28 HAZİRAN, CUMA, 2024

Hayata Kesik Atmak: “All Of Us Strangers”

Andrew Haigh’in yönetmenliğini, Andrew Scott ve Paul Mescal’in başrollerini üstlendiği, aşk, kayıp, hayatla uzlaşma ve yüzleşme temalarını işleyen, derin duygusal katmanlara sahip All Of Us Strangers filmi hakkında bir yazı.

Hayata Kesik Atmak: “All Of Us Strangers”

Avuçlarımda zaman. Birini, birilerini ya da en iyi ihtimalle kendimi tanımaya çalışmanın heyecanı içimde. Bedenim titriyor. İçim telaşlanıyor. Zaman avuçlarımı terletiyor. Bir şeyleri gerçekten tanımanın mümkün olmadığını anlıyorum. Yoksunluk duyuyorum. Şimdiki zamandan kendime bir gelecek inşa etmeye çalışıyorum. Bulunduğun zaman zor ve yaşam alanın sınırlıysa, kendine direnme ve devam edebilme gücü bulabilmek için hayatımızın dibini kazımak elzem galiba. Dönüyorum tekrar tekrar hayatıma mıhlanan anları hatırlamaya çalışıyorum. Hatırlamak özgürleşmek, hatırlamak unutmak, hatırlamak bir zamanlar gösteremediğin tepkilerle tekrar karşılaşmak, hatırlamak yaşamı ensesinden tutmak, hatırlamak kendini uçurumdan atmak ve yere çakılacağın anda uykundan uyanmak. Hatırlamak, hayata kesik atıp yüzleş(e)mediklerimizin üzerine örtü çekip devam etmenin yolunu aramak. Hatırlamak, hayatın gerçeğini yüzümüze vuran ve gördüklerimizi muğlâklaştıran. Hatırlamak, kaybedeceğini bile bile yaşama meydan okumak. Hatırlamak, yaşama karşı kendini siper edip inadına savaşmak, derin nefes alıp kendini güzel olan şeylerin verdiği huzurun kucağına bırakmak…

Unutmak Bir Zamanlar Vücudunda Yanan Ateş Söndükten Sonra Ardından Külüne Bakmak

Bir de unutmak var. Unutmak, bir parçanın kendinden kopmasını kabullenmek. Unutmak,  kendinden kopup giden parçanın gerçekten ne olduğunu anlamak ve onu her yanıyla tanımak. Unutmak, bir zamanlar vücudunda yanan ateş söndükten sonra ardından külüne bakmak. Unutmak, unutmaya çalıştığın ya da üstesinden gelmeye çalıştığın şeyin ne olduğunu anlamadığın ve anlamazsan da gerçekleşmeyecek olan. Unutmak, yoksunluk ve kayıp hissinin doğurduğu baş dönmesi hâliyle yaşamak. Unutmak hayata kesik atıp hatırlamaya değer olanın bulunduğu yeri görmezden gelmek ve o hesaplaşmanın ayağımıza tekrar tekrar takılması. Unutmak, anıların ve yaşanmış acıların altında ezilmekten kurtulmanın imkânını veren. Unutmak, hayatta kalmak. Unutmak, başımıza gelenlerin üstesinden gelmek için olanların üstünü kapamak. Ve unutmak, bir gün gerçekten tamamlanmış ve tanımlanmış olanın senden kopup gideceğiyle yüzleşmek…

Kırılması Zor Bir Yalnızlıkla Kentin İçinde Yaşamlarını Yadırgayan İki İnsanın Yakınlaşması

Başrolünü Andrew Scott ve Paul Mescal’in üstlendiği, Weekend ve 45 Years filmleriyle büyük başarı kazanan Andrew Haigh’in All of Us Strangers filmi, Taichi Yamada’nın dilimize Nilay Çalşimşek çevirisiyle İthaki Yayınları tarafından Yabancılarla Bir Yaz adıyla yayımlanmış olan 1987 tarihli Strangers adlı romanından uyarlandı. Aşk, kayıp, hayatla uzlaşma ve yüzleşme temalarını işleyen dokunaklı film, Adam’ın ölen ebeveynleriyle yeniden bağlantı kurmasını ve komşusu Harry ile gelişen ilişkisini anlatıyor. Andrew Scott ve Paul Mescal'in derinlikli performanslarından gücünü alan ve övgüler toplayan film, yas sürecinin yaşattığı ve yaşatabileceği tekinsizlik hâlini dokunaklı bir biçimde yansıtıyor.

​Ailesinin kaybı sonrası karanlıktan oluşan bir boşluğun içinde tek başına duran Adam, çocukluğu ile olan o bağı koparmamak için gerçeğiyle yüzleşmek istemez. Kendini gördüğü sanrıların peşine takar. Kendini ve gerçeğini sıyıramadığı geçmişinin içinde fosilleşir, etrafındaki her şey ile arasında bir mesafe meydana gelir. Tek kişilik derin karanlığında yüzen Adam’ın hayatının akışı Harry ile yakınlaşması sonrası hızlanır. Kırılması zor bir yalnızlıkla yaşayan, kentin içinde yaşamlarını yadırgayan iki insanın yakınlaşması, Adam’ın yüzleşemediği, yasını tutamadığı gerçeğin ortaya çıkmasına vesile olur. Çünkü acı ve acıyı kabullenememe hâli dış dünyayla aramızda bir mesafe yaratır. Acı bireyin dünya ile ilişkisine bir saldırıdır. Yara açar. Her yerden uzakta, hiçbir yere ait değilmişiz gibi hissederiz. Kurduğumuz tüm ilişkilere yabancılaşırız. İnsanı sınırlarıyla karşı karşıya getirir. Gerçek bir temasta bulunmamız, gerçekten bir insanın varlığını ve kendi varlığımızı görmemiz gittikçe zorlaşır.Yüzleşemediğimiz, yasını yaşamadığımız acılar bir temas kurulmuş olsa bile kurulan temasın iz bırakmasına izin vermez. Oysa ki nasıl ve ne biçimde kurulduğu önemli olsa da, olmasa da her temas bize bir form verir…

Adam, ailesiyle kurduğu temasın gerçekliğine o kadar inanır ki etrafındaki her şeyi o gerçeğe kolayca hizmet ettirir. Çünkü ailesine veda hakkı yaşam tarafından elinden alınmış biridir Adam. Bedeni ve zihni; kendine kaçış alanı, sığınma yeri, bir zamanlar kaçırdığı fırsatları telafi etme imkânı olarak her seferinde bir ihtimali hayatında, yanı başında bulundurduğunu düşünür. Başkalarının açıkça görebildiği çöküşü kendisi göremez. Harry ile kurduğu duygusal, bedensel ve zihinsel temas ona başka bir bakış verir. Yönetmen Andrew Haigh, duyguların yoğunlaştığı her noktada bir kesme yaparak izleyiciyi her daim karakterin duygu yoğunluğu dünyasına sürüklemeyi başarır. Her hisse kesikler atarak yabancılaşma ve orada olamama hâli daha belirgin bir şekilde hissedilir. Film, kentin içine karışmadan karakterlerini kapalı alanlarda resmederek kente yabancılaşan karakterlerinin tekinsiz hâlini resmetmenin yolunu oldukça başarılı bir biçimde bulur. Yönetmen bu tercihiyle karakterlerin dış dünyadan izole kırılgan kişiliklerinin bir araya gelmesi konusunda oldukça ikna edici bir alan yaratır.

​Adam, yas süreciyle baş ederken kendine bir gerçeklik uydurur, travmanın ve kaybın duygusal ağırlığıyla başa çıkma girişiminde bulunur. Ebeveynlerini genç yaşta kaybeden Adam, geçmişte yarım kalan konuşmaları ve hisleri yeniden yaşama ihtiyacı hisseder. Bu hayali buluşmalar, Adam’ın içsel huzur ve kabul arayışının bir yansımasıdır. Kurgusal bir gerçeklik yaratarak, geçmişin kapanmamış hesaplarını kapatmaya çalışır ve kendine, ailesine ve yeni ilişkilerine dair derin anlamlar bulduğuna inanır. Harry ile yaşadığı karşılaşma Adam’ın gerçekte ne olduğunu görmesine yardımcı olmuştur. Harry ile olan ilişkisi, Adam’ın duygusal olarak kendini açmasını ve geçmişin yaralarını iyileştirmesini sağlar. Harry'nin varlığı ve Adam’a gösterdiği sevgi, Adam’ın kayıplarını kabullenmesine ve ileriye doğru adım atmasına yardımcı olur. Bu karşılaşma, Adam’ın içsel dünyasında bir değişimi tetikleyerek, gerçeklerle yüzleşmesine ve daha anlamlı bir yaşam sürmesine olanak tanır. Harry’nin de travmatik bir geçmişe sahip olduğu hissiyatı, duygusal yükleri ve geçmişinde çözülmemiş meseleleri olduğunu söylemek mümkün. Harry’nin Adam ile olan ilişkisi, ikisinin de yaralarını açığa çıkarmalarına ve birlikte iyileşmelerine olanak tanır. Harry’nin travmaları, Adam’ın duygusal olarak gelişmesine yardımcı olurken, aynı zamanda Harry’nin de kendi acılarıyla yüzleşmesini ve kabullenmesini sağlar. İki karakterin de karşılıklı olarak birbirlerinin gerçeklerini dürterek birbirlerinin yanında olmaları filmin duygusal derinliğini artırır. İki karakter arasında bir muğlâk olan ama aslında gerçekte sadece birbirlerince anlaşabilecekleri ilişki zemini yaratır. Adam ve Harry her şeyden uzakta, her şeyden yaralı ve belki de çoğu zaman kendilerini doğmuş olmaktan sakıncalı bulurlar. Ama yine de kendileri için nefes alacak bir alan olarak birbirleri arasında gerçekleşen sohbetlere sığınırlar. Ya da biz film boyunca bunun böyle olduğunu sanırız. Çünkü hikâye her zaman gerçekliğini izleyenin ve kitabı okuyanların hissiyatına göre yönlendirir. Metnin ve filmin en büyük gücünün bu olduğunu düşünüyorum. Neye inanıyorsak ve ne kadar onunla yaşamanın hissiyatına hazırsak yaşamak bir uğraşı olmanın dışında bizim parçamız olur. Her yerde olup kendimizle kalmamız zordur. Bazen sadece olduğun yerde can havliyle kalıp gerçeğinin de yalanının da tadına varman gerekir… Ne kadar söylersem hem az hem eksik kalacak o yüzden kendimi burada durdurarak, filmin içinde çalan Frankie Goes To Hollywood’un The Power Of Love şarkısını açmaya davet ediyorum sizi.

Hatırlamak ve Unutmanın Girdabında Arafta Kalırız

Bir yası atlatmanın, üstesinden gelmenin kaç aşaması ve yolu var bilmiyorum. Ama bir yasla baş etmenin en zor yanı gerçekten bağ kurabileceğin bir insan, canlı, nesne karşına geldiğinde ortaya çıkar. Onun gerçekten devam etmene yardımcı olacak bir şey olup olmadığını görmeye cesaretin var mı yok mu? Yasla baş etmek; kendini tanımayla, anlamayla, yalanınla, gerçeğinle, zaaflarına bakıp her şeye rağmen kendi yanında durabilme cesareti göstermekle ilgili. Hatırlamak ve unutmanın girdabında arafta kalırız. Unutmak, gerçeğin yıkıcılığına yenik düşmemek için onu eğip büker. Hatırlamak ise neye inanmak istiyorsak onun gerçekliğine bizi hapseder. Böyle olunca yaşadıklarımıza kesikler atarak hayatımıza devam ederiz. Ne içinde ne de büsbütün dışında. Ne var ne yok. Her halükarda yaşamak dediğimiz şeyin parçasıyız ve onun tadına varmaktan, her hevesi, duyguyu sonuna kadar yaşayıp bazen birbirimize karışmak bazen de birbirimizden sıyrılmak fikirleriyle barışık olmamız gerekiyor…

*All Of Us Strangers filmini Disney+ üzerinden izleyebilirsiniz.

0
3358
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage