
Galeri 77, Narek Arzumanyan ve Artur Eranosian’ı bir araya getiren “Rhapsody” başlıklı sergiyi 29 Ağustos tarihine kadar Belçika’daki Gallery Verduyn ile eş zamanlı olarak Karaköy’deki mekânında sanatseverlerle buluşturuyor.
“Rhapsody” hafıza, göç ve aidiyet kavramlarını birbirinden farklı resimsel yaklaşımlar üzerinden ele alıyor. Serginin çift yönlü yapısı, serginin küratöryel bir uzantısından çok kavramsal omurgasının bir parçası olarak şekilleniyor. Hareket, çeviri ve anlamın farklı coğrafyalar içinde nasıl dönüşüme uğradığı üzerine kurulu olan sergide eserler tek bir mekâna sabitlenmiyor; bulundukları bağlama göre farklı biçimlerde açılıyor.
“Bu çerçevede sergi, Narek Arzumanyan ve Artur Eranosian’ın pratiklerini bir araya getirir. Her iki sanatçı da Erivan doğumludur ve Avrupa’ya yayılan göç ve yeniden konumlanma deneyimleriyle şekillenmiş bir geçmişi paylaşır; ancak resimsel dilleri radikal biçimde ayrışır. Sergi bu ayrışmayı bir çelişki olarak değil, temel yapısı olarak ele alır; resmi, deneyimin karşıt mantıklar aracılığıyla tercüme edildiği bir alan olarak konumlandırır: birikim ve indirgeme, fazlalık ve kısıtlama.
Arzumanyan’ın resimleri yoğunluk, fiziksel gerilim ve psikolojik yük üzerinden şekillenir. Tuvallerinde folklor, çocukluk hafızası, Sovyet görsel kültürü ve kişisel mitolojiden gelen imgeler üst üste birikir. Bu unsurlar mizah, şiddet ve sembolik belirsizlik arasında gidip gelen dengesiz ilişkiler içinde ortaya çıkar. Yüzey, boya ve yağlı boya çubuklarının kuvvetli uygulamasıyla fiziksel olarak gerilir ve kırılma noktasına yaklaşır. Resim burada imge ile duygunun birbirinden ayrılamadığı bir yüzleşme alanına dönüşür.
Eranosian’ın pratiği ise buna karşıt bir mantık üzerinden gelişir: indirgeme, kontrol ve biçimsel açıklık. Fotoğraf geçmişinden gelen sanatçı, kadraj ve mekânsal yapı konusundaki hassasiyetini korurken, 2020’den itibaren tamamen resme yönelmiştir. Terracotta, okra ve koyu yeşil gibi dikkatle dengelenmiş düz renk alanları sessiz yüzeyler üzerinde mimari bir kesinlikle düzenlenir. Bu çalışmalar anlatı ya da sembolizm kurmak yerine, anlamın kısıtlama, eksiltme ve denge aracılığıyla ortaya çıktığı bir dikkat hâlini sürdürür.
Bir araya geldiklerinde bu iki pratik, yerinden edilme ve ulus ötesi yaşam deneyimiyle şekillenmiş ortak bir durumu görünür kılar; ancak bunu ortak bir estetik çözüm içinde birleştirmeyi reddeder. Biri yoğunluk ve fazlalık aracılığıyla genişlerken, diğeri sessizlik ve indirgeme yoluyla varlığa ulaşır. Rhapsody, bu iki yaklaşım arasında resmi, hafıza, biçim ve kırılganlık arasında süregelen bir müzakere alanı olarak düşünür.
Belçika’da Gallery Verduyn ve İstanbul’da Galeri 77’de eş zamanlı gerçekleşen Rhapsody, çift mekânlı yapısıyla sanatçıların yaşamlarının ve pratiklerinin merkezindeki ikilikleri de yansıtır. Her iki sanatçı da Erivan’da doğmuş, hayatlarını farklı ülkeler, kültürler ve kimlikler arasında kurmuştur; sergi de benzer şekilde tek bir yere ait olmaktansa iki farklı bağlam arasında var olur. Benzer eserlerin Belçika ve İstanbul’da eş zamanlı sunulması, serginin yerinden edilme, hafıza ve dönüşüm meselelerini farklı tarihsel, kültürel ve duygusal bağlamlar içinde yeniden açığa çıkarmasına olanak tanır. Böylece serginin yapısı, anlamının ayrılmaz bir parçasına dönüşür.”
Künye:
1. Narek Arzumanyan, Mağlup Dino, 2020, Tuval üzerine çubuk yağlıboya ve yağlıboya, 100x150 cm
2. Artur Eranosian, Açılım II, 2026, Tuval üzerine yağlıboya, 100x150 cm
3. Narek Arzumanyan, Ölüm Çocuğunun Kayıp Oyuncakları, 2023, Tuval üzerine çubuk yağlıboya, 170x150 cm
4. Artur Eranosian, Serenad V, 2025, Tuval üzerine yağlıboya, 80x80 cm