15 MART, SALI, 2016

Sinemada ve TV'de Dünden Bugüne “Aşk ve Gurur”

İngiliz Edebiyatı’nın en güçlü kadın romancılarından biri olarak kabul edilir Jane Austen. Bunun sebebi zekice tasarlanmış toplum komedisi ve döneminin insan ilişkilerini yansıtırken kullandığı samimi ve belki bazen biraz da “dalgacı” diliyle yazdığı romanlarının 200 yıldır çok popüler olması değildir sadece.

Sinemada ve TV'de Dünden Bugüne “Aşk ve Gurur”

Jane Austen, akıllı ve yürekli kadın karakterlerinin altından kalkabileceği meselelerin büyüklüğünün, kendilerine olan inançlarıyla doğru orantılı olduğunu gösterebildiği için sevilir sayılır. Böyle popüler bir yazarın romanlarının filmleştirilmesi ve dizi haline getirilmesi tabi ki kaçınılmazdı. Nitekim öyle de oldu...

En popüler Jane Austen romanı olan Aşk ve Gurur (ki orijinal ismi olan Pride and Prejudice’e sadık kalınıp “Gurur ve Önyargı” şeklinde çevrildiği de olmuştur)  sayısız defa sinema ve televizyona uyarlandı. Bu adaptasyonlardan bazıları eşsiz tarzlarıyla tarihe geçerken, bazıları Austen fanlarının gönlünde öyle pek de yer edinemedi.

1995 yapımı BBC dizisi Pride and Prejudice, Austen uyarlamalarının miladı ve İngiliz televizyon tarihinin en büyük olaylarından biri olarak kabul edilir. Peki, geçtiğimiz yıl 20’nci yaşına giren altı bölümlük bu mini diziyi bu denli özel kılan nedir? 

Colin Firth Mr. Darcy

Pride and Prejudice’un özel olmasında en büyük faktörlerden birinin Mr. Darcy rolüyle kariyerinin en büyük çıkışını yakalayan ve bu “Fazlasıyla gururlu, fakat oldukça zarif ve aynı zamanda âşık” adamı canlandırırken ortaya koyduğu performansla baş döndüren Colin Firth olduğu söylenebilir. Mr. Darcy doğası itibariyle edebiyat tarihinin zaten en karizmatik karakterlerinden biriyken ve kendisine daha fazla bir şey katılamayacağı düşünülürken Colin Firth, karakterin içten içe kibirinin ve aşkının savaşmasıyla yaşadığı iç çatışmayı öyle güzel ortaya koymuştur ki bundan sonra “Mr. Darcy” dendiğinde akla gelen ilk aktör olacaktır. Elizabeth Bennet’ı canlandıran Jennifer Ehle her ne kadar “hareketli, akıllı, sarkastik” genç kız rolü için biraz ağır kalmış olsa da bu dizinin akışından öyle çok bir şey götürmemiş.

Dizinin başarıyı yakaladığı noktalardan biri de kitapta yansıtılan Victoria Dönemi İngiltere’sine gerçekçi bir bakış açısı sunmuş olması. Öyküyü sadece bir aşk hikâyesine indirgemeden, dönemin ahlaki açıdan ikiyüzlü toplumunu, yüksek meblağlarda “çeyizi” olmayan genç kızlar için evlenmenin ne kadar zor olduğunu, dönemin olmayan kadın haklarını son derece ince detaylarla göz önüne sermekte dizi. Profesör Kathryn Sutherland, Jane Austen romanlarının adaptasyonlarını incelediği “Jane Austen’ın Metinsel Hayatları; Aeschylus’tan Bollywood’a” adlı kitabında diziyle ilgili şu incelemeyi paylaşmıştır okuruyla; “Ang Lee’nin Sense and Sensibility’si (Akıl ve Tutku) veya Douglas McGrath’in Emma’sı gibi zamanın beyaz perdedeki Austen uyarlamalarıyla aynı kaliteye sahiptir. Aynı bu yapımlarda olduğu gibi hareket halindeki kameralar, kısa kesim sahneler, ucu bucağı olmayan manzaralar ve güçlü bir müzikal filmin yaratacağı türden bir duygusal yoğunluk… Fakat altı hafta boyunca yayınlandığından bizi mutlu son için bekletti ve iki saatlik bir filmle sağlayamayacağınız kümülatif heyecanı ve halkın katılımını sağlamış oldu”. 

Dizinin senaristi ve yapımcısı Andrew Davies’e göreyse dönem dizisi kavramına yeni bir soluk getirilmişti bu yapımla birlikte. O vakte kadar dönem dizilerinin yüzde 70’i stüdyolarda “oldukça sallantılı” dekorlarla ve oyuncuların boğazına kadar düğümlenmiş sıkıcı kostümlerle çekilmekte olduğunu belirten Davies, Pride and Prejudice ile kostümlü drama türüne tam anlamıyla “hareket” getirdiklerinden bahsediyor. Yapımı stüdyodan çıkarıp güneş ışığı benekli kırlarda at koşan genç adamların ve uzun yürüyüşleri sonucunda yanakları kızaran genç kızların hikâyesi haline getirdiğinizde dizideki hareketle birlikte seyircideki heyecan da artıyor. Yani bu genç dinamizm önemli bir yer taşıyor serinin bu kadar popüler hale gelmesinde. Bir diğer önemli noktaysa dizinin bahar tadındaki müzikleri aslında. Bu neşeli notalar dizinin “tozlu veya eğitici değil de çok eğlenceli” olacağı müjdesini veriyor seyirciye. Tüm bu elementlerin bir araya gelmesiyle en beğenilen ve en başarılı Aşk ve Gurur adaptasyonu da ortaya çıkmış oluyor.

Bir diğer Aşk ve Gurur temsili de Joe Wright yönetimindeki 2005 yapımı bir film. Keira Knightley’nin Elizabeth Bennet’a, Matthew Macfadyen’in ise Mr. Darcy’e hayat verdiği film, totalde başarılı görünse de BBC mini dizisinin başarısına pek yaklaşamamış. Knightley’nin Elizabeth Bennet’ı aslında tam da olması gerektiği gibi; neşeli, hareketli, akıllı ve boyunduruğa alınamayan bir duruşu var. Bu noktada Jennifer Ehle’den daha iyi bir “Liza Bennet” olduğunu söylemek gerekir. Fakat bu defa da fire veren karakter Mr. Darcy oluyor. Matthew Macfadyen her ne kadar karakterin tutkusuna sadık kalmış olsa da sessizliğini biraz şişirmiş ve bazen onu neredeyse tepkisiz hale getirmiş. Bu durum da bu etkileyici kişiliği biraz gölgelemiş. Filmin açıklarından biri de kitaptaki dönem eleştirisinden kaçınması ve öyküyü biraz yalın bir aşk hikâyesine indirgemiş olması. Kitaptaki bazı karakterlere yer verilmemiş olmasının hikayeyi küçülterek drama etkisini azalttığı ortada lakin bu yönetmenin aldığı bir inisiyatif ve saygı duymak gerekiyor, ayrıca filmin zamanlaması açısından vazgeçilmesi gereken bazı yan öyküler olduğu da aşikar. Sadece neleri filmin dışında bırakacağınızı iyi seçmeniz gerekiyor. Bu açıdan aslında Joe Wright’ın belirli bir dengeyi tutturduğu söylenebilir. Her şeye rağmen Knightley ve Macfadyen’in kimyası oldukça tutmuş ve Bennet-Darcy ilişkisinin temeline inilebilmiş. Filmin en iyi yanıysa muhtemelen özenli sinematografisi. Toplamda ortalama fakat samimi bir uyarlama olarak aklımızda yer ediniyor yapım.

Son ve en vasat Aşk ve Gurur adaptasyonuysa bir Hollywood ve Bollywood çarpışması olan Bride and Prejudice (Gelin ve Önyargı). Hikayenin günümüz Hindistan’ına uyarlandığı filmin başrollerinde Martin Henderson ve dünyaca ünlü Hintli yıldız Aishwarya Rai Bachchan yer alıyor. Film oldukça kötü ve basit bir uyarlama, izleyiciye sulandırılmış ve derinliği olmayan bir Mr. Darcy ve şımarık bir Elizabeth Bennet sunmanın ötesine geçilememiş. Sanatsal başarı zaten amaçlanmamış olsa bile, orijinal öyküyü bu kadar parlak renge bu kadar karmaşaya bu kadar anlamsızca dansa boğmak romana biraz hakaret olmuş esasen. Tutkulu Austen hayranlarının hiç şans vermeyeceği vasatın altındaki bu film, klasiklerin günümüze ve başka kültürlere uyarlamalarındaki ince nüanslarının tutturulması konusunda çok daha emek dolu bir çalışma ortaya konulması gerektiğini kanıtlar nitelikte.

İncelediğim yapımlar birçok Aşk ve Gurur adaptasyonundan sadece birkaçı aslında. Jane Austen’ın zeki ve iğneleyici, fakat her zaman aşkın hakkını veren bu en büyük romanının gelecekte de sinema ve televizyonda daha birçok farklı temsilini izleyeceğimiz ortada. 

0
29198
1
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle