27 NİSAN, PERŞEMBE, 2017

Sinematik Bir Sound: UNKLE

Şarkılarını CSI:NY ve Prison Break gibi popüler dizilerde ve izlediğimiz pek çok film ve reklamda duyduğumuz İngiliz trip hop grubu UNKLE, 13 Mayıs tarihinde Parkfest 2017 kapsamında İstanbul’a geliyor. Biz de konseri heyecanla bekleyenler için UNKLE’ın kurucu üyesi James Lavelle ile konuştuk.

Sinematik Bir Sound: UNKLE

Kurulduğu 1994 yılından bu yana adından çokça söz ettiren Unkle’ın Türkiye’de de ciddi bir hayran kitlesi var. Özellikle Radiohead’den Thom Yorke, Beastie Boys’dan Mike D, Metallica’dan Jason Newsted ve The Verve’den Richard Ashcroft dahil pek çok ünlü isimle iş birliği yaparak piyasaya sürdükleri albümleri uzun yıllar boyu ses getirerek gruba dünya çapında bir popülarite kazandırdı. Festivale sayılı gün kalmışken James Lavelle ile röportajımıza göz atabilirsiniz.

Rock sound’u en başından beri müziğinizi etkiliyor fakat ikinci albümünüz Never Never Land’de daha fazla elektronik öge mevcut. Bu değişimi özellikle mi tercih ettiniz yoksa kendi kendine gelişen bir süreç mi oldu? 

Aslında ilk albüm daha hip hop bir albümdü. Üçüncü albüm rock melodiler etkisindeydi. Bu durum nereden ilham aldığınızla, hangi ritmlerin sizi etkilediğiyle ilgili. İlk albümü yaparken hip hop beni etkiliyordu, ikinci albümde bu DJ’ler ve elektronik müzik oldu, üçüncü albümdeyse daha çok davul ritmlerinden ve Amerika’nın güney kıyılarının müziğinden etkilendim. Dolayısıyla tek bir türden ziyade albümler arasındaki sinerjiden bahsetmek daha doğru. Bu, albümler etrafında sinematik ve melakolik bağ yaratıyor.

https://vimeo.com/208120123

Müzisyenlerin müziğinizin evrimine ve bir grup olarak müzik kariyerinize nasıl bir etkisi var?

Elbette bir etkisi oluyor. Birlikte olduğumuz insanlar genelde solist ve bu da parçanın odağında olmaları anlamına geliyor. Seçtiğiniz insanlar müzikler ve tarzlarıyla sizin de temsil ettiğiniz noktayı belli bir yere götürüyorlar. Bu, filminiz için aktör seçmeye benziyor. Filmlerde de başroller ve yan roller var ve konu bunların nasıl birbirini tamamladığı.

Böyle büyük isimlerle çalışmak nasıl bir duygu, özellikle ilk albümünüzde? 

Psyence Fiction bu anlamda önemli çünkü ilk defa bunu denediğimiz bir albümdü. Ayrıca Thom Yorke ile stüdyoda olmak özel bir durum. Bu tip birlikteliklerin iyi işlemediği zamanlar da oldu ne yazık ki... Ama çoğunda özel bir şeyler ortaya çıkıyor. Tam da bu nedenle bu kadar keyifli ve ilginç bir süreç. Josh Homme uzun zamandır tanıdığım birisi ve onunla çalışmayı seviyorum. Her zaman müthiş bir deneyim oluyor benim için. Will Malone ve Philip Sheppard gibi orkestrasyon ile ilgili çalıştığım insanlar çok önemli. Esas olarak en güzel anılarınız, kendi ekibinizle yarattığınız ve iniş-çıkışlardan oluşan anılar. Shadow, Jack (Leonard) ve Matthew (Puffet) ile olan anılarım mesela… En heyecan verici olanlar onlar.

Sound’unuzu nasıl tanımlıyorsunuz? Trip hop? Electronica? Ya da kendinizin bulduğu bir isim var mı?

Tam olarak bilemiyorum. Umarım Unkle sound diye bir şey vardır. Bizim müziğimizi en iyi tarif eden şey bu olurdu. Sürekli yeni şeyler deneyerek kendini geliştiren sanatçılar için belli bir şey belirlemeye çalışmak biraz garip. Bizi biz yapan şeyin büyük bir parçası eklektik olmak. Kayıtlarımız soundtrack veya orkestral eğilimde. O yüzden çok ucu açık. Kayıtlar ve parçalar etrafında sinematik bir süreç söz konusu.

Şarkılarınızı pek çok televizyon show’u, dizisi ve filmde duyuyoruz. Misfits, Person of Interest, Prison Break, CSI: NY, Skins, 21, The Beach ve The Twilight bunların en bilinenleri arasında. Ayrıca pek çok oyun, reklam ve Euro 2008 gibi etkinliklerde müziğiniz kullanılıyor. Televizyon ve sinemayla aranız nasıl?

Hareketli görüntü benim yaratım sürecim için çok önemli. Bu benim müzik yapma kararımda da çok etkili oldu. Kahramanlarım Stanley Kubrick gibi insanlar. Sevdiğim albümlerin ve müziklerin bir çoğu da benim için bu anlamda bir yolculuk aslında. Bu ayrıca mesleki anlamda hayatta kalmak için de önemli bir alan yaratıyor. Günümüz müzik endüstrisi sizden kolay adapte olmanızı ve yeni şeyler denemenizi bekliyor. Söz konusu, reklam da olsa, televizyon ya da başka bir mecra da olsa, işin ucunda ekonomik bir durum var.

13 Mayıs’ta İstanbul’a geliyorsunuz ve Parkfest 2017’de ana sahnede çalacaksınız. Ama bu İstanbul’daki ilk konseriniz değil. Buraya yeniden gelmek nasıl bir his?

Harika hissesiyorum. İstanbul çok etkileyici bir şehir. Çok güzel ve aynı zamanda zengin bir tarihe sahip. O nedenle yeniden geldiğim için çok mutluyum. Geçen sefer geldiğimde yeterince zaman geçiremediğim için üzülmüştüm. Bu sefer biraz daha fazla kalmak istiyorum. Görmek istediğim çok yer var.

 Yakın gelecek için planlarınızı öğrenebilir miyiz?

Albüm yeni çıktı ve bu dönem turlarla geçecek. Umarım sonunda da yeni kayıtlar gelecek. Bu anlamda bir süre aktif olacağım. Şimdiden yeni kayıtlarla ilgili çalışmaya başladım.

İstanbul konseri için sürprizleriniz olacak mı?

Yeni bir konser, farklı olacaktır…

0
3445
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage