
Sophie Bouchard’ın toplumsal cinsiyet normlarına başkaldıran romanı Atlıkarınca Dönmeyi Bırakınca, Cansu Alaca’nın çevirisiyle Yeni İnsan Yayınevi, Edebiyat Serisi’nde yayımlandı.
Bouchard, bir insanın sıkışmışlığını, bir toplumun derdine dönüştürüyor. Roman gücünü kahramanın gerçeğe dayanan derin duyarlılığından alıyor. Kendini ait hissetmediği bir bedende doğan Jean’ın dramatik hikâyesi Bouchard’ın anlatımıyla okurla buluşuyor. Yazarlığın yanında sosyal hizmet uzmanı olarak da görev alan Bouchard, toplumda yer edinememeyi ve ötekileştirilmeyi bütün gerçekçiliğiyle gün yüzüne çıkarıyor.
Atlıkarınca Dönmeyi Bırakınca’nın başkahramanı Jean klasik bir ailede dünyaya gelir. Dolayısıyla ailesinin ona atadığı cinsiyete uygun biçimde yetiştirilir. Jean bir oğlan çocuğudur, öyleyse oğlanların ilgi duyacağı oyunlar oynamalı, oğlanlar gibi konuşmalı veya giyinmelidir. Toplumsal normların bu derece baskın olduğu bir ailede, kendisini kız çocuğu olarak hisseden Jean’ın da kendisini bulması kolay olmayacaktır. Jean’ın yıllar süren yalnızlığı, gerçek kimliğini en yakınlarından bile saklamış olması, bütün tanıdıklarının ona sırtını dönmesi ve daha nice dokunaklı anlatı Atlıkarınca Dönmeyi Bırakınca’nın sayfalarında yer alıyor. Kitap bu anlamda bir arayışı, keşfedişi, dönüşümü ve bütün bunların getirisi olan sancıyı gözler önüne seriyor.
İllüstrasyon: Andrea Mongia