20 EYLÜL, CUMA, 2019

Sürdürülebilir Çağdaş Sanat Kurumu: Arter Dolapdere’de

İstiklal Caddesi’ndeki yerinde ziyaret etmeye alışık olduğumuz çağdaş sanat kurumu Arter, artık adımlarımızı Dolapdere’ye çeviriyor. Bünyesinde pek çok disiplini barındırarak bir kültür ve yaşam platformu olmayı hedefleyen, değişimi odağına alan ve genç kalmayı başaran Arter artık yeni evinde sanatseverleri ağırlıyor. 

Sürdürülebilir Çağdaş Sanat Kurumu: Arter Dolapdere’de

Geçtiğimiz sanat sezonu son sergisinin ardından İstiklal Caddesi’ndeki Meymenet Han binasında bulunan yerinden ayrılan Arter, aylar öncesinde başlayan duyurularıyla herkesi heyecanlandıran Dolapdere’deki yeni yerleşkesinin kapılarını 13 Eylül’de açtı.

​Bir Vehbi Koç Vakfı (VKV) kuruluşu olan Arter, yeni binasıyla beraber İstanbul’a gözlerimizi üzerinden alamayacağımız bir modern mimari de armağan etti. İngiliz mimarlık ofisi Grimshaw Architects’in eseri olan bina, müzenin bulunduğu semtle olan bağı koparmamak konusundaki duyarlılığının altını çizer nitelikte. Sergiler arası geçişlerde kullanılan yapı ögeleri, sergilenen eserlerin izlenebilmesindeki süreklilik ve binanın dışarıyla olan somut bağını kesmemesi yapıya akışkan bir form veriyor. Bu akışkanlık, yapının içerisinde, eserleri izlerken, katlar arasında gezinirken semtin gerçekliğiyle olan bağı asla kesmiyor. Müzeyi ziyaret edenlere sanatsal olduğu kadar mekânsal bir deneyim de yaşatacağı kesin.

Arter (Fotograf-Cemal Emden)

Dışarıyla içeriyi birbirine bağlayan yapıyı aslında kısmen de olsa İstiklal Caddesi’ndeki binasında da sağlayan bir kurumdu Arter. Kapısının önünden geçerken ön cephesindeki geniş açık camın ardında o anda sergilenen eserlerin birkaçına şahit olma imkânımız oluyordu. Şu anda da bunu Arter’in eski binasının yeni sahibi Meşher, ilk sergisi “Kalıpları Aşınca: Mit, Efsane ve Masallarla Avrupa’dan Çağdaş Seramik” ile yapıyor. Peki bu bina için neden kamusal alana olan bağlantısı bu kadar önemli? Bu sefer Arter tamamen şeffaf olmaya niyetli. Dolapdere’deki demografi yapı tahmin edersiniz ki İstiklal Caddesi’nden çok farklı. Burası en başta bir yerleşim yeri. Mekânın bahçesi evlerin balkonlarına bakıyor. Mahalleler bu caddeye bağlanıyor. Tüm bunlar “Burada da Tophane’de yaşanan sıkıntılar yaşanır mı, yoksa tam olmasa da yüksek oranda bir uyum sağlanır mı?” sorusunu akıllara getiriyor. Bunun olup olmayacağını ilerleyen zamanlarda yaşayıp görmekten başka bir seçeneğimiz yok sanırım.

​​Arter’in İstanbul’un en kozmopolit bölgesi olan İstiklal Caddesi’nden Dolapdere’ye taşınması akıllara başka pek çok soruyu da getiriyor. Müzenin bulunduğu semte katkıları olacak mı? Arter, Dolapdere’de sosyokültürel bir dönüşüm hedefliyor mu? Bir müze bir semti dönüştürebilir mi? Dolapdere’nin demografik yapısındaki farklılıklar müzenin varlığıyla ilgili sorun yarattı mı? Arter’in basın için gerçekleştirdiği toplantıda bu konulara yönelik yöneltilen sorulara Arter’in Kurucu Direktörü Melih Fereli, cevabında müzenin Dolapdere’yi değiştirip dönüştürme misyonuyla gelmediğini buraya tam bir entegrasyon sağlayabilen yapısıyla, “iyi bir komşu” olmaya geldiklerini belirtti. Aslında bilindiği üzere Dolapdere son birkaç yıldır daha da yoğun olarak galerilere ev sahipliği yapıyordu. Şehrin göbeğindeki sosyal ve ekonomik sorunlar galerileri, Karaköy ve Dolapdere’ye yöneltti. Müze Evliyagil, Dirimart, Pilevneli Galeri ve daha birçokları bu semtin sakinlerine çoktandır komşu olmuşlardı. Yapısı ve sahip olduğu misyon sebebiyle semte hem sosyolojik hem de ekonomik katkılarının olacağına şüphe olmayan Arter, farklı disiplinlerdeki etkinlikleriyle de bizleri artık bir müze ve galeriler semti olan Dolapdere’yi daha sık ziyaret etmeye yöneltecek gibi. Bu da sanat kurumlarının merkezden uzaklaşması meselesini belki bir kez daha su yüzüne çıkartabilir.

Gülsün Karamustafa

Mistik Nakliye

1992

20 adet hareketli demir sepet, yorganlar

Her biri 90 x 60 x 45 cm

Fotoğraf: Cihan Küçük

Başta da belirttiğim gibi şeffaflık Arter’in birincil meselesi hâline gelmiş diyebiliriz. Kör duvarlarla çevrilmeyen bina, mahalleler arasında bağı koparmadığı gibi, içeride de birbirileriyle bağlantılı katların oluşuyla bu niyetinin sağlamasını yapıyor. Bu birleştirici misyonunu aynı zamanda müzeyi ziyaret edeceklerle de sağlamayı amaçlıyor. Bu sebeple müzenin komşuları için de pek çok proje hazırlanıyor. Bunun dışında farklı disiplinlere de ev sahipliğine hazırlanan Arter’de, yalnızca sergiler değil film gösterimleri, performanslar, söyleşiler ve eğitimler de olacak. Bunları da dönüştürülebilir, kapasitesi geniş mekânlarla sağlayacak. Şu an altı kata yayılan sergi alanlarında kıymetli koleksiyonlar sergileniyor. Bunlardan ilki Arter’in koleksiyonunda yer alan eserlerden, Emre Baykal ve Eda Berkmen’in küratörlüğünde oluşturulan “Saat Kaç?”. Bu alanda zamanın mekânla ve bunların bellekle olan ilişkisi üzerine 34 sanatçı tarafından üretilen 44 yapıt yer alıyor. Sergi giriş duvarında yer alan Cengiz Çekil’in Saat Kaç? (2018) işiyle ve Ayşe Erkmen’in 1994 yılında bir sergi için Kreuzberg’de -bugün hâlen görülebilen- bir binanın üzerine yerleştirdiği Evde (2012) işleriyle başlıyor. İçeride pek çok eser Arter’in daha önceki sergilerinden de hatırlanabileceği gibi yapıtlar mekâna uyumluluğu konusunda yeni yerlerini dönüştürdükleri gibi kendilerini de dönüştürüyorlar ve bu etkileşim yeni anlamlar ortaya koyuyor. Büyük bir alana yerleştirilen Sarkis’in 1986 yılında sergilenen işi Çaylak Sokak ve hemen terasta ona komşu olan Gülsün Karamustafa’nın Mistik Nakliye (1992) yerleştirmesi içerisi ve dışarısı arasındaki diyaloğu kuruyor. Yine bu katta Cevdet Erek’in zaman kavramı üzerine düşündüren işleri Gündüz Cetveli, (2011), Babamın Zaman Çizelgesi (2007), doCUMENTA(13) Cetveli (2012) işleri; ev deneyimi üzerine Sigmar Polke’nin Patates Ev (1967) ve Reiner Ruthenbeck’in Kül Yığını V (1968-1969) eserlerini ve insanın geçmişine yönelik düşüncelerini harekete geçirecek Vlatka Horvat’ın Geçmiş Başka Bir Ülkedir (2015) işi gibi insanın zamanla, mekânla, varoluşuyla kurduğu ilişkinin izini süren yapıtlar yerini alıyor.

Arter önemli bir retrospektife de ev sahipliği yapıyor: “Altan Gürman Retrospektif Sergisi”. Erken yaşta hayata veda eden Altan Gürman’ın 11 yıllık sanat üretimi, eskizleri, fotoğrafları, ders notları ve dokümanları ziyaretçilerle buluşturuluyor. Sanatın daha az kutsal, yaşama daha yakın olması gerektiğini düşünen yenilikçi bir sanatçıyla tanışma sağlıyor. Ayşe Erkmen’le “Saat Kaç?”ta karşılaştıktan sonra onunla asıl buluşma “Beyazımtırak” sergisinde oluyor. 1970’lerden beri üretimlerinden seçilenlerle birlikte bu sergi için özel tasarladığı yeni işleri bir arada ziyaretçilerini bekliyor. Bu aynı zamanda Erkmen’in Türkiye’deki ilk kurumsal solo sergisi olmasıyla özel bir anlam taşıyor. Sadece mekâna fiziksel olarak yerleşmiyor eserleri, ses, ışık ve hareketle de tüm alana hâkim oluyor. Burada gezerken gelecek seslere kulak vermeyi unutmayın. Ayrıca “Sayın konuklar lütfen x-ray cihazları kullanalım”.

Ayşe Erkmen

Mavi Taş

2019

Arter’in yeni binasının hafriyatından çıkan kaya, 3 adet lamineli cam blok

Taş; yaklaşık 90 x 175 x 84 cm

Cam bloklar; her biri 13 x 13 x 220 cm

Fotoğraf: FluFoto

Berlin, Roma ve Londra’daki müzelerin depolarında çekilmiş üç filmden oluşan Rosa Barba’nın “Gizli Konferans” sergisi eski ile yeni arasında bir gezinti imkânı veriyor. Eski film oynatıcılarından geniş yüzeylere yansıtılan filmler hummalı bir söyleşinin ortasında kalmış hissi veriyor. Girişin sağında yer alan “Kelimeler Pek Gereksiz” de yine Arter Koleksiyonu’ndan bir grup sergisi. Bu katın girişinde sarı bir zeminde beyaz sandalyelerle kurulmuş dört farklı kompozisyondan kurulu George Brecht’in Sandalye Olayları eseri karşılıyor. Buyurun oturun demek için değil bu sandalyeler tam aksine tüm duyularınızı harekete geçirmek isteyen bir bölüm. Burada nesnenin ötesine geçen, daha çok performansa dayalı, sanatsal olanla yaşamsal olanın arasındaki bağı kuvvetlendiren eserler izlenebiliyor. 

Yerleştirme görüntüsü: “Kelimeler Pek Gereksiz”, 2019

Fotoğraf: Hadiye Cangökçe

İnci Furni’nin 2014 yılından beri süregelen “Vol.” serisinin devamı niteliğindeki “Bir An İçin Durdu”, nesnelerle, video performanslarla ve desen çalışmalarıyla üretilmiş bir alan sunuyor. Furni, gündelik hayat deneyimlerini, sokaktan içeriye taşıdığı insan portrelerini bu alanda dönüştürürken galeri mekânında geçirdiği iki buçuk aylık süreçte ürettiği in situ ve Lorem Ipsum video performansları ve bilincinden akan kelimeleri sayıklarken masadaki nesnelerin yerlerini değiştirdiği video çalışması Bunu Yolda Buldum yine bu alanda izlenebilecek işlerinden birkaçı.

​Arter’in esnek mekânlarından biri olan “Black Box” odası Karbon ise yukarıdan aşağıya inişte mükemmel bir sona ulaşmayı sağlıyor. Celeste Boursier-Mougenot’nun “offroad, v.2” isimli üç kuyruklu piyanonun rüzgarın hızı ve yönüyle hareket eden, ses yerleştirmesiyle güçlendirilen işi yer alıyor. Ziyaretçiye piyanolara ve kendine zarar vermeyeceği ölçüde hareket imkânı tanıyor bu iş. Piyanolarından hareketlerini ve sesi dördüncü kattaki terasta yer alan rüzgargülü yönlendiriyor yani bilimin ve sanatın birlikteliği etkileyici bir alana dönüştürüyor burayı. 

Céleste Boursier-Mougenot

offroad, v.2

2019

3 adet motorlu piyano, anemometre, kontak mikrofonlar, amfiler

Fotoğraf: Hadiye Cangökçe

Koleksiyonlar hakkında yazılacak çok daha fazla şey var ancak, hiçbir şey gidip görmenin ve anlık deneyimlerin tadını vermeyecek. Tekrar belirtmeliyim ki Arter, yalnız sergi mekânı değil aynı zamanda bir kültür ve yaşam merkezi olmayı amaçlıyor. Burada, sahne sanatları, müzik, sinema, performans sanatı ve dijital sanat gibi pek çok disipline alan açılacak. Mekân, ilk dört ayda Elif Çağlar Quartet’ten In Hoodies’e, Portrait and a Dream’den Kate McIntosh’a pek çok özgün müzisyenin konserine ev sahipliği yapacak. Ayrıca Jonas Mekas Retrospektifi’yle 22 Ekim’de film gösterimleri başlayacak. Agnes Varda, Chantal Akerman, Laurie Anderson gibi pek çok yönetmen ve sanatçı filmleri gösterilecek. Öğrenme Programı ile de konuşmalar, atölyeler, seminerler düzenlenecek. Tüm bunların yanı sıra Arter yayınlarına, sanatçılara ve sergilere odaklı yayınlarla devam edecek.

​Eylül ayıyla birlikte sanat piyasasındaki canlılıkta önemli bir payı olan Arter’i yeni binasında ziyaret etmek için çok fazla beklemeyin. Kamusal alana katkı sağlamak, toplumun her kesimini sanatla buluşturmayı hedefleyen, dışa dönük yapısıyla Arter, 2 Ocak 2020 yılına kadar herkese, 24 yaş ve altındakiler içinse her zaman ücretsiz ziyaret edilecek. 

0
5579
1
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle