08 NİSAN, PERŞEMBE, 2021

“Her Şeyin ‘Onarılması’ Gerektiğini Düşünmüyorum”

Sanatçı Dilara Göl ile bir akıl hastasının yazdığı mektuplardan yola çıkarak ürettiği son dönem çalışmalarından oluşan ilk kişisel sergisi “Disorder” ve gelecek çalışmaları üzerine konuştuk.

“Her Şeyin ‘Onarılması’ Gerektiğini Düşünmüyorum”

Dilara Göl, “Disorder”da kavramların plastik karşılığını farklı medyumlar üzerinden araştırıyor. Bir akıl hastasıyla kurduğu organik bağda ortaya çıkan kavramları empatik seçimler üzerinden ele alıyor. Bütününü şiirsel bir zemin üzerine oturttuğu sergisinde yer alan eserlerinde sembolist bir yaklaşım benimsiyor. 

İlk kişisel sergin “Disorder” Simbart Projects Çukurcuma’da açıldı. 8 Mayıs’a kadar devam edecek serginden biraz bahseder misin? 

Bir akıl hastasının yazdığı mektuplardan yola çıkarak ürettiğim son dönem çalışmalarım yer alıyor sergide. Kişinin hastalığından ziyade, içinde barındırdığı duyarlılığı ele alıyorum. Hastanın elinden bırakmadığı taş, onun için patolojik bir simge işlevi görüyor. Bu kişinin taşta bir kimlik araması, ona anlamlar yüklemesi ve taşın bir belleği olduğuna inanması beni üretme yolunda motive etti. Anlamsız gibi görünen bir nesne ile kurulan ilişki, insanın varoluş kaygısını, kendi mevcudiyetini ve dünyanın algılanmasına dair detayları içeriyor.

Hiç tanışmadığın bir insanın mektuplarından yola çıkıp yeni bir hikâye oluşturmanda seni motive eden şey neydi?

Tanımadığım birinin dünyasına dahil olmaya çalışmak bana kuvvetli bir aidiyet duygusu hissettirdi. Bu duygu üretimimdeki sürekliliği ve motivasyonu sağladı. 

Sergindeki eserleri tamamlayan parçalar arasında taşlar, silgi tozları, çiçek parçaları ya da paslı çivi gibi buluntu materyaller de var. Bunlarla kişinin hayatından neler vermek istedin? 

Bozuk, eksik, kırık taraflarımızın sağlam ve güçlü olanlardan çok daha gerçek olduğu düşüncesiyle yola çıktım. İnsanların düşüncelerini temiz-kirli, normal-anormal olarak ayrıştırmanın yarattığı zorbalığa dikkat çekmek istedim. Bütün bu yıpranmış formların bir araya gelmesiyle aslında dışarıdan bozuk olarak görünen şeyin içeride çok daha kırılgan ve naif olduğunu vurguluyorum.

İlaç prospektüslerini manipüle ederek şiirsel bir form yarattığın ve su bardağı ile sergilenen Us adlı yerleştirmenle ilgili neler söyleyebilirsin?

Bu mektupların, bir akıl hastanesinde ve ilaçlar eşliğinde yazılmış olduğu gerçeğinden yola çıkarak oluşturduğum bir yerleştirme. Kişinin kullanmış olma ihtimali olan ilaçların prospektüslerini manipüle ederek yeniden okumaya açıyorum. Genel anlamda her şeyin “onarılması” gerektiğini düşünmüyorum. Duyarlılığın ölçütünün belirlenmesinin, özneye ilaçlarla “onarılmış” bir form vererek, normallik inşa edilirken birtakım hassasiyetlerin yok edildiğini düşünüyorum.

Bir konu ya da kavram belirledikten sonra çalışma sürecinde en çok nelerden besleniyorsun? 

Bir konu ya da bir kavram belirlemekten ziyade daha çok kendiliğinden hayatın akışının içinde oluşuyor diyebilirim. Beslendiklerimle üretimim paralel işliyor. Sürecin akışına kendimi dahil ederek o noktadan sonra duyarlılık alanımı genişletmeye çalışıyorum.

Daha önce çizimlerin albüm ve kitap kapaklarında yer almıştı, yakın zamanda benzeri çalışmalar olacak mı? 

Ahmet Ali Arslan’ın Dünyalarız Uzakta ve Kırık adlı albümlerinin kapağını yapmıştım. Ayrıca senin Ertelendikçe Büyüyen adlı kitabının kapağında bir çalışmam yer alıyordu, yakın zamanda tekrarı olacak. Ben de heyecanla bekliyorum. 

Son olarak gelecekte bizleri neler bekliyor, planında neler var?

Aynı süreklilikle Beyoğlu’ndaki atölyemde çalışmalarıma devam ediyorum. Olabildiğince beslendiğim alanları genişletmeye çalışıyorum. Bu sıralar seramiğe karşı ilgi ve heyecanım yüksek. Neler olacağına süreç karar verecek diye düşünüyorum.

“Disorder” 8 Mayıs’a kadar Simbart Projects Çukurcuma’da ziyaret edilebilir.

0
5406
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage