26 AĞUSTOS, PAZARTESİ, 2013

Portfolyo; Bahadır Baruter

Onu çoğumuz popüler mizah dergilerindeki çizgileriyle ve karikatürleriyle tanıdık, bildik. Bahadır Baruter, geçtiğimiz yıl X-ist’te açtığı ikinci solo sergisi ‘’Senin annen bir yalan yavrum’’ ile  aile yapısının kökenine, derinin derinliklerine iniyor. Sanatçının eskizleri ve sergiden işler, portfolyoda.


<p>Portfolyo; Bahadır Baruter</p>

Bahadır Baruter’ın çizgisi her zaman çok güçlü oldu. Türkiye’nin geçtiğimiz otuz yılında, Pişmiş Kelle’den bugüne çıkan birçok mizah dergisindeki karikatürlerinde ince ve zeki esprileri ve keskin çizgileriyle bilindi. Karikatürdeki absürt görsel dilin ötesine geçtiğinde, çizgisindeki kararlı duruş kuvvetini daha da artırdı. İç dünyamız kadar karmaşık, bazen içinde kaybolduğumuz kadar detaycı çizgiler geçtiğimiz yıl ‘Senin annen bir yalancı yavrum’ sergisinde; aile portreleri üzerinden iktidar meselesine çevirdi yönünü. Baruter’in, ‘bu resimlerle ailelerden intikam alıyorum’ dediği işleri, karşımızda gerçeğini görsek ‘ruh gibisin’ dediğimiz insanlar gibi; aslında ruhu gitmiş, iskeleti soyulmuş ve mutsuzlar.

Çocukların gözleri korku dolu, anne ve baba ifadesiz ve tüm resimler, tüm aile tabloları aynı. Hepsi izleyene bakıyor. Başka bir yöne, birbirlerine hiç bakmıyorlar. Sadece bir dekorun parçaları gibi, kendileri dışında başka bir güç tarafından seçilip yerlerini buluyorlar ‘aile’ denen resmin içinde. 
İşlerin; ‘Bir daha doğurmayacağım’, ‘Benim çocuklarım yapmaz’, ‘O akşam yemeği’, ‘Akşam baban gelince’ gibi isimleri, aileye dair klişelerin altını çizerken ‘Anneni mi daha çok seviyorsun yoksa babanı mı?’ serisindeki çocuk portreleri, çocukluğa dair güzel ifadelerin içini bir anda boşaltıyor. Baruter’in resimlerinde; ‘baba’nın varlığı, iktidarı ve yokluğu Alper Hasanoğlu’nun ‘Babasını arayan toplum’ yazısında belirttiği gibi, gerçekliğini yitirmiş bir güç kavramı.

 

Babanın varlığında bir sürü şeyi yapmak yasaktır. Olmadığı zaman da baba üzerinden korkutulur: “Akşama babana söylerim!” Aslında babaya pek de bir şey söylenmediğinden, babanın ne yapacağı çocuğun fantezi dünyasında gelişir. Çoğunlukla da abartılı bir korku senaryosu olarak. http://www.radikal.com.tr/yazarlar/dr_alper_hasanoglu/babasini_arayan_toplum-1134985

Baruter’in son dönem işleri, her ne kadar acıtsa da, gücünü insan psikolojisinin çetrefil yapısından alıyor. Resim ve ilüstrasyon arasındaki ince çizgiyi koruyor. Bu işler, sıcak yatağınızda huzurlu bir uyku vaadi yerine, aile kavramından başlayarak toplumsal iktidar meselesini sorgulamaya çağırıyor. ‘Travmalarımızla barışamasak da, tanışma zamanı gelmiştir belki?’ diyor. 

Mine Söğüt’ün Deli Kadın Hikayeleri (2011)

Kitapta, Bahadır Baruter’in Deli Kadın Hikayeleri’nden izlenimleriyle yaptığı on resim yer alıyor.

“Girdiği kabın şeklini alan su, geçtiği yolların rengini de çalarmış…”

“Hani derler ya insan ölürken hayatı bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçermiş, yok çocuğum, yalan. Ben ölüyorum ve hayatım bir film şeridi gibi gözlerimin önünden falan geçmeyecek. Hissediyorum. Ben unutmak istiyorum doktorcuğum. Eskiden olan her şeyi unutmak. İnsan ölürken geçmişi hatırlarsa çok üzülür değil mi? İnsan ölürken kendi kendini niye üzsün ki? Je veux seulement oublier… Ah doktorcuğum o şarkıyı alırken içimden dikkat et çok güzel bir cümle vardır, o düşmesin: Vie qui veut me tuer, beni

öldürmek isteyen hayat, c'est magnifique, muhteşemdir. Çocuğum hayat gerçekten muhteşemdir. Şarkılar da muhteşemdir ama hayat onlardan daha muhteşemdir. Hayat bu kadar muhteşem olmasaydı çocuğum, o şarkıları söyleyecek, o şarkıları melodi melodi ezberleyecek şevki nasıl bulabilirdik, değil mi ya!”

"geceleri ben ağır, çok ağır bir taşın altında uyurum.
gündüzleri hafif, çok hafif bir yaprağın ucunda yaşarım.
gece beni taş ezer.
gündüz rüzgar devirir.
kanadıkça kanarım.
hayallerimi o yüzden kanla yazarım."


Bahadır Baruter Özgeçmiş:

Mimar Sinan Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Resim Bölümü’nde eğitim alan sanatçı profesyonel çizerliğe 27 yaşında başladı ve çeşitli mizah dergilerinde çizerlik yaptı. Baruter, 2007 yılında ilk kişisel sergisi “Varlık Evhamı” ile x-ist’te sanatseverler ile buluştu. Sanatçı kurucuları arasında yer aldığı haftalık mizah dergisi Penguen’de 2002 yılından beri çizerlik ve editörlük görevini sürdürmektedir.

0
1134
0
Yazar:
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage