
"Görüntülerin, fotoğrafların, yapıtların içini okumak, temsil ettiği anlamların düzeyini tartışmak, estetiğine değer biçmek sanat izleyicisini sonsuza kadar oyalar.
Üstelik sanat eleştirmeleri, açıklanmasa hemen anlaşılacak şeyleri açtıkça açıkladıkça kısaca yapıtların üzerine konuştukça, yapıtların derinliği gitgide bulanarak sanatçısının bile yaparken tasarlamadığı uzamlara varır." (J.Berger)
Kültür edinmeye aday izleyici topluluğu mıknatıs gibi, her türden bilgiyi talep eder, çeker.
…..
Bu yeni bir şey değil, hep oluyor.
Daha yeni olan, yükselen bir değer olarak değişimin, güncelliğin, sanat yapıtlarının üzerinden yeniden tanıtılmasıdır. İletişim teknolojisiyle beslenerek değişen, yenilenen, yeni aklın ürünü “postmodern” yapıtlar bir müddettir gündemi oluşturmakta. Popülist sanat, iletişim teknolojisini arkasına alarak tarihte hiç gözükmediği yüzüyle her gün akıllarımızı tek bir yöne doğru karıştırıyor.
“… yaratıcılık, özelliklerini modanın değişen ışıklarına borçlu olan bir fetişe dönüşecektir.”(Benjamin)
Biz bugünü ancak takip ederken birileri sanki sürekli yarını yaşıyor.
Teknolojik iletişim araçlarının yeni modellerinin belli bir sıra ile pazarlanması gibi, bilgiler, estetik değerler, sanat, yeni modellerine kavuşuyor her gün. Sanat yine güncelleniyor. Rejim değişikliğine alışmalı.
…..
Kaygı verici olan, insanların maruz kalmaktan görmekten yaşamaktan korktukları konuları taşıyan eserlerin nedense en çok izlenenler haline gelmesi. “Reality Show” ların içten içe bizi çeken gizli tahrik gücünün endüstri tarafından yeniden keşfedilmesi, önce gazetelerin üçüncü sayfasından televizyon ekranlarına sonra yeni yüzleriyle sanat pazarlarına ve gündelik hayatın alışılagelmiş döngüsüne estetik katma değerleriyle sessizce katılması. Tüm bunların neden gösterildiği değil, aynı bulandırıcılıkla içeriklerinin tartışılması.
…..
Basitçe, biraz da fotoğrafçılar açısından baktığımızda;
Herkes, ırkçılığa etnik ayrımcılığa karşı.
Bu, etnik gurupların adıyla ortaya sürülen işler olmadı, olmayacak anlamına gelmiyor ne yazık ki.
Bilakis kendisi yükselen değerdir, tarihte yer almaya çalışan acemi fotoğrafçının staj alanıdır bir etnik kimliği ötekileştirip kendini sağlama almak. İzleyiciyi de aynı şekilde rahatlatır. Hep günceldir.
Herkes şiddete karşı.
Şiddetin, savaşın estetiği… Amatör tarih yazarı görüntü uzmanı, yüksek lisans yapar.
Hangi sorunlu bölgede yaşanan acıların kareleri daha estetiktir diğer sorunlu bölgedeki sanatsal çalışmaya göre. Tartışır dururuz…
Gazetelerde gördüğümüz, haber aldığımız olaylar, galerilerde estetik çeşitlemeleriyle karşımıza çıkar. Acının estetiği, o acıyı çekenlerin olmadığı ortamlarda, sanatçının “buruk hazzıyla!”, açılışlarda sırtımız duvara dönük izlenir. Aile içi şiddet, ensest, istismar, “postmodernist” sanatsal icra yaklaşımlarının önemli konu bileşenleridir.
Kuzey Avrupa bakışı, bedenlerdeki şiddet morlukları, alkollü siyahın ve grinin netsiz tonlarında hazmedilir. Cinsel kimlikler, üçüncü türle olan ilişkiler hala kimi sanat fotoğrafçılarının doktora alanı. Güncelliği, seyirliği vazgeçilmez konular. Pornonun estetiği…. Karşıyız ama göstermeye karşı değiliz. Karşı çıkışlar katılmanın pozisyon denemelerine dönüşüyor. “Bundan böyle, ne kadar HAYIR derseniz deyin, EVET olarak anlaşılacaktır” (P. Virilio, Enformasyon Bombası).
Metrelerce kâğıtlara basılan fotoğaflar daha temiz bir dünyaya götürmüyor bizi. Gözün aklın, acıya, fenaya bakma eşiği gitgide yükseliyor. Tahammül sınırları zorlandıkça sanatın gücü, deneyselliği, Görme Biçimleri’nde değil konunun sapkınlığında mekân tutar olur.
Fotoğraf makinesi ile bir kare içinden dünyaya bakmak, fotoğrafçının hayatının konusu olduğu unutulur, görülemez.
Tuhaf olan, bilmediğimiz yerlerde, girmediğimiz evlerde yaşanan olaylar mı, yoksa kendini makine yardımıyla buna tanık etmeye zorlayanlar mı?
Değişene ayak uydurmaya gör bir kere, güncel bir kere yakalandı mı gazeteler gibi, içini her gün yeniden doldurmaya aday olaylar aranır. Haberci sanatçı mı olayı kovalar, olaylar mı haber, proje olacak diye vuku bulur, karışır.
…..
Bilsek ki tüm bunlar, gösterildiğinde bitecek …
……
Uzak bir yerde köpek, adamı kovaladı ısırdı. Haber aldık üzüldük. Yüzyılın başıydı. Sanayi devrimi. Evreni unutan Hümanizm…
…..
Adam köpeği ısırdı… Haber yapıldı. Şaşırdık. Modernizm.
Şimdi öğreniyoruz ki…
Adamın ısırığı yüzünden köpek kuduz olmuş. Adamınsa dişleri acıyor. Yazık, mağdur.
Film dişçide geçiyor.
Post modernizm.
