
Rita Ender’in Türkiyeli otuz genç Yahudi’yle aile yadigârları üzerine söyleştiği kitabı Aile Yadigârları, Reysi Kamhi’nin çizimleriyle İletişim Yayınları etiketiyle yayımlandı.
Söyleşiler, farklı Yahudilik kültürleri hakkında canlı izlenimler sunuyor ve yadigâr kavramı üzerinden, geçmişle yüzleşmenin ve hatıra “kurmanın” sıradan insanlara ait somut, canlı tecrübelerini aktarıyor.
Çoğu için “aile yadigârı,” bir nesnedir: Bir kolye, bir bilezik, bir kıyafet, bir hesap makinesi, bir fincan, bir küllük veya fotoğraflar… Birisiyse “aile yadigârım, anılarım,” diyor. Biri “anneannem,” cevabını veriyor, aile yadigârı sorulunca. Kimisi özenle seçilip “değerli eşya” olarak yadigâr bırakılmış, kimisini çocuklar, torunlar, yeğenler kendisi seçmiş yadigâr diye… Bir yadigâr, sadece hürmeti, minneti, sevgiyi ve hatırayı saklamakla kalmaz. Belki bazen melankolisi ve neşesiyle geçmişin hislerini de taşır, kuşaktan kuşağa devreder.
Fotoğraf: Nazlı Erdemirel
Kadıköy Belediyesi, bu yıl 8- 9 Eylül tarihlerinde üçüncü kez düzenleyeceği Kadıköy Plak Günleri’nde, Müzeyyen Senar’ı anıyor. 2016 yılında düzenlenen ilk etkinlikte Zeki Müren ve Neşet Ertaş, 2017 yılında düzenlenen ikinci etkinlikte ise Fikret Kızılok anılmıştı. İki gün sürecek Kadıköy Plak Günleri, Kadıköy Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin bahçesinde gerçekleşecek.
Plak Günleri’nde, taş plaklar, pop, reggae, caz, indie, alternative, punk, rock ve elektronik gibi müzik türleri için düzenlenecek oturumlarda dönecek. Radyocu Gülşah Güray ve Kanat Atkaya “Radyocular Plakları Anlatıyor” söyleşisinde plak dünyasına dair bilgilerini paylaşacaklar. Her iki gün de konserle sonlanacak etkinlikte 8 Eylül Cumartesi 20:00’de Gözyaşı Çetesi, 9 Eylül Pazar günü ise Baba Zula konser verecek. Kadıköy Plak Günleri için detaylı bilgi ve programa http://plakadikoy.kadikoy.bel.tr/ adresinden ulaşabilirsiniz.
Galerist, sanatçı Burcu Yağcıoğlu’nun “İçeride” başlıklı kişisel sergisini 13 Eylül’de sanatseverlerle buluşturacak. Farklı ölçekte desen ve kolajların yer aldığı sergide sanatçı “simbiyogenesis” isimli evrimsel mikrobiyoloji teorisinden yola çıkarak öznenin eylemliliğini sorunsallaştırıyor.
Yağcıoğlu desenlerinde ve örgülü kolajlarında popüler bilimsel dergi arşivlerinden beden parçası imgeleri ile kesintiye uğramış̧ manzara unsurlarını, klasik Yunan heykellerinin fotoğrafları ile bilimsel görüntüleme tekniklerini yan yana getiriyor. “İçeride” sergisi 20 Ekim’e dek Galerist’te ziyaret edilebilecek.
Emre Yeksan'ın yazıp yönettiği, dünya prömiyerini 75. Venedik Film Festivali’nin Biennale College - Cinema bölümünde yapacak olan YUVA’nın afişi ve fragmanı yayımlandı. Emre Yeksan’ın, şehirdeki çevre felaketinin ardından yeni bir dünyayı keşfetmeye başlayan bir adamın öyküsünü anlattığı ilk filmi Körfez, dünya prömiyerini geçtiğimiz yıl 32. Venedik Uluslararası Eleştirmenler Haftası’nda yapmıştı.
Anna Maria Aslanoğlu’nun (İstos Film) yapımcısı olduğu YUVA, ormanda münzevi bir hayat yaşamayı seçmiş bir adamın hikâyesini anlatıyor. Biennale College - Cinema’nın 2017/18 döneminde finanse etmeye layık bulduğu üç projeden biri olan YUVA, dünya prömiyerini 30 Ağustos saat 17.00’de, 75. Venedik Film Festivali’nde yapacak.
https://www.youtube.com/watch?v=VnLJ8uv5Kyc
Aylık edebiyat ve kültür dergisi Varlık, Eylül sayısında yaşamın pek çok alanına değinen yazılara yer veriyor. Bu sayıda Nilgün Tutal, Yeşim Ceren Çapraz, Gül Dirican, Dilek Rodoplu, Orhan Şener’in hazırladığı “Benlik Arayışı Olarak Yoga” dosyası ele alınıyor. Dosyada “Gül Dirican gibi yogaya “ikiliğin olmadığı, ‘ben’in, egonun kırıldığı yolun yolcusu olma hali” olarak mı bakacağız? Orhan Şener gibi “yogacı dendiğinde” aklımıza “hayatın anlamını bulmaya çalışan, uhrevî, zayıf bir Hintli değil, şık taytının içinde güzel gözüken ve bundan oldukça memnun”, gösteri toplumunun bir üyesi mi gelecek?” sorularına cevap aranıyor.
Bu sayıda ayrıca Bursa’da Nilüfer Belediyesi kültür sanat-alanında yaptığı işler yer alıyor. İbrahim Yıldırım, Ayşe Sarısayın ve Gürsel Korat “Orhan Kemal’in Yapıtlarında Coğrafya ve Çocuklar” başlığı altında yazılarıyla yer alıyor. Gültekin Emre, Tuğrul Tanyol, Barış Dalkılıç, Alperen Diktaş ve Ayşenur Öztürk şiirleriyle; Deniz Özbeyli, Evrim Akdağ ve Demet Danki Erken öyküleriyle; Kader Aktü ve Filiz Mungan desenleriyle Varlık’ın sayfalarında karşılaşacağınız isimler.
Rumeysa Kiger, “Yaz Sezonunun Vazgeçilmez Öğrenci ve Genç Sanatçı Sergileri”, İnci Aydın, “Sanatın Özverili Adı: Agop Arad”, Murat Yalçın, “Sılaya Dönmeye de Yavrum Yeminli misin”, Halûk Sunat, “Dil Arızaları”, Selçuk Orhan, “Tutunamayan Olarak Bugünün Aydının Portresi”, Metin Turan, “Türkünün Uzun Irmağı: Ruhi Su”, İsmail Doruk, “Sinema ve Edebiyat: Ümit Ünal ile Söyleşi”, Elçin Sevgi Suçin, ““Ben-Öteki-Ben” Arasında Haydar Ergülen Şiiri”, Tozan Alkan, “Lirik ve Asi Şair María Eugenia Vaz Ferreira”, Şeref Bilsel, “Yeni Şiirler Arasında”, Jale Sancak, “Yeni Öyküler Arasında”başlıklı yazılarıyla okurla buluştular. Varlık’ta bu ay da Güncel Sanat, Şiirlerle Latin Amerika, Yeni Şiirler / Öyküler Arasında, Şiir Günlüğü, Küresel Haberler köşeleri ve son çıkan kitapların tanıtıldığı Varlık Kitaplığı bölümü de yerini alıyor.
Görsel: Anna Rudak
Bozlu Art Project Nişantaşı, heykel sanatçısı Kazım Karakaya’nın “Karşılaşma” başlıklı yeni sergisine ev sahipliği yapacak. Sanatçının metal ve taşı birlikte kullanarak yarattığı heykellerinin yer aldığı sergi, 6 Eylül’de sanatseverlerle buluşacak.
Sergisinde insan ve hayvan hallerinden, onların karşılaşmalarından, iki farklı unsurun bir araya gelmesi gibi olgulardan yola çıkan sanatçı, düşüncelerini çalışmalarıyla hayata geçiriyor. Tek olmak ile birden fazla olmanın, karşı karşıya durmanın, karşı karşıya gelmenin ve bu bir araya gelişin her iki tarafta yarattığı etkiyi ve enerjiyi sorgulamanın peşinden giden sergi, 13 Ekim’e dek Bozlu Art Project Nişantaşı’nda izlenebilecek.
Sakıp Sabancı Müzesi (SSM)’nin Sabancı Vakfı’nın katkılarıyla 2017 yılında başlattığı ve büyük ilgiyle karşılanan tiyatro etkinliği “Müzede Sahne, Fonda İstanbul”un ikinci edisyonunu 6-9 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Etkinlikte bu yıl, Haldun Taner, Latife Tekin, Ferhan Şensoy, Zeliha Berksoy, Metin Deniz gibi kendi ekollerini oluşturmuş isimlerle; Alper Kul, Çiğdem Erken ve Alican Yücesoy gibi sahne sanatçılarını bir araya gelecek.
Emre Koyuncuoğlu’nun sanat yönetmenliğini üstlendiği “Müzede Sahne – Fonda Tabloyu Tamamlayan Parçalar” kapsamında, toplumsal sorunlara değinen ve bu yönüyle seyircilerin belleğinde iz bırakan oyunlar sahnelenecek. Toplumsal gerçekçi bir yaklaşımla güncel meseleleri sahneye taşıyan eserler, Fıstıklı Teras’ta, SSM’nin Boğaz manzarasına karşı kurulacak platformda ve müzenin farklı mekânlarında izlenebilecek. Ayrıntılı bilgi ve program için www.sakipsabancimuzesi.org adresini ziyaret edebilirsiniz.
Ayalet Gundar – Goshen’in 2012 yılında İsral’de Sapir ve 2016 yılında İtalya’da Adei-Wizo ödüllerine layık görülen romanı Bir Gece Markoviç, Tuğçe Togo’nun çevirisiyle Cumartesi Kitaplığı etiketiyle yayımlandı.
“...Böyle insanların hiç yaşlanmayacaklarını düşünebilirsiniz. Hatta böyle isteyebilirsiniz. Zaman soluk ve yıkıcı ellerini uzattığında, hemen mitoloji yetişir imdada ve zamanın yarattığı hasarı önlemeye çalışır. Hayır olamaz, onlar olamaz! Onları yok edemezsiniz. Yaakov Markoviç son nefesine kadar aşkına ve günahına sadık kalacak. Aşk ve günah doğdukları ilk günkü tazeliğini koruyacak. Bella hayatında gördüğü en güzel kadın olmaya devam edecek ve Yaakov Markoviç’e olan öfkesi hiç azalmayacak. Zeev Feinberg ve Sonya yüksek sesle bağırmaya ve hatta daha da yüksek sesle sevmeye devam edecekler. Irgun komutan yardımcısı, günün birinde Irgun komutanı ya da ‘emekli komutan yardımcısı’ olmayacak, sonsuza kadar komutan yardımcısı kalacak... Her şeye rağmen devam ettiler ve yaşlandılar. Bu hemen olmadı. Asla hemen olmaz ve gücü tam da buradadır.”
Feminist-sosyalist yazar Rebecca West’in başyapıtı Askerin Dönüşü, Işılar Kür’ün çevirisiyle Everest Yayınları’nın Modern Klasikler serisinde yayımlandı.
Alışılagelmişin aksine, savaşın tahribatını cephedeki erkeklerin değil evde bekleyen kadınların gözünden anlatan bir roman Askerin Dönüşü. Aynı zamanda aşk, evlilik ve kıskançlık hakkında bir roman ama sosyal rolleri, sınıf ilişkilerini ve I. Dünya Savaşı sonrasında geri dönüşü olmayan biçimde değişen dünyayı sorguluyor.
Travma sonrası hafızasını kaybettiği için son on beş yılı hatırlamayan Chris cepheden geri döner. Evde onu bekleyen üç kadın vardır: ona umutsuzca aşık kuzeni Jenny, varlığını tamamen unuttuğu güzel karısı Kitty ve on beş yıl önceki sevgilisi yoksul Margaret. Kitty kusursuz sandığı evliliklerini hatırlamayan kocasının Margaret gibi sıradan bir kadınla olmak istemesini kabullenemez. Jenny kuzeninin mutluluk ve sorumlulukları arasında gidip gelişini acıyla izler. Küçümsedikleri Margaret ise gerçek sevginin ne olduğu konusunda onlara çok şey öğretecektir.
Görsel: David Schermann
Mixer, sezonu 14 Eylül’de Alican Leblebici’nin kişisel sergisi “Son Çağrı” ve karma fotoğraf sergisi “Yakınlaşma” ile açıyor. Alican Leblebici “Son Çağrı” başlıklı sergisini beden, sınır ve güvenlik politikaları üzerine kurguluyor. Sanatçı eserlerinde, günlük yaşantımız içinde görmeye alışkın olduğumuz ve tanıdığımız nesneler üzerinden ürettiğimiz korkuları ele alıyor.
Emre Baykal, Nazlı Erdemirel ve Esra Özgüroğlu’nun bir araya geldiği “Yakınlaşma” ise doğa ve zihin arasındaki bağlantıya odaklanıyor. Sergiler 20 Ekim’e kadar izlenebilecek.