11 HAZİRAN, SALI, 2024

Sahnede Bir Melodram: “Madama Butterfly”

Opera ve balenin görkemli yapıtlarını İstanbullularla buluşturan 15. Uluslararası İstanbul Opera ve Bale Festivali’ne ve bu kapsamda temsili gerçekleşen Madama Butterfly’a dair bir yazı.

Sahnede Bir Melodram: “Madama Butterfly”

1 Haziran’da başlayan ve 14 Haziran’a kadar devam edecek olan 15. Uluslararası İstanbul Opera ve Bale Festivali; Uçan Hollandalı’dan Sihirli Flüt’e, Madama Butterfly’dan Zorba’ya opera ve bale sanatlarının en görkemli yapıtlarıyla İstanbul’un kültür sanat yaşamını daha da hareketlendiriyor. İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB) ile Ankara Devlet Opera ve Balesi (ADOB)’nin repertuvarında olan eserlerin İstanbullularla buluştuğu festival; aşkın, sevginin, dansın ve ihanetin doruklarında yaşatıyor izleyenleri.

​Geçtiğimiz yılki festivalin ve İDOB’un sezon içindeki bütün temsillerini izleyen bir gazeteci olarak İstanbul’da festival tarihi yaklaştıkça heyecan duyarım. Bu biraz da yüksek sanatın yılda bir kez yaptığı kısa bir ziyaret gibi gelir bana. O yüzden hemen programa bakarım ki sanat ajandamı festivale göre ayarlayabileyim. Bu yıl festivalin bende en çok görme isteği uyandıran işi ise ADOB’un sahnelediği, Giacomo Rossini’nin şaheseri olan Madama Butterfly operasıydı. Dünya prömiyerini 1904’te, Türkiye prömiyerini 1941’de yapan yapıtın İstanbul Opera ve Bale Festivali’nde sahnelenişi, Madama Butterfly’ın zamana kafa tutuşunu ve İstanbulluların kökü Cumhuriyet’in ilk yıllarına dayanan opera sanatına ne derece bağlı ve destekçi olduklarının nadide örneklerinden biri.

©Murat Dürüm

Kadının Trajik Kaderi

Madama Butterfly, geçtiğimiz cumartesi günü Atatürk Kültür Merkezi (AKM)’nin “kızıl küre”sinin içindeki Gürçil Çeliktaş’ın yönettiği temsiliyle eminim ki tarihteki yerini aldı. Son yılların en başarılı çalışması olan temsil; solistlerden dekora, kostümden orkestraya kadar her açıdan kusursuzdu. Librettosunu Luigi Illica ve Giuseppe Giacosa’nın kaleme aldığı trajik opera, kadının trajik kaderinin geçmişten bugüne değişmediğini bir kez daha kanıtladı. Nagazaki’de geçen bir bekleyiş öyküsü olan yapıt, Amerikalı deniz teğmeni Benjamin Franklin Pinkerton ile tanıştıktan sonra ona tutkuyla bağlı olan geyşa Cio Cio San’ın üç yıllık süreçte yaşadıklarına odaklanıyor. Peki neden ara başlığı “Kadının trajik kaderi” koydum?

Madama Butterfly, kadın ve erkeğin farkını, duyguları yaşayış ve sevgilerini gösteriş biçimlerinin siyahla beyaz kadar zıt olduğunu gösteriyor. Pinkerton’un Cio Cio San ile evlenişinin ardından Amerika’ya dönmesi, “saka kuşları yavrulayınca” döneceğini vaat etmesi ve üç yıl boyunca Cio Cio San’ın onun yolunu gözlemesi bir kadının aşkı yüksek bir duygu olarak yaşayıp, bağlılık ve temizliğin duru bir yansıması oluşu ve çok trajik bir sonla karşılaşmasından ötürü bu başlığı seçtim. Bu trajik sonu izlediğimde Yeşilçam’ın gözyaşı döktüren melodramlarının zihnimde canlanışı ve sahnede hüzünlü bir melodramın capcanlı ve baş döndüren aryalarla hikâyeleştirilmesi nefes kesen ve romantik bir izlenim duygusu uyandırdı. Hikâye, konunun evrenselliğinin -Japonya’da, Türkiye’de ya da Afrika’nın en ücra noktasındaki kabilesinde yaşayan herhangi bir kadın olsun, fark etmez- hiç değişmediğini gösteriyordu. Soprano Burcu Uyar hatasız okuduğu aryalarla, müthiş bir oyunculuk gücüyle, mimiklerinin sahiciliğiyle sahnede adeta bir “diva”ydı.

©Murat Dürüm

Şahane Bir Dekor

Temsil sürerken kahramanların duygu ve düşünceleri açık bir biçimde aktarıldı. Her birinin şiirsel bir biçemle ortaya koydukları rolleri iki perde boyunca konuyu ve yapıtın evrenini anlamamızı kolaylaştırdı. Dekor ise şahaneydi: Orman içinde klasik bir Japon evi, Sakura ağacı, tertemiz bir peyzaj, etkileyici bir manzara… Talat Ayhan, Madama Butterfly’ın görünmez kahramanıydı. Diğer kahraman ise rengârenk kimonoları tasarlayan Gazal Erten’di. Kendimizi Ayhan ve Erten’in zihninden ve elinden çıkan büyük ayrıntılarla Japonya’da hissettik. Ayrıca orkestra Antonio Pirelli’ye, ışık tasarımı Fuat Gök’e, koreografi Nilgün Bilsel Demireller’e emanetti. Sahnedeki solistleri de analım: Ferda Yetişer (Suzuki), Ayhan Uştuk (Pinkerton), Tuncer Tercan (Sharpless), Emre Pekşen (Goro), Levent Alev (Prens Yamadori), Savaş Gençtürk (Rahip Bonzo), Aslı İşcan (Kate Pinkerton), Güzin Yıldız (Butterfly’ın Annesi) ve çocuk sanatçı Can Yalçın.

©Murat Dürüm

Son olarak festival programındaki izleyeceğimiz diğer başlıklar ve takvim bilgisi şöyle:
•   Carmina Burana, 11-12 Haziran, saat 20.30, Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Sahnesi
•   Sihirli Flüt (Tamino’nun Rüyası), 13 Haziran, saat 11.00 ve 14.00, Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi
​•   6. İstanbul Uluslararası Bale Yarışması Ödül Töreni ve Gala Gecesi, 14 Haziran, saat 20.00, Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Sahnesi

0
407
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage