GÜNDEM
  • 24-09-2021

    ENKA Sanat, ENKA Açıkhava Tiyatrosu’ndaki sezonu 28 Eylül Salı akşamı Büyük Ev Ablukada ile kapatıyor.

    Adını Turgut Uyar’ın bir şiiri olan Büyük Ev Ablukada’dan alan grup, Galvaniz Gelbiraz (Gülin Kılıçay), Canavar Banavar (Bartu Küçükçağlayan) ve Afordisman Salihins (Cem Yılmazer) üçlüsünden oluşuyor.

    Büyük Ev Ablukada, 28 Eylül Salı akşamı saat 21:15’te ENKA Açıkhava Tiyatrosu’nda akustik performanslarıyla müzikseverlerle buluşacak. Konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    104
  • 24-09-2021

    Fotoğraf sanatçısı Timurtaş Onan’ın “Terkedilmiş/Abondoned” başlıklı fotoğraf sergisi 8 Ekim’e kadar Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği’nde sanatseverlerle buluşuyor.

    İstanbul’un önemli endüstriyel, tarihi ve kültürel değere sahip tersaneler bölgesini dönüşümün mega etkileri öncesindeki suskun hâlini anlatan sergide Onan’ın yirmi eseri yer alıyor. İstanbul’da mekânlar ve insanlar üzerine gerçekleştirdiği çalışmalarıyla tanınan sanatçının daha önceki çalışmalarının hem devamı hem de onlara bir veda niteliğinde olan sergide yer alan fotoğraflar izleyiciyi gölgenin biçimle, ışığın yüzey ve açılarla olan etkileşimi üzerinde düşünmeye davet ediyor. Derlemedeki anlatımlar çağrışımlarıyla izleyiciyi bu yer hakkında meraklandırırken, görüntüler form, çizgiler ve ışık hâline bürünmüş bir meditasyondan daha fazlasını sunuyor. Bunlar görüntülere gerçekliği bilinen yerlere ve eşyalara dayanmayan türde kompozisyonlar ve soyutluk kazandırıyor. Sanatçının sevdiği heykel ve soyut resim gibi diğer sanat formlarının yakın akrabaları olan bu fotoğraflar, izleyiciyi düşünmeye ve büyülenmeye, huşu ve merak içine çekerek hayal gücü ve fantezilerini uyarmaya ve böylece içsel dünyalarına ayna tutmaya davet ediyor.

    ​Fotoğraf sanatçısı Timurtaş Onan’ın “Terkedilmiş/Abondoned” başlıklı fotoğraf sergisini 8 Ekim’e kadar Adana’da yer alan Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği’nde ziyaret edebilirsiniz.

    0
    0
    104
  • 24-09-2021

    Gazeteci ve yazar Sibel Oral’ın kaleme aldığı, ülkesine ve babası Nâzım Hikmet’e hasretle büyüyen bir çocuğun “Mehmet”in roman tadındaki biyografisi İşitiyor musun Memet?, Doğan Kitap’tan çıktı.

    İşitiyor musun Memet?, ilk kez yayımlanan mektuplarla, kartpostallarla ve tanıklıklarla birlikte, 1950’lerden günümüze, Türkiye’nin entelektüel panoramasını incelikle çizen, kırık hikâyesiyle buluşuyor okurla.

    “Mehmet!
    Babasının şiirinde Memet.
    Çocukluk mektuplarında Mehmet Andaç.
    Bir ara Mehmet Andaç Borzecki.
    Sonra Mehmet Ran, arada bir yerde Mehmet Hikmet.
    Ölüm haberinde Nâzım Hikmet’in oğlu.
    Sıradan bir Mehmet olamayan, buna izin verilmeyen bir Mehmet.
    Kalbinin marazı da gözlerinin mavisi de babasından bir Mehmet.
    Kiminin haini, kiminin kahramanı, dünyaca ünlü şair babasının cesedi başında üzerine kapanıp ağlamasın diye büyükleri tarafından omuzlarından tutulan Mehmet.
    Ama en sonunda dünyaca ünlü şair babasının ölü yanağına kondurduğu öpücükten sonra hıçkırıklarla ağlayan bir Mehmet…
    Bu acıyı kimsenin yazmadığı, düşünmediği Mehmet!
    Resimlerine imza atmayan Mehmet.
    Şiirlerini yakan Mehmet.
    Mehmet, çok Mehmet.
    ‘İşitiyor musun Memet!’”

    0
    0
    162
  • 24-09-2021

    Elektronik, indie ve dans müziklerinden pek çok performansın yanı sıra yan etkinliklerle katılımcılara her yönüyle festival coşkusu sunmayı amaçlayan MIX Festival presented by %100 Music, 5 ve 6 Kasım’da 5. kez Zorlu PSM’de gerçekleşecek.

    MIX Festival’in bu yılki programı kapsamında Simon Buret ve Olivier Coursier’den oluşan Fransız pop rock müzik ikilisi AaRON, alternatif müzik sahnesinin son yıllarda öne çıkan isimlerinden biri olan Ah Kosmos!, ilk performansını 2018 yılındaki Sonar İstanbul’da sergileyen elektronika sanatçısı Cihangir Aslan, 2021 yılında yayımladığı Bleu albümünde yer alan "Vérité" ve "Nudes" isimli parçalarla dijital platformlarda yerini sağlamlaştıran, elektronik ve bas ağırlıklı olmasına rağmen oldukça rahatlatıcı şarkılara sahip Belçika’nın heyecan verici genç sesi Claire Laffut sahnede olacak. Festivalde dans müziğinin en çarpıcı özellikleri ile pop duyarlılığını birleştiren Alman ikili COMA, huzur veren sesleriyle Leeds çıkışlı alternatif müzik grubu Far Caspian, Something New albümüyle müzik piyasasına iddialı bir geri dönüş yapan Belçikalı elektronik rock grubu Goose, kendi deyimiyle tatlı tatlı delirmenin müzikle olan buluşmasının örneklerini vermeyi geleneksel Anadolu müziğinin, Klasik Türk müziğinin, psikedelia’nın, surf rock’ın ve post-punk’ın zıtlıklarını fütürist yaklaşımıyla sürdüren Gaye Su Akyol sevenleriyle buluşacak. Ayrıca güncel elektronik müzik sahnesinin parlayan yıldızlarından Islandman, son zamanların en çok ses getiren darkwave, synthpop grubu Jakuzi, İstanbul’da harmanladıkları taptaze saykodelik tınılarıyla Lalalar, rengarenk kişiliğini aktardığı parçalarıyla kısa sürede sadık bir hayran kitlesi oluşturan Nova Norda, dikkat çeken işleriyle Mikado ve Fransız elektronik müzik yapımcısı Vitalic dinleyiciye müzik maratonu yaşatmaya hazırlanan MIX’te sahne alacaklar.

    MIX Festival’in biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    140
  • 24-09-2021

    BE Contemporary Art Gallery, Gül Ilgaz’ın “Görüş Mesafesi” başlıklı kişisel sergisine 26 Ekim’e kadar ev sahipliği yapıyor.

    Görünürlük kavramını ve görme, görülme dinamiklerini birey, doğa, toplum ve sanat açılarından sorgulamayı hedefleyen sergi, günümüzde görünürlüğün bireysel varoluş koşuluna dönüşmüş olmasından ve toplumların geleceğe dair görüş mesafelerinin ise gittikçe kısılmasından yola çıkıyor. Görünürlüğün değil, görünmezliğin altının çizen sergi, 21. yüzyılın narsisist bireyinin görme ve görülme tutkusuna çelişkili ve zıt şekilde, toplumların gerçeği ve geleceği açık olarak göremediği bir ortamda bulunduklarına dikkat çekiyor. Sergide yer alan fotoğraflar görünür görünmez, çok az görünen, puslu görünüşler ile geleceğe dair görüşün imkânsızlığına göndermede bulunuyor. Dış dünyanın birey üzerindeki etkilerini ve toplumun genel hissiyatını metaforik açıdan eleştirerek izleyiciye sunuyor. Sergi, imajların çok hızlı tüketildiği bu çağda, izleyiciyi bakmak ve görmek için daha fazla dikkat sarf etmeye ve görünmeyenin üzerinde düşünmeye sevk ediyor.

    Gül Ilgaz’ın “Görüş Mesafesi” başlıklı sergisini 26 Ekim’e kadar Urla’nın yeni ilham noktalarından biri olan BE Contemporary Art Gallery’de ziyaret edebilirsiniz.

    ​BE Contemporary Art Gallery: Yenice Mah. Park Sokak No:8/2 Urla, İzmir, Türkiye

    Künye:
    1. Gül Ilgaz, İçten Dışa, 2021, c-print, 90x130 cm
    ​2. Gül Ilgaz, Yol, 2021, c-print, 70 x 105 cm

    0
    0
    285
  • 24-09-2021

    Gülsevin Kıral’ın polisiye tadında bir okul hikâyesi anlattığı kitabı Kayıp Defter, Günışığı Kitaplığı’ndan çıktı.

    Kayıp Defter’in hikâyesi bir sınıf dolusu öğrencinin, aralarındaki "suçlu"yu arama serüveninden, önyargı, dışlama, kuşku, güven gibi duygularla yüzleşme deneyimine evriliyor. Kıral, öğretmen ve öğrencilerinin, not sisteminin yarattığı panik bulutlarını elbirliğiyle dağıtması, mahalledeki bahçede yeşeren anılar, umut dolu bir dünya betimliyor.

    6A sınıfı, matematik öğretmeni Titiz Filiz'in not defterinin kaybolmasıyla karışır. Defter bulunamazsa, hepsinin notu kırılacaktır. Bu sonucu hak etmediğini düşünen çocuklar defterin peşine düşerler. Kaygı dolu arayış, içlerindeki iyiyi kötüyü ortaya çıkardığı gibi, arkadaşlıklarını da gözden geçirmelerine neden olur. Bu arada, mahalledeki fırın bir grup arkadaşı güven veren kokusuyla sarmalarken, eski evin yerindeki ot bürümüş bahçe de Titiz Filiz'in sakladığı unutulmaz anıları fısıldamaya başlar...

    0
    0
    162
  • 23-09-2021

    İsveç İstanbul Başkonsolosluğu İsveç Sarayı’nın 150. yıl kutlamalarına ses ve ışık enstalasyonu “Red Dream (for Gunnar Ekelöf)” sanat etkinliğiyle başladı. İstiklal Caddesi’nden geçen herkesin deneyimleyebileceği eser, 23 - 24 Eylül’de gün batımı saatlerinde şehrin her iki yakasından da izlenebilecek.

    İsveç Sarayı’nın 150. yıl kutlamaları kapsamında dün gece (22 Eylül) İsveçli besteci ve görsel sanatlar üzerine yoğunlaşan çalışmaları ile öne çıkan sanatçı Carl Michael von Hausswolff ve Türkiye’nin ses, müzik, mimari ve görsel sanatlar alanlarında önde gelen isimlerinden Cevdet Erek davetlilerle buluştu. Kutlamalar çerçevesinde gerçekleşecek etkinlikler arasında İsveç Enstitüsü editoryal komitesinde yer alan Frederick Whitling tarafından hazırlanacak sarayın tarihinin anlatıldığı kitap projesi, çeşitli sivil toplum kuruluşları ile iş birliğinde düzenlenecek projeler ve elektroakustik müzik alanında iki ülke arasında konumlanacak sanatçı değişim programı yer alıyor. Etkinlikler hakkında ayrıntılı bilgiye İsveç İstanbul Başkonsolosluğu sosyal medya hesapları ve internet sitesinden ulaşabilirsiniz.

    İsveçli şair Gunnar Ekelöf’in 1965 yılında İstanbul’da geçirdiği 16 saatlik sürenin ardından yazdığı Emgion Prensi Üzerine Divanı (Dīwān över Fursten av Emgión), şairin en çok bilinen eserlerinden biri oldu. İsveç Sarayı bahçesinde büstü bulunan ve öldüğünde külleri Türkiye topraklarına savrulan şair, İstanbul’da bulunduğu süre içinde doğaüstü bir güç tarafından ele geçirildiğine ve bu eseri o gücün yazdığına inanıyor ve kendini eserin bir yorumlayıcısı olarak tanımlıyor.

    İsveç Sarayı’nın 150. yıldönümü için özel olarak tasarladığı eserini İsveçli şair Gunnar Ekelöf’a atfeden Carl Michael von Hausswolff, “Red Dream” ile hayali bir atmosfer yaratmayı amaçlıyor. 20 yılı aşkın süredir kırmızı renkle çalışmalarını sürdüren Carl Michael von Hausswolff, bu rengin aşkı, korkuyu, ilişkiyi, hayatı ve ölümü temsil ettiğini belirtiyor. Sanatçı, Cevdet Erek ile birlikte İsveç Sarayı’nın iç mekânlarını ve dış cephesini kaplayan ses ve ışık yerleştirmesinde bir araya geldi. Cevdet Erek ve Carl Michael von Hausswolff’ın canlı performansını buradan takip edilebilirsiniz.

    Türkiye’de ifade özgürlüğü, kanun üstünlüğü, cinsiyet eşitliği ve azınlık hakları gibi konularda aktif olarak çalışmalarını sürdüren İsveç İstanbul Başkonsolosluğu, gerçekleştirdiği “Red Dream” sanat etkinliğiyle savunucusu olduğu bu değerlere dikkat çekmeyi amaçlıyor.

    0
    0
    475
  • 23-09-2021

    Emre Kayiş’in yazıp yönettiği ilk uzun metraj filmi Anadolu Leoparı, dünya prömiyerini gerçekleştirdiği 46. Toronto Uluslararası Film Festivali’nde FIPRESCI (Uluslararası Sinema Eleştirmenleri Federasyonu) Ödülü’nü kazandı.

    Anadolu Leoparı, 10 - 18 Eylül tarihleri arasında düzenlenen 46. Toronto Uluslararası Film Festivali’nin Keşif seçkisinde dünya prömiyerini gerçekleştirdi. Başrollerini Uğur Polat ve İpek Türktan’ın paylaştığı filmde onlara Tansu Biçer, Ege Aydan, Seyithan Özdemir, Osman Alkaş ve Nuri Gökaşan eşlik ediyor. Bir hayvanat bahçesi müdürünün, kurumun özelleştirmesini önlemek amacıyla verdiği mücadeleye odaklanan Anadolu Leoparı, Türkiye prömiyerini 58. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda yapacak.

    Türkiye, Danimarka, Almanya, Polonya ortak yapımı olan Anadolu Leoparı filminin yapımcılığını Olena Yershova Yıldız ile Türkiye’deki ortak yapımcılığını Kanat Doğramacı (Asteros Film) üstleniyor. Yapım aşamasında Jerusalem International Film Lab’de ana ödülü kazanan TatoFilm yapımı Anadolu Leoparı, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ve BluTV’nin yanı sıra Almanya, Polonya ve Danimarka’da da çeşitli kurumlardan destek görüyor.

    ​“Yirmi iki yıldır ülkenin en eski hayvanat bahçesinin müdürü olan Fikret (Uğur Polat), yalnız başına yaşamaktadır. Hayvanat bahçesinin kapatılıp Araplara satılması ve arsasında bir eğlence parkı yapılması uzun süredir gündemdedir. Fikret’in karşı olduğu bu eğilimi şimdilik engelleyen ise, soyu tükenmenin eşiğinde olduğu için koruma altında olan ihtiyar bir Anadolu leoparının halen hayatta olmasıdır. Leopar başka bir hayvanat bahçesine taşınmadan kapanma işleminin başlaması mümkün değildir. Fikret, içine kapanık yardımcısıyla (İpek Türktan) bu değişime karşı mücadele eder.”

    0
    0
    295
  • 23-09-2021

    Louis Vuitton’un İstinyePark’taki yeni mağazasının cephesi Türk çağdaş sanatçı Seçkin Pirim tarafından tasarlandı.

    ​Hem dışarıdan hem de avm içinden girilebilen mağazanın cephesinin tamamı sanatçı Seçkin Pirim tarafından yeniden düşünülürek tasarlandı. Mağazanın cephesi Louis Vuitton’un Damier deseninden ilham alıyor ve bir heykel niteliği taşıyor. Cepheye Türk limra taşı kullanılarak antik Türk kentlerini anımsatan iki boyutlu amorf ve kıvrımlı bir form verildi. Bu malzeme aynı zamanda kadın deri ürünlerinin yer aldığı bölümün tasarımında da kullanıldı. Mağaza içerisinde çok sayıda mum ve parfümün yer aldığı alana kadar tavan ve kapıları kaplayan Marcel Wanders’in elmas deseni bulunuyor. Kadın Giyim bölümünde Benji Boyadgian, Simone Cenedese ve Russel Frampton gibi sanatçıların sanat eserlerini de yer alıyor. Ayrıca Richard Marti-Vives’in sanat eseri ise erkek giyim alanında görülebiliyor.

    0
    0
    258
  • 23-09-2021

    Latin Amerikalı yazar Karina Sainz Borgo’nun bildiğimiz dünyanın ne kadar çabuk parçalanabileceğini tüyler ürpertici bir biçimde hatırlattığı ilk romanı Ölüleri Defnetmek, Fatmagül Ezici’nin çevirisiyle Kafka Kitap tarafından yayımlandı.

    Ölüleri Defnetmek, bir kadının, yeni kaybettiği annesinin yasını tutarken bir yandan da devrim sonrası Venezuela’nın tehlikeli, hatta bazen ölümcül kargaşasında hayatta kalmak ve geleceğini güvence altına alabilmek için verdiği mücadeleyi konu alıyor.

    Adelaida Falcón, Venezuela, Caracas'ta açık bir mezarın önünde duruyor. Doğduğundan beri tanıyıp sevdiği ve “ailem” diyebildiği tek kişiyi, annesini az önce gömdü. Matemi ağır; yaşarken ölü hissettiği ilk gün, geceye varmak üzere. Yine de o hazin yerden ayrılamıyor çünkü yağmacıların, biricik annesinin mezarını soyacağından korkuyor. Bu ülkede pencerelerden ölü yağıyor ve onlar bile huzur bulamıyor… Onlar bile!

    ​Adelaida, daha iyi bir yaşam arayışındaki göçmenleri kabul eden müreffeh bir Venezuela’da istikrarlı bir çocukluk geçirmiş, bekâr annesiyle mütevazı bir dairede yaşamıştır. Ancak annesinin ölümüyle birlikte iyiden iyiye karanlığa gömülen ülkesinde hayatta kalmak, başlı başına büyük bir iştir artık… Sıra ona geldiğinde alacak ekmek kalmayacağını bile bile her gün başı sonu görünmeyen kuyruklara girer. Yönetimi protesto edenlere hava yerine solutulan biber gazının eve girmesini engellemek için de pencerelerini bantlamak zorundadır. Devrimci kılığına giren yağmacıların dairesini ele geçirdiği o son noktadaysa korkularından sıyrılıp bir dizi zorlu seçim yapmaya mecbur olduğunu anlayacaktır. Bu noktada geriye kalan tek önemli şey, kendine “Ne kadar ileri gidebilirsin?” sorusunun cevabını verebilmesidir.

    0
    0
    169
DAHA FAZLA
Geldanlage