13 MART, PERŞEMBE, 2014

Nahit Hanım'a...

Yapı Kredi Yayınları, Orhan Veli’nin aşk mektuplarını Yalnız Seni Arıyorum adıyla yayımladı. Garip akımının ustası Orhan Veli, doğumunun yüzüncü yılında Nahit Hanım’a yazdığı mektuplarla gündemde. Yetmiş yıldır edebiyat ortamlarında konuşulan bir aşkın belgeleri böylece edebiyat tarihindeki yerini almış oldu.

İşte bu mektuplardan Artful Living okurlarına özel "tadımlık"...

Nahit Hanım'a...

[İstanbul] 28 Mart 1947

Nahit,

Mektubun elime biraz geç geldi. Hemen cevabını yazıyorum. İzmir’e gitmem ihtimali şimdilik suya düşüyor galiba. Ne yapacağımı soruyorsun, Mehmet Ali [Aybar] ile beraber çalisacagim. Aylıkla değil, kârına yahut zararına ortak olarak. Ahmet Emin’den ümidim olduğu meselesine gelince öyleydi. Fakat Mümtaz Faik orada oldukça bu iş de olmayacak.

Şimdi Tanin gazetesinden başka bir şey teklif ediyorlar. Aybaşindan sonra şehir notları yazacağım. Fakat bu, haftada ancak iki defa olacak. Ayrıca verdikleri para da pek sefil bir para. Yazı başina beş lira yani ayda kırk lira ediyor. Az bulduğumu söyledim. Bu itirazıma karşilık aynı işi şimdiki halde yarı yarıya daha ucuza yaptırdıklarını ileri sürdüler. Belki razı olurum, çünkü bu türlü yazıları kolayca yazabilirim.

Şahap’ın ödedigi paradan bahsediyorsun. Çok üzülüyorum. Fakat elimden hiçbir şey gelmiyor. Benim sefaletimi ne sen tasavvur edebilirsin ne de Şahap. Bu herhalde ilanihaye bu şekilde devam edemez. İlk fırsatta Şahap’a yardım etmeye başlayacağım. Ama ne zaman bilemiyorum. Kendisini gördüğün zaman bu yazdıklarımdan istersen bir parça bahset. İstersen hiçbir şey söyleme. Yaptığım tercüme ile Tercüme mecmuasında çikacak yazılarımdan onlara bir şey ayırabilecektim, yani kendim hiçbir şey almayacaktım. Ama o işler de suya düştü. Tercüme mecmuasındaki bibliyografyaları muzır neşriyattan telakki etmişler. Hâsılı fena halde canım sıkılıyor.

Geçen gün Mehmet Ali’yi geçirmek üzere Yeşilköy Hava Meydanı’na gitmiştim. Orada Enver’i gördüm. Biraz konuştuk, “Mübin’den ne haber?” diye sordum. “İşi olmazsa mektup yazmaz” dedi.

Nahit, sana camcılardaki resimlerden bahsetmiştim, hiç meşgul olabildin mi? Olamadınsa mühim değil. Mühim olan yalnız sensin. Seni de üzdügümü biliyorum. Hep tatsız şeylerden bahsettim. Daha uzun zaman görüşemeyecek miyiz? Paris’e dair olan konuşmalardan hoşlanmıyorum. Çünkü bana Paris bir ayrılma zarureti gibi görünüyor.

Sana bu mektupta yeni şiir gönderemiyorum. Bir iki tane var ama taslak halinde. Zaten son günlerde yazdığım şiirler az sayılmaz. Kitabım daha çikmadi.  Çok tembel bir matbaaya düştük ama nihayet bir haftaya kadar biteceğini sanıyorum.

Mektuplarını sen daha çok geciktiriyorsun. Mektup beklemek beni yoruyor. Senden sık sık haber almak istiyorum.

Annene arzı hürmet ederim, ellerinden öperim. Sana da her zaman olduğu gibi sonsuz hasretler, muhabbetler.

Orhan Veli

Mektubumu ayın 27’sinde yazdım, fakat parasızlık yüzünden ancak bugün atabiliyorum.

[İstanbul] 5 Nisan 1947

Canım Nahit’im,

İlk defa senden beni memnun eden bir mektup aldım. Yalnız hastalığına üzüldüm. Ama mademki atlatmışsın, mesele yok. Geçmiş olsun. Sana mektup yazmamı zahmet telakki edişine şaştım. Zannederim geçen mektubumda vaziyeti izah etmiştim. Beni rüyanda görmüşsün, memnun oldum. Ara sıra beni düşünüyorsun demek. Mahzunluğumu, sıkılışıma hamlediyorsun, herhalde öyle olacak ama bu aşk sıkıntısı filan değil. Her vakit söylediğim gibi aşk bahsinde senden başka hiç kimseyi düşünemiyorum. Âsik olup olmadığını sordukları vakit evet diye cevap verişini hayra mı yorayım bilmiyorum. Çünkü o cevabını karşindaki insan belki de kendine alınmıştır. Suali soranın kim olduğunu bilsem belki bir şey düşünebilirim.

Fehamet Hanım’ın evinde şiirlerimi okumuş olmanı mahzurlu bir şey telakki etmedim. Aleyhimde bulunanlar kimlerdi? Bu suali de aleyhimde bulunmalarını mühim sayarak soruyorum sanma. Sabahattin [Ali] burada çok kalacak mıymış? Herhalde geldiği vakit görürüm. Aramızda şüphesiz hiçbir kötü şey yok. Aşk bahsindeki düşünceleriyle beni senin elinden alması bahsine gelince hiç de öyle olduğunu sanmıyorum. Beni hiç kimse senden uzaklaştıramaz.

Kitabımın çiktigini yine başkalarından duymuşsun. Ama yine yanlış duymuşsun, çünkü kitabım [Yenisi] daha bugün çikiyor. İlk nüshayı dün akşam alıp sana imzaladım. Bugün bu mektupla beraber postaya vereceğim. Kayıp olmaması için taahhütlü göndermek istiyorum. O takdirde belki mektubumdan bir gün sonra alırsın. Güzel basılmış olması hususundaki temennin hoşuma gitti. Baskısıyla kendim gittim alakadar oldum, iyi olması için de çalistim. Pek fena olmadı zannediyorum. Sen nasıl bulacaksın bilmem. Fikrini ögrenmek isterim. Nerelere yazdığımı soruyorsun, pek bir yere yazdığım yok. Varlık, Tanin, Zincirli Hürriyet ki ilk sayısının bugün İzmir’de çikmis olması lazım. Fakat Tanin’den galiba vazgeçeceğim. Memleket gazetesine yazmamı istiyorlar. Tanin çok az para veriyor. Hoş, oraya da fazla bir şey yazmadım, topu topu iki yazıdan ibaret. Benden çok şeyler beklediğini söylüyorsun. Eksik olma, bugünlerde şiir sayesinde büyük bir hamle yapmayı ben de istiyorum. Son günlerde yazdığım şiirler pek kötü değil zannındayım. Bununla beraber çok daha büyük, çok daha ileri bir hamle lazım. İnşallah bu olacak. Beni görmek isteyişine hem seviniyor hem de üzülüyorum. Benim seni ne kadar özledigimi asla tasavvur edemezsin. Aklımda fikrimde hep sensin. Fakat bu kör olası acz. Sensiz yaşamak bana cidden çok zor geliyor. “Bir çare düşün” diyorsun. Düşünmez olur muyum? Yalnız onu düşünüyorum. Daha evvel başka bir mektubumda yazmıştım, “Koltuklarının ter kokusunu duymak istiyorum” diye, yalnız onu değil, her şeyini, vücudunun sıcaklığını, yumuşaklığını, göğsünün temasını, bunları yalnız sende düşünüyorum canım sevgilim. Kaç defa istedim, “Bana seni daha çok hissettirecek bir şey gönder” dedim ama göndermedin.

Hasretle gözlerinden, dudaklarından, her yerinden öperim.

Orhan Veli

0
1151
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle