06 KASIM, CUMA, 2015

Tüm Sanat Dalları Birbiriyle Kardeş Tıpkı İnsanlar Gibi

İstanbul’da "Cahide Sonku Müzikali" ile aldığı övgüler, New York’ta "Çekmeceler" filmindeki rolüyle değer görüldüğü "Chelsea Film Festivali Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü" ile son zamanlarda kültür sanat dünyasına ardarda ışığını ekleyen Nilüfer Açıkalın’la yazarlığı, edebiyat ve diğer sanatları, Cahide’yi konuştuk.

Tüm Sanat Dalları Birbiriyle Kardeş Tıpkı İnsanlar Gibi

Öykü ya da roman, bir metni kotarırken nasıl bir yol izliyorsunuz? Yazma süreciniz yaratım sürecinize ne kadar dahil oluyor? Metninizin içindeki karakterler kafanızdaki olay örgüsünün yönünü değiştirebiliyor mu mesela? Ya da seçtiğiniz bir mekân, karakterinizin davranışlarını sizin arzunuz dışında etkileyebiliyor mu?

Yazdığım metnin önce hakimi sonra mahkumu oluyorum. Gönüllü kölelik ediyorum metne, bazen efendiyim bazen köle. Her adımda gönüllüyüm, onu severken de onunla yaşarken de ondan ayrılırken de. Her metnin kendine göre bir nabzı var şerbet bende. Yazdıklarımla aramda karşılıklı bir aşk var çünkü özgürlüğün ne demek olduğunu yazarken anlıyorum ve yaşamak için ihtiyaç duyduğum yegâne amaç yazmak.

Karakterlerin metne dahil olma süreçleri beni yazarken en çok heyecanlandıran şey çünkü bazen olayların akışında kurguda kafalarına göre rol alabiliyorlar. Oyunculuğumda da bu böyle, bir rol geldiği zaman onu yorumlamak kısmı işin en ilginç kısmı. Çoğu zaman senaristin ve yönetmenin şaşırdığı ama karşı koyamadığı farklı bir şeyler çıkar oyuncudan. Sadece oyuncunun aklına gelen, role nefes veren detaylardır bunlar ve metnin yaratıcısı karşı koyamaz sadece kabullenir. Öykü kahramanları da kendilerine nefes katabiliyorlar.

Mekânların karakterlerin davranışlarına uygun olmaması yüzünden gelişen tezatlar, öyküye zenginlik katıyor, o yüzden rotayı çizdikten sonra nereye giderlerse gitsinler karakterlere o yolda eşlik etmek çok eğlenceli.

"Edebiyat her şeyi içerir, her şeyin içindedir." Bu düşüncemden yola çıkarak "Edebiyat ve Diğer Sanatlar" desem, siz ne dersiniz?

Tüm sanat dalları birbiriyle kardeş tıpkı insanlar gibi. Müzikte de edebiyat var sinemada da müzik şiirde sinema heykelde resim resimde şiir. Tüm sanat dallarını edebiyat yoluyla ifade edebilmek edebiyatın üstünlüğünü açık ara ortaya koyuyor. Diğer sanat dalları edebiyat olmadan var olamazlar ama edebiyat tek başına hepsini kapsar. Edebiyat yalnızdır o yüzden güçlü, diğer sanat dalları da güçlüdür ama yalnız olan kadar değil.

Edebiyat, tiyatro, sinema, müzik, şimdi bir de müzikal... ile hakkıyla uğraşan başarılı bir "arı maya" olmak... (İncelikli halleriniz, bildiğim iyi kalbiniz gibi başka yönlerinizden dolayı yalnızca çalışkan arı demekle yetinemiyorum.) Bir adanmışlık gerektirir gibi... Öyle ise neye bu adanmışlık?

İntihar etmemek için yaşamaya adadım kendimi. Yaşamak için de üretmeliyim. Sanatla iç içe bir hayatım olmasaydı, gözümün gördüğü aklımın aldığı kalbimin bildiği şeylerle baş edemezdim; inandığım gerçekler adına kendimi ifade edecek çıkış yolları bulamasaydım yaşamak katlanamayacağım kadar ağır gelirdi. Yaşamak çok saçma ve anlamsız. Ama mademki yaşamak zorundayız, saçmalığı eğlenceli anlamsızlığı anlamlı hale getirmeliyiz.

Ya da sizin varoluş biçiminiz bu. Her insanın kendine borçlu olduğu var oluşunu ifade etme biçimi. Süreç sonunda oluşmuş olan kitap, sahne, film diye amaç gibi görünen araçlarla ilişkiniz soluk alır gibi kolay mı? Gerçi soluk da türlü türlü... Kolay soluk var, zor soluk var, hızlı olanı, tekleyeni...

Kitap, sahne, film söz konusu olduğunda soluklarım düzene giriyor ama sosyal ortamlarda soluk sorunları yaşıyorum. Kısaca, çalışırken zamanın ellerimde eğilip büküldüğünü, hızlanıp yavaşladığını açıkça görüyorum ama çalışmadığımda zaman katılaşıyor, akışkanlığı yitiyor, soğuyor donuyorum. O yüzden her zaman bir program dahilinde disiplinle çalışıyorum. 

Ünlü birisiniz. Rahatlıkla bir çay bahçesinde arkadaşınızla oturup sohbet edebiliyorsunuz. Bunun gibi insanlık hallerinize tanık olmuş biri olarak, bu tavrın dünya gezegeninde süren tinsel yolculuğunuza ilişkin seçimlerinizle ilgili olduğunu düşünüyorum. Duygu, düşünce, düş, davranış hallerinizi hangi kaynaklarla besliyorsunuz? Başucu kitabınız var mı örneğin? En sevdiğiniz yazar, düşünür, kitap, film, piyes, müzik eseri vb. kimler, neler?

Zekâ kadar önemlidir doz. Çok küçük yaşta ünlü oldum ama 'star' olmayı tercih etmedim. Kalıplar acınası duvarlar örsün istemedim özgürlüğüme. Bir de ünlü olmayı çok önemseyen akıl dışı bir anlayış var, çoluk çocuğa doğru örnek olmak lazım. Ulaşılır, konuşulur olmak lazım. Hatta yoksullukla , acıyla, hastalıkla tanışık olmak lazım, buna rağmen sağlam durduğunu göstermek lazım ki nicelikten sıyrılıp nitelik üzerine düşünebilsinler.

Başucumda Don Kişot, Nazım Hikmet şiirleri, Sufi'nin Hayat Rehberi sabittir, diğerleri gider gelir. Jung severim, parapsikoloji, biyografi, mistisizm, batıni doktrinler ilgimi çeker. Çocuklar için hazırlanmış bir felsefe serisi var çok ilginç severek inceliyorum. Beş yıldır televizyon izlemiyorum resmen kendime geldim. Her gün bir film izliyorum. Çok iyi bir sinema izleyicisiyim desem abartmış olmam. Çalışırken genellikle klasik müzik dinliyorum, en çok Paganini ve Rahmaninov seviyorum, evde yolda falan da kendime bir müzik seçkisi hazırladım, en sevdiğim Türkçe şarkılar ve Doors, Led Zeppelin, Frank Zappa, Supertramp, Tom Waits, King Crimson, Mercan Dede gibi eskiden beri dinlediğim müzikler, onları dinliyorum.

Bıçak Sırtı, Çocuk Oyuncağı Değil, Yıkık Aşklar Diyarı,  İyiler Yalnız Gezer, Çatlak Zamanlar,  Çakır Zamanlar, Çıldırtan Öyküler, Saklı Safkan, Yoldan Çıkmış Öyküler, Karanlıkta Çok Güzelim... Kitaplarınızı böyle sıralayabiliriz. Kitap raflarımız için sırada ne var? 

Dokuz öykü kitabımdan sonra çıkan ilk romanım Karanlıkta Çok Güzelim yaklaşık üç sene kadar süren bir çalışmaydı. Roman yazma disipliniyle öykü yazma disiplini birbirinden çok farklıymış. O süreçte birçok öykü taslağı yazmıştım. Şimdi iki ayrı dosya var sırada bir öykü bir de roman dosyası ama her ikisi için de yolun başındayım. Son altı ayı Cahide Sonku Müzikali'ne hazırlanarak geçirdim. Şimdi oyunum seyirciyle buluştu bir iki ay içinde aklımdaki yazma süreci netleşecek diye umuyorum.

Cahide Sonku müzikali insanı çarpan, dönüştüren bir iş. Biz karanlıktaki seyirci koltuğunda, Nilüfer Açıkalın'ın ete kemiğe bürünmesini sağladığı Cahide Sonku karakterini bir kez izleyip böyle değişiyorsak, sizin üzerinizdeki etkisini tahmin edemiyorum, biraz hem Cahide Sonku ile hem de Nilüfer Açıkalın'ın can'landırdığı karakterle ilişkinizden söz edebilir misiniz?

Cahide Sonku herkesin düşündüğü gibi hayatın sillesini yemiş bir kadın değil, bence Cahide bizzat hayata sille atmış bir kadın. Cahide'ye hiç acımadım, onun güçlü olduğunu bilerek ele aldım karakteri. Yıkılmayı seçenlere, haklıyken haksız duruma düşenlere, rezil olmaktan utanmayanlara, düşüp de kalkmayanlara, hayata başkaldıranlara, genel geçer anlayışın dışına çıkıp kendi hayatıyla kumar oynayanlara , özellikle kaybedenlere saygım büyük. Böyle bir karakteri oynamak bana denk düştü bu da ayrıca ironik. Çünkü yıllarca işsiz kalmam, güzelliği ve kadınlığı geçer akçe olarak kullanmayışım, hep burnumun dikine gitmek hayatta dik durmamı sağladı. Ben de potansiyel bir bağımlıyım, içkinin yerine suyu koymasaydım kolayca alkolik olabilirdim ama yeteneklerimi tek bir alanda sınırlı tutmamak bana bu potansiyeli doğru kullanmamı sağladı ve sonucunda ruhunu çok iyi kavrayabildiğim bir karakteri oynuyorum. Cahide'nin dediği gibi 'hiçbir şeyden pişman değilim’. Sonuç olarak olan olması gerekendir.

Cahide'yi çok seviyorum ve eminim ki bana bulutların üstünde bir yerlerden gülümsüyor.

Ve Çekmeceler... Sizinle en son görüştüğümüzde New York'a festivale gideceğinizi söylemiştiniz ama "Bir koşu gidip ödül alıp döneceğim" dememiştiniz, Nilüfer. Chelsea Film Festivali'nde "En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu" ödülü. Çok sevindik, gurur duyduk...

Kendimi hayatın akılına bıraktığımdan bu yana her şey daha güzelleşti. Beklentisizlik heyecanlarımı normal seviyeye taşıdı. New York'a sadece yönetmenlerimin yanında olmak ve filmimizi temsil etmek amacıyla gittim. On yedi çok önemli film yarışıyordu ve ödül alabileceğim aklımın ucundan geçmezdi. Hatta iki günlüğüne gittiğim için törenin başlamasına yakın uykum gelince yönetmenim beni otele göndermeyi teklif etti, ben de "Bir yarım saat daha dayanırım beraber döneriz" dedim, bunu söyledikten on beş dakika sonra adım açıklandı. Hepimiz çok şaşırdık, çok sevindik. Ben ödülleri seviyorum çünkü heykel merakım var ve genellikle güzel tasarımlar oluyor.

0
3914
2
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle