25 ARALIK, PAZARTESİ, 2023

Yedi Ölçü Birimiyle Dünyayı Anlamak

İtalyan fizikçi Piero Martin’in yedi ölçü biriminin gelişimini insan hikâyeleriyle birleştirdiği, popüler bilim ve kültür tarihinin iç içe geçtiği kitabı Dünyanın Yedi Ölçüsü üzerine bir yazı.

Yedi Ölçü Birimiyle Dünyayı Anlamak

Okul yıllarında öğrenilen çoğu bilimsel terim, aradan çokça zaman geçtikten sonra pek de hayatın içinde yer alıyormuş gibi durmuyor. Ancak insanların hayatın her anında devamlı bir şeyleri ölçme mecburiyetinde olması, bilinmeyen pek çok kavramı da öğrenmeye itiyor. Aslında tam da hayatın merkezinde duran zaman, ağırlık, sıcaklık gibi değerleri ölçme ihtiyacı ve bunu sağlayan araçların önemi fark ediliyor zamanla. Bu evrensel ölçü birimlerinin insanlığın tam merkezinde olduğundan ve bunların ortaya çıkış süreçleriyle birlikte birçok yönünden bahseden bir kitap yayımlandı geçtiğimiz günlerde: Dünyanın Yedi Ölçüsü. Timaş Yayınları etiketiyle raflarda yerini alan Piero Martin imzalı kitabın çevirisi ise Burçe Kaya’ya ait.

​Piero Martin, Padua Üniversitesi’nde araştırmalar yapan bir fizik profesörü. Aynı zamanda da İtalya’nın en büyük füzyon deneyinin yönetim kurulu üyelerinden. Sözünü ettiğim kitabı Dünyanın Yedi Ölçüsü, 2022 yılında Galileo Prize’ın finalistleri arasında yer aldı. “Parmak Uçlarından Karışlara, Metreden Saniyeye Evrenin Keşfi” alt başlığı ile yayımlanan kitap adından da anlaşılacağı üzere yedi bölümden oluşuyor: Metre, Saniye, Kilogram, Kelvin, Amper, Mol ve Kandela. Yazar genel olarak tüm bu yedi ölçü birimi sayesinde hayatımızın çok daha kolay olduğunu savunuyor. Bunların bir de aslında ne zaman ve ne şekilde, hangi ihtiyaçlar neticesinde ortaya çıktığını anlatıyor her bir bölümde. Bölümlerin kendi içinde çarpıcı isimli alt başlıklardan oluşması, yeterince karmaşık ve çetrefilli olan bu formüllere dayalı kavramların anlaşılmasını bir parça da olsa kolay hâle getiriyor. Böylece eser bilimle profesyonel boyutta ilgilenmeyen okurlara da hitap edebiliyor. Yazar, önsözünde insanlığın her durumda dünyayı ölçtüğünü ve bunu da dünyayı tanımak, onu keşfetmek ve onunla etkileşim hâlinde olabilmek amacıyla yaptığını söylüyor. Eserin başında yer alan bu önsöz bölümü içerik ve kitabın yazılma amacıyla ilgili bilgi vermesi bakımından yine okurun işini kolaylaştırıyor.

“Metre” ile başlıyor öncelikle kitap; insanların uzunluğu karış, adım gibi yollarla yani kendi uzuvlarını kullanarak ölçtüğünü fakat zamanla bunun yetersiz kaldığını, bu sebeple de daha eşit ölçüm sağlayan evrensel bir birim gerekliliğinin ortaya çıkışına kadar getiriyor konuyu. İsmiyle müsemma olan 1875 yılında Pariste imzalanan Metre Anlaşması’na kadar uzun uzun anlatıyor yazar. İnsanların buna en çok günlük hayat pratikleri için ihtiyaç duyduğunu ve tarım arazilerini eşit bir şekilde bölebilmenin yaşamsal önem taşıdığından bahsediyor yine bu bölümde. Hatta sözü vergi alabilmenin bir yolu olarak da uzunluk ölçüsü bilmenin gerekliliğine getirerek hem sosyolojik hem ekonomik açıdan elzem olduğunu vurguluyor. “Saniye” bölümü, zamanı nasıl tanımladığımızdan da önce onu ölçtüğümüzü bildiren bilgilerle başlıyor yine. Mısır ve Antik Romaya referanslar vererek güneş ve su saatlerini anlatıyor yazar uzun uzun. Müzikte de “küçük salınımların eş zamanlılığı”nın ne kadar önemli olduğunu böylece eşit titreşimlerin ölçümünde aslında saniyenin önemine değiniyor. Ritim denen müziksel kavram için bile zamanın ölçülmesi gerekliliğinden, kronometreden ve hatta metronomdan da bahsediyor. Böylece yine konuyla ilgili verdiği uzun bilimsel formülleri ve teknik bilgileri günlük hayatla ve diğer sanat dallarıyla arada bağ kurarak dengeliyor. “Kilogram” bölümünde de yazar diyor ki: “Tıpkı uzunluk ve zamanda olduğu gibi, insanlık uygarlığın doğuşundan bu yana cisimlerin ağırlığının ölçülmesi ile de uğraşmaktadır.” (s.83) Halk ağzında ağırlık ve kütle kavramlarının sürekli karıştırılmasından ötürü kargaşayı çözme adına bu kavramları da detaylıca açıklıyor. Bunların dışında terazi kullanımının arkeolojik buluntularına dair bilgiler veriyor, böylece yine formüllerin arasına günlük yaşamdan faydalı bilgiler vererek bahsedilen bilimsel kavramların ders kitabı gibi olmaktan çıkartıp kitabı ilgi çekici hâle getirmiş oluyor. Yazarın bu anlatım tarzı sıcaklığı ölçtüğümüz kelvin, elektriği ölçtüğümüz amper ve diğer birimlerin anlatıldığı bölümlerde de devam ediyor. Hayatımızın ve insanlığın devamı için bu ölçümlerin devam etmesinin gerekliliğini ve bunun önemini anlatıyor her bölümde ortak olarak. Çünkü bu uluslararası ölçü birimleri dünyayı ve işleyişini anlamamızı sağlayan araçlar. Yaşam döngüsünün devamını sağlayan bu ölçü birimlerinin kendi içindeki tarihî, sosyolojik, ekonomik ve hatta felsefi boyutunu merak edenlere, Timaş Yayınları’ndan çıkan Piero Martin'in Dünyanın Yedi Ölçüsü kitabını özellikle tavsiye ediyorum. İyi okumalar.

0
2037
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage