çalışmaların yanı sıra heykellerinden de bazı örnekleri sergileyecek.
“Bubi 6 Dönem” sergisi, 10 Ocak – 3 Mart tarihleri arasında İş Sanat Kibele Galerisi’nde ziyaret edilebilir.
Adam Johnson’ın raydan çıkmış hayatlarını yoluna sokabilmek için güç toplamaya çalışan insanların öykülerini anlattığı kitabı George Orwell Arkadaşımdı, Deniz Keskin’in çevirisi ve Yüz Kitap etiketiyle ilk kez Türkçede yayımlandı.
Johnson, öyküleri ister New Orleans’ta veya Palo Alto’da ister Kore’de geçsin, aynı duyarlılık ve kavrayışla yazan bir virtüöz. Bu sayfalardan şaşırtıcı, komik, hüzünlü ve derinden sarsıcı sesler yükseliyor. Bu altı öyküde, Johnson sevgiyi ve kaybı, teknolojinin özel hayata nüfuzunun etkilerini ve siyasalın kişiseli nasıl biçimlendirdiğini keşfe çıkıyor. Johnson’un öyküleri harap olmuş Amerikan şehirlerinden terk edilmiş işkence odalarına, tanıdık gelen tekinsiz bir dünyada geçiyor.
Karısının hastalığı karşısında kendisini aciz hisseden ve kaçışı simülasyonlar yaratmakta bulan bir yazılımcı, yıkıcı bir kasırganın ertesinde küçük oğlunun sorumluluğu üstüne kalan genç bir baba, ailesini geride bırakıp ölmeye hazır olmayan kanser hastası bir kadın, yönettiği cezaevinde yapılan işkenceleri hâlâ inkâr eden sabık bir Doğu Alman hapishane müdürü, içindeki sapkınlığı dizginlemeye çalışan bir bilgisayar programcısı, Kuzey Kore’den kaçıp Güney’deki yeni hayatlarında bocalayan iki arkadaş.
Görsel: Kim Høltermand
Fatih Akın’ın son filmi In The Fade (Paramparça), 75. Altın Küre Ödül Töreni’nde Yabancı Dilde En İyi Film Altın Küre Ödülü’ne layık görüldü. Başrolünde Diane Kruger’ın yer aldığı film, Türkiye’de 2 Şubat’ta vizyona girecek. Filmin senaryosunu avukat Hark Bohm ile birlikte yazan Fatih Akın, daha önceki bir röportajında hikâyeyi bir Neo-Nazi grubunun işlediği cinayetlerden yola çıkarak oluşturduğunu anlatmıştı. Akın: "Türk kökenli olduğum için bu olaylar bende derin bir şok etkisi yarattı ve kardeşim de Hamburg'da bu cinayete kurban giden birini tanıyordu. Bu yüzden Paramparça'nın hikâyesinde bu olaylardan yola çıktım" demişti.
Fatih Akın, Beverly Hills’te düzenlenen tören sonrası yaptığı açıklamada: “Buralarda olmak çok güzel. Adaylık zaten benim için ödüldü. Diane olmasaydı bunu başaramazdım. İnşallah Oscar’da da oluruz. İlginç olan şey şu; şimdiye kadar yaptığım en kişisel filmim beni en ileriye götüren film oldu.” dedi. Diane Kruger ise: “Bu filmde yer almak hayallerimin gerçeğe dönüşmesini sağladı… Hayallerimdeki yönetmenle çalışma fırsatı buldum, çok gururluyum.” ifadelerini kullandı.
Dünya prömiyerini yaptığı Cannes Film Festivali’nde de büyük övgü toplayan In The Fade, Diane Kruger’a En İyi Kadın Oyuncu ödülünü getirmişti. Akın’ın “Bir yumruk gibi çarpıyor. Sevseniz de, sevmeseniz de kesinlikle kalbinizi yakacak” şeklinde nitelediği film, aynı zamanda Almanya’nın bu yılki Oscar adayı. Filmin fragmanına aşağıdan göz atabilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=UyjnzhXJlHU
Dino Buzzati’nin günümüzdeki temsilcisi olarak gösterilen Claudio Morandini’nin masal olamayacak kadar gerçek, gerçek olamayacak kadar büyülü romanı Kar, Köpek, Ayak, Timaş Yayınları etiketiyle yayımlandı.
Esma Fethiye Güçlü’nün dilimize çevirdiği romanda Morandini, küçük, sakin, pastoral parçaları alıyor; çokça hayal gücü, biraz hüzünlü yalnızlık, çılgın halüsinasyonlar ve edebiyatın büyüsüyle harmanlıyor.
İtalyan Alplerinde bir vadi. Kar fırtınaları, ormanlar ve taşlar. Bu vadinin en uzak köşesinde, unutulmuş, yıkık dökük bir baraka. Aksi, yaşlı, kafası hayli karışık ve yalnız –ama gerçekten çok yalnız– bir adam. Ve bir gün, beklenmedik bir şekilde kapısında peyda olan, düşük çeneli, biraz müstehzi, çokbilmiş bir köpek. Sığınılacak tek liman doğa, bir anda nasıl en ölümcül düşmana dönüşebilir? İnsan aklına, hafızasına gerçekten ne kadar güvenebilir? Yalnızlık bir adamı ne kadar delirtebilir?
İş Bankası Maximum Kart ana partnerliğinde 15 Şubat’ta başlayacak olan 17. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nin kapanış filmi belli oldu. Tüm zamanların en kötü filmlerinden The Room’un çekilme sürecinin tuhaflıklarla dolu trajikomik hikâyesini anlatan The Disaster Artist, Türkiye’de ilk kez !f İstanbul’da gösterilecek. Eleştirmenlerce James Franco’nun kariyerindeki en önemli proje olarak gösterilen filmin hem yönetmen koltuğunda hem de başrolünde James Franco yer alıyor. Film aynı zamanda birkaç gün önce Altın Küre’de aldığı En İyi Erkek Oyuncu Ödülü ile Franco’ya Oscar yarışını da garantilemiş görünüyor.
Franco’nun Wiseau’yu canlandırdığı filmde, Wiseau’nun en yakın arkadaşı Greg Sestero’ya Franco’nun kardeşi Dave Franco hayat verirken; Seth Rogen, Zac Efron, Kevin Smith, J.J. Abrams, Zach Braff, Lizzy Kaplan, Kate Upton, Sharon Stone, Adam Scott, Melanie Griffith, Kirsten Bell ve Judd Apatow gibi ünlü isimler de Franco kardeşlerin bu çılgın macerasına eşlik ediyor.
Son zamanlarda aksiyon filmlerinin öne çıkan ismi olan Liam Neeson önceki üç filminde birlikte çalıştığı yönetmen Jaume Collet-Serra ile The Commuter filmi için bir araya geldi. İkiliyi bir araya getiren, temposu hiç düşmeyen yeni bir gerilimli aksiyon filmi oldu. Filmin konusu:
Sigorta pazarlamacısı Michael’ın (Liam Neeson) hayatı işten eve gidip geldiği bir rutinle devam etmektedir. Sebebini anlayamadığı bir şekilde yıllardır emek verdiği işinden gerekçesiz çıkarılır. Ardından sürekli kullandığı hattaki trenin içinde gizemli bir yabancıyla (Vera Farmiga) iletişime geçerek bulunduğu trendeki bir kişinin kimliğini ortaya çıkarmak zorunda kalır. Zamana karşı yarışan Michael, kendini ölümcül bir komplonun içinde bulur. Hayatta kalmak ve diğer yolcuları kurtarmak artık onun elindedir. The Commuter filminin oyuncu kadrosunda Liam Neeson, Vera Farmiga, Patrick Wilson, Elizabeth McGovern, Sam Neill, Jonathan Banks gibi isimler rol alıyor. Fragmana aşağıdan göz atabilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=8R31UcSQqk4
Türk edebiyatının önde gelen yazarlarından Leyla Erbil'in bugün doğum günü. Erbil, yaşamı boyunca edebiyatımızda kendi sesini oluşturan, edebiyat dışında toplumsal ve siyasal anlamda sisteme karşı direnen, dik duruşuyla ilham veren bir yazar oldu.
*Yazarlığa ilk olarak hikâyelerle başladı. İlk hikâyesi Uğraşsız, 1956’da Seçilmiş Hikayeler Dergisi’nde yayımlandı. Daha sonra Dost, Yeni Ufuklar, Yeditepe, Ataç, Papirus, Yelken dergilerinde hikâyeleriyle yer aldı. Böylelikle ismini 1950’li yılların öncü yazarları arasına yazdırdı.
*Eserlerini “özgün” kılan ögelerin en önemlisi kurguya ve estetiğe önem veren diliydi. Erbil, dilin kalıplaşmış kurallarına uymadı. İç monologlar, kullandığı bilinç akışı anlatım tekniği belirleyici özelliklerinden birkaçıydı. Marx ve Freud onun oluşturduğu çizgisinde belirleyici isimler olmuştu.
*Yenilikçi ve tabuları yıkan bir yol izledi. Toplumun gerçek yüzüne ayna tutan bir yazardı. Evlilik, aile ve kadın cinselliğine karşı kalıplaşmış değer yargılarına eleştirel bir tutumla yaklaştı.
*Sistemin karşısında dik bir duruşa sahip olan Erbil, Türkiye Sanatçılar Birliği ile Türkiye Yazarlar Sendikası kurucuları arasındaydı, ayrıca PEN Yazarlar Derneği üyesiydi. Bunların yanı sıra 60’lı yıllarda Türkiye İşçi Partisi'in Sanat ve Kültür Bürosu'nda görev aldı.
* Yazar, kaleme aldığı Gecede isimli ikinci öykü kitabını Sait Faik Hikâye Armağanı için gönderir; ancak ödül Orhan Kemal ve Faik Baysal’e verilir. Bundan sonra Erbil hiçbir ödüle katılmaz, ama bu onun ödül almasına da engel olmaz. Erbil’e 1979 yılında ABD Iowa Üniversitesi yazara onur üyeliği; 2000- 2001 yılı Ankara Edebiyatçılar Derneği Onur Ödülleri armağan edilir. 2002 yılında PEN Yazarlar Derneği Erbil'i Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterdi. Erbil böylelikle Türkiye’den Nobel’e aday gösterilen ilk kadın yazar oldu.
*Leyla Erbil'in özel bağının olduğu pek çok isimden biri Ahmed Arif, bir diğeri Tezer Özlü'ydü. Arif’in Leyla Erbil’e duyduğu aşkı dile getirdiği mektuplar Leylim Leylim ismiyle İş Bankası Kültür Yayınları tarafından kitaplaştırıldı, yayımlandı. Erbil’in yakın arkadaşı Tezer Özlü’yle olan mektuplaşmaları da Yapı Kredi Yayınları tarafından Tezer Özlü’den Leyla Erbil’e Mektuplar ismiyle yayımlandı.
* Leyla Erbil’in ilk öykü kitabı Hallaç 1960’ta; son romanı Tuhaf Bir Erkek ise 2013’te, ölümünden kısa bir süre önce yayımlanmıştı.
* Türk modernist edebiyatın önemli örnekleriden sayılan eserlerinden bazıları: Hallaç, Gecede, Tuhaf Bir Kadın, Mektup Aşkları, Üç Başlı Ejderha, Kalan, Cüce, Kalan, Tuhaf Bir Erkek
“Yaralı doğar bütün insanlar, anlaşılmak, sevilmek, sevecenlik dilenir ömrünce…”Leyla Erbil
Sigur Rós, Black Mirror’ın dördüncü sezonunda yer alan Hang The DJ bölümü için Match ve End adında iki adet şarkı yaptı. Grup, birçok zaman müzikal olarak birlikte çalıştığı Alex Somers ile daha önce Captain Fantastic filminin soundtrack’i için bir araya gelmişti. Hang The DJ bölümü ise distopik bir flört uygulamasının önceden yürüttüğü tahminlerle yarattığı aldatıcı dünyayı konu alıyor. Sigur Rós’un Black Mirror’ın dördüncü sezonunda yer alan Hang The DJ bölümü için kaydettiği End parçasına aşağıdan ulaşabilir veya spotify üzerinden Match’i de dinleyebilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=WHgJQKeUzkw