26 MART, CUMA, 2021

Daha İyi Bir “Yeni Normal” İçin Alternatif Arayışlar

Prof. Dr. Marcus Graf’ın küratörlüğünü, Öykü Demirci ve Beyza Nur Demircioğlu’nun asistan küratörlüğünü üstlendiği “Yeniden” sergisi farklı disiplinlerinden ve farklı kuşaklardan 13 çağdaş sanatçının eserleriyle pandemi nedeniyle yaşanan "yeni normal”i ve bunun sanata, sanatçılara olan etkisine odaklanıyor. Prof. Dr. Marcus Graf ile “Yeniden” sergisi üzerine konuştuk.

Daha İyi Bir “Yeni Normal” İçin Alternatif Arayışlar

Prof. Dr. Marcus Graf’ın küratörlüğünü, Öykü Demirci ve Beyza Nur Demircioğlu’nun asistan küratörlüğünü üstlendiği “Yeniden” sergisi 14 Nisan 2021 tarihine kadar, Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi’nin talimatlarıyla yenilenen Cemal Süreya Etkinlik Merkezi’nde sanatseverlerle buluşuyor. Beyza Boynudelik, Emin Mete Erdoğan, Ferhat Özgür, Filiz Piyale Onat, Gizem Candan, Güler Güçlü, Gülgün Başarır, Hasan Deniz, Murat Germen, Mustafa Duymaz, Saliha Yılmaz, Seydi Murat Koç ve Zafer Akşit’in eserlerinin yer aldığı sergi, pandemi nedeniyle yaşanan "yeni normal”i ve bunun sanata, sanatçılara yansımasına odaklanıyor. Sanatçıların “yeni normal”i şekillendirmede hangi rolü oynayabileceğini tartışan “Yeniden” aynı zamanda doğa, kültür, politikalar, şehir ve diğer insanlarla olan ilişkimizi gözden geçiriyor. Cemal Süreya Etkinlik Merkezi’nin açılış sergisi olan “Yeniden” üzerine Prof. Dr. Marcus Graf ile bir söyleşi gerçekleştirdik. 

“Yeniden”in arka planındaki düşünce nedir? Serginin kavramsal çerçevesini nasıl oluşturdunuz?

Geçen on iki aydır herkes yeni normal için bekliyor. Nitekim bu terim, alternatif yaşam biçimleri yaratma şansımız olduğunun altını çiziyor. Gerçekten, hep birlikte, bu yeni normalin nasıl olması gerektiğine karar vermeliyiz. “Yeniden” sergisi tam da bununla ilgili. Daha hümanist bir sosyal birliktelik inşa etmek ve daha iyi bir dünya yaratabilmek için bilim ve eğitimin yanı sıra, sanat ve kültüre de ihtiyacımız var. Bu bağlamda sanatçıların, verilen statükonun ötesine geçmek ve daha iyi bir normal için yeni olanaklar keşfetmek üzere dünyada alternatif anlayışlar bulmamıza yardımcı olabileceğine inanıyorum.

Sergideki sanatçı seçkisinin oluşum sürecinden ve küratöryel düzenden bahseder misiniz?

Sergimiz, içinde bulunduğumuz mevcut durumu eleştirel bir şekilde sorguluyor. COVID-19 salgınının etkisiyle hayat değişti, bu etkiler özel ve profesyonel hayatımızın her alanında hissedilebiliyor. Elbette sanat dünyası da doğrudan etkileniyor. “Yeniden”, toplumun güncel durumunu yorumluyor ve 13 katılımcı çağdaş sanatçı doğa, şehir ve diğer insanlarla olan ilişkiler etrafında çeşitli konuları ele alıyor. Bu nedenle sergi, toplum olarak nasıl devam ettiğimize dair soruları gündeme getirmenin yanı sıra, daha iyi bir yeni normal yaratmanın hümanist yollarını bulmak için sanatın önemini ortaya koyuyor. Bu bağlamda, eserlerinde doğa, şehir ve toplum konularını ele alan sanatçılar seçtim. Sergi aynı zamanda resim, heykel, video sanatı, performans sanatı gibi farklı disiplinlerinden ve farklı kuşaklardan güçlü sanatçıları bir araya getirerek çağdaş sanatın zenginliğini ortaya koyuyor.

Sergi alanında farklı kuşaklardan sanatçıların çeşitli disiplinlerde üretilmiş eserlerini izliyoruz. Bu çok yönlü eserlerin yer aldığı disiplinlerin kurgusunu nasıl planladınız?

Benim açımdan belli bir konuyu tartışan bir sergi, çeşitli bölümleri olan iyi bir kitap gibi olmalı. Her sanatçı, küratöryel çerçeveye benzersiz kavramsal, biçimsel ve estetik yaklaşımlar getirir, böylece ziyaretçinin deneyimini zenginleştirir. Bir sergi, çeşitli tarzları ve ritimleri birleştirerek senfoni benzeri, harika bir müzik parçasını andırır. Kavramsal çeşitliliğin yanı sıra, serginin genel kompozisyonunun ve tasarımının psiko-görsel etkisi de önemlidir. Farklı disiplinler, aynı zamanda büyük ve küçük boyutların kombinasyonu, ziyaretçinin "Yeniden"in tüm hikâyesinin çeşitli bölümlerinin içine çekildiği mekânda bir akış yaratır. Çağdaş grup sergilerinin çoğulculuk ve heterojenlik yoluyla gücünü arttırdığına inanıyorum. Bu bağlamda, “Yeniden” gibi bir sergi, hayatın karmaşıklığını sunduğu işlerle olduğu kadar, baştan sona tasarım ve uygulamasıyla da yorumluyor.

Serginin hemen girişinde Güler Güçlü’nün heykelleri ile karşılaşıyoruz. Güçlü’nün eserlerinin yanı sıra Saliha Yılmaz ve Murat Germen’in de farklı tekniklerde ürettikleri heykelleri sergide yer alıyor. Bu eserlerin alt metni ile sergi içinde yarattıkları kavramsal bağlantı nedir?

Güler Güçlü’nün figüratif heykelleri sergi girişinde ziyaretçiyi karşılıyor. Mevcut dünyanın temsilcileri gibiler. Hareketsiz durmak, betondan yaratılmak, bir kafaya sahip olmamak veya diğer heykellerde olduğu gibi hiçbir beden çizgisine sahip olmamak, kelimenin tam anlamıyla hareket edememe felaketinin altını çizer. Saliha Yılmaz seramik çalışmalarında, yarı-insan, yarı-çiçek ve yarı-insan, yarı-plaza yapısından oluşan melez figürleri temsil ediyor. Tuhaf bir başkalaşım söz konusu. Bu başkalaşım, dünya ile olan bağlantımıza işaret ediyor. Murat Germen’ın eserleri ise çağdaş mimari ile ilgili. Rasyonalist ve mantığa uygun, Bauhaus tarzında binaları temsil etmek yerine, mekânları yapısökümcü, dinamik ve esnek bir mimari anlayışıyla karakterize ediyor. Bu alışılmadık dünyada bile yine de çevrelerine uyum sağlamış insanlar görüyoruz. Bu heykelsi çalışmaların kalıcı olarak değişen ortamlara uyum sağlama yeteneğimize referans olarak görülmesinin nedeni budur. 

“Yeniden” de çeşitli sanatçıların tuvallerini izliyoruz. Sergi bağlamı içinde bu tuvallerin estetik ve formal ilişkisini nasıl değerlendirdiniz ve kurguladınız? 

Resim ölmedi ve ölmeyecek! Aslında onu diğer disiplinlerden ve medyumlardan ayıran büyük bir samimi güce sahip olması. Gülgün Başarır, cesetlere, sanayiye ve vahşi kapitalizme dayandığı için kırılan makine benzeri bir satranç tahtası sunarak toplumun yanlış ve sağlıksız yapısını eleştirel bir şekilde yorumluyor. Seydi Murat Koç, doğanın yeniden canlandırdığı, terk edilmiş ve işlevsiz yapılarını gördüğümüz bir manzara sunarak dünyanın içinde bulunduğu felaket durumunu eleştirel bir şekilde yansıtıyor. Filiz Piyale Onat, resminde doğanın gücünü ve güzelliğini ortaya koyuyor. Aynı zamanda insanın dünyadaki izolasyon ve yalnızlık kavramlarını da ele alıyor. Beyza Boynudelik ve Emin Mete Erdoğan resimlerinde insan ve hayvan dünyası ilişkisini tartışıyor. Her iki resimde de doğa ile bağlantımız oldukça sorunlu olarak nitelendiriliyor. Erdoğan’ın işlerinde hayvanlar alemi egemenliği ele geçirirken, Boynudelik’in resminde insan çevresiyle yeniden bağ kurmaya çalışıyor. Mustafa Duymaz ise, büyük resminde iç mekân ile dış mekân arasındaki bağlantıyı tartışıyor. Eser bu anlamda, özel ve kamusal alan arasındaki ilişkiye de işaret ediyor. Yine de resimde görebileceğimiz gibi, gerçekliğin bu iki yüzü arasında güçlü bir engel var. Bu engelleri, karantina ve izolasyon süreçlerimizde çok güçlü hissettik.

Sergide yer alan Zafer Akşit ve Gizem Candan’a ait olan video eserlerin içeriklerinden söz eder misiniz?

Gizem Candan’ın video çalışması, toplumumuzu inşa eden kavramları yeniden düşünmenin zamanının geldiğinin altını çiziyor. Eğitim, politika veya kapitalizm gibi terimleri tuvalete atmasının nedeni budur. Yeni normal yaratmak için eski kavramları sorgulamalı, yeniden düşünmeli ve bu kavramların yeni biçimlerini tasarlamalıyız. Zafer Akşit’in iki video performansı ise modern hayata uyum sağlayamama ikileminin altını çiziyor. Sıcaklık çok yüksek, dünyanın hızı yanı sıra ritmi de buna dayanamayacak veya onunla senkronize hareket edemeyecek kadar karmaşık.

“Yeniden”de yer alan Ferhat Özgür ve Hasan Deniz’in fotoğraflarının sergi içindeki kavramsal bütünlüğünden bahseder misiniz?

Ferhat Özgür’ün fotoğrafı, günümüzde büyük önem kazanan bir terim olan sosyal birlikteliğin sembolü olarak, sarılmanın anlamını ve önemini vurgulayan, sahnelenmiş bir performans. Hasan Deniz’in fotoğraf çalışmaları ise, romantik bir rüya olarak doğa ile iç içe olma özleminin yanı sıra, modern yaşamın anlamsızlığını ve kapitalist tüketimciliği ele alıyor. 

Sizce yeni normalin Türkiye'deki çağdaş sanat üretimi üzerinde bir rolü var mı? Sanatçıların üretim disiplinlerini ya da eserleri ile kendileri arasındaki ilişkilerin parametresini değiştirdi mi?

Pandemi boyunca doğanın gücü belirgin hâle geldikçe, sanat eserlerinin yine daha çok doğayla ilgili olduğunu göreceğimize inanıyorum. Sanat dünyasının dijitalleşmesi de üretim şekline etki edecek. Dijital sanat sergileri, sanatçı konuşmaları, sanat fuarları ve sanat müzayedeleri son on iki aydır normal olgular hâline geldi. Sanal dünyanın etkisi, özel ve profesyonel yaşamlarımızda olduğu kadar, genel olarak özel ve kamusal hayatta da daha güçlü hissedilecektir. Sanatın bağlamı da oldukça etkilendiğinden, nihayetinde, en azından yakın gelecekte sanat dünyasına hakim olmaya devam edecek olan geleneksel formların yanı sıra gelecekte daha fazla dijital olarak üretilen ve paylaşılan sanat eserleri göreceğiz.  

Cemal Süreya Sergi ve Etkinlik Merkezi yenilendikten sonra ilk açılış sergisi hatta ilk çağdaş sanat sergisi “Yeniden” oldu. Ataşehir Belediyesi ile yollarınız nasıl kesişti?

Birkaç ay önce Ataşehir Belediyesi’nin kültür departmanı olan Ataşehir Kültür, görsel sanatlar bölümünü güçlendirmeyi istemeleri sebebiyle benimle iletişime geçti. O zamandan beri sanat ve sanatçı sohbetleri ve bu serginin yanı sıra Cemal Süreya Sergi ve Etkinlik Merkezi'nin inşası üzerinde çalışıyoruz. Ataşehir Kültür ayrıca bir E-Kültür Merkezi kurarak tiyatro oyunları, konserler, söyleşiler ve sergilerden oluşan tüm programını sanal dünyaya taşıdı. Sanat ve kültürü Ataşehir'in sınırlarının çok ötesine, daha geniş kitlelere aktaran bu çok önemli ve yenilikçi projenin bir parçası olmaktan mutluluk ve sevinç duyuyorum. Bu, sanatın ve kültürün demokratikleşmesine değerli bir katkı anlamına geliyor ve umarım diğer belediyeler için de bir model ve örnek olur.

Cemal Süreya Sergi ve Etkinlik Merkezi alternatif bir proje alanı olarak sanat ve kültür dünyamıza katıldı. Buranın işleyişinden ve hedeflerinden bahseder misiniz?

Sergi alanının sanatçılara açık olmasını istiyoruz. Profesyonel ve tanınmış sanatçılar ile genç ve yeni yetişen sanatçılar için açık bir platform hâline gelmeli. Ayrıca, çağdaş sanat ve kültür bağlamında sanatçı grupları ve diğer girişimler bu güzel galeri alanında sergilenmek için başvurabilir. Gelen sergi projelerini değerlendiren, uzmanlardan oluşan bir komite kuruyoruz ve mümkün olduğunca çoğunu gerçekleştirmek için çalışacağız.

Ataşehir Belediyesi’nin çağdaş sanata olan katkıları oldukça büyük. Sanatçılar, galeriler, müzeler, çeşitli uzmanları vb. kişi ve kurumlarla YouTube ve Spotify üzerinden çeşitli video ve podcast yayınları hazırlıyorlar. Çağdaş sanata bu kadar destek veren bir belediye ile aynı zamanda sergi de yaptınız. Bu noktada, bugün, yerel yönetimler ile çağdaş sanat ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ataşehir Belediyesi'nin, yerel yönetim ile sanat sahnesi arasındaki iş birliğinin harika bir örneği olduğuna inanıyorum. Somut olarak sektörler arası bağlantılar kuruyor, sanat ve kültür için profesyonel bir ortam oluşturmayı hedefliyor. Geçmişte birkaç belediyede küratör olarak çalıştım ve bu benim için hiçbir zaman başarılı veya tatmin edici bir deneyim olmadı. Ancak bu kez belediye ile sanat sahnesi arasında profesyonel, şeffaf ve işlevsel bir ilişki kurulabileceğime inanıyorum ve tüm meslektaşlarımı, sanatçılarımızı katılmaya davet ediyorum.

Son olarak, yapılan sergi ve konuşmalar gibi etkinliklerle aslında herkesin fayda sağlayabileceği ve direkt toplum ile buluşan etkinlikler gerçekleştirildi. Bu bağlamda Ataşehir Belediyesi’nin gelecekte hedeflediği sanat ve kültür ortamına dair yapılacak proje ve etkinliklerden de söz eder misiniz?

Belediye olarak kültür politikası bütünlüklü bir yaklaşım izleyerek uzun vadeli planlar yapmaya gayret gösteriyor. Önümüzdeki süreçte yeni kültür merkezlerinin inşası, sanat etkinliklerinin tüm sanat dallarını kapsayacak biçimde çeşitlenmesinden, demokratik biçimde halka ulaşmasını sağlayan, alt yapı modeli ile yine sanat eğitimlerini sürdürülebilir kılan, toplulukları bir adım öteye taşıma çabasında, işbirlikçi, katılımcı ve yenilikçi olacak bence. Özellikle İçerenköy’de yapımı bir yıl içinde tamamlanacak İnal Aydınoğlu Kültür Merkezi fiziksel yapısı ile Anadolu yakasının en önemli tiyatro salonu, konser salonu ve sergi mekânı olacaktır. Yine bir yıl içinde hizmete girecek Devekuşu Kabare Müzesi önemli bir belleğin taşıyıcısı olacaktır.

Sergiyi fiziksel ziyaretin yanı sıra internet üzerinden çevrim içi olarak da buradan gezebilirsiniz

0
2740
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage