
Romanlarıyla tanıdığımız Georgi Gospodinov’un kimileri muzip ve oyunbaz, kimileri hüzünlü ve melankolik 19 öyküsünden oluşan kitabı Ve Her Şey Aya Büründü, Hasine Şen Karadeniz’in çevirisiyle Metis Yayınları’ndan çıktı.
Bulgar yazar hepsi birbirinden yaratıcı bu öykülerde hayatın içinde veya hayal gücünün sınırsız çayırlarında dolaşan hikâyeler anlatıyor.
“Ufaklık’ın bir babaya öyle ihtiyacı vardı ki... Evlat edinilmek için ileri sayılacak yaştaydı, adeta moruktu (bunu Tsetsa söylemişti), hem bu zor yıllarda kim kendine bir yetim alırdı ki. Ve bir gün öylece, odanın penceresinden boş boş bakarken onu gördü. Avlunun dibindeki büyük kestane ağacını. Aynı gün öğleden sonra derslerin ardından gizlice dışarıya çıktı ve ağacın yanına gitti. Etrafında dolandı, kabuğunu eliyle yokladı, her tarafını inceledi, tarttı biçti. Baba olmak için uygundu, her şeyi yerindeydi, iriydi, kocaman dalları vardı. Sakat Mihal’den çok daha büyüktü. Ve onu asla dövmeyecekti. Seni baba edineceğim, dedi. Bu ifadeyi kendi uydurmuştu. Çocukları evlat ediniyorlarsa, demek babalar da baba edinilebilir. Kestane sessizce kabul etti.”