23 HAZİRAN, CUMA, 2017

"İmalar Barındıran" Kitaplar

Şavkar Altınel'in farklı zamanlarda yazdığı yazıları ve kendiyle yapılan söyleşileri derlediği ayrıca diğer edebiyatçılar hakkındaki düşüncelerinin yer aldığı kitabı Tetikçiyi Beklerken Seçme Yazılar üzerine bir inceleme.

Edeceğin söz "Mutluluk yok" olacaktır,

"Tanrı kötü bir şaka, yıldızlar kağıttan."

Ama düşün, içinde taşıdığın o sır,

Öyküler çekip alabilmek karanlıktan;

Seninle avunduk yıllardır:

Senin, şimdi ve hep, tüm güç ve şan.[1]

Şavkar Altınel'in, Tetikçiyi Beklerken Seçme Yazılar'dan oluşan yeni kitabı raflarda yerini aldı. Yazar, bu kitabında çeşitli zamanlarda yazdığı yazıları ve kendiyle yapılan söyleşileri derlemekle kalmamış, bir edebiyat yolculuğu sunmuş okuyucuya. Bu yolculukta hem kendi, hem de edebiyatçılar ve o edebiyatçıların edebi eserleri hakkında düşünceleri var. Altınel, hem Türk hem de dünya edebiyatı üzerine iyi bir okuyucu. Belki de az yazma sebebi bu çok okumasından gelmektedir. Sadece kaleme almış olmak için değil, hayattın tam da içinden bir şeyler, onun deyişiyle "imalar barındıran" kitaplara imza atması bundan sanıyorum.

Yazar, "Tetikçiyi Beklerken", "Kim Korkar Hain K'dan", "Soğan Satan Adam", "Sahibinin Sesi", "Güçlü Kahverengi Tanrı", "Kısa Hikâyeler", "Bir Başka Hikâye" adlı bölüm başlıkları altında toplamış kitabını. Ama bu toplanan yazılardan anlıyorum ki, aslında bu peçeli bir özyaşam öyküsü. Nasıl mı? Her bölümü okurken cümlelerin alt sesine kulak verin. İşte! Tam da o satır aralarında Şavkar Altınel'in kendini yakalayacaksınız, onun "hayat" ve "yazı yolculuğunu". Hangi kitapları ne zaman okuduğunu, Chicago yıllarını, gençlik çılgınlıklarını, sevip sevmediği yazarları ve yutarcasına okuduğu kitapları ve tabii kuzeyin rüzgarlı adasında geçip giden yıllarını. Sadece gelişigüzel yazılar yazmamış, kitapları tanıtırken yazdığı yazıların içinde kendi var. "Bir de güneyli İngilizlerin o büyük kuzey korkusunu yansıtan, renksiz, ruhsuz iç karatıcı taşra kasabası Nottwich'in, Greene'in redaktör olarak Times'a  alınmadan önce deneyim kazanmak için bir süre yerel bir gazetede çalıştığı Notthingham'dan esinlenme olduğu çok açık. Greene'in böyle bir portreyle taşradaki sürgününün acısını çıkarması, Chicago'da kendi sürgününü yaşamakta olan beni heyecanlandırıyor. (...) Chicago'dan sonra Greene'in romanlarını okumakla ilgili anılarım daha az". (s. 51-52) Bu bağlamda anlıyorum ki, Graham Greene'ı yazar olarak keşfi ve onun tüm kitaplarını yutarcasına okuduğu günler Amerika'da gerçekleşmiş. Ne büyük tesadüf ki, yıllar sonra da onun yaşadığı kasabaya taşınır.  "Graham Greene'in doğup büyüdüğü, Londra'nın yarım saat kuzeyindeki Berkhamsted kasabasına taşınalı bir yıldan biraz fazla oluyor. Her gün, işe giden komşularımla birlikte ben de evden çıkıyor ve kendi günlük çalışmama başlamadan önce sabah yürüyüşümü yaparken, İngiliz egemen sınıfının yetiştirildiği o ünlü özel eğitim kuruluşlarından olan Berkhamsted Okulu'nun önünden geçiyorum. Birinci Dünya Savaşı'nı izleyen yıllarda Greene'in babası bu okulun müdürüymüş, romancının kendisi de o dönemde burada okumuş". (s.48)  Edebiyat çevrelerimizce az tanıtan Graham Greene'in birkaç kitabının Türkçeye çevrildiğini biliyorum. Hatta onun, The End of the Affair adlı kitabı Türkçeye Zor Tercih olarak çevrilmişti. Benim Greene ile tanışma serüvenim o kitabıyla başlamıştı.  Ki açılış pasajı günlerce aklımda kalmıştı. "This is a record of hate far more than of love/ Bu aşktan çok bir nefretin hikayesi". 1999 yılında Neil Jordan, Greene'in bu kitabını sinemaya aktarmıştı. Baş rolleri Ralph Fiennes, Julianne More, Stephen Rea'nın oynadıkları film zamanında çok ses getirmişti.

Altınel, edebiyatımızda tür kırılmalarını ustalıkla kullanan bir yazar. Bunu diğer düzyazı kitaplarında da gördük ama Tetikçiyi Beklerken hem buna güzel bir örnek hem de bir baş ucu kitabı. Hem sıra takip ederek okuyabilirsiniz hem de istediğiniz yerden başlayın okumaya. O sayfa sizi zaten bulunduğunuz ortamdan koparıp alacaktır. Yeni yazarlar, yeni kitaplarla buluşturacak veya tıpkı benim Graham Greene'i bulduğum gibi, siz de, sevdiğiniz bir yazarı bulacaksınızdır sayfaların arasında.

Özellikle "İyi Bir Kitaplık Nasıl Kurulur" adlı bölüm genç okuyucuların ilgisini çekecektir. Hepimiz aldığımız ilk kitapları evdeki kütüphaneye karışmadan, kendimize ait bir kütüphanede sıralama, dizme, onlarla oynama, yerlerini değiştirme heyecanını yaşamışızdır. Hatırlıyorum, benim ısrarlarıma dayanamayan babam ders kitaplarımın olmadığı bir küçük kitaplık yaptırmıştı odama. Her cuma günü okuldan geldiğimde o kütüphanedeki kitapları yerleştirir, tozunu alır ve yeniden sıralardım. Hep orada durmak zorunda bıraktığım zavallı kitaplarım. O günden bugüne hiç değişmeyen kitabım Şiir Takvimi olmuştu. Şiir benim edebiyat yelpazemde baş köşedeydi. Ama Şavkar için uzun yılar bu yeri roman işgal etmişti. Ya şimdi? Romanı sever ama şiir yazar. Hayat bu! Tetikçiyi Beklerken'de  romanın neden hayatında daha geri plana düştüğünü pek güzel anlatır. Ve edebiyatın diğer önemli türlerinden olan deneme, anı, günlük ve mektupların neden edebiyatımızda önemsenmediğinin üzerinde durur. Bu konuda roman ve diğer türler için önemli çıkış noktaları vardır yazarın, haklıdır da. Yazar, kalemini Conrad'a uzatırken tam da türler arasında geçişi örnekler. "Conrad'ın  Gençlik adlı yapıtına ne demeli? Uzun hikâye mi, kısa roman mı? Kurmaca mı, anı mı? Ait olduğu tür ne olursa olsun, birkaç küçük ad değişikliği dışında, yazarının Doğu'ya yaptığı ilk ve en maceralı yolculuk üzerine kurulu olan bu kusursuz anlatının benim için özel bir yeri var. Son seferini yapmakta olan, ömrünün sonuna gelmiş yaşlı Süvari, başarısız İkinci Kaptan ve hayatı hala, bir yük değil de bir macera olarak gören ama başından geçenleri yıllar sonra anlatırken ironik bir vurguyla Üçüncü Kaptan Marlow (yani Conrad'ın kendisi) hep aklımda kalacak". (s.21)

Bana, kendisiyle ilgili konuda daha da ilginç gelen, Philip Larkin ile olan bağıntı ve onun gönderdiği imzalı kağıdı kaybedişi oldu. Diğer Türk okurlar gibi ben de, Philip Larkin adını onun yaptığı şiir çevirisiyle[2] duymuş, Larkin'in şiirleri üzerine dersler almış, şiirleri için yazı yazmıştım. Ama hep hocam Şavkar  Altınel olmuştu. Sıradan, günlük yaşantı içinde, hayatı akıp giden İngiliz halkını tanımanın yolunun, Philip Larkin'in şiirlerinden geçtiğini, o şiirler sayesinde öğrendim. Sadece bir ülkede yaşamak değil, o ülkeye ait edebiyatını okuduğunuzda, o insanları ve kültürünü tanıyabiliyorsunuz. Ve tabii Şavkar Altınel'in  önemle, altını çizerek vurguladığı gibi, sadece kurmaca yazılar değil, hayatın içinden imalar barındıran göndermeler o edebiyatın içinde yer alırsa. Yoksa ne yaşadığınız ülkeyi ne de insanlarını tanıyorsunuz, o ülkede hayat anlamsız bir zaman öldürmeye dönüşüyor.

Şavkar Altınel, kitaplık için en güzel anlatımı yapar, tam da olması gerekenin altını çizer. "Ama o anda okumakta olduğumuz bir tanesi hariç, kitaplarımızın teftiş edilmekte olan askerler gibi raflarda hazır ol vaziyetinde yan yana durması gerekmez. Bazan sizinle birlikte gittikleri yerlerde kalmalı, başucunuzda, yatağınızın altında, pencere pervazlarında durmalıdır. İyi bir kitaplık, içerdiği kitapların evin içine "sirayet edip" günlük hayatlarımızın ve maceralarımızın parçası haline geldiği bir kitaplıktır".(s.26) Bu konuda yazara tamamıyla katılıyorum ama bunun için evin sadece size ait olması gerekir. Bir yerlerden kitabınızı kaldır diyen bir ses olmamalı, yani "kendine ait bir oda" değil "kendine ait bir ev" olmalı. Gerçi oda da olduğunda kitaplar pek güzel bir şekilde odanın içinde bir yerler durabilir. Gene de evin içinde bir yerlerde, farklı yerlerden kitap kokusu duymak ayrı bir zevktir. Bunu ancak harçlıklarını biriktirerek kitap alanlar çok iyi bilir.

"Sahibinin Sesi" adlı bölüm kendisiyle yapılan söyleşilere ayrılmış. Ve bu sayede yazar, kendini, şiir ve düzyazılarını anlatmış. Evet, bu söyleşileri de okuduğumuzda onun hayata bakışının edebiyatıyla eşleştiği fark ederiz. O, düşündüğü gibi yaşamış sade, yalın, bir o kadar da derin ve anlamlı, kitap kokusuyla dolu dolu.

Şavkar Altınel

Tetikçiyi Beklerken

YKY,  sayfa 190

[1] Şavkar Altınel, Tetikçiyi Beklerken, sayfa 59, Graham Greene için yazmak istediği şiirden alıntı.


[2] Roni Margulies ile ortak kitap.

0
4180
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle