04 EYLÜL, CUMA, 2026

“Gitar Çalmayı Seven Normal Bir Adamım”

4–6 Eylül 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane’de bu yıl üçüncü kez müzikseverlerle buluşacak olan Uluslararası İstanbul Gitar Günleri’nde sahne alacak; blues ve klasik rock tarzıyla tanınan, dünyaca ünlü Finlandiyalı gitar virtüözü ve şarkı yazarı Ben Granfelt ile konuştuk.

“Gitar Çalmayı Seven Normal Bir Adamım”

Gitarın farklı tür ve ifade biçimleri üzerinden renk katan Uluslararası İstanbul Gitar Günleri, bu yıl üçüncü kez müzikseverlerle buluşuyor. 4–6 Eylül 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane’de düzenlenecek. Festivale gelen konuklar arasında yer alan Finlandiya’nın önde gelen gitaristlerinden Ben Granfelt kendi grubuyla festivalin ana konserlerinde sahne alırken, gündüz saatlerinde gerçekleştireceği bir saatlik klinik/atölye çalışmalarıyla deneyimlerini gitar tutkunlarıyla paylaşacak. Festivalin son günü 6 Eylül Pazar günü, Ben Granfelt saat 16.00’da klinik/atölye çalışmasının ardından 21.00’de Ben Granfelt Band ile kapanış konserini gerçekleştirecek.

3. Uluslararası İstanbul Gitar Günleri kapsamında 4-6 Eylül tarihleri arasında İstanbul’a geliyorsunuz. İstanbul ile olan tanışıklığınıza dair neler söylemek istersiniz?

İstanbul'a daha önce hiç gelmedim, bu yüzden burada sahne almayı gerçekten dört gözle bekliyorum. Davet edilmenin benim için bir onur olduğunu söylememe gerek bile yok.

Tamamen gitar odaklı bir festivalde yer alma fikri size ne ifade ediyor? Karşınızda muhtemelen iyi gitaristlerin ve ağırlıklı olarak enstrümana gönül vermiş meraklıların yer alacağı bir dinleyici kitlesi olacak. Hem sahnede performans sergileyecek hem de bir katılımcı olarak yer alacak biri olarak, bu etkinliğin size nasıl bir kazanım sağlayacağını düşünüyorsunuz?

Gençken, yani yaklaşık 30 yıl önce, bu durum gitaristler için küçük bir Olimpiyat gibi hissettirebilirdi. Ama bugünlerde sadece çalmaktan ve diğer insanların çalışından duygular almaktan keyif alıyorum. Umarım yeni arkadaşlar edinirim ve kendi çalış tarzıma eklemek için yeni enerjiler kaparım.

Konser öncesinde düzenleyeceğiniz bir saatlik klinik/atölye çalışmasında gitar deneyiminizi ve müzikal yaklaşımınızı katılımcılarla paylaşacaksınız. Uzun yıllardır müzik dünyasının içinde olan biri olarak hem sektörün tam merkezinden hem de yılların getirdiği o bilge mesafeden baktığınızda, kendi yolunda ilerlemeye çalışan genç müzisyenleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Hem kendinize hem de onlara söylemek istediğiniz tavsiyeler var mı?

Öncelikle bir müzisyen olarak (sadece gitarist olarak değil) işe yeni başlıyorsanız, yan bir işiniz olsun derim. Bugünlerde sektör çok zor; para kazanmak ya da geçimini sağlamak hiç kolay değil. Bir planınız olmalı ve işleri dikkatlice yürütmelisiniz. Yayıncılık, şarkı yazarlığı hakları ve plak sözleşmeleri gibi konulara aşina olmak veya işi bilen birinden yardım almak akıllıca olacaktır… Bu sektör tam anlamıyla "bugün varsın, yarın yoksun" durumunda. Daha genç hâlime ise "Fırsat buldukça para biriktir, mümkünse yatırım yap" derdim. Bir saatlik bir klinikte (atölyede) bu konulara derinlemesine ayıracak çok vaktim olmuyor çünkü tamamen çalmaya ve seslere odaklanmak istiyorum.

Dövüş sanatlarına olan ilginiz herkes tarafından biliniyor. Bu tutkunuzun; sahnede ve sahne dışında müziğinizle ilişki kurarken "ana odaklanma" ve "refleks yönetimi" konularında size nasıl bir kazanım sağladığını düşünüyorsunuz?

Karate ve Brezilya Jiu-Jitsu'sundan kazandığım şeyler; odaklanma, konsantrasyon, sakin kalma ve sahne korkusu yaşamama becerisidir. Dövüş sanatlarına olan tutkum olmasaydı zihnen kaybolmuş ve kocaman, şişko bir kütleye dönmüş olurdum.

Kariyeriniz boyunca Leningrad Cowboys, Wishbone Ash, Gringos Locos ve Guitar Slingers gibi çok farklı karakterdeki gruplarda yer aldınız ve sayısız albüme imza attınız. Müzikal kimliğinizin bugün geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu kadar çeşitli müzikal yollara girip çıkmak, bugünkü sound'unuza nasıl bir yön verdi?

Her zaman söylemişimdir; eğer müziğin blues, rock veya caz gibi bir etiket altında dosyalanması gerekiyorsa, lütfen benim albümlerimi “iyi müzik” yazan dosyaya koyun. Yer aldığım tüm gruplardan bir şeyler öğrendim ve bu da bugün olduğum kişiyi şekillendirdi.

Son dönemde, Gratitude (2023) ve özellikle en güncel albümünüz It's Personal (2025) gibi çalışmalarınızda vokal melodilerini tamamen devre dışı bırakıp hikâye anlatıcılığını gitarınıza devrettiğinizi görüyoruz. Sözlerin olmadığı bu enstrümantal dünyada, dinleyiciyle kurduğunuz bağın çok daha saf ve "kişisel" olduğunu düşünüyor musunuz?

Sanırım ben en çok melodilerin peşindeyim. Dolayısıyla ister sözlü ister enstrümantal bir parça olsun, içinde mutlaka güçlü bir melodi olmalı. Ben her şeyden önce bir gitaristim ama şarkı söylemekten de keyif alıyorum. Harika bir vokalist olmadığımı ilk kabul edecek kişi benim ama şarkılarımı kendi istediğim gibi söylüyorum… Yine de en iyi şarkımı her zaman gitarımla söylüyorum.

Gitarınızın tonundan ve sizi dinlerken parmaklarınızın ucundaki o hissiyattan organik yapıyı çok net alabiliyoruz. Dijitalleşen ve streaming platformlarında müziğin hızla tüketildiği günümüz dünyasında, bu "hissi" koruma ve aktarma konusunda nasıl bir çalışma disiplinine sahipsiniz? Zaman içerisinde pek çok dönüşüme tanıklık etmiş bir müzisyen olarak, bugünün dijital müzik dünyasına nasıl bakıyorsunuz?

Kendime "analog adam" diyorum çünkü günlük hayatımızın çok büyük bir kısmı dijital teknoloji içeriyor ve çoğu zaman bunların nasıl çalıştığını anlamıyorum. IPhone’umla bile oldukça zor anlar yaşıyorum. Ama sorunuza cevap verecek olursam; müziğimi mümkün olduğunca canlı kaydediyorum, yani hepimiz aynı odada birlikte kayıt yapıyoruz. Aramızdaki etkileşim her kayıtta her zaman farklı oluyor ve işi bu kadar gerçek kılan da bu. Sololarımın birçoğu canlı kayıttır ve tamamen o anda doğaçlama yapılmıştır. Dijital yayın platformları ise kaçınılmaz bir kötülük. Müziğimizi yaymak için onlara ihtiyacımız var ama müziğimizin değerinin yanından bile geçmeyecek kadar az, neredeyse hiçbir şey ödemiyorlar bize.

Son olarak; sahnede, festival alanında ve buraların dışında, İstanbul'da nasıl vakit geçirmeyi planlıyorsunuz?

Seyahat ederken rahatlamayı severim; eğer gezilecek yerleri görmek için vakit kalırsa bunu yapabilirim. Diğer sanatçıları izlemeyi de dört gözle bekliyorum. Bunun dışında iyi yemeği severim ve güzel bir barda bir şeyler içebilirim… Ben sadece gitar çalmayı seven normal bir adamım.

0
149
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage