17 ŞUBAT, PAZARTESİ, 2014

Piyano Fabrikaları

Düşülke’nin “Şiir İçin” serisindeki ilk kitap olan Piyano Fabrikaları okurla buluşuyor… Levent Karataş’ın Piyano Fabrikaları’nda yapmak istediği, yani okura yapmak istediği  denilebilir ki, onlar yok varsaysalar da şiirin aslında hiç peşlerini bırakmayacağını fısıldayıp kaçmak ve sonra da küçük bir çocuk gibi saklanmak; dizelerden bir labirentin içine beraber saklanmaya davet etmek şiir okurunu. Hınzırca bir kıkırdama işiteceksiniz son dizeyi de bitirdiğinizde…

Piyano Fabrikaları

Düşülke’nin “Şiir İçin” serisindeki ilk kitap olan Piyano Fabrikaları okurla buluşuyor… Levent Karataş’ın Piyano Fabrikaları’nda
yapmak istediği, yani okura yapmak istediği  denilebilir ki, onlar yok varsaysalar da şiirin aslında hiç peşlerini bırakmayacağını fısıldayıp kaçmak ve sonra da küçük bir çocuk gibi saklanmak; dizelerden bir
labirentin içine beraber saklanmaya davet etmek şiir okurunu. Hınzırca bir kıkırdama işiteceksiniz son dizeyi de bitirdiğinizde…

Arka Kapak yazılarından:

“Levent Karataş’ın şiiri bana bastırılmış bir hüznün kafese konup şehrin
sokaklarında dolaştırılmasını hatırlatır hep. Hüzün kendi ışığı yüzünden gölgesini oluşturuyor ve o gölgede modern zamanları bekliyor. İyi bir şiirin okuru nasıl kuşattığını anlamak için Levent’in şiirleri kuvvetli bir kanıt.”


Küçük İskender

“Uykuyla uyanıklık arasında, rüyadan uyanma ile dünyadan uyanma arasında,  kalp ağrısı ile dil sızısı arasında, gökyüzü ile yeryüzü arasında, kağıt ile boşluk arasındaki düşsel/düşçül bir mekândan
bize doğru yazıyor Levent Karataş. O henüz 20’li yaşlarında, ben henüz 30’lu yaşlarımdayken bir dizesini ödünç almıştım Levent’in: “Ah bütün kalplerin atışındaki o dağınıklık” diyordu… Piyano Fabrikaları’nda kalbime yakın böyle çok dize buldum. Şimdi 20’li yaşlarımda
olsaydım şu dizelerin beni çağırdığı ruhsal/düşsel mekâna mutlaka uğrardım:


“dans daveti için/ bir prens/ karşısında
aynanın./… aynada deniz, balıklar”…
Levent Karataş; şiir içinde ve şiirin içine
doğru olan yolculuğunu sürdürüyor.
Güzel bir yolculuk bu.”


V.B.Bayrıl

“düşlerimizdeki özgür yeryüzüne”
“Düşülke Kitap, Düşülke Kolektif’in 2010’dan bu yana pantomim ve ipli kukla teknikleriyle ve öncelikle çocuklar için tiyatro ve sahne gösterileri
hazırlayan ve sunan Kara Tavşan Kukla Tiyatrosu gibi, 2013 yılının son günlerinde yola koyulan bir diğer girişimidir.

Her çağın karaşını, hayalperest bir avuç insanın, olanı değil olması gerektiğini düşündüklerini düşe durdukları bir ütopya Düşülke.
İlk adımlarını attığımız bu yolculukta gerek yazarak, gerekse de okuyarak emek veren, verecek, tüm yol arkadaşlarımızla beraber biz,
düşlerimizi satmayacağız ve aynı düşle; özgür bir yeryüzü düşüyle hep çocuk kalmaya direneceğiz.” Düşülke Kolektif 2014 Ocak

Piyano Fabrikaları | Levent Karataş


dünyalı

zamanın dışında biri gibi
şaşkınca izledim hep;
dolapları, içindekileri,
dışındakileri.

açıkçası
ben de oynamaya çalıştım çok,
şu dünyalılık oyununu.

ve anladım ki;
iyi bir dünyalı değilim ben.

konuşunca...
aynı şeyler söylendi
aynı şeyler ve aynı kararlılıkla
" iyi de biz başlatmadık ki "

olanların suçlusu öncekiler mi?
anlamadım.

şimdi ve hala buradayken
elma ağacının altındaki dünyadayken
sormak istiyorum, yeniden
yetkili ve etkililere
ve sormak istiyorum anneme de
"bu ne dünya?" diye...

levent karataş / 27 kasım 1997 / şişli

0
2044
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle