30 KASIM, SALI, 2021

Bir Evlilik Araştırması Laboratuvarı: “Evlilikten Sahneler”

Ingmar Bergman’ın kült eseri Evlilikten Sahneler, Kayhan Berkin rejisiyle, başrollerinde Ece Dizdar ve Öner Erkan ile Versus Tiyatro ve Zorlu PSM ortak yapımı olarak sahnede izleyiciyle buluşuyor. Kayhan Berkin, Ece Dizdar ve Öner Erkan ile oyunun uyarlanma, sahnelenme sürecini, esere ve ele alınan meselelere yaklaşımlarını konuştuk. 

Bir Evlilik Araştırması Laboratuvarı: “Evlilikten Sahneler”

Ingmar Bergman, Evlilikten Sahneler’i 1973’te İsveç televizyonunda mini dizi olarak yayımlamasının ardından bu eser, yıllar içinde farklı versiyonlarda izleyiciyle buluşmasının yanı sıra evliliği ve ilişkileri ele alışı sebebiyle birçok yapıma da referans oldu. Evlilikten Sahneler bugünlerde de Versus Tiyatro ve Zorlu PSM ortak yapımı olarak, Kayhan Berkin’in uyarlaması ve yönetimiyle, Ece Dizdar ve Öner Erkan’ın performanslarıyla tiyatro sahnesinde yeniden hayat buluyor. Ayrıca oyunda başrollere Kayhan Berkin, Pınar Göktaş ve Naz Buhşem eşlik ediyor. Oyun, evliliklerinin 10. yılını kutlamak üzere olan “mutlu” ve “ideal” çiftin evliliklerini dönemlere ayırıp ele alarak ilişkilerine yakından bakıyor ve evliliğe dair sorular sorarken aynı zamanda cevap arayışına giriyor.

​Seyirciyi bir evlilik araştırmasına davet eden Evlilikten Sahneler, sezon boyunca Zorlu PSM, %100 Studio'da izleyiciyle buluşacak. Oyunu en yakın 14, 23 ve 28 Aralık tarihlerinde izleyebilirsiniz.

Kayhan Berkin ile Söyleşimiz: 

Ingmar Bergman’ın hem sinema açısından önemli hem de defalarca farklı zamanlarda ve formlarda uyarlanan, atıfta bulunulan yapıtı Evlilikten Sahneler’i tiyatro sahnesine uyarlama fikri nasıl oluştu?

Öncelikle şimdiye kadar okuduğum en iyi ilişki metinlerinden biri olduğu için. İyiden kastım, aşk, evlilik, kadın erkek ilişkileri, çocuk sahibi olma, aile kavramlarıyla ilgili çok direkt sorular soran ve seyircileri bu soruların yanıtlarını aramaya davet eden bir metin. İyi metinlerin belli bir fikri dikte eden değil, soru sorup cevap arayan ve bu cevap arama sürecine seyirciyi de davet eden metinler olduğunu düşünüyorum. 

Filmin bütünlüğünü düşündüğümüzde bunu tiyatroya uyarlamak için nasıl bir yol izlediniz? Nasıl bir reji çalışması yürüttünüz? Oyunun ortaya çıkış sürecinden bahsedebilir misiniz?

İlk olarak yeni bir çeviri yaptık, sonra bu çevirinin 2021 kodlarıyla işe yarayan ve yaramayan kısımlarını tartıştık. Bu metinle ilgili ne tür bir uyarlama yaparsam yapayım karakterlerin uzun uzun konuştuğu tiratlarını atmamak niyetindeydim. İlk okumada sıkıcı gibi görünebilen bu tiratlar oyunun aslında en büyük gücü, metni diğer ilişki metinlerinden ayıran önemli özelliklerinden biri. Uyarlama yapmaya başladığımdan beri Peter ve Katarina'yı da oyunda tutmayı düşünüyordum ama prova ilerledikçe Eva ve Jacobi'yi de işin içine katmayı doğru buldum Johan ve Marianne'i hem iş yerlerinde, ev dışında da göstermek hem de kendi evliliklerini sorgulatan karakterleri arttırmak bana doğru geldi hatta tek repliği ile kızlarından biri de oyunda var. Bölüm arası yazıları ve beyaz dekor ile beyaz giyen dekor değiştiricilerle beraber altını çok çizmeden bir tür laboratuvar ortamı da yaratmaya çalıştım. Bu bir evlilik araştırması ve seyircileri bu araştırmaya yakından tanık olmaya davet ediyoruz. En başından beri ekip olarak metni yeniden düşünmeye gayret ettik. Klasik bir eseri çalarken aynı notaları farklı çalıp yeniden keşfeden müzisyenler gibi biz de aynı notaları sahne üzerinde yeniden keşfetmeye uğraştık kendi potansiyellerimiz doğrultusunda. 6. epizot tamamen atıldı, şu an bu versiyonun 2021 İstanbul seyircisine daha anlamlı geldiğini düşünüyorum.

Oyunun başrollerinde Ece Dizdar ve Öner Erkan yer alıyor. Karakterlerin oyuncularla ile buluşması nasıl gerçekleşti? Marianne ve Johan için kriterleriniz neydi?

İki çok iyi oyuncu ile oynanması gerekiyordu öncelikle, iki karakter için de ilk düşündüğüm oyuncular onlardı, zaten her ikisiyle de ayrı ayrı arkadaşlığım olduğundan ve bir süredir beraber bir şeyler yapma motivasyonumuz da geliştiğinden bu motivasyonu bu oyuna yöneltmeye karar verdik. Uyarlama ilerledikçe Pınar ve Naz da sürece dahil oldu, her ikisi de iş odaklı yetenekli oyuncular, onları tanıdığım için de çok memnunum.

Oyunda siz de oyuncu olarak yer alıyorsunuz. Diğer oyunlarınızda da kez bu durum söz konusu. Hem uyarlayıp, hem yönetip hem de oynamak nasıl bir prova süreci geçirmenize neden oluyor? Bu oyunda nasıl denge kurdunuz? 

Şu anda devam eden tek kişilik bir oyunum var, Kreutzer Sonat, daha önce de Seyirciye Sövgü'yü yönetip oynamıştım. Kendim yönetip oynamakla ilgili antrenmanlarım mevcuttu süreç başlamadan önce. Kreutzer Sonat'ta da beraber çalıştığımız oyunumuzun yardımcı yönetmeni Mehmet Yılmaz'ın provayı izleyip dış göz olarak geri dönüşleri, video kayıtları, Ece ve Öner'in geri bildirimlerinin yardımı ile rolü çıkarmış oldum.

İlk kez 1973 yılında yayımlanan Evlilikten Sahneler günümüz evlilikleriyle, ilişkileri düşünüldüğünde nerede duruyor? Bugün de güncelliğini koruyor diyebilir miyiz metin için? Evlilikten Sahneler klişeye dönüşmeden uyarlanabilir mi sizce?

Gelecek ile ilgili kehanette bulunmak çok güç ama klasiklerin ortak özelliği her çağa dair bir şeyler söyleyebilecek ve farklı kişiler tarafından farklı şekillerde okunabilecek nitelikte eserler olmaları. Bu da sanırım insan denen şeyi farklı yönleriyle ortaya koyma becerisine sahip yazarlarda daha çok ortaya çıkıyor.

​​Bergman'ın birçok metni şu an öyle ama gelecekte de öyle olabilir mi klasikleşir mi bilemiyorum. 

Sinema yapımlarını sahneye daha önce de uyarladınız. Sinema ve tiyatro arasında nasıl bir ilişki kuruyorsunuz? Tiyatro sahnesinde görmek istediğiniz ne oluyor, sizi ne harekete geçiriyor? 

​Bir filmi, oyunu ya da öykü/roman fark etmez, ilk kez izlediğimde ya da okuduğumda bazen içgüdüsel olarak o metne ya da filme doğru çekiliyorum. Aklıma çeşitli imgeler gelmeye başlıyor hatta heyecanlanıyorum da… Ancak bu ilk heyecandan sonra eğer bu malzeme üzerine hâlâ düşünüp sahneye koymak istiyorsam, metni defalarca okuyup yazarını araştırmaya ve bu okuma yinelemelerimi daha da derinleştirmeye gayret ediyorum. Sonraki aşamalarda sesli okumalar geliyor, güvendiğim arkadaşlarımla metni okuyup fikir alışverişinde bulunuyoruz, malzeme hâlâ beni heyecanlandırıyorsa ve yapım süreci halledilebilecek gibiyse süreç başlıyor.

Metinlere yaklaşımınız doğrultusunda oyunları sahneleme konusunda zaman içinde bakış açınız ve yöntemlerinizde nasıl değişimler yaşadınız sizce? 

Pandemi öncesi çıkardığım son dört oyunda (Hipokrat, Lampedusa, Kreutzer Sonat, Dogville) anlatıcı meselesine kafa yoruyordum, dijitalin bu kadar hayatımıza girdiği bu dönemde seyircinin gözlerine bakıp bir şeyler söyleyen anlatıcının şu an hâlâ tiyatronun en büyük kuvveti olduğunu düşünüyorum. Bu sezon yine Toy İstanbul ve Devlet Tiyatrosu için yönettiğim iki tek kişilik oyun daha prömiyer yapacak, yani anlatıcı ile ilgili araştırmalarım sürüyor. Öte yandan da pandemide yaptığım dijital oyunlarla birlikte dijital ve tiyatro meselesini de daha çok düşünmeye başladım, belki tiyatro dışında da sadece dijitale ya da sinemaya yönelik işler de yapabilirim gibi geldi, şu an süren bazı çalışmalar var, olgunlaştıkça paylaşırım diye umut ediyorum. Bir de şunu düşünmeye ve uygulamaya gayret etmeye başladım: Her şeyi bilen vizyoner yönetmen yerine, dinleyen, anlamaya çalışan, metni, oyuncuları, tasarımcıları… İlişkiyi dikey değil yatay düzlemde kuran, kurmaya çalışan bir yönetmenlik fikri bana daha yakın. 

Versus Tiyatro, Evlilikten Sahneler’i Zorlu PSM ortaklığıyla hayata geçiriyor. Bu iş birliği prodüksiyonun ortaya çıkmasını, gelişimini ve sürekliliğini nasıl etkiliyor? Oyun farklı sahnelerde de izleyici ile buluşacak mı?

Oyunun bir yıllık planı, tarihleri ve oynanacağı sahne belli, bu oyunun konseptinin aynı kalması ve herkesin daha konforlu bir alanda çalışmasını sürdürmesi ile ilgili oyunun kuvvetini arttırıyor. Belki bir ya da iki çok özel durumda farklı sahnelerde seyirci ile buluşabilir oyun, ama onun haricinde hep Zorlu PSM’de, %100 Studio'dayız. Zorlu PSM ile birlikte sürecin başından beri çözüm odaklı bir yaklaşımla ilerleyip sağlıklı bir iletişim kurduğumuzu düşünüyorum, süreci heyecanla takip ediyoruz. 

Peki son olarak şunu da sormak isterim, Evlilikten Sahneler’i tiyatroda izlemek nasıl bir etki bırakacak ya da bırakmasını istersiniz? Önceki uyarlamalarla karşılaştırmalara maruz kalacak mı sizce?

Tabii ki karşılaştırmalar olacaktır, işin doğasında var. Benim içim çok rahat, benim Evlilikten Sahneler uyarlamam bu, seçtiğim sahne, oyuncular, tasarım bu bütün eleştirileri okuyup anlamaya, dinlemeye ya da oyunu konuşmaya açığım, seçtiğim her anın hesabını verebileceğim bir oyun oldu. Seyirci üzerinde nasıl bir etki yaratacağı konusunda bir şey söylemek istemem, bunu süreç gösterecektir. 

Ece Dizdar ve Öner Erkan ile Söyleşimiz:

Evlilikten Sahneler’in başrollerinde Marianne ve Johan olarak sizleri izleyeceğiz. Hazırlık ve sahneye koyma süreci sizin için nasıl geçti? 

Ece Dizdar: Pandemiden dolayı uzun zamana yayıldı ama ağustos başında provaya girdikten sonrası da su gibi aktı diyebilirim. İki buçuk aylık bir prova süreci oldu. Yine de benim için oyun hep oynandıkça öğreniliyor.

Öner Erkan: Bir sürünceme dönemi olarak pandemi hem bir dezavantajdı hem de tekstle uzun süre geçirebilmemiz açısından avantajlı bir dönem oldu. Prova dönemimiz de karakterler ve sonra onları bütüne taşımaya ilişkin bir yöntem izlenerek geçti.

Bu uzayan süreçte tekstle vakit geçirdikçe oynadığınız karakterlerle nasıl bağlar kurdunuz? Marianne ve Johan’ı nasıl anlatırsınız? Karakterlerinize yaklaşımınızdan bahseder misiniz? 

Ece: Marianne’i anlamaya çalıştım sadece. Keskin dönüşleri olan bazı sahnelerde birkaç kez vites değiştiren bir karakter Marianne. Bunları anlayıp uygulamaktı tek dert, çünkü çok iyi yazılmış bir metin.

​​Öner: Karakterle bazen dışardan bazen de içkin ilişkiler kurulabiliyor. Nispeten daha bağlantılı çalışabileceğim bir karakterle boğuşacağım bu oyunda. Karaktere yaklaşımım nötr bir yerden yönetmenin sorularına omuz vermek üzerine olmakta diyebilirim.

Bu süreçte aranızda nasıl bir iletişim oldu, bu rollerinize nasıl yansıdı? 

Ece: Öner’le ikimiz de ne istediğimizi, neye kıymet verdiğimizi bilen oyuncularız. Sorunsuz çalıştık diyebilirim.

Öner: Ece’yle iletişimimiz yeni başlıyor dersem yanlış olmaz benim açımdan. Nazik, neşeli, dostane arkadaşım, sahnede de el uzatan bir oyuncu. Bu dayanışma, rolleri ve kendimizi anlamak konusunda olumlu bir güç.

Evlilikten Sahneler’in oyuncu olarak sizi harekete geçiren, motive eden, heyecan veren yönleri ne oldu? 

Ece: Bir Bergman metnini sahneye taşımak en heyecanlı kısmı bence. Bu kadar geniş bir konuyu bu kadar detayıyla işleme lüksü çok güzel.

Öner: Nedensellik bağının güçlü ve yani iyi yazılmış oluşu cevapsız ve tarafsız soruları ve bunları ortaya koyuşu etkili oldu.

Marianne ve Johan’ı Liv Ullmann ve Erland Josephson’dan izledik, şu sıralar dizi uyarlamasında da Jessica Chastain ve Oscar Isaac hayat veriyor. Bir karşılaştırma olur mu sizce, ne dersiniz? 

Ece: Ben karşılaştırmıyorum. Kanava orijinalidir elbette. Bu bizim versiyonumuz. Sahne ve süre izin verdiği kadar bu şekilde yorumladık. Bu oyun altı saat de olabilirdi, sahnede böyle bir lüksümüz yok. Dizi ve film bambaşka avantajlar sunuyor.

Öner: İzlemedim uyarlamayı, yorum yapmayayım.

Peki siz bu eserin orijinalini izlediğinizde ne düşündünüz?

Ece: Orijinalinde büyüleyen bir şey var. Bütün detaylarıyla, herkesi ayrı ayrı savunan bu metin beni hipnotize ediyor.

Öner: Bergman’ın yönettiği filmi ve diziyi evet izledim. Bence müthiş kısaca.

Evliliği merkezine alan bu oyuna siz nasıl bir perspektiften bakıyorsunuz?

Ece: Oyunu izleyen güvendiğim bir arkadaşım, kimseyi haklı ya da haksız bulamadım dedi. Herkese ayrı ayrı hak vermiş, sonuçta olanı izlemiş. Tüm evlilikleri genellemek istemem ona eminim.

Oyunun temel çatışmaları ve tartışmalarına dair fikriniz nedir? Evliliğin kadın ve erkek üzerinde yarattığı dönüşümlere, evlilikteki rollere, değişen hislere dair neler söylersiniz?

Ece: Evlilik çok faktöre göre değişen bir yapı anladığım kadarıyla. Kişinin gelişimine, kültürüne, bağımsızlığına, ekonomik ve fiziksel özgürlüğüne. Temelde iki insanın ömür boyu beraber yaşaması çok zor bence, bunu hedef almak da çok büyük bir baskı unsuru. Her ilişkiyi yaşadığımız her şey gibi, bir süre için “şimdilik” olarak değerlendirirsek belki bu baskı ortadan kalkar ve hiç gitmek istemeye de biliriz. Kim bilir.

Öner: Bizim oyunumuzda ele aldığımız, bir bakış açısı ve bir olaylar zinciri. Seçilmiş bazı olay ve anlar. Ancak her evlilikte farklı parametreler ve farklı karakterler var elbette. Dolayısıyla genelleme yapmak yerine bu yapıda sorular soran bir yorum diyebiliriz bizim yorumumuz için. Oyunun temel çatışmaları ve tartışmaya açtığı konular benim de cevabını bilmediğim beraber aramaya aday olduğum soru ve konular.

Ingmar Bergman’ın kült yapıtlarından biri olan Evlilikten Sahneler'i sahnede oynamak, bu projede yer almak sizin için ne ifade ediyor? 

Ece: Hayatımda en çok isteyerek oynadığım şeylerin de başında geliyor olabilir. Çok isteyerek seçtim ve yolu uzun olsun isterim.

Öner: Heybetli bir dağa çıkmadan önce gözlerini kapatıp yürüyeceğin rotayı kafanda yürümek gibi, yol ise belirsiz, sürprizli, çetin ve yol işte. Her şey gibi, herkes için olduğu gibi.

Son olarak, Kayhan Berkin rejisiyle sahnelenen Evlilikten Sahneler, izleyici açısından nasıl bir deneyim olacak? 

Ece: Ona tabii ki izleyici karar verir. Son ürün nasıl bir seyir yaşatıyor onu algılamam çok zor. Ben Kayhan’ın adil, rahat, düzenli, neşeli ve kararlı yönettiği prova ortamından bahsedebilirim...

Öner: Bunu bilmiyorum. Her oyun akşamı göreceğiz bunu. Temennim biz başarabilirsek yeni bir gerçek yaratmayı, bir güven ve umut anı gibi olması diyebilirim.

Evlilikten Sahneler oyununun takvimine ve biletlerine buradan ulaşabilirsiniz. 

0
4586
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage