23 EKİM, PAZARTESİ, 2023

“Gece Gezenler”

Hilal Can’ın, Art İstanbul Feshane Umut Buluşması kapsamında, tarihi Fener Evleri 2 Haliç Sanat’ta gerçekleşen “Gece Gezenler” başlıklı kişisel sergisi üzerine bir yazı.

“Gece Gezenler”

Küratörlüğünü Ezgi Bakçay’ın yaptığı “Gece Gezenler” başlıklı sergi, insan benliğinin karmaşık evreninden ve hafızanın kuytularında gizlenmiş zıtlıklardan yola çıkıyor. Çalışmaların yanında sergiyi özel kılan, bizzat mekân için tasarlanmış olması. Ayrıca öğreniyorum ki, hazırlık aşamasında açık bir çağrı ile kadınlardan temin edilen atık kumaşlar ve malzemeler işe koşulmuş. Mekânda bizi karşılayan ilk çalışma da bu atık kumaş parçalarından yapılmış bir “yılan” temsili oluyor. Sol taraftaki odaya girince, tam karşıda izleyiciyi karşılayan neredeyse sunak hissi veren bir alan yerleştirmesi görüyoruz.

​İlk nişte kırmızı bir figür yer alıyor. Oluşturulduğu yüzeyin kenarlarından boşluğa tutturulmak üzere yerleştirilmiş ve arkasından vuran ışık sayesinde kumaşın verdiği transparanlıkla garip tanımsız karakterde bir insan vücudu siluetinde görülüyor. Hilal Can burada bir Âdem anlatısı tasarlamış. Boğaz kısmına yerleştirilmiş ve keçeden yapılmış bir küçük elma imajı ise aklımdan kelime olarak “âdem elması” diye geçiyor. Yılan ise buradan da geçerek nihayet son nişe doğru yükseliyor. Kafasını çıkartıp, straforla yapılmış patlak gözleriyle baktığı boşlukta, Sergei Parajanov’un çalışmalarındaki hisse yakın bir sahne oluşuyor. Fon yüzeyini çivit mavisi bir renkle kaplayıp, üzerine tuval bezini keserek yerleştirdiği ve içinde boşluğunu taşıyan büyükçe pembe bir figür, gözlerinden yaşlar akarak bulutlara doğru yükseliyor. Yükseldiği boşlukta, samanların üzerine yerleştirilmiş yanan bir ev, yangın butonu, bu evden çıkan kırmızı hayaletimsi figürler ya da yangın kırmızısı ve elma ağacı. Bunların ortasından geçen, parlak mavi bir kumaşla yapılmış nehir, sarı, kuru otların arasından rastgele çıkmaya çalışan yeşil canlı yapraklar. Tepesinde doğan ayın hilal şeklindeki duruşunu ise yine hoş bir detay olarak görüyoruz. Bütün bu sahne izlerken öyle çocuksu bir keyif veriyor ki, kendisinin de işte bütün bu rastgele malzemelerle oluşturduğu sergiyi kurarken aldığı çocuksu keyfi yansıtıyor. Bütün bunlar bana alanı gerçekten bir “oyun alanı” olarak kullanma tasarımını düşündürüyor.

1-5. Fotoğraf: Ayten Çelik
​6-10. Fotoğraf: Ebru Şeremetli

Serginin bir bölümüne dev bir maskenin, neredeyse bir canavarın keskin sivri dişleri arasından içeriye giriş yapılmakta. Hilal’in kendi adından yola çıkarak, “Hilmeran” olarak değiştirdiği bir “Şahmeran” bu. Bir gözünde gece, bir gözünde gündüzü taşıyor. Üretimindeki işçilik ise hemen dikkat çekiyor. Atık malzeme olarak toplanan siyah süngerlerle, birbirine iğnelerle tutturulmuş yüzlerce parça, bu karakterin saçlarını biçimlendiriyor. Kitch hazır malzemeleri kullanarak zenginleştirdiği başlığından ise bütün binaya irili ufaklı yayılmış “kırmızı gölgeler” yayılıyor. Sanki onların bıraktıkları boşluklardan bitkiler yeşeriyor ve buradan mekâna kuşlar doluyor.

“Adem Odası” olarak isimlendirilmiş yerleştirme ise, mitin ve anlatımcılığın kodlarına sanatçının müdahalesinden oluşuyor. Havada asılı yarı seramik yarı kumaş bir figür ile iletişime geçer gibi yerleştirilen bir yılan görüyoruz – ki siyah değil rengarenk bir yılan bu – ve figürün kollarını açar gibi baktığı, hemen önünde duran pullarla kaplanmış parlak ama kurtlanmış bir elma. Ses yerleştirmesi ile güçlendirilmiş bu sahne anlatımda mitin doğasıyla bireyin doğası birbirine karışıyor. Havada asılı ejderhalar, renkli kumaşlar ve ışıklardan yaratılmış gölgeler, dinozor ve bir mercan parçasının hemen elmanın yanına yerleştirilmesi, “yapıcı olan” bir yıkıcılık, güçlü, dolaysız bir dışavurum. “Hakiki olanın” bastırılması, unutulması, sevgiden korkulan bir dünyanın ve insan kültürünün ürettiği saplantılar, demonlar, gölgeler ve karanlığın içinde huzuru vaat eden düşler.

​Sergilenen resimlerin ise kendi içinde olduğu kadar, düzenlemelerle olan uyumları da dikkat çekiyor. Yaşlı kadının doğurganlığını yansıtan bir resim görüyoruz. Bu bir anneanne ya da büyükanneye benziyor. Mekanik biçimde bir tesis gibi, yalnızca “görevini” yerine getirmiş beyaz saçlı yaşlı ve yorgun bir kadın. Bir başka çalışmada, mavimsi bir düşün ortasında, tanımsız ve kimliksiz denebilecek bir coğrafyada, gölün içinden çıkmış bir devi, gövdesine kadar suyun yüzeyinde görüyoruz. Kıyıda onu izleyen bir figür. Kadın, uzakta, gölün içerisindeki figürü nefesiyle şişirmeye çalışıyor. Bir rüyanın akıl dışı atmosferinde zamansız ve orantısız nesnelerin ve figürlerin yer aldığı bir anlatım. Diğer bir çalışma, klasik bir manzara resmini andıran yapıda olmasına rağmen yüzeyler, tepeler, nehir, gökyüzü ve güneş yine düşsel bir atmosferde eğleşir hâlde. Demonik resimler ve tasarımlardan yansıyanlar, yağmalanmış yaşamsal kuvvetlere işaret ediyor. Hedefi, doğduğu alanlara kıvrılan bir düzlem bu; hegemonyanın, bastırılmanın ve saklamanın yoğun kötücül enerjisi, bireyin köklerinde gizlenmiş, kapatılmış, bastırılmış veya söndürülmüş kör alanlara yönelik işaretler.

1. Fotoğraf: Ayten Çelik

Burada unutmadan şunu belirtelim; bazı ziyaretçilerin, mekâna giriş yapar yapmaz çarpıştıkları ilk resimlerden ve düzenlemelerden garip biçimde etkilenerek kaçar gibi geri döndükleri söyleniyor. Bu kaçış eylemini, serginin amacıyla ilişkilendirmek mümkün olabilir mi? Kolektif bilince ait bir refleks, yüzleşme ihtimalinin tetiklediği bir davranış biçimi mi? Bölünme ihtimalinden bir kaçış mı? Persona bütünlüğünü korumaya hizmet eden bir eylem mi? İnşa edilmiş olanın çarpık aynalarda parçalanışına bir önlem mi? Bu sorunun cevabını elbette “sergiyi ziyaretten çark eden ve ziyaret eden” kadınlar verebilirler. Sonuç olarak, tarihi İkinci Fener Evi’ndeki “Gece Gezenler” isimli Hilal Can sergisini ziyaret edenler, bir kadının karmaşık, içten ve güçlü doğasıyla bağ kurdukları gibi, mekânın tarihi ve atmosferiyle tezat olduğu kadar bütünleşen de farklı bir sergiyi deneyimlemiş olacaklar.

​Hâlâ izlemeyenler için ise, “Gece Gezenler” isimli sergi 30 Kasım'a kadar tarihi Fener Evleri 2 Haliç Sanat’ta ziyaretlere açık.

0
2125
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage