10 OCAK, SALI, 2017

Vaziyet: Yokuş Yukarı

Olcay Kuş'un “Yokuş Yukarı” adlı kişisel sergisi, 14 Ocak - 18 Şubat tarihleri arasında Art On İstanbul'un Şişhane'deki mekânında izleyiciyle buluşuyor. 

Vaziyet: Yokuş Yukarı

Medyanın pekiştirdiği iktidar ve politika sembolleri ile eril dilin sokaktaki insana yansımasından etkilenen Olcay Kuş, etrafındaki ruh hallerini beden dilleri üzerinden anlatıyor. Sergide, sanatçının teknikle ilgili arayış ve denemelerini izlediğimiz küçük desenleri ile bu desenlerin yol gösterdiği büyük tuvaller ve amorf heykeller, galeri mekânının iki katına yayılarak üretim sürecine dair ipuçları veriyor.

“Çizmeye ortaokulda karikatür ile başladım” diyor Olcay Kuş. Abisinin karikatür dergilerindeki resimlerden çok etkileniyor. Karikatürlerin değindiği konulardan çok, çizimler ilgisini çekiyor. Sanatçının önceki çizgilerinden aşina olduğumuz ironi ve abartma buradan geliyor. Daha sonra lisede desen üzerine yoğunlaştığı bir eğitim alıyor. İzmir’de yaşadığı sırada pentür ağırlıklı olan çalışmaları, İstanbul’a geldiğinde bambaşka bir yöne gidiyor. “Sokak, burada sokak” diyor ve sokakta izlediklerini çalışmalarında işliyor. Restorasyon yapılan bir alanı çevreleyen panoları düşünelim. Bu panolar her gün değişir çünkü bir gün biri afiş yapıştırır, diğer gün biri yazı yazar, bir gün yağmur yağar, afişler parçalanır ve bu panolar üzerinde katman katman izlenesi değişimler meydana gelir. Sokak ve duvardaki bu dinamik değişimler, sanatçının konusu haline geliyor. 

  • Olcay Kuş

Olcay Kuş

Olcay Kuş’un, ele aldığı konular ile kullandığı malzemeler arasında sıkı bir ilişki mevcut. 2011'de gerçekleştirdiği ilk kişisel sergisi "Sıradan Bir Gün"de gazete kâğıdı ve sprey boya uyguladığı afiş estetiğindeki işleri üzerinden sokak ve gündelik hayatı izledik. 2014'teki Oyun Merkezi’nde sergilenen çalışmalarında ise kendisiyle ve gündemdeki olaylarla alay ettiği bir ironi vardı. "Bu serginin hissiyatı ise geride kalanlar. Bir şeyler yapmaya, gülmeye bile halimiz yok, kabulleniş var" diyor Olcay Kuş. Aslında bu kabullenişe rağmen cesur bir ifade biçimi seçtiğini, büyük tuvalleri üzerinde uyguladığı çarpıcı renkler ve güçlü şablonlar ile fark ediyoruz. Örneğin, yaklaşık 2 metrelik bir tuvalinin geniş yüzeyinde kendini tekrar eden tek bir el şablonunu resmediyor. Bu el figürü ile yoruma açık bir jesti vurguluyor. Gündelik hayatta belki de hiç fark edilmeyecek ya da üzerine kafa yorulmayacak bu jest, sergi mekânındaki çarpıcı duruşuyla izleyicinin karşısına dikiliyor ve bizlere alışılageleni sorgulamamız için fırsat tanıyor. Sanatçının “Yokuş Yukarı”da sergilenen desenlerinde ise gazete kâğıtlarını aralarsanız her an bir el veya ayakla, tartışan bir kalabalıkla, alaycı bir kahkahayla, güçlendirilmiş bir erkek profiliyle karşılaşabilirsiniz. 

  • Olcay Kuş, İsimsiz, 2016. Tuvale marufle kâğıt üzerine kolaj, mürekkkepli kalem ve akrilik boya, 46 x 39 cmFotoğraf: Kayhan Kaygusuz
  • Olcay Kuş, İsimsiz, 2016. Tuvale marufle kâğıt üzerine kolaj, mürekkkepli kalem ve akrilik boya, 43,5 x 39 cmFotoğraf: Kayhan Kaygusuz
  • Olcay Kuş, Geride Kalanlar, 2016. Poliüretan köpük, kâğıt hamuru, akrilik ve sprey boya, 50 x 30 x 45 cmFotoğraf: Kayhan Kaygusuz
  • Olcay Kuş, İsimsiz, 2016. Cam üzerine sprey boya, 114 x 85 cmFotoğraf: Kayhan Kaygusuz
  • Olcay Kuş, Wham, 2016. Tuval üzerine gazete kağıdı, akrilik ve sprey boya, 160 x 120 cmFotoğraf: Kayhan Kaygusuz
  • Olcay Kuş, Her Şey Yolunda, 2016. Tuval üzerine gazete kâğıdı, mürekkep, akrilik ve sprey boya, 160 x 120 cmFotoğraf: Kayhan Kaygusuz
  • Olcay Kuş, İletişim I (sol), İletişim II (sağ) 2016. Tuval üzerine akrilik ve sprey boya, 120 x 100 cmFotoğraf: Kayhan Kaygusuz

Olcay Kuş, İletişim I (sol), İletişim II (sağ) 2016. Tuval üzerine akrilik ve sprey boya, 120 x 100 cm

Fotoğraf: Kayhan Kaygusuz

Olcay Kuş'un önceki çalışmalarından aşina olduğumuz ve bu sergi vesilesiyle de bahsettiğimiz temalar, onun ısrarla sorguladığı bir meseleye götürüyor bizi: İletişim. En güçlü iletişim araçlarından olan medya ve beden dili arasındaki ilişkiyi sorguluyor. Medyanın kullandığı dil ve görsellerin toplumu nasıl ifade ettiğini ve şekillendirdiğini konu ediniyor. Böylece sanatçının, son kişisel sergisinden bu yana gazeteyi sadece malzeme olarak kullanmadığını üzerindeki görsel dilden de esinlendiğini görüyoruz. Tuval ve desen çalışmalarının yanı sıra, son dönemde üzerinde sıklıkla çalıştığı amorf heykel serisi Geride Kalanlar, ilk defa “Yokuş Yukarı” sergisi ile izleyiciye sunuluyor. Kâğıt hamuru ve poliüretan köpükle plastik oyuncakları kaplayarak şekillendirdiği ‘şekilsiz’ heykelleri pek çok çağrışıma açık. Sanatçı, bu seriyi tuvallerle ilişkilendirmese de heykellerin çarpık formları; gazete kağıdı, sprey boya ve stencil uyguladığı karmaşık tuval yüzeylerini anımsatıyor. Kendisini en çok etkileyen malzemeleri farklı boyutlardaki tuval ve kâğıtlar üzerinde tekrar tekrar denediği atölyesinde uzun zamanlar geçiriyor. “Kapıdan adım attığınız an mücadele başlıyor.” diyor. Dışarının kalabalığını, “steril” olmayışını çalışmalarına yansıtıyor. Bu nedenle sanatçı için tuvali temiz bırakmak imkânsız. Bariz figürlerin yanı sıra boya lekeleri, sokaktan etkilenmesinin kaçınılmaz bir sonucu.

“Artık sokağa çıkmasam da beni bekleyen karmaşayı biliyorum” diyor. Bu yeni sergisinde dışarıdaki kaosun kendisindeki etkilerinden yola çıkarak sıkıntılı bir döneme işaret ediyor ve vaziyeti özetliyor: Yokuş Yukarı.

0
1799
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle