06 HAZİRAN, ÇARŞAMBA, 2018

Tarihin Çarklarını Yerinden Oynatanlar

Olgu Ülkenciler’in Stefan Zweig’ten ilham alarak başlığını oluşturduğu beşinci kişisel sergisi “İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar”, Art On İstanbul’un Tepebaşı’ndaki mekânında sanatseverlerle buluşuyor. Tarihin çarkını devrimden yana döndüren mihenk taşı niteliğindeki olaylar ve karakterler üzerinden bir anlatı kuran sergi, kısa hikâyeler üzerinden bütüncül bir okuma sunuyor.

Tarihin Çarklarını Yerinden Oynatanlar

Beşinci kişisel sergisi “İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar” vesilesiyle Olgu Ülkenciler ile konuştuk. Üretim pratiği, ilham noktaları, kullandığı metaforlar, kendine has dili ve yeni projeleri üzerine sohbet ettiğimiz Ülkenciler’in son sergisini 9 Haziran’a dek ziyaret edebilirsiniz.

Beşinci kişisel serginiz “İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar” adını Stefan Zweig’in aynı adlı kitabından alıyor. Serginin bu başlık altında şekillenmesinde hangi etmenler etkili oldu?

Bu soruya Zweig’ten bir alıntıyla başlamak istiyorum: “Çağları aşan bir kararın bir tek takvime, bir tek saate, çoğu kez de yalnızca bir tek dakikaya sıkıştırıldığı trajik ve yazgıyı belirleyici anlara, bireylerin yaşamında ve tarihin akışı içinde çok ender rastlanır. Ben böyle anları ‘İnsanlık Tarihinde Yıldızın Parladığı Anlar’ diye adlandırdım; çünkü onlar, tıpkı yıldızlar gibi, hiç değişmeden geçmişin karanlığına ışık tutmaktadırlar.” Uzunca bir süredir özellikle güncel sanatta karşılaştığımız ve maruz kaldığımız “aydınsızlaştırma” ve “insansızlaştırma” operasyonuna bir tepkiydi. Buna bir operasyon demekte beis görmüyorum çünkü bilinçli olarak yapıldığına inanıyorum. Distopik dünyaların güzellemelerine karşın ütopyayı, atıllaştırılan insana karşı değiştirebilme gücünün ellerinde olduğunu bilen başkaldıran insanı, umutsuzluğa mahkûm edilmeye çalışılan “insanlığın” neler başarabildiğini tekrar hatırlatmaktı.

Serginin adını aldığı kitap 14 hikâyeden oluşuyor ve Fatih Sultan Mehmed, Händel, Dostoyevski, Tolstoy, Lenin gibi önemli figürlerin benzersiz anlarını konu alıyor. Peki sizin serginizin özneleri kim?

1789 Fransız Devrimi bir burjuva devrimidir ve işçi sınıfının doğmasına sebep olmuştur. Aydınlanmayı başlatmıştır. Spartaküs köleliğe karşı ilk isyan, Sputnik insanlığın bilinmeyeni -uzayı merak etme ve onu çözme isteği… Brecht, Şostakoviç ve Puşkin’den Gorki’ye uzanan bir Rus klasikleri serisi ile de Ekim Devrimi’ne verdiğim bir selam.

  • Olgu Ülkenciler, Sputnik, 2018 Tuval üzerine karışık teknik | Mixed media on canvas 168 x 168 cm
  • Olgu Ülkenciler, Anlatılan Senin Hikayendir | De te fabula narratur , 2018 Tuval üzerine karışık teknik | Mixed media on canvas 168 x 168 cm
  • Olgu Ülkenciler, 1789, 2018  Tuval üzerine karışık teknik | Mixed media on canvas 168 x 168 cm

Olgu Ülkenciler, 1789, 2018  Tuval üzerine karışık teknik | Mixed media on canvas 168 x 168 cm

Sergiden önce nasıl bir hazırlık süreci geçirdiniz? Figürleri ve hikâyeleri neye göre seçtiniz?

Konu ve kişiler hakkında varolan bilgilerimi tazeledim. Bunları resimsel bir dile nasıl dönüştürmeliyim, soyutlamaları nasıl ve ne şekilde yapmalıyım diye düşündüğüm, karalamalar yaptığım, notlar aldığım özellikler Rus klasikleri serisi nedeniyle bol okumalı bir dönem oldu. Figürleri ve hikâyeleri seçerken referans noktam ise tarihin çarklarını ileriye doğru hareket ettiren olay ve kişilerdi.

Sergi kapsamındaki resimlerinizi tek tek ele almak yerine tümüne baktığımızda ayrı, bütüncül bir okumayla karşılaşıyoruz. Sergi kapsamındaki çalışmaların ortak dil ve kurgusunu anlatabilir misiniz?

Bir önceki soruda da vurguladığım gibi tarihin farklı zamanlarında olsalarda ortaklaştırıcı olan tek şey insanlığın ilerici hâlleri. Bitişleri, yıkılışları, yeniden kurulma dönemleri ve bu dönemlerde aydın sorumluluğuna sahip insanlığın ilerici hamlelerinin tarafında olmayı özellikle seçmiş sanatçılar, kendi içlerindeki bütünselliği ayrı ayrı dönemler ve coğrafyalar olsa da ister istemez yansıtıyorlar.

“İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar”da yer alan çalışmalarınızda yazılar, kuru kafalar, gümüş ve varak kullanımları, soğuk mavi ve karanlık tonlar sıklıkla karşımıza çıkıyor. Kullandığınız metaforlar hangi alt metinlere dayanıyor?

Bu cevaplaması çok uzun bir soru fakat şöyle özetlemeyi deneyebilirim. Renk kullanımı, genel olarak resimlerimde kendi içerisinde anlatımı güçlendirmek ya da konuyu beslemesi açısından özellikle dikkat ettiğim bir başlık. Altın ve gümüş renginin ağırlıkta olmasını da bu sergi özelinde figürleri ve olayları yüceltmek için kullanmayı uygun buldum, karanlık tonlar benim resmimde hep vardır fakat bu sergi sürecinde karanlıktan aydınlığa bir referans olarak yerlerini aldılar.

Geometrik figürler, motifler ve tipografi gibi grafik unsurlar ise genel üretim biçiminizin önemli parçaları arasında yer alıyor. Tekniğinizin ele aldığınız konu çerçevesinde biçimlendiğini söyleyebilir miyiz?

Evet, serginin ana fikrini oluşturan konuya göre bir dil oluşturmaya çalışıyorum, anlatımı besleyecek ve güçlendirecek renkleri, bilindik motifleri ya da birtakım tipografik ögeleri de bu ana fikir çerçevesinde kullanmaya özen gösteriyorum. Özellikle Rus klasikleri soyut bir anlatımla yapılsa da kitap isimlerini tipografiyle direkt kullanarak bir ikililik yaratmaya çalıştım. Her zaman Rus avangartlarının tipografi kullanımından çok etkilenmişimdir, bunu propagandif bir dil yerine resmin kendi bütünlüğünü oluşturacak bir eleman olarak kullanmaya çalıştım.

Gelecekteki projeleriniz arasında neler var?

Çok yoğun bir dönemi daha yeni atlattığım için biraz sakinleşmek önemli diye düşünüyorum. Proje kelimesini de bu anlamda pek sevmiyorum. Sürekli kafasında projeleri olan bir sanatçı da olamadım ama sergiyi hazırlama sürecinde mozaik motiflerini çok sık kullandığım için bu konuda eksikliğimi farkettim ve bir süre mozaikle ilgilenebilirim diye düşünüyorum.

0
2271
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle