21 MAYIS, ÇARŞAMBA, 2014

Şair'in 'Ayten'i

Sıddık Akbayır, “Şair Hikâyeleri”nde bu kez Ümit Yaşar Oğuzcan’ın Ayten’inden başlayıp şairin Bir İstanbul Masalı dizisinin kahramanlarından biri haline gelen şarkıya söz olan şiirine değin uzanıyor…

“Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın / Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın”

Şair'in 'Ayten'i

Aşk şiirlerinin unutulmaz şairi Ümit Yaşar Oğuzcan, İş Bankası’nda çalışırken karşılaştığı güzel bir kıza tutulur. Aralarında neredeyse bir emeklilik yaşı vardır.  Yani, ortada bir tür Karacaoğlan’ın ‘Bir kız bana emmi dedi neyleyim’ durumu söz konusudur. Üstelik evlidir.  Hem de ikinci kez… İlk yıkımı; adına Ayten dediği, yanlışlarının en ezgilisi, en tutkulusu olan, denizlerin rengini güzelleştiren, saatlere zamanı yeniden öğreten o rüya gibi stajyer kızdır. Ahmet Selçuk İlkan’ın tütün sarısı sesiyle arabeskleştirdiği Ayten şiiri, bu ilk yıkımın özeti gibidir. Zaman zaman bu gizemli sevgili Ayten’in kim olduğu, şaire sorulur. Yine bir şiir matinesinde, şairi üzecek cümlelerle Ayten sorusu gelir. Yanıtı oldukça serttir. “Arkadaşım, biz yataklık olsaydık kitaplık olur muyduk hiç!” İkinci yıkımı, büyük oğlu Vedat’ın intiharıdır. Galata Kulesi’nden kendini boşluğa bırakan Vedat, babasının şiirlerinde, sözcüklerle denediği bir şeyi, 6 Haziran 1973’te bedeniyle gerçekleştirdiğinde henüz 23 yaşındadır.

Münir Nurettin Selçuk’un bestelediği “Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın / Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın / 

Öylesine yıktın ki bütün inançlarımı / Beni bensiz bıraktın; beni sensiz bıraktın” dizeleri, biraz Ayten biraz Vedat kokar. Fotoroman kıvamındaki Bir İstanbul Masalı adlı dizide Mehmet Aslantuğ, Ahu Türkpençe’ye aşkını radyodan dinlettiği bu şarkıyla anlatmaya çalıştığında, şarkı bir anda, adeta dizinin bir karakterine dönüşür. Ertesi gün, tüm müzikmarketlerde ‘Bir İstanbul Masalı’nda söylenen şarkının CD’si geldi.’ ilanı vardır. Şarkıyı çok sevenlerin büyük bir çoğunluğu, ne Ümit Yaşar’dan ne de Münir Nurettin’den haberdardır.  4 Kasım 1984’te, ardında  33 şiir, 4 düzyazı, 13 antoloji ve biyografi kitabı bırakan, çok sayıda şiir plağı, şarkı sözü bulunan,  katışıksız bir içtenlik ve içtenliğin getirdiği söyleyiş sadeliğiyle, taşrada şiire bulaşmış her gencin ‘hayal şairi’ kimliğiyle  1950-1970 arası Türkiye’nin en popüler şairi olan, büyük gazetelerin ilk sayfalarında şiirleri yayımlanan, Hürriyet gazetesinde ‘Ümit Yaşar’ın Seçtikleri’ köşesinde şiiri yayımlananların bile kendilerini önemli şair zannettikleri Ümit Yaşar Oğuzcan’ın şiir odasındaki yeri, -rübailerine rağmen- ne yazık ki kapıya pek de yakın olamaz. 

0
3403
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle